Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Haziran Temmuz 2022
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
1 2 3 4 5 6 7
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 172.70.38.136
Şuan 12 kişi online
Bugün 1062 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 181910
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ANTALYA TİCARET BORSASI ŞUBAT AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
 Antalya Ticaret Borsası (ATB), Şubat ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerlerinin değişimleri, 2022 Şubat ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Şubat ayında miktar endeksleri, domateste 45, sebzede 55 ve meyvede 81 olarak gerçekleşirken, fiyat endeksleri domateste 667, sebzede 825 ve meyvede 448 olarak yansıdı. Şubat ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % -30.91, sebzede % -22.20 azalırken, meyvede ise % 1.69 arttı. Miktar endeksleri geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) domateste % -7.28 azalırken, sebzede % 3.22 arttı, meyvede ise % 31.91 artış gösterdi. Miktar endekslerindeki değişimler, aylıkta domates ve sebzede azalırken meyvede bir miktar artış gösterdi. Bu değişimler, tüm kalemlerde son 7 yılın Şubat ayları için dikkat çekici oldu. Özellikle fiyat endekslerindeki yıllık değişimler domateste rekor artış, sebzede rekora artış ve meyvede ise ortalama olarak gerçekleşti.         Fiyat endekslerinde ise domates, geçen yılın Şubat ayına göre (yıllık) % 256.08’lik artış gösterdi. Bu artış, son 7 yılın açık ara yükseliş rekoru oldu. Şubat ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 3.22’lik artışa karşılık, fiyat endeksi % 161.03 arttı. Bu artış, son 7 yılın en yüksek Şubat ayı artışı oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 31.91’lik artışa karşılık, fiyat endeksi % 15.51’lik artış gösterdi. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Şubat ayında % -30.91 azalış gösterirken, işlem fiyatı endeksi aylık % 63.00’lık artış gösterdi. Son 4 yılın Şubat ayları endekslerinde rekor miktar azalışı ve en yüksek fiyat artışı yaşandı. Bir önceki aya göre (aylık) sebze işlem miktar endeksi, Şubat ayında % -22.20 azalış gösterirken, işlem fiyat endeksi aylık % 43.50’lik artış gösterdi. Son 4 yılın Şubat ayları dikkate alındığında, sebze miktar endeksi rekor seviyede düşerken, fiyat endeksinde en yüksek fiyat artışı gerçekleşti.   Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Şubat ayında % 1.69 artış gösterirken işlem fiyat endeksi ise % 14.02’lik artış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2022 yılı Şubat ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta son 4 yılın ortalamasında seyretti.

Detaylar...

ÇÖLLEŞME RİSKİ ARTIYOR, SU YÖNETİMİ ŞART
Antalya Tarım Konseyi (ATAK) ile Antalya Ticaret Borsası (ATB) işbirliğinde düzenlenen “Antalya Tarımında İklim Değişikliği, Kuraklık ve Su Sorunu Paneli” çevrimiçi yapıldı. ATAK Genel Sekreteri Gonca Ertok moderatörlüğünde yapılan panele, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Su Politikaları Derneği ve Hidropolitik Akademi Başkanı Dursun Yıldız katıldı. Türkiye’nin iklim değişimi olasılığının bulunduğu bir kuşakta yer aldığını belirten Prof. Dr. Murat Türkeş, “Antalya da aşırı kurak olma olasılığı olan bir bölgede” dedi. Antalya’nın yıllık 900-1000 mm ortalama yağış aldığını, yağışların ise önemli değişkenlik gösterdiğini belirten Türkeş, “Antalya, kuraklığa eğilimli ve hassas, şiddetli yağışların da olabileceği oynak değişken bir yağış rejiminin bulunduğu bir bölgede. Yıllık ortalama buharlaşma ise çok yüksek. Bu tarım için olumsuz bir durum” dedi. ÇÖLLEŞME UYARISI Murat Türkeş, çölleşme sürecinin dünyanın yüzde 49’una ulaştığını kaydederken, Türkiye arazisinin yüzde 60’ının kurak olduğunu, yüzde 65’inin ise çölleşme sürecine açık olduğunu söyledi. Türkeş, su politikalarının buna göre yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Türkeş, Antalya’nın Elmalı ilçesi gibi batı iç kesiminin çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirirken, iklim değişikliğinin yanı sıra yanlış arazi kullanımı gibi uygulamaların riski artırdığını belirtti. SU ZENGİNİ DEĞİLİZ Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını, yıllık su açığı bulunan bir ülke olduğunu vurgulayan Murat Türkeş, su kullanımının doğru yönetiminin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin sıcaklık rejiminin giderek tropikleştiğini, Antalya’da ise yaz günlerinde tropikal günlerin arttığını söyleyen Türkeş, yüksek sıcaklıkla birlikte toprak neminin de azaldığına işaret etti. Türkeş, betonlaşma ve yeşil alanların azalmasının da etkisine dikkat çekerken, gece de devam eden buharlaşmanın tarım için risk oluşturduğunu ifade etti. Son dönemde yağışların artmasıyla meteorolojik kuralığın azaldığını ancak hidrolik ve tarımsal kuraklığın hala Antalya için tehdit olduğunu söyleyen Türkeş, “Son yağışlar önemli ama kuraklık bitti diye hareket etmek çok yanlış” dedi. ÖNERİLER Tarımdan sonra en önemli su kullanıcısının kentler olduğunu söyleyen Türkeş, “Kuraklık tarımla birlikte en çok büyük kentleri vuruyor” dedi. Türkeş, su tüketimi fazla olan bitki ürün deseninden kaçınılması, 10 binlerce yılın birikimi yeraltı suyunun hunharca kullanılmaması, iklim ve çevre dostu sürdürülebilir tarım, su kaynakları kullanımını politikalarının uygulanması, modern sulama yöntemlerinin teşvik edilmesini önerdi. YAĞIŞLARA KARŞI REHAVET UYARISI Su Politikaları Derneği ve Hidropolitik Akademi Başkanı Dursun Yıldız, son 3 yıldır Türkiye’nin kuraklıkla “boğuştuğunu” söylerken, son dönemde ise karar vericileri rehavete sevk edebilecek yağış olduğunu söyledi. Barajlar bir miktar dolunca su sıkıntısı yokmuş gibi davranıldığını ifade eden Yıldız, “Türkiye’nin ciddi şekilde su sorunu var. Suyunu, enerjisini, gıdasını ve çevresini biyoçeşitliliğini planlaması, yönetmesi zorunluluğu var” dedi. SU YASASI BEKLENİYOR Kuraklıktan en çok tarım sektörünün etkileneceğini belirten Yıldız, ülkede sulama altyapısının eski ve ekonomik ömrünü doldurduğunu, kanalet hatlarının arızalı olduğunu, sulama altyapısının yeniden değerlendirilip daha verimli hale getirilmesi gerektiğini anlattı. Su yönetimi yasasının çıkmasını beklediklerini belirten Dursun Yıldız, su yönetiminin koordinasyon içerisinde yapılması gerektiğini vurguladı. Entegre havza yönetiminin önemine dikkat çeken Dursun Yıldız, ulusal su planındaki hedefler dikkate alınarak, birbirini tamamlayan uygulamalar, katılımcı, doğaya uyumlu, şeffaf, bir yönetim anlayışı ile daha fazla kaybetmeden yapılması gerektiğini ifade etti. Yıldız, “Zaman kaybetmeden Türkiye’de su yönetimi ele alınmalı. Bütün planlamalarımızı iklim değişikliğine göre organize etmeliyiz. Su yönetimi dinamik bir iştir. Planlaması ve uygulamasıyla dinamik olmayı gerektirir” dedi. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ HASSAS DAVRANMALI Büyükşehirlerin, nüfusun yüzde 65’ine su ve atık su hizmeti sağladığını ve su yönetiminde büyük fonksiyona sahip olduğunu belirten Yıldız, belediyelerin ilgili birimlerinin su yönetimi konusunda daha hassas çalışması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin altın değerindeki yeraltı su kaynaklarının yüzde 85’ini tahsis ettiğini, bunun büyük bölümünün de kişisel tahsisler olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Son 15 yılda 5 milyar metreküp su kişisel tahsis yapılmış durumda” dedi. Geçmişte sınırların petrol kaynaklarına göre belirlendiğini belirten Yıldız, bugün gerek savaşların çıkması gerekse savaşın duracağı yerin belirlenmesinde su kaynaklarının bulunduğu alanların etkili olduğunu vurguladı.  

Detaylar...

ATB ŞUBAT MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Şubat Meclisi, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında çevrimiçi yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ANTALYA’DA RUSYA-UKRAYNA TEDİRGİNLİĞİ Konuşmasına Rusya ile Ukrayna ilişkilerindeki krizden duyduğu endişeyi dile getirerek başlayan Başkan Ali Çandır, son birkaç günde hızla kötüleşen ve sıcak bir çatışmaya doğru ilerleyen Rusya-Ukrayna ilişkilerinin hem dünya, hem Türkiye, hem de doğrudan Antalya için ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Rusya’nın Dombas bölgesi ile ilgili kararı ve icraatlarının bir çatışmaya ve savaşa yol açmaması ümit ettiğini söyleyen Çandır, şunları kaydetti: “Böyle bir savaşın galibi olmaz. Biz de dahil olmak üzere büyük halk kesimleri kaybeder. Her halükarda tedbirlerimizi almalı ve gelişmelere karşı son derece duyarlı olmamız gereken bir dönemdeyiz. Çünkü her iki ülke ile köklü ve büyük hacimli ekonomik ve toplumsal ilişkilere sahibiz. Antalya’ya gelen turistlerin üçte birini, yaş meyve sebze ihracatımızın önemli bölümünü, toplam hububat ithalatımızın yüzde 80’ini Rusya ve Ukrayna oluşturmaktadır. Ayrıca toplam doğalgaz ve petrol ithalatımızın önemli bölümünü Rusya ve ortaklarından temin etmekteyiz. Böylesi ekonomik ilişkilerin dışında her iki ülke vatandaşlarının kentimizde ciddi bir yerleşik hali bulunmaktadır. Hepimizin en içten dileği, bu anlaşmazlığın toplumlara ve halklara yararlı biçimde ve barış içinde çözüme kavuşmasıdır.” İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜRETİMİ ETKİLİYOR İklim değişikliğinin tarımda hissedildiği bir dönemden geçildiğini, yağışların azalmasına bağlı olarak ülke genelinde tarımsal kuraklık, Antalya’da ise aşırı yağışlarla gelen fırtına ve hortumun üreticiyi olumsuz etkilediğini belirten Çandır, zararını gideremeyen üreticinin büyük bölümünün üretimden çekildiğini kaydetti. Çandır, “Üreticilerin üretimden çekilmemesi için zararlarının kısa sürede karşılanması en büyük dileğimizdir. Kamunun bu konuda daha hassas davranmasını diliyoruz” dedi. Çandır, Borsa ve Antalya Tarım Konseyi olarak son iki yıldır sürdürülebilirlik teması ile tarım sektörünün yeşil mutabakata uyumu ve iklim değişikliğinin tarıma etkilerini toplantılarda ele aldıklarını belirtirken, bu toplantılarda sektörü geleceğe hazırlamayı amaçladıklarını anlattı. Çandır, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Konya’da başlayan İklim Şurası’nın yeşil mutabakata uyum ve iklim değişikliğiyle mücadele için bir fırsat olmasını ve alınacak kararların eyleme dönüşmesini diledi. ISPARTA AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMEYİ BEKLİYOR Yağmurun Antalya kıyı ve yayla tarımına ciddi hasar verirken, Isparta’da mevsim normallerinin üzerinde yağan kar nedeniyle tarımsal alanların zarar gördüğünü anımsatan Başkan Çandır, kar yağışından olumsuz etkilenen Ispartalılara, üreticilere, Borsa üyeleri ve ticaret erbabına geçmiş olsun dileklerini iletti. Isparta’nın afet bölge ilan edilmeyi beklediğini söyleyen Başkan Çandır, “Isparta’daki karanfil üretimi ve sonrasındaki ticaret, Borsamız işlem hacmi ve kentimiz ihracatı için önemli bir yere sahiptir. Ülkemiz karanfil üretim alanın yüzde 21’i Isparta’dadır. Üretimin ise yüzde 23’ü Isparta’da yapılmaktadır. İklim avantajı kullanılarak yapılan üretim ve ihracatımızın 12 aya yayılmasının sağlanması nedeniyle de Isparta ayrı bir öneme sahiptir. Dolayısıyla Isparta’daki seraların ayağa kaldırılması üretimin ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından çok önemlidir. Üyelerimiz, Isparta`nın afet bölgesi olarak ilan edilerek mağduriyetlerin giderilmesini ve zararın tanzim edilmesini istiyor. Aksi halde uzun yıllar boyunca büyük emeklerle oluşturulan ihracat pazarlarımızın kaybolabileceğini, bu nedenle yaraların bir an önce sarılmasının önemli olduğunu ifade ediyor” diye konuştu. KGF KREDİSİ ARTIRILSIN Mikro ve KOBİ’ler için üretim ve ticari faaliyetleri için krediye erişim kolaylığının önemine işaret eden Ali Çandır, 60 milyar TL’lik Kredi Garanti Fonu (KGF) kredisinin artırılmasını istedi. Çandır, “Taşıdığımız mali yükler için uzun bir süredir zaten özvarlıklarımızı tüketmekteyiz. Varlığımızı ve faaliyetlerimizi devam ettirmek için uygun koşullu krediye erişmemiz gerekmektedir. Son dönemde açıklanan 60 milyar TL’lik KGF kredisini bu bakımdan önemsiyoruz. Ancak bu miktarın artırılmasını ve işletmelerimize en az yarısının nakit olarak kullandırılmasını talep ediyoruz. Bu sayede cari ödemelerimiz için bir kapı açılmış olacaktır” dedi. DEVLETLE HELALLEŞELİM Temel gıda ürünlerinde KDV oranının yüzde 8’den yüzde 1’e indirilmesini olumlu bulduklarını, ancak uygulamanın üyelerin yüzde 8 ve yüzde 18 KDV’li girdi tedariklerinden dolayı ciddi bir KDV birikimine yol açacağına dikkat çeken Çandır, “Bu uygulamayla biriken KDV, işletmelerimiz için ciddi bir finansman yükü oluşturacaktır. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde hızlı bir KDV iade sistemine ihtiyaç duyulacaktır. Sektörümüz, KDV iade sisteminin hayata geçmesini beklemektedir. Aslında bizim uzunca süredir dile getirdiğimiz talebimiz, birçok ülkenin uyguladığı belirli periyodlarda birikmiş KDV’nin mükelleflere ödenmesi uygulamasıdır. Bir anlamda belirli dönemlerde mükellefle devletin helalleşmelidir” talebinde bulundu. TARIMIN KULLANDIĞI ENERJİYE ÖZEL TARİFE TALEBİ Borsa üyelerinin enerji fiyatlarındaki artışlardan dolayı maliyetlerinin aşırı arttığını ifade ettiğini belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “Tarımsal üretim, paketleme, depolama gibi tarımı ilgilendiren enerji tüketimlerde özel tarifenin uygulanmasını talep ediyoruz” dedi. Yenilenebilir enerji üretimi ve kullanımı konusundaki mevzuatın güncellendiğini, güneş enerjisi santralları (GES) konusunda devletten tarım sektörünü özendirici teşvik ve destekler beklediklerini kaydeden Çandır, “Maliyetlerimizi ciddi oranda düşürecek olan bu yatırımlar için mutlak süratte uygun koşullu yatırım finansmanı ve muafiyetler gereklidir” dedi. ÜRETİM MALİYETİNİ FİYATA YANSITAMIYOR 2022 yılına yüzde 36 civarında tüketici enflasyonu, yüzde 80 civarında da üretici enflasyonuyla başlandığını anımsatan Başkan Çandır, “TÜİK tarafından açıklanan son verilere baktığımızda sektörümüz aleyhine olan bu durumun daha da derinleştiğini görmekteyiz” dedi. TÜİK’in gübre fiyatlarında 2021 yılındaki artışı yüzde 152.42, yem fiyatlarında artışı yüzde 40.41, enerji fiyatlarındaki artışı yüzde 48.74 olarak açıkladığını belirten Çandır, işçilik maliyetlerinde yüzde 50’nin üzerinde artış görüldüğünü, bu artışlara karşılık tarımsal üretici fiyatlarının 2021 yılında yüzde 36.39 artabildiğine dikkat çekti. İşlenmemiş gıda fiyatlarının yüzde 39.83 ve yaş meyve sebze fiyatlarının yüzde 17.94 artabildiğine işaret eden Çandır, şunları kaydetti: “Et ve hayvansal ürünlerin fiyatları da baskılanmış ve girdi maliyetlerindeki artışların çok çok altında fiyatlar yaşanmıştır. Varlığını devam ettirmenin sınırında yaşayan sektörümüze mutlaka gerçekçi destekler sağlanmalıdır. Bu desteklerin bir bölümü yıllardır ürettiği oranda alamadığı destekleme ödemeleridir. Diğer bir bölümü ise uygun koşullu krediye erişimle ilgilidir. Yüksek enflasyon geniş halk kesimleri ile üreticiler üzerinde yıkıcı bir baskı oluşturmaktadır. Bu yüksek enflasyon belasına asla alışmamalıyız ve bunu normalleştirmemeliyiz. Çünkü sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engellerden biri yüksek enflasyondur. Halbuki sektörümüzün acilen büyüme ivmesi yakalaması gerekmektedir. Son 10 yıldır sektörümüz bir yıl küçülen bir yıl büyüyen bir performans içerisindedir.” MALİYETLER DÜŞÜRÜLMELİ ATB Başkanı Ali Çandır, dünyada tarımsal üretim ve ticarinin birincil stratejik alan olarak kabul edilip hareket edileceği bir döneme girildiğini belirtirken, son yıllarda bir büyüyüp bir küçülen tarım sektörünün, istikrarlı bir biçimde büyümesinin sağlanmasının önemine dikkat çekti. Çandır, bunun için de maliyet yapısının katma değer yaratacak şekilde düzenlenmesi, dışarıdan satın alınan mal ve hizmet maliyetlerinin payının düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Çandır, “Aksi halde her kur hareketi bizleri savurmaya devam edecektir. Üreticinin yüzde 30’u aşan vadeli girdi maliyetlerinin azaltılması ve benzeri kolaylıklar için kamu bankası destekli bir dijital tedarik sistemi kurulmalıdır. Ziraat Bankası’na da önerdiğimiz GİTAP dediğimiz bu sistem hayata geçirildiğinde üretimdeki girdi maliyetlerini önemli ölçüde azaltmak mümkün olacaktır” önerilerini dile getirdi. HAVA ÜRÜN FİYATLARINI ETKİLEDİ Hava koşullarının tarım sektörünü çok zorladığı bir ayı geçirdiklerini belirten Çandır, yaş meyve sebze arzının düşmesi, talebin araza göre yüksek olması ve nakliyede yaşanan problemlerin artması nedeniyle ürünlerin fiyatlarının da yükseldiğini kaydetti. Ancak yükselen fiyatlarda komisyoncuların sorumlu tutulduğunu kaydeden Çandır, şunları söyledi: “Üyelerimiz, kanunlarca belirlenen oranlarda komisyon aldıklarını, ticaretlerini bu oranda yaptıklarını ve üretim için çiftçilere ön finansman kredisi sağladıklarını belirtmişlerdir. Son dönemde yaşanan yüksek enflasyon ve artan yaş sebze fiyatları nedeniyle; meslekleri üzerinde olumsuz bir kamuoyu baskısı oluşturulduğunu ve konunun ülkemiz gündeminde sıklıkla ve yanlış bir şekilde gündeme getirilmesinden duydukları rahatsızlığı bir kez daha ifade etmişlerdir. Zorlu koşullara rağmen çalışmaktan ve üretmekten vazgeçmeyen üreticilerimize, emekçilerimize ve üreticilerimizin emeğini kıymetlendiren komisyoncu, tüccar ve ihracatçılarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum.” KOTASIZ TİCARETİN ÖNÜ AÇILMALI Rusya Federasyonu tarafından domates ithalatına getirilen kotanın ihracatçıyı zor durumda bıraktığını söyleyen Çandır, kotanın 3.500 tonun altına düştüğü ve kısa sürede dolacağının ifade edildiğini anımsattı. Türkiye’nin 2021 yılında domates ihracatını 363 milyon dolara yükselttiğini, miktar bakımından yüzde 19, değer bakımdan yüzde 16 artışla 2021’i kapattıklarını belirten Çandır, “İhracatımızın yüzde 19’una denk gelen 68 milyon dolarlık kısmını da Rusya Federasyonu’na gerçekleştirmiştik. 2022 Ocak ayı domates ihracatında miktarda yüzde 8, değerde ise yüzde 23 artışı yakaladık. Kotanın kalkmasıyla ihracatımız daha fazla artacaktır. Üreticilerimiz, üyelerimiz ve ihracatçılarımızın beklentisi kotaların tamamen kaldırılması ve kotasız ticaretin önünün açılması yönündedir” diye konuştu. KIRCAMİ DEĞERLENDİRMESİ Konuşmasında Kırcami’nin yapılaşmaya açılmasını da değerlendiren Başkan Çandır, son 20-30 yılda Antalya kent merkezinde bir çok tarım alanının imara kurban edildiğini anımsattı. Kırcami’nin imarıyla ilgili kararın da Belediye meclisinden geçtiğini belirten Çandır, “Bu konuda iki dileğimiz ve talebimiz bulunmaktadır. Bunlardan ilki, böylesi özel bir tarım alanının imara açılması kararının son olmasıdır. İkincisi ise Antalya’nın bundan sonraki kentsel yenileşmesinde referans olacak şekilde hayata geçmesidir. Kentimizdeki yaşamın ve üretimin sürdürülebilirliği bakımından bu iki konunun hayati önem taşıdığını düşünmekteyiz” diye konuştu. Ali Çandır, Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Simav’ın vefat eden babası Hasan Simav’a Allah’tan rahmet dilerken, Hüseyin Simav ve ailesine başsağlığı diledi. Meclis’te üyeler, sektörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  

Detaylar...

ÜRETİCİNİN YÜKÜ AĞIRLAŞIYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Aralık 2021 tarımsal girdi fiyat endeksini (TARIM-GFE) değerlendirdi. TARIM-GFE’nin aylık yüzde 9.82 ve yıllık yüzde 45.61 olarak ilan edildiğini belirten Başkan Çandır, “Bu rakamlar, önceki ayda olduğu gibi aylıkta ve yıllıkta endeks tarihinin rekorları olmuştur. Mart ayından itibaren aylık ve yıllık tarımsal girdi enflasyonları, son 6 yılın rekorlarını kırmaya devam etmektedir” dedi. EN FAZLA ARTIŞ GÜBREDE Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 10.19 ve yıllık ise yüzde 47.85’lik artış ilan edildiğini kaydeden Çandır, en fazla artışın yüzde 18.20 ile gübrede görüldüğünü belirtti. Çandır, TÜİK rakamlarına göre aylık tohumda yüzde 0.9, enerjide yüzde 15.70, gübrede yüzde 18.20, ilaçta yüzde 4.20, veteriner hizmetlerinde yüzde 1.32, yemde yüzde 8.17 ve diğer kalemlerde ise yüzde 16.06 artış ilan edildiğini kaydetti. Mal ve hizmetlerin Aralık ayındaki yıllık değişimlerine de dikkat çeken Çandır, tohumda yüzde 19.54, enerjide yüzde 48.74, gübrede yüzde 152.42, ilaçta yüzde 25.50, veteriner hizmetlerinde yüzde 16.98, yemde yüzde 40.41 ve diğer kalemlerde ise yüzde 28.59 artış görüldüğünü kaydetti. Çandır, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 7.30 ve yıllık yüzde 31.91’lik artış ilan edildiğini belirtti. FİYATLAR YÜKSELME EĞİLİMİNDE Tarımsal girdi fiyatlarının Kasım verileri ile karşılaştırıldığında Aralık ayı fiyatlarının hem aylık hem de yıllık bazda ortalama iki katlık artış gösterdiğine dikkat çeken Başkan Ali Çandır, “TÜİK tarafından ilan edilen Ocak ayı yurtiçi ve yurtdışı üretici ile tarımsal üretici fiyatları endekslerinin de hala artmaya devam etmesinin etkisiyle önümüzdeki aylarda tarımsal girdi fiyatlarının hızla artmaya devam edeceğini öngörebiliriz. Nitekim bu artış eğilimi, son 6 yıldır yüksek bir korelasyonla devam etmektedir” dedi. MALİYET YÜKÜ ARTIYOR Aralık ayında tarımsal üretici fiyat endeksi (TARIM-ÜFE) aylık yüzde 12.51 ve yıllık ise yüzde 36.39 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, “Bilindiği gibi TARIM-ÜFE, tarımsal üreticilerin satış fiyatlarındaki enflasyondur. Sürdürülebilir olan aylık ve yıllık Tarım-GFE rakamlarının TARIM-ÜFE’den düşük seyretmesidir. Ancak bu durumda tarımsal üreticiler, varlıklarını ve faaliyetlerini sürdürebilirler. Aralık ayı da dahil olmak üzere son 5 aydır ilan edilen rakamlar gösteriyor ki, tarımsal üreticiler aylık ve yıllık olarak sürekli zarar etmektedir” dedi. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini söyleyen Başkan Ali Çandır, “Aralık ayında açıklanan aylık yüzde 19.08 ve yıllık yüzde 79.89 düzeyindeki yurtiçi üretici enflasyonu ile aylık yüzde 25.92 ve yıllık yüzde 87.64 düzeyindeki yurtdışı üretici enflasyonu genel olarak sektörün geçmişten gelen maliyet yükünü gelecekte de artarak taşımaya devam edeceğini göstermektedir. Yurtiçi enflasyondaki gıda kalemi aylıkta yüzde 20.08 ve yıllıkta yüzde 64.84 artış göstermiştir” değerlendirmesinde bulundu. Aralık ayında üretici kesimdeki enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonunun (TÜFE) aylık yüzde 13.58 ve yıllık yüzde 36.08 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, şunları kaydetti: “Tüketici taraftaki işlenmemiş gıda enflasyonu aylık yüzde 15.46 ve yıllık yüzde 39.83 düzeyinde ilan edilirken yaş meyve sebze enflasyonu ise aylık yüzde 7.99 ve yıllık 17.94 olarak ilan edilmişti. İşlenmemiş gıda ve yaş meyve sebze ürünleri başta olmak üzere tarım kesiminin üretici tarafındaki yüzde 50 civarında seyreden iki haneli enflasyonlara karşılık tüketici taraftaki tek haneli ve nispi küçük rakamlar; bir taraftan üretici kesimin maliyet yükünü biriktirmeye devam ederken diğer taraftan da tüketici kesimin gelecekte nasıl bir fiyat artışı ile karşı karşıya kalma riskine sahip olduğunu göstermektedir.”  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI OCAK AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Ocak ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerlerinin değişimleri, 2022 Ocak ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Ocak ayında miktar endeksleri, domateste 65, sebzede 71 ve meyvede 79 olarak gerçekleşirken, fiyat endeksleri domateste 410, sebzede 575 ve meyvede 393 olarak yansıdı. Ocak ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 20.45, sebzede % 22.35 ve meyvede ise % 5.91 azaldı. Miktar endeksleri geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) domateste % 36.43, sebzede % 32.95 ve meyvede ise % 46.04 arttı. Miktar endekslerindeki değişimler, aylıkta toplu biçimde azalırken yıllıkta toplu biçimde artış gösterdi. Bu değişimler, tüm kalemlerde son 7 yılın Ocak ayları için dikkat çekici oldu. Özellikle fiyat endekslerindeki yıllık değişimler domateste rekor artış, sebzede rekora yakın artış ve meyvede ise rekor düşüş olarak gerçekleşti.       Domates fiyat endeksi, geçen yılın Ocak ayına göre (yıllık) % 142.87’lik artış gösterirken. Bu artış, son 7 yılın açık ara yükseliş rekoru oldu. Ocak ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 32.95’lik artışa rağmen fiyat endeksi % 107.31 artış gösterdi. Bu artış, son 7 yılın en yüksek ikinci Ocak ayı artışı oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 46.04’lük artışa karşılık fiyat endeksi % 1.32 azaldı. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Ocak ayında % 20.45 azalırken, işlem fiyatı endeksi aylık % 73.21 artış gösterdi. Son 4 yılın Ocak ayları endekslerinde ortalama miktar azalışı ve en yüksek fiyat artışı gerçekleşti. Bir önceki aya göre (aylık) sebze işlem miktar endeksi, Ocak ayında % 22.35 azalırken, işlem fiyat endeksi aylık % 50.11’lik artış gösterdi. Son dört yılın Ocak ayları sebze miktar ve fiyat endekslerinde en düşük ikinci miktar azalışına karşılık en yüksek ikinci fiyat artışı gerçekleşti. Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi Ocak ayında % 5.91, işlem fiyat endeksi ise % 1.41 azaldı. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2022 yılı Ocak ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta son 4 yılın ortalamasında seyretti.  

Detaylar...

ATB YILIN İLK MECLİSİNİ TOPLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ocak ayı Meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında çevrimiçi yapıldı. ATB Meclis üyelerinin yönetimin bir aylık çalışması hakkında bilgilendirildiği Meclis’te ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başkan Çandır konuşmasına, “2022 yılının milletimize sağlık, huzur ve başarı getirmesini diliyorum. Yılın bu ilk toplantısıyla umutlarımızı tazelemek ve yeni bir motivasyonla çalışmalarımıza hız vermek istiyoruz. Zorlu koşullara rağmen çalışmaktan ve üretmekten vazgeçmeyen üreticilerimize, emekçilerimize ve girişimcilerimize en içten teşekkürlerimi sunuyorum” diyerek başladı. ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ ENFLASYONU MAKASI İYİCE AÇILDI 2022 yılına yüzde 36 tüketici ve yüzde 80 civarında da üretici enflasyonuyla girildiğini belirten Çandır, üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki makasın açıklığına dikkat çekti. Çandır, “İki enflasyon arasındaki makasın bu kadar açıldığına ilk kez şahitlik ediyoruz. Bu ay kamu kaynaklı alışılmadık yükseklikteki zamlar ise üzerimizdeki maliyet yükünü daha da artırdı. Manşet ve üretici enflasyonlarına göre bir ay geriden gelerek açıklanan Kasım ayı tarımsal girdi fiyatları enflasyonu da sektörümüzün aleyhine sürekli artmaktadır. Yüksek enflasyon geniş halk kesimleri ile üreticiler üzerinde yıkıcı bir baskı oluşturmaktadır. Bu yüksek enflasyon belasına asla alışmamalı ve normalleştirmemeliyiz” diye konuştu. KREDİ ÇAĞRISI Varlığını devam ettirmenin sınırında yaşayan tarım sektörüne yönelik gerçekçi destekler sağlanması gerektiğini söyleyen Çandır, “Bu desteklerin bir bölümü yıllardır ürettiği oranda alamadığı destekleme ödemeleridir. Diğer bir bölümü ise krediye erişimle ilgilidir” dedi. Merkez Bankası’nın politika faizini 5 puan düşürerek yüzde 14’e getirmesine rağmen Eylül ayında yüzde 20 civarında bulunan kredi faizlerinin yüzde 30’ları aştığına dikkat çeken Çandır, krediye erişimde de ciddi sıkıntılar yaşandığını bildirdi. Tarım için hayati derecede önemli olan Ziraat Bankası’nın faiz destekli kredilerinde iki önemli konuda güncelleme beklediklerini kaydeden Çandır, “Sektörümüzde yetersiz kalan kredi limitlerinin güncel koşullara uygun rakamlara çıkartılması ve bankalarca esas alınan üretim maliyetlerinin güncellenmesi ve buna uygun işletme kredilerinin verilmesini bekliyoruz. Ayrıca çalışmaları devam eden Kredi Garanti Fonu (KGF) uygulamasının da doğru hedeflere odaklanmış olarak bir an önce hayata geçirilmesini de bekliyoruz” diye konuştu. TARIMI BÜYÜTMELİYİZ 2020 yılında yüzde 6’ya yakın büyüyen tarım sektörünün 2021 yılında bu rakamı tekrar edemediğini belirten Çandır, “Halbuki tarımsal üretim ve ticaret kapasitemizi artırmak birincil görev olmalıdır. Bu amaçla, üreticinin yüzde 30’u aşan vadeli girdi maliyetlerinin azaltılması ve benzeri kolaylıklar için kamu bankası destekli bir dijital tedarik sitemi acilen kurulmalıdır. Bu sistem hayata geçirildiğinde üretimdeki girdi maliyetlerini önemli ölçüde azalacaktır. Diğer taraftan tarım sektörümüzün talebi olan tarım sektörüne uygun bir sosyal güvenlik sistemi uygulanmalıdır” talebini dile getirdi. Önümüzdeki dönemin, dünyada tarımsal üretim ve ticari faaliyetlerin birincil stratejik alan olarak kabul edilip hareket edileceği bir dönem olacağını söyleyen Çandır, “Tarım sektörünün acilen büyüme ivmesinin artırılmasına ihtiyaç vardır. Son yıllarda bir büyüyüp bir küçülen tarım sektörünün, istikrarlı bir biçimde büyümesi sağlanmalıdır. Bunun için de maliyet yapısının mutlaka katma değer yaratacak şekilde düzenlenmesi şarttır. Yani dışarıdan satın alınan mal ve hizmet maliyetlerinin payı mutlaka düşürülmelidir. Aksi halde her kur hareketi bizleri savurmaya devam edecektir” diye konuştu. ENERJİ ARZI GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMALIYIZ Doğalgaz ve elektrik enerjisinde yaşanan kısıtlamaların üretim ve ihracata olan etkisine dikkat çeken Çandır, “Umarım yalnızca birkaç günlük bir kısıtlama ve üretim kaybı ile bu durumu atlatırız” dedi. Elektrik ve doğalgaz krizlerine daha dayanıklı olabilmemiz için ülke olarak enerji arzı güvenliğini sağlamamız gerektiğini kaydeden Çandır, enerjide dışa bağımlılığımız devam ettiği sürece bu tip krizleri yaşamanın kaçınılmaz olduğunu söyledi. Çandır, “Doğalgaz rezervimiz olmaması ve fosil yakıtlar üzerindeki çevresel baskının artmasını da göz önünde de bulundurarak enerji verimliliğimizi ve yenilebilir enerji üretimimizi artırmalıyız. Bunun için yenilebilir enerji alanında yapılacak yatırımlar kamu tarafından daha fazla desteklenmelidir. Bu yatırımlar bizlere ‘Yeşil Mutabakat’ konusunda da önemli avantaj sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu. YAĞMUR HASADI ÖNERİSİ Su kullanımı konusunda da kaynakların verimli kullanılması gerektiğini kaydeden Başkan Ali Çandır, geçen yıl kuraklık nedeniyle yaşanan verim ve rekolte kayıplarını da dikkate alarak suyun en iyi şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı. Tarım Konseyi ile birlikte “Antalya’da Kuraklık ve Tarımda Su Kullanımı” konulu panel düzenleyerek su kullanımına dikkat çektiklerini anımsatan Çandır, panelde sondaj kuyuları ile bilinçsiz su kullanımının yeraltı sularına olan etkisine dikkat çekildiğini belirtti. Çandır, “Korkuteli, Elmalı, Gazipaşa, Manavgat ve Alanya ilçelerimiz başta olmak üzere bu konuda gerekiyorsa ilçe bazlı güncel su yönetimi ve yağmur hasadı planları hazırlanmalıdır” dedi. SOĞUK HAVA TARIMI VURDU Son 10 gündür yaşanan hava koşullarının tarımı derinden etkilediğini ve soğuk havanın 5 Şubat’a kadar etkili olacağının öngörüldüğünü belirten Ali Çandır, soğuğa bağlı olarak ürünlerin veriminin düşmesi ve hasat sürelerinin uzamasının arzı düşüreceğine dikkat çekti. Kar yağışları nedeniyle nakliyede yaşanan ve yaşanacak sorunlar da eklenince önümüzdeki günlerde yaş sebzede fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu söyleyen Çandır, “Bir süre yaş meyve sebzeyi pahalıya tüketeceğiz. Önümüzdeki hafta açıklanacak enflasyon rakamları içerisinde bu yaşananların ne kadar yer alacağını bilemiyoruz. Ama akaryakıt, elektrik ve doğalgaz gibi enerji ile son 4 ayda 3 kat artan gübre fiyatları gibi tüm girdilerdeki fiyat artışlarının sektörümüzde yarattığı tahribatı derinden hissediyoruz” dedi. Çandır, gece gündüz demeden ürünlerini zorlu hava koşullarına karşı korumak için nöbet tutan üreticilerin hakkının ödenmeyeceğini ifade ederken, “Üreticilerimize binlerce kez teşekkür ediyorum” dedi. KENTE SAHİP ÇIKMAK HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCU Konuşmasında Manavgat Beşkonak Köprülü Kanyon Kırkkavak Malallesi`nde özel bir firmaya verilen maden ocağı iznini değerlendiren ATB Başkanı Ali Çandır, 46 milli park içerisindeki en büyük 6. milli park olan Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın Kızıl Akbaba, Anadolu’nun tek endemik kuş türü Anadolu Sıvacısı, kara semenderi ve dağ keçileri gibi birçok hayvan ve endemik bitki türüne ev sahipliği yaptığını belirtti. Beşkonak’ın çok kaliteli kekik ve defne üretim merkezi olduğunu belirten Çandır, mermer ocağı izni verilen alanda tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yanı sıra turizmi canlandıran rafting yapıldığına da dikkat çekti. Çandır, “Bizler taş ve maden ocakları konusunda tümden reddedici değiliz. Ancak attığımız taşın bozduğumuz doğaya değip, değmediğine bakmamız gerekir. Milyonlarca turist ağırlayan, kentimiz ve ülkemiz bütçesine milyarlarca döviz girmesini sağlayan bu alanda izin verilen ya da verilecek olan her türlü madencilik faaliyetinin olumsuz etkileri de iyi hesap edilmelidir. Bu kentin havasına, suyuna, taşına, toprağına, tarihine, doğasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” diye konuştu. KOMİTELER SEKTÖRÜN NABZINI TUTUYOR ATB Meslek Komitelerinin her ay düzenli olarak toplandığını ve sektörel değerlendirmede bulunduğunu belirten Çandır, komitelerin gündemini meclis üyeleriyle paylaştı. Rusya Federasyonu’nca uygulanan domates kotasının 10 bin ton civarında kaldığını belirten Çandır, “Domates ihracatımızın arttığı bu dönemde kota önümüzdeki birkaç ay içerisinde dolacaktır. Üyelerimiz kotanın artırılmasını ve kotasız bir ticaretin önünün açılmasını talep etmektedirler” dedi. Üyelerin, sigorta primleri ve işçi ücretlerinde yaşanan artışların maliyetlerini artırdığını, kırsaldan göçün engellenmesi için tarım BAĞ-KUR primlerinin ve tarımsal üretimin devamlılığı için tarımda çalışan işçilerin SGK primlerinin düşülmesi gerektiğini belirttiğini kaydeden Çandır, “Tarıma özgü bir sosyal güvenlik sistemi geliştirilmesi artık kaçınılmazdır” dedi. Ürünlerinde şeker kullanan üyelerin şeker bulamamaktan ve buldukları şekerin ise çok pahalı olmasından şikayetçi olduğunu söyleyen Ali Çandır, “Şeker kullanılan ürünlerin üretim maliyetlerinin ve tüketici satış fiyatlarının yükseldiğini belirten üyelerimiz, çözüm için imalatçı firmaların TÜRKŞEKER’den kapasite raporları oranında şeker alımı yapabilmelerinin sağlanmasını talep etmektedir” dedi. Çandır, üyelerin işletmelerinde “istihdamı/çalıştırılması zorunlu personel” kapsamındaki mühendislerle yaptıkları sözleşmelere yönelik de şikayetçi olduğunu belirtti. Çandır, üyelerin noter onayı uygulaması ile aylık taban ücret uygulamasının iptal edilmesini talep ettiğini söyledi. 6. Meslek Komitesi’nin çiçek tüketimi konusunda farkındalık yaratmak için geçen yıl olduğu gibi bu yılda Antalya Büyükşehir Belediyesi Ocak Ayı Meclis Toplantısı’nda meclis üyelerine çiçek dağıttığını anımsatan Çandır, “Üyelerimiz çiçek gönderimi ile bağışların birbirinin alternatifi olarak benimsenmemesini, cenaze ve törenlere demir çelenkler yerine çiçek ile yapılmış çelenklerin gönderilmesi taleplerini yinelemişlerdir” dedi. Akdeniz Üniversitesi rektör yardımcısı, ziraat fakültesi dekanı, yardımcıları ve bölüm başkanlarıyla bir araya geldiklerini anımsatan Başkan Çandır, “Amacımız üyelerimiz ve sektör paydaşları ile ziraat fakültesi öğretim üyelerini bir ara getirerek ihtiyaca yönelik çözümler bulunmasına katkı vermek ve bilginin ticarileşmesini sağlamaktır. Şubat ayı komite toplantılarında bu konuda sizlerin de fikirlerini alacak ve toplantı takvimlerini planlayacağız” diye konuştu. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili yaşanan gelişmeleri paylaştı, görüş ve önerilerini dile getirdi.  

Detaylar...

TARIM GİRDİLERİNDE REKOR ARTIŞ
Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kasım ayı tarımsal girdi fiyatları endeksini (Tarım-GFE) değerlendirdi. Tarımsal girdi fiyatları endeksinin aylık yüzde 8.52, yıllık yüzde 36.20 ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu rakamlar, aylıkta ve yıllıkta endeks tarihinin rekorları olmuştur. Mart ayından itibaren aylık ve yıllık tarımsal girdi enflasyonları, son 6 yılın rekorlarını kırmaya devam etmektedir” dedi. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylıkta yüzde 9.18 ve yıllıkta ise yüzde 37.93’lük artış görüldüğünü kaydeden Çandır, tohumda yüzde 6.57, enerjide yüzde 7.00, gübrede yüzde 19.89, ilaçta yüzde 5.58, veteriner hizmetlerinde yüzde 1.84, yemde yüzde 9.27 ve diğer kalemlerde ise yüzde 4.31 fiyat artışı olduğunu belirtti. Çandır, aynı kalemlerin Kasım ayındaki yıllık değişimlerinin tohumda yüzde 19.05, enerjide yüzde 32.29, gübrede yüzde 120.54, ilaçta yüzde 21.93, veteriner hizmetlerinde yüzde 15.88, yemde yüzde 34.47 ve diğer kalemlerde ise yüzde 24.08 olarak ilan edildiğini kaydetti. Çandır, “Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde 4.24 ve yıllık yüzde 25.68’lik artış ilan edilmiştir” dedi. ÖNÜMÜZDEKİ AY ARTAR ENDİŞESİ Tarımsal girdi fiyatlarının Ekim verileri ile karşılaştırıldığında Kasım ayı fiyatlarının hem aylık hem de yıllık bazda ortalama iki kat artış gösterdiğine dikkat çeken Ali Çandır, “TÜİK tarafından ilan edilen Aralık ayı yurtiçi ve yurtdışı üretici ile tarımsal üretici fiyatları endekslerinin de ortalama iki katlık artışlarını dikkate alırsak önümüzdeki ay tarımsal girdi fiyatlarının hızla artmaya devam edeceğini öngörebiliriz” dedi. ÜRETİCİ ZARAR EDİYOR Kasım ayında tarımsal üretici fiyat endeksinin (Tarım-ÜFE) aylık yüzde 4.57, yıllık ise yüzde 24.35 olarak ilan edildiğini kaydeden Başkan Ali Çandır, şunları kaydetti: “Bilindiği gibi Tarım-ÜFE, tarımsal üreticinin satış fiyatındaki enflasyondur. Yani beklenti ya da olması gereken veya sürdürülebilir olan aylık ve yıllık Tarım-GFE rakamlarının Tarım-ÜFE’den düşük seyretmesidir. Ancak bu durumda tarımsal üreticiler, varlıklarını ve faaliyetlerini sürdürebilirler. Eylül ve Ekim aylarında olduğu gibi Kasım ayında da ilan edilen rakamlar gösteriyor ki, tarımsal üreticiler aylık ve yıllık olarak zarar etmeye devam etmektedirler. Bu zarar Kasım’da aylık yüzde 46.4, yıllıkta ise yüzde 32.7 düzeyinde seyretmiştir.” ÜRETİCİ ENFLASYONU DA KAYGILANDIRIYOR Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini söyleyen Ali Çandır, “Kasım ayında açıklanan aylık yüzde 9.99 ve yıllık yüzde 54.62 düzeyindeki yurtiçi üretici enflasyonu ile aylık yüzde 13.49 ve yıllık yüzde 47.89 düzeyindeki yurtdışı üretici enflasyonu, genel olarak sektörün geçmişten gelen maliyet yükünü gelecekte de artarak taşımaya devam edeceğini göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu. Çandır, yurtiçi enflasyondaki gıda kaleminin aylık yüzde 7.79 ve yıllık yüzde 39.80 artış gösterirken, yurtdışı enflasyondaki gıda kaleminin aylık yüzde 15.13 ve yıllık 43.68 artış gösterdiğine dikkat çekti. Kasım ayında üretici kesimdeki enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonunun (TÜFE) aylık yüzde 3.51 ve yıllık yüzde 21.31 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, “Tüketici taraftaki işlenmemiş gıda enflasyonu aylık yüzde 2.93 ve yıllık yüzde 21.11 ilan edilirken, yaş meyve sebze enflasyonu ise aylık yüzde -1.91 ve yıllık 14.42 olarak ilan edilmişti. Üretici taraftaki iki haneli enflasyonlara karşılık tüketici taraftaki tek hane ve 5’ten küçük rakamlar, bir taraftan üretici kesimin maliyet yükünü biriktirmeye devam ederken diğer taraftan da tüketici kesimin gelecekte nasıl bir fiyat artışı ile karşı karşıya kalacağının işaretlerini vermektedir” diye konuştu.  

Detaylar...

TARIM YAZARLARI BORSA VE TARIM KONSEYİ’NİN KONUĞU OLDU
  Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğiyle düzenlenen “Tarım Sohbetleri 2022” paneli çevrimiçi yapıldı. AGRO TV Ankara Temsilcisi Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat konuk oldu. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, tarımı gündemde tuttukları için tarım yazarlarına teşekkür etti. TÜRKİYE’DE TARIM KİTAPLIĞI OLUŞMALI Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarımın son dönem konuşulan en önemli konu olduğunu belirtirken, “Tarımın konuşulması çok önemli ama tarımla ilgili çok fazla bilgi kirliliği var” dedi. Tarımın doğru veri ve bilgilerle daha çok yazılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Türkiye’de tarım kitaplığı oluşmalı. Tarımla ilgili dönemi, sorunları anlatan kitaplar yazılmalı, kitap daha kalıcı. Bu alanda ilerlemeliyiz” dedi. Tarıma itibarının kazandırılması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Tarımın ülke politikaları içerisinde ne kadar önemsendiği önemli. ‘Sanayi ile hizmet sektörüyle kalkınacağız, tarım sırtımızda bir yük, tarımdan nasıl kurtuluruz’ bakış açısıyla tarım yıllardır kan kaybediyor. Yöneticilerin gündeminde tarım yoksa biz istediğimiz kadar konuşalım, sorunları çözemeyiz” dedi. TARIMDA EN BÜYÜK SORUN KURAKLIK VE İŞ GÜCÜ Pandeminin Türkiye için büyük fırsat olduğunu, pandeminin ilk aylarında Avrupa üretimi durdururken Türkiye’de üreticinin üretime devam ettiğini belirten Ali Ekber Yıldırım, “Pandemide kaç destek paketi açıklandı ama çoğunda tarıma bir şey çıkmadı. Türkiye üretimi desteklemek yerine ithalatı tercih etti” dedi. Yıldırım, Türkiye’nin potansiyelinin kendisini umutlandırdığını söylerken, “Bu potansiyeli değerlendirecek yönetim anlayışına ihtiyacımız var” dedi. Yıldırım, döviz konusunda yaşanan sıkıntıya da tarımın çare olacağını düşündüğünü söyledi. Tarımda günlük fiyatlar ve zamları konuşurken önümüzdeki en önemli sıkıntının kuraklık ve tarım nüfusunun yaşlanması olduğunu kaydeden Yıldırım, “Biz günlük fiyatları ve zamları konuşuyoruz ama bizi asıl bekleyen tehlike kuraklık ve tarımla ilgilenen kesimin yaşlanması. Bir çok çiftçi ‘benden sonra üretecek kimse yok’ diyor. Tarım nüfusunu gençleştirmeliyiz” dedi. Yıldırım Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uzman eller projesinin gençleri tarıma kazandırmak için iyi bir çalışma olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Acilen tarım paketi hazırlanması ve uygulamaya geçmesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, çiftçilerin verilen desteğe geç ulaştığını ve desteklerin üretimi teşvik etmede yetersiz kaldığını vurguladı. KONUŞMAYALIM DOĞRU POLİTİKALARI HAYATA GEÇİRELİM Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat, basın sayesinde tarıma yönelik farkındalık oluştuğunu ancak karar vericilerin artık tarımı geleceğe taşıyacak doğru politikaları uygulamaya koyması gerektiğini kaydetti. Donat, “Tarımı konuşmanın ötesine geçmemiz lazım” dedi. Tarım ve gıdanın 84 milyonun cebini etkilediğini belirten Donat, pandemi ve kuraklık krizinden yeterli dersleri çıkaramadığımızı söyledi. Halkın gündeminin işsizlik, alım gücünün daralması ve yüksek fiyatlar olduğunu belirten Donat, “Şimdi fiyatlardan konuşuyoruz ama yarın gıdaya erişim risklerini konuşabiliriz” dedi. TARIMIN SORUNLARI ÇÖZÜLEMEYECEK SORUNLAR DEĞİL Üreticinin gündeminin girdi maliyetlerinin yüksekliği olduğunu belirten Donat, girdi maliyetlerini azaltacak politikalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bazı ürünlerde fiyatlar aşırı artarken, bazı ürünlerde aşırı düşüşler olduğunu belirten Donat, “Fiyatın artması kadar anormal düşmesi de büyük sıkıntı” dedi. Donat, plansızlık nedeniyle fiyatı düşen ürünün bir sonraki yıl üretilmediğini, bunun enflasyon olarak yine tüketicinin cebine yansıdığına dikkat çekti. Nüfusunun büyük bölümü asgari ücretle çalışan bir ülkede aile bütçesinin büyük bölümünün gıdaya harcandığına dikkat çeten Donat, “O nedenle gıda meselesi göz ardı edilecek bir mesele değil” dedi. İklim değişikliğine karşı doğada kendi başına yetişen bitkilerin bile adaptasyon süreci yaşadığını belirten Donat, “Ama bizim hazırlığımız yok, direniyoruz. AB’nin yeşil mutabakatına bütün ülkeler uymak zorunda. Hazırlıklarımızı bu yönde yapmalıyız” dedi. Donat, tarımın sorunlarının çözülemeyecek, altından kalkılamayacak sorunlar olmadığını, her ülkenin kendi potansiyeline göre çözümlerini ortaya koyduğunu, ülkemizde liyakatlı, konusuna hakim karar vericilerle sorunların çözülebileceğini kaydetti. RAPORLAR RAFLARDA DURUYOR AGRO TV Ankara Temsilcisi Galip Umut Özdil, tarıma yönelik çok sayıda rapor hazırlandığını ancak hepsinin raflarda beklediğini kaydetti. 2011’de hazırlanan kuraklık eylem planının uygulanmamasının büyük eksiklik olduğunu belirtirken, “Çölleşme eylem planı var. 2. Tarım şurası sonuç raporu var. Yazılanların üçte biri uygulamaya konulsaydı tarımda sorunlarımızın çoğunu çözerdik” dedi.

Detaylar...

SUDA TASARRUF TARIMDAN BAŞLAMALI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğiyle düzenlenen “Antalya’da Kuraklık ve Tarımda Su Kullanımı” paneli çevrimiçi gerçekleşti. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Büyüktaş ile Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik katıldı. Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, Akdeniz havzasının küresel ısınmadan en fazla etkilenecek bölgelerin başında geldiğini belirtirken, “Havalar daha da ısınacak, yağışlar azalacak ve düzensizleşecek. Kuraklığın etkileri giderek artacak ve daha fazla kaynağa etki edecek” dedi. TARIMDA SU TASARRUFU Dünyada 1.4 milyar kilometreküp su bulunduğunu, bunun yüzde 97.5’ini tuzlu suyun, yüzde 2.5’ini temiz suyun oluşturduğunu belirten Büyüktaş, temiz su kaynaklarının ise tamamının kullanılamadığına dikkat çekti. Türkiye’de metrekareye düşen yıllık ortalama yağış miktarı 643 milimetre iken küresel ısınmaya bağlı yağış miktarının azaldığını son 20 yılda ortalama yağışın 574 milimetreye düştüğüne dikkat çeken Büyüktaş, bunun yılda ortalama 450 milyar metreküp su potansiyeline eşit olduğunu anlattı. Büyüktaş, kullanabileceğimiz 112 milyar metreküp suyun yüzde 74’ünü tarımsal sulamada, yüzde 13’ünün sanayide, yüzde 13’ünün içme ve kullanım suyu olarak kullandığımızı kaydederken, “Suyun 4’te 3’ü tarımda kullanılıyor. O nedenle tarımsal su yönetimi çok önemli. Tasarruf edeceksek bu büyük parçadan, tarımdan başlamalıyız” dedi. SU FAKİRLİĞİNDE SINIRDAYIZ Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının 1400 metreküp olduğunu belirten Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, “Kişi başı düşen su miktarı 1000 metreküpün altındaysa o ülke ‘su fakiri’ olarak adlandırılıyor. Bu su fakirliği konusunda sınırdayız” dedi. Türkiye nüfusunun 2030’da 100 milyona ulaşacağı, kişi başı su miktarının da 1100 metreküp olacağının tahmin edildiğini belirten Dursun Büyüktaş, “Biz su fakiri ülke olmaya adayız” diye konuştu. Büyüktaş, Suriye’de 1200 metreküp olan kişi başı su miktarının Batı Avrupa’da 5 bin metreküp olduğunu, dünya ortalamasının ise 7 bin 600 metreküp olduğuna dikkat çekti. Dursun Büyüktaş, Antalya’nın toplam su potansiyelinin 15 milyar metreküpü yer üstü, 788 milyon metreküpü yeraltı olmak üzere yaklaşık 16 milyar metreküp olduğunu kaydetti. 78 milyon hektar yüzölçüme sahip Türkiye’nin 26 milyon hektarının sulanabilir tarım arazisi olduğunu kaydeden Büyüktaş, ekonomik olarak sulanabilecek arazi miktarının ise 8.5 milyon hektar olduğuna dikkat çekti. Tarımsal sulamanın yüzde 68’inin yüzey sulama ile yüzde 32’sinin ise basınçlı sulama ile yapıldığını belirten Büyüktaş, vahşi sulama sistemleri ile suyun aşırı kullanıldığı, toprağın tuzluluk oranının da arttığına dikkat çekti. Büyüktaş, üreticinin sulama konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydederken, “Basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı. Sulama konusunda ucuz kredilerle üretici desteklemeli. Sulama oranlarının arttırılması için etkin üretim planlamasına gidilmeli. Üretici su kullanımı konusunda eğitilmeli” dedi. TOPRAKSIZ MÜMKÜN AMA SUSUZ MÜMKÜN DEĞİL Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik, suyun canlının varlığı için önemine dikkat çekerken, “Topraksız tarım mümkün ama susuz tarım mümkün değil” dedi. Türkiye’deki su potansiyelinin yüzde 7.6’sının Antalya’da olduğunu belirten Çeltik, “Nüfusu en kalabalık 5’inci kentiz. Bitkisel üretimde önde gelen bir şehiriz ve turizm kentiyiz. Bir turistin günlük ortalama tükettiği su 600 litre. 10 dönüm muz serası günlük 70-80 ton su tüketiyor. 2 kişilik ailenin bir yılda tükettiği suyu muz serası bir günde tüketiyor. Neyi neye mal ettiğimizi iyi hesap etmemiz lazım. Geçmişte su zengini olabiliriz ama tarım, hayvancılık, turizm ve nüfusa bağlı olarak suyumuzun her geçen gün azalıyor” dedi. TARIMIN İMAR PLANINI YAPMALIYIZ Yeraltı sularının stratejik ve hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Bayram Ali Çeltik, yeraltı sularının tatlı suyun yüzde 22’sini karşıladığını belirtti. Çeltik, Antalya’nın içme suyunun yüzde 98’ini yeraltı suyundan sağladığına dikkat çekerken, son dönemde artan kaçak sondaj ve bilinçsiz su kullanımının yeraltı sularını tehdit eder hale geldiğini söyledi. Yeraltı su miktarına göre üretim planlaması yapılması gerektiğini kaydeden Çeltik, “Tarımın imar planını yapmalıyız” dedi. Ortalama sıcaklığın 150 bin yılda 1 derece artarken, 150 yılda 1 derece artar hale geldiğine dikkat çeken Çeltik, “Sıcaklık bin kat artmış. Önümüzdeki 20-30 yılda sıcaklığın 1 derece artacağı söyleniyor. 1 derece sıcaklık üründe yüzde 80 kayıp demek. Önlemlerimizi buna göre almalıyız” dedi.  

Detaylar...

ATB TSE KALİTE BELGELERİNİ YENİLEDİ.
Ülke tarımı ve ekonomisinin gelişimi için çalışan Antalya Ticaret Borsası, üyelerine yönelik kaliteli hizmet anlayışını bir kere daha tescilledi. “ISO 9001 2015 Kalite Yönetim Sistemi” ve “TSE IS0-10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi”ni yıllardır başarı ile yürüten ATB, sistemle ilgili yapılan belge yenileme denetimlerini başarıyla tamamladı. STANDARTLARA UYGUN HİZMET Antalya Ticaret Borsası’nda oluşturulan “ISO 9001 2015 Kalite Yönetim Sistemi” ve “TSE IS0-10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi”, Türk Standartları Enstitüsü Antalya Bölge Koordinatörlüğü Yönetim Sistemleri Denetçileri Sevgi Kocabaş ve Ümmihan Özbey Masır tarafından denetlendi. Sistemin işleyişi, hizmet sunumu, insan kaynakları ve evraklarla ilgili yeterlilikleri değerlendiren Kocabaş ve Masır, ATB’nin standartlara uygun hizmet verdiği yönünde görüş bildirdi. DAHA ÜST SEVİYEYE ÇIKARMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ Antalya Ticaret Borsası Genel Sekreteri Tolgahan Alavant, Antalya Ticaret Borsası’nın kentin en köklü kurumları arasında yer aldığını belirtirken, Borsamız, her geçen gün gelişmeye, kalitesini artırarak üyelerimize hizmet vermeye devam etmektedir. Aldığımız kalite belgeleri bizim için yol göstericidir. TSE Denetçileri Sevgi Kocabaş ve Ümmihan Özbey Masır’a teşekkür eden Alavant, “Borsa personeli olarak yönetim kurulumuzun güçlü desteğiyle hizmet kalitemizi daha üst seviyeye çıkarmak için çalışıyoruz” dedi.

Detaylar...

BAŞKAN ÇANDIR’DAN 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ MESAJI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Başkanı Ali Çandır, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle mesaj yayımladı. Çandır, mesajında şunları kaydetti: “Toplumun aydınlanmasında önemli görev üstlenen basın çalışanları, denetleme göreviyle şeffaf yönetim anlayışı, demokrasi ve insan haklarının gelişmesine önemli katkı sağlamaktadır. Güçlü basın güçlü toplum demektir. Kamu adına görev yapan basın mensupları çok zor şartlar altında çalışmaktadır. Kamuoyunu bilgilendirme, aydınlatma göreviyle hareket eden basın çalışanlarının sağlıklı bir ortamda çalışabilmesi, haber takibi yapabilmesi ve haberi sağlıklı bir şekilde sunabilmesinin ortamı hazırlanmalı, yasal hakları güvence altına alınmalı ve uygulanmalıdır. Halkın gözü kulağı olan basın çalışanlarının gerek özlük hakları gerekse çalışma koşulları bakımından en iyi ortamda görev yapmalarını dilerim. Gazetecilerin haklarının yasal güvenceye kavuştuğu 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlar, zor ve önemli görevlerinde başarılar dilerim.”  

Detaylar...

BAŞKAN ÇANDIR, DOSTLAR PLATFORMU’NUN KONUĞU OLDU
Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, Antalya Dostlar Platformu’nun konuğu oldu. Başkan Çandır, Antalya tarımı, ekonomisini anlatırken, Borsa ve Tarım Konseyi’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. YENİ HİKAYE ZAMANI 1970’li yılların “şirin kasabası” olan Antalya’nın 1980’li yıllarda turizmle başarı hikayesi yazdığını, 1990’lı yıllarda ise örtüaltı tarımla başarı hikayesi yakaladığını kaydeden Çandır, Antalya’nın yeni bir hikayeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Ciddi bir insan kapasitesi, bilgi birikimi olan Antalya’nın bu birikimi koordine edip harekete geçirmekte zorlandığını belirten Çandır, “Antalya’nın, potansiyeli, bilgi birikimi, üniversite, iş insanları ve kentin dinamikleriyle vizyon çizen bir kent haline gelmesi gerek” dedi. Avrupa’nın yeşil mutabakatı gündemine aldığını ve oyunun tüm kurallarının değiştiğini belirten Çandır, “Biz ne yapıyoruz? Alışkanlıklarımızla üretmeye, turizm, tarım, ticaret yapmaya devam ediyoruz. Yeni koşullara uygun, yeni koşulların bir adım önüne geçecek atılımları gerçekleştirmeliyiz. Antalya bu kanaldan yol alabilir” dedi. POZİTİF AYRIMCILIK YAPILMALI Tarımın, turizmin başkenti Antalya’nın son yıllarda gerilediğini kaydeden Başkan Ali Çandır, “TÜİK verilerine baktığımızda Antalya ekonomisi yüzde 24.7 küçülmüş durumda. ‘9 milyon turist geldi, ihracatta rekor kırdık’ desek de bize kalan bir şey yok” dedi. Geçmiş yıllarda 1 lira mevduatı olan Antalya’nın 70 kuruş kredi borcu bulunduğunu şimdi 1 lira mevduatı olan Antalya’nın 1.5 lira kredi borcu olduğunu kaydeden Çandır, “Yani biz borçla büyümeye alıştık. Finansmana eriştikçe yatırım yaptık, ticarete dönüştürdük Antalya’nın finansmana erişimi kolaylaşmalı, Antalya’ya pozitif ayrımcılık yapılmalı” diye konuştu. TARIM TOPRAĞINI KAYBEDİYORUZ Yapılaşmanın Antalya’nın en önemli sorunlarından biri olduğunu kaydeden Çandır, eskiden yüzölçümünün yüzde 21’i tarım toprağı olan Antalya’nın bugün yüzölçümünün yüzde 17’sinin tarım toprağı olduğuna dikkat çekti. Çandır, “Buna rağmen herkes gözünü tarım toprağına dikmiş durumda” dedi. Çandır, köydeki insanı kırsalda tutmanın yollarının aranması gerektiğini kaydederken, kırsalın sosyal hayatının geliştirilmesi, tarımsal desteklemelerde ise yeni yaklaşıma ihtiyaç olduğunu kaydetti. Çandır, uzun süredir itibarını kaybeden tarıma yeniden itibarının kazandırılması gerektiğini vurguladı. KENT İÇİN ÇALIŞIYORUZ Çandır, Antalya Ticaret Borsası olarak her ayın 2’sinde domates, yaş meyve ve sebze endeksini açıkladıklarını anımsatarak, endeksin Antalya’da üreticinin fiyatı artırdığı şeklindeki yaklaşımları çürüttüğünü kaydetti. Ali Çandır, 2020’de 11’incisi düzenlenen YÖREX’in Anadolu’nun bütün yöresel ürünlerini Antalya’da buluşturduğunu belirterek, “Bize olanı çocuklarımıza öğretirsek çocuklarımız bize ait olanı tüketecek” dedi. Çandır, Zeytinpark’ta yaptıklarını “yeşil alanı kurtarma mücadelesi” olarak özetlerken, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile işbirliği protokolü yaptıklarını, alanın kirasının Belediye tarafından karşılanacağını kaydetti. Çandır, Borsa’nın Antalya tarımı ve ekonomisi için çalıştığını vurguladı. Başkan Ali Çandır, daha sonra Antalya Dostlar Platformu üyelerinin sorularını yanıtladı.  

Detaylar...