Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Ağustos Eylül 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 3.235.175.15
Şuan 9 kişi online
Bugün 529 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 159394
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

PANDEMİDE TARIM EĞİTİMLERİ 6 AYDA 260 BİN KİŞİYE ULAŞTI
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında 1 Aralık 2020 tarihinde Antalya Valisi Ersin Yazıcı’nın katılımıyla imzalanan protokolle hayata geçirilen pandemide tarım eğitimleri, rekor sayıda kişiye ulaştı. Protokolün imzalandığı 1 Aralık 2020 tarihinden bugüne toplam 9 ana başlıkta 80 tarımsal eğitim programı düzenlenirken, eğitimlerde 260 bin kişiye ulaşıldı. Eğitime katılan 10 bin kişiye de katılım sertifikası verildi. EĞİTİMLER PROFESÖRDEN Ramazan ayı boyunca devam eden Süt Akademisi ve Ziraat Vakti programlarında 45 bin kişiye ulaşan eğitim programlarına, “Profesörden Öğrenelim” başlığıyla düzenlenen ve 2 ay sürecek eğitimlerle devam ediliyor. Sert çekirdeklilerde budama tekniklerinden seralarda çevre kontrolüne, sera planlamasında iklim ve çevre etkilerinden moringa yetiştiriciliğine çok sayıda başlıkta verilen eğitimlerin tamamı profesör hocaların anlatımıyla izleyici ile buluşacak. ANTALYA TARIMSAL EĞİTİMDE DE LİDER Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile geçmişte de pek konuyla ilgili işbirliği yaptıklarını belirtirken, ancak 6 ay önce imzaladıkları protokolle pandemi döneminde tarımsal eğitim ve diğer konulardaki işbirliğini daha ileriye taşıdıklarını kaydetti. Pandemi döneminde, özellikle de sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönemde verilen eğitimlere ilginin çok yoğun olduğunu söyleyen Başkan Çandır, tarımda Türkiye’nin lokomotifi olan Antalya’nın tarımsal eğitimde de ciddi bir ivme kazandığını ifade etti. Başta akademi dünyası olmak üzere tarımsal birikimin paylaşılmasının önemine dikkat çeken Çandır, “Tarımsal üretime katkı sağlayan eğitim programlarımıza devam edeceğiz. Başta İl Müdürümüz Gökhan Karaca olmak üzere, eğitimlerin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. SADECE ÇİFTÇİ DEĞİL HER KESİMDEN İLGİ YOĞUN Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, peynirden süte, ekmekten meyve yetiştiriciliğine, tıbbi aromatik bitkilerden sığır yetiştiriciliğine ve biyoyakıt bitkilere kadar çok geniş yelpazede online ve interaktif tarım eğitim programları düzenlediklerini belirtti. Eğitimlere sadece çiftçilerin değil toplumun her kesiminden binlerce kişinin ilgi gösterdiğine dikkat çeken Karaca, “Amacımız tarımsal üretimin kalitesini artırmak. Tarımla ilgilenen herkesin bu işi bilinçli bir şekilde yapmasını sağlamak. Geldiğimiz nokta ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Antalya Ticaret Borsası ile yaptığımız işbirliği çerçevesinde tarımsal eğitimlerimize devam edeceğiz. Emek veren herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.  

Detaylar...

“SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR” MALATYA’DA
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yayınlanan “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Malatya oldu. Gürsel Cingöz moderatörlüğünde düzenlenen programda, kayısının başkenti Malatya’nın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri konuşuldu. Programa, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Abdulvahap Yoğunlu, Malatya Tarım ve Orman Müdürü Tahir Macit katıldı. Cİ’Lİ MALATYA KAYISISI İÇİN PUL BASTIRILACAK Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, kayısının Malatya’nın en önemli ürünlerinden biri olduğunu belirtirken, kayısıya AB Coğrafi İşaret Tescil Belgesi aldıklarını anımsattı. Malatya’da 8 milyon kayısı ağacının bulunduğu, kayısının 50 bin ailenin geçimini sağladığı, 115 ülkeye ihraç edildiğini kaydeden Sadıkoğlu, 90 bin ton ihracatla 266 milyon dolar gelir elde ettiklerini söyledi. Sadıkoğlu, “Tescilli kayısımızı ülke çapında ve yurt dışında marka haline dönüştürmeyle ilgili çalışmamız var. Postane ile görüşüyoruz coğrafi işaret belgesiyle kayısımız için pul bastırıp, dünyanın her yerine bu pulla kayısımızı göndermek istiyoruz” diye konuştu. Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in yöresel ürünlerin tanıtımı açısından çok önemli olduğunu kaydeden Sadıkoğlu, “YÖREX’te yüzlerce yöresel ürünü birlikte görme fırsatımız oluyor. TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu YÖREX’te tüm stantları gezerek farkındalık yaratmaya çalışıyor. YÖREX’in mimarı Ali Çandır’a çabaları için teşekkür ediyorum. Bu yıl YÖREX’te buluşmayı diliyorum” dedi. Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, Malatya’nın 13 coğrafi işaretli ürünü olduğunu, 13 de tescil bekleyen ürünün olduğunu bildirirken, Cİ belgesini ürünün korunması ve ticareti için en etkin şekilde kullanılması gerektiğini söyledi. Cİ’li ürünlerin ekonomik olarak karşılığının olduğunu belirten Özcan, Cİ’li ürünlerin 2 kat fazla fiyatla satılabildiğini belirtti. YÖREX YÖRESEL ÜRÜNLERİN TANITILMASINDA İYİ BİR FIRSAT Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Abdulvahap Yoğunlu, bereketli coğrafya üzerinde kurulu Malatya’nın yöresel ürün zengini olduğunu söyledi. Kırsalda nüfusun azalmasının önüne geçmek için kırsal kalkınmanın önemli olduğunu, kalkınmada da yöresel ürünlerini iyi bir araç olduğunu kaydeden Yoğunlu, Ajans olarak bir çok yöresel ürünün coğrafi işaret alması, ekonomiye kazandırılması ve yeni nesil platformlarda pazarlanmasına destek olduklarını kaydetti. Antalya Ticaret Borsası’nın düzenlediği YÖREX’e katıldıklarını, ürünlerini ulusal alanda tanıtmada iyi bir fırsat elde ettiklerini söyleyen Yoğunlu, “YÖREX, yöresel ürünlerimizin tanıtılmasını sağlayan önemli bir platform. Bununla ilgili etkinlik ve programlara devam etmek çok önemli. Bu milli bir mesele. Fuarı düzenleyen Sayın Ali Çandır ve ekibine teşekkür ediyorum. 2019 yılındaki YÖREX’te tüm kalkınma ajanslarının katılımında koordinatör olarak çalıştık. Salgının azalmasıyla birlikte YÖREX’in bu yıl yapılmasını arzuluyor, yöresel ürünlerimizle bu yıl YÖREX’te olmak istiyoruz” diye konuştu. Malatya Tarım ve Orman Müdürü Tahir Macit, Malatya’nın meyvecilik ve bağcılık konusunda derin bir tarihe sahip olduğunu söyledi. “Malatya dünyaya kayısı konusunda nam salmış bir kent” diyen Macit, bir çok meyvenin gen merkezi olan Malatya’nın yöresel ürün zenginliğinde bu altyapının önemine dikkat çekti.  

Detaylar...

HUBUBATTA HASAT ÖNCESİ SEKTÖREL ANALİZ TOPLANTISI
Antalya Ticaret Borsası(ATB), hububat hasadı öncesinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerini görüşmek üzere Hububat Sektörel Analiz Toplantısı düzenledi. ATB Başkan Yardımcısı Halil Bülbül’ün başkanlığında online yapılan toplantıya, ATB 1. Meslek Komitesi üyeleri, sektör temsilcileri ve kurum temsilcileri katıldı. ATB Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, her yıl hasat öncesi düzenledikleri hububat sektörel analiz toplantısını, bu yıl da geniş katılımla düzenlediklerini belirtirken, yeni sezonun bereketli geçmesini diledi. Bülbül, tarımda en büyük sorunun ölçek sorunu olduğunu vurgularken, “Ölçek sorununu çözemediğimiz sürece tarımda sorunların üstesinden gelemeyiz” dedi. Bülbül, katılımcılara katkıları nedeniyle teşekkür etti. SULAMA FONU ÖNERİSİ Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Akar, Türkiye’nin ciddi bir kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylerken, bunun buğdayda rekolte ve verimi etkileyeceğini kaydetti. Kuraklığın iç piyasada buğday fiyatlarını dalgalandıracağını kaydeden Akar, “Yapılan araştırmalar bize kuraklık yıllarının gıda fiyatlarını ve enflasyonu tetiklediğini gösteriyor. Gıdanın, enflasyona etkisi yüzde 30’larda. Bu nedenle önlemimizi almalıyız” dedi. Türkiye’de buğdayın yüzde 75’inin kuru tarım alanlarında üretildiğine dikkat çeken Akar, “Ülkemizde 2.5 milyon hektar sulanması gereken arazi var. Sulama yapabileceğimiz alanda buğday üretimi yapsak rekoltemiz yüzde 50 artar. Buğday sulanmaz diye önyargı var, bunu kırmalıyız. Gıda güvenliğini garanti altına almak için sulanabilir alanlara ihtiyacımız var. Bunun için sulama fonu oluşturmalıyız. Karar vericiler acilen bunu gündemine almalı” diye konuştu. OVALARDA HUBUBAT ÜRETELİM Taner Akar, özellikle Akdeniz bölgesinde muz, zeytin, narenciye gibi ürünlerin dağların eteklerinde yetiştirilmesini, ovaların temel ihtiyaç olan hububat üretimine ayrılmasını gerektiğini vurgularken, ”Bu noktada destekleme politikalarını gözden geçirmeliyiz. Ovalarımız çok yıllık ağaçlar yerine soya, mısır, buğdayı gibi ürünlerin üretimine açılmalı” dedi BU YIL BUĞDAY FİYATI ÇOK KONUŞULACAK Toprak Mahsulleri Ofisi eski Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Koronavirüs döneminde 80 ülkenin kısıtlamadan, ihracat yasağına dış ticaret rejimine yönelik önlemler aldığını, 30 ülkenin ise tarım ve gıda ticaretiyle ilgili önlemler aldığını belirterek, kendi kedine yeter hale gelmenin önemini vurguladı. Bu yıl kuraklık nedeniyle buğday fiyatının çok konuşulacağını kaydeden Kemaloğlu, daha fazla ithalatın gündeme gelebileceğini söyledi. ÜRETİMDE SIKINTI YOK GIDAYA ULAŞIM POLİTİKALARLA İLGİLİ Buğdayda dünyada üretimle ilgili risk olmadığını, 790 milyon tona yakın üretim, 300 milyona yakın stok devri beklendiğini kaydeden Kemaloğlu, buna rağmen fiyatta yüzde 30’un üzerinde artışın konuşulduğuna dikkat çekti. Kemaloğlu, hububatta fiyat artışının nedeninin ihracatçı ülkelerin kota gibi önlemlerle piyasayı etkilemesi olduğunu kaydetti. Buğdayın ihracatında 4 aktör ülke olduğunu belirten Kemaloğlu, Türkiye’nin temel tarım ürünlerini ithal eden bir ülke olduğunu kaydetti. İsmail Kemaloğlu, TL’nin yüzde 30-50 arası değer kaybı ve kur artışının ithal maliyetini artırdığına dikkat çekerken, açıklanan hububat fiyatlarının dünya fiyatları ve ithal maliyetlerinin gerisinde olduğunu vurguladı. İsmail Kemaloğlu, “Çiftçi desteklenmeli. Çiftçi olmazsa bunları bile konuşamayız. Girdinin maliyeti neyse çıktıya da bu fiyatlar yansır. Çiftçi sonuna kadar desteklenmeli ama bu sadece fiyat odaklı olmamalı” diye konuştu. TMO SATIŞ FİYATINI ACİLEN AÇIKLAMALI Hububatın yem sanayi ve un sanayinin ana hammaddesi olduğunu belirten Kemaloğlu, TMO’nun acilen satış fiyatını açıklaması gerektiğini söyledi. Kemaloğlu, “Beklenti ve fiyatta dedikoduyu yönetmek lazım. Elinde mal olan satmıyor, alıcı kaçtan alacağını bilmiyor. Bu nedenle satış fiyatı acilen açıklanmalı” dedi. ÇİFTÇİ YÜKSEK GİRDİLERLE BAŞ EDEMİYOR Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, girdi fiyatlarındaki yüksekliğe dikkat çekerken, üreticinin hububat üretiminden vazgeçmeye başladığını söyledi. Alp, “’Bütün arazileri ekelim, arazi boş kalmasın’ deniyor, 25 kg olan gübrenin fiyatı 400-5TL iken, 1 kg tarım ilacının fiyatı 2 bin 500 TL iken çiftçi nasıl üretim yapsın. Devlet bizi desteklerse biz üretiriz. Para kazanan çiftçi asgari ücrete dönüp bakmaz. Üretmezsek hangi parayla kaç gün ithalat yaparız varın siz düşünün” diye konuştu. Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, buğday kilogram fiyatının 2250 TL olarak açıklandığını belirtirken, “Biz bu rakama sevinemeden arkasından mazota zam geldi. 1 yılda mazota ödediğimiz fark yüzde 32 arttı. Buğday üretiminde girdi fiyatları belliyken, üretici bu şartlarda üretim yapamaz. İthalata ödediğimiz paraları buğday üreticisine destek olarak versek çiftçi üretimine yönelir” dedi. Metin, anız yakımı konusunda üreticileri uyarırken, “Toprağa ve topraktaki canlıya zarar veren anız yakma işinden vazgeçelim” dedi. YAYLA BUĞDAYINDA VERİM KAYBI BATEM uzmanı Ali Koç, Antalya’da bu yıl buğday veriminde sahil kesiminde çok büyük verim kaybı olmayacağını ancak yayla kesiminde yağmurun yeterince yağmaması nedeniyle yüzde 20-60 arasında verim kaybı beklendiğini bildirdi. Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim Şube Müdürü Safinaz Arslan, bu yıl hububatta süne sıkıntısı olmadığını bildirirken, “Genel anlamda hububatta hastalıklı bir dönem geçirmiyoruz” dedi. ERKEN HASAT BÜYÜK SORUN ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Nuri Büyükselçuk, hububatta zor bir dönemden geçtiklerini belirterek, artan hububat fiyatlarının yem fiyatlarına dolayısıyla et ve süt fiyatlarına yansıdığına dikkat çekti. Büyükselçuk sanayici olarak üreticinin ürününü yüksek fiyattan satmasını istediklerini belirterek, “Eğer çiftçi kazanamazsa, biz işleyecek ürün bulamayız. Devlet desteği şart” dedi. 1. Komite Üyesi, Murat Köseoğlu bu yıl yaşanan saman sıkıntısı nedeniyle biçerdöverin buğdayı dipten hasat ettiğini bildirirken, buna önlem alınmasını istedi. Köseoğlu, erken hasadın da bu yıl buğdayda kalite kaybına neden olacağını söyledi. 1. Komite üyesi Ahmet Yılmaz, Elmalı’da ciddi kuraklık yaşandığını belirterek, bunun buğdayda rekolte ve verim kaybına neden olduğunu ifade etti. 1. Komite üyesi Yusuf Sarıcalar da yaylada buğdayda yüzde 60’a varan verim kaybı beklediklerini bildirdi. Sanayici Oğuz Kırtız, cari açığın olduğu, kur riskiyle karşı karşıya olunan bir dönemde ithalattan yana olmadıklarını söylerken, “Sanayici olarak bizler yerli malı kullanmak istiyoruz. Bunun için üretici doğru ve zamanında desteklenmeli” dedi.  

Detaylar...

ATB ESKİ BAŞKANI ULVİ YEREBAKAN YAŞAMINI YİTİRDİ
Antalya Ticaret Borsası’nın eski başkanlarından Ulvi Yerebakan 91 yaşında yaşamını yitirdi. 1930 yılında Antalya’da doğan Ulvi Yerebakan, 1950’de üyesi olduğu Borsa’da 2005 yılına kadar aktif olarak görev aldı. Antalya Ticaret Borsası’nda 1978-1981 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığı, 1987-1992 yılları arasında da Meclis Başkanlığı yapan Ulvi Yerebakan, borsanın çeşitli organlarında çalıştı. Müziğe olan tutkusuyla bilinen Yerebakan, Antalya’nın en renkli simaları arasında yer alıyordu. Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitiren Ulvi Yerebakan, Andızlı Mezarlığı’nda toprağa verildi. ÇANDIR’DAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya’da ticaretinin gelişmesine katkı sağlayan Ulvi Yerebakan’ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşadığını kaydetti. Yaşama sevinciyle tanıdığı Yerebakan’a Allah’tan rahmet dileyen Çandır, Yerebakan’ın ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti.  

Detaylar...

ATB BAŞKANI ÇANDIR’DAN 19 MAYIS MESAJI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle mesaj yayımladı. Ali Çandır, mesajında şunları kaydetti: “Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 102 yıl önce 19 Mayıs’ta Samsun’dan başlattığı mücadele, Türk Milleti’nin bağımsızlık zaferinin tohumudur. Atatürk’ün milletiyle verdiği bağımsızlık mücadelesi, ülkemizle sınırlı kalmamış dünyada bağımsızlık hareketleri dönemini başlatarak mazlum milletlerin mücadelesine de örnek olmuştur. Ata’mız, kurtuluş mücadelesiyle ülkemizi sadece işgalden kurtarmayı değil, askeri ve siyasi bağımsızlığın yanında ekonomik, hukuki, kültürel her alanda bağımsızlığı hedeflemiştir. Ata’mız, zaferle taçlanan Kurtuluş Savaşı’ndan sonra çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma hedefiyle çok önemli devrimleri de hayata geçirmiştir. Bu devrimleri ise gelecek olarak gördüğü gençliğe emanet etmiştir. İçerisinde bulunduğumuz tüm sıkıntıların üstesinden ancak kendi gücümü, potansiyelimiz ve irademizle gelebiliriz. Türk milleti, insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, ekonomik bağımsızlık anlayışı ile ülkemizi kalkındırmak için daha çok çalışacak, devraldığı bayrağı daha ileri taşıyacaktır. Bu, Ata’mızın bize en anlamlı öğretisidir. Milli mücadelenin önderi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, vatanımız için canını feda etmiş şehitlerimizi rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum.”  

Detaylar...

ATB MÜŞTEREK MESLEK KOMİTELERİ TOPLANTISI YAPILDI
Antalya Ticaret Borsası Müşterek Komite Toplantısı Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ve Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci’nin de katılımıyla online yapıldı. ATB Başkanı Ali Çandır, salgın döneminin aşılamanın bir an önce tamamlanıp, alınacak etkin önlemlerle salgının önüne geçilmesini diledi. Çandır, “Salgın tüm dünyayı etkisi altına almaya devam ediyor. Umarım bizlerin ve insanımızın daha dikkatli davranmasıyla azalır ve içerisinde bulunduğumuz kapanma son tedbirlerden biri olur da önümüzdeki günlerde yüz yüze buluşma fırsatı buluruz” dedi. KOMİTELERİMİZ ÇALIŞMALARIMIZA YÖN VERİYOR ATB bünyesindeki 7 meslek komitesinin her ay düzenli olarak toplandığını belirten Çandır, “Borsamız çalışmalarına yön vermeniz dolayısıyla hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizlerin dile getirmiş olduğu güncel ve geleceğe yönelik görüşleriniz, sektörel sorunlarımızın çözümü için fırsat yaratmakta ve bizlere etkili karar desteği sağlamaktadır” diye konuştu. Komitelerden çıkan görüş karar ve talepleri her ortamda dile getirdiklerini anlatan Çandır, “Sizlerin meslek komitelerinde dile getirmiş olduğunuz sektörel sorun, beklenti ve önerileriniz bizler için hayati öneme sahiptir. Son dönemde sizlerden gelen görüşler neticesinde özellikle Rus uçağı sonrası dile getirmiş olduğum ‘Antalya Yaklaşımı’, ‘Ekonomik afet bölgesi ilan edinelim’ gibi önerimizi ve ‘Antalya durursa, Türkiye durur’ söylemimizi bulunduğum her ortamda ve kamuoyu önünde de sıkça dile getirmekteyim” diye konuştu. 80 İLİN EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYORUZ Antalya ekonomisinin yüzde 58’inin hizmetler, yüzde 10’unun tarım, yüzde 12’sinin sanayi ve yüzde 8’nin inşaat sektörlerinden sektöründen oluştuğunu belirten Çandır, “Hal böyleyken turizm sektörünün ciddi yara alması turizmle ilişkili diğer 54 sektörü de geriletmektedir” dedi. Tarımın turizme sağladığı tedarik ile de ülkeye dolaylı olarak döviz kazandırdığını kaydeden Çandır, Antalya’nın diğer kentlerden aldığı mallarla da 80 ilin ekonomisine fayda sağladığını söyledi. Çandır, “Kentimiz ekonomisinde yaşanan olumsuzluk diğer kentlerimizi de yakından ilgilendirmektedir. İşte bu nedenle sürekli ‘Antalya durursa, Türkiye durur’ diyorum” dedi. Türkiye’nin 2020 yılında turizmden 40 milyar dolarlık döviz geliri beklerken, yılı 5 milyar dolarlık gelirle kapattığını anımsatan Ali Çandır, “Yani beklentimizin yaklaşık yüzde 13’ü civarında bir döviz gelirinden bahsediyoruz. Turizmin yüzde 40’ını oluşturan kentimizde ise 15 milyar dolar olan geliri beklentimiz ne yazık ki 2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişi. Dolayısıyla kentimiz yaşanan maddi sıkıntıların merkez üssü konumundadır. Sizlerin de takip ettiği gibi sezon halen açılmadı ve kentimizin bir sezon daha kaybetme direnci yok” diye konuştu. KOMİTE ÜYELERİ SEKTÖRÜNÜ ANLATTI Toplantıda söz alan komite üyeleri, sektörleriyle ilgili sorun, talep ve önerilerini dile getirdi. Hububat ve Malulleri Meslek Komitesi üyeleri, ana ürünlerin başında gelen hububatta girdi maliyetlerinin yüksekliğinden yakındı. Buğdayda henüz hasadın başlamadığını belirten üyeler, hububattaki rekolte kaybı kaygısı yaşadıklarını dile getirdi. Çeşitli Mallar Meslek Komitesi üyeleri, maliyet artışlarının en büyük sorun olduğunu ifade etti. Bir dönem para etmeyen patates soğanda fiyatın bir miktar yükseldiğini, bunun üretici ve ticaret yapanı rahatlattığını söyleyen üyeler, önümüzdeki dönem saman krizi yaşanacağı kaygısını ifade etti. Üyeler, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu’da yağmur yağmadığı için ekinlerin boylanmadığı, batıdan esen rüzgar nedeniyle de yatan ekinlerin saman konusunda sıkıntıya neden olabileceğini kaydetti. Taze Meyve Sebzeciler Meslek Komitesi üyeleri, taze meyve sebze ihracat fiyatında yüzde 20 dolar bazında artış olduğunu, sektörün iyi bir sezon yaşadığını dile getirdi. Belirli Bir Mala Tahsis Edilmemiş Gıdaların Ticaretini Yapanlar Meslek Komitesi Üyeleri, tam kapanma nedeniyle süt ve süt ürünlerinin ticaretinde yaşanan sıkıntıya dikkat çekti. Üyeler, Korkuteli’de elma, armut gibi ürünlerin alıcı bulamadığı için depoda kaldığını dile getirdi. Canlı Hayvan ve Et Ticareti Yapanlar Meslek Komitesi üyeleri, et fiyatlarının yükselme eğiliminde olduğunu belirtirken, “İş olduğu için değil, elde mal olmadığı için fiyatlar yükseliyor” görüşünü dile getirdi. Yem fiyatlarının yetiştiricinin belini büktüğünü söyleyen üyeler, artan maliyetler nedeniyle birçok yetiştiricinin sektörden çekildiğine dikkat çekti. Çiçekçiler Meslek Komitesi üyeleri, çiçekte rakip ülkelere göre avantajlı olduğumuzu, talebin Türkiye’ye döndüğünü dile getirdi. Çiçek üretim maliyetleri ve ambalaj gibi maliyetlerin yüksekliğinden yakınan üyeler, maliyetleri ürün fiyatlarına yansıtamadıklarını dile getirdi. Aromatik Bitkisel Ürünler ile Reçel ve Pekmezciler Meslek Komitesi Üyeleri, kuraklıktan dolayı kekik gibi tıbbi aromatik bitkilerde yüzde 15-20 gibi ürün kaybı olduğunu bildirirken, “Ama geçen yıl elimizdeki stoklar açığımızı kapatabilir” dedi. Bu yıl gül üreticinin malını satmakta zorlanacağını söyleyen üyeler, “Gülde fiyatlar çok düştü. Fiyatlar eskisinin üçte biri dörtte birine düştü” dedi. Yapraklı ürünler ve yağlı tohumlarda ihracatın iyi gittiğini söyleyen üyeler, “İhracatımız dolar bazında yüzde 20 arttı” dedi.  

Detaylar...

DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNܒNDE SÖZ ÇİFTÇİDE “TÜRK ÇİFTÇİSİ DON KİŞOT GİBİ”
Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) başkanlığını yürüttüğü Antalya Tarım Konseyi(ATAK), Dünya Çiftçiler Günü’nde “Söz Çiftçide” başlıklı online toplantı düzenledi. Gazeteci Galip Umut Özdil’in moderatörlüğünü yaptığı toplantıya, ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp ile çiftçiler katıldı. Umut Özdil, pandemi dönemiyle birlikte tarımın öneminin ortaya çıktığını vurgularken, “Ancak üreticimizin sorunları maalesef devam ediyor” dedi. Üreticinin sorun ve çözüm önerilerini dinlemek için böyle bir toplantı düzenlediklerini belirten Özdil, “Pandemi döneminin iki kahramanı var; sağlık çalışanları ve çiftçilerimiz. Çiftçilerimizin sorunlarına çözüm noktasında ivme kazandırabilirsek ne mutlu bize” dedi. FİYATLAR KONUŞULUYOR AMA GİRDİ MALİYETLERİNİ KONUŞAN YOK ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, “Kalkınmanın temeli tarımdır” diyerek sözlerine başladı. Tarımın stratejik bir sektör olmasının yanında artık beka sorunu olduğunu kaydeden Çandır, “Çiftçinin sorunlarını çözmeliyiz. Çiftçiye itibarını yeniden kazandırmalıyız. Çiftçi zenginleşirse ülke zenginleşir. Her türlü zorluğa rağmen alın teriyle toprağa değer katan çiftçilerimizin ellerini öpüyorum” dedi. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ATSO Başkanı Davut Çetin, her enflasyon açıklandığında günah keçisi ilan edilen çiftçinin girdi maliyetlerine bakılması gerektiğini söyledi. Çetin, “Hal fiyatları kilo bazında ortalama yüzde 8.5-9 arttı ama çiftçinin girdi maliyetlerini konuşan yok. Üretim maliyetleri gözden geçirilmeli” dedi. Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, çiftçinin salgında, savaşta ve barışta ürettiğini belirterek, “Çiftçinin elinden tutulduğunda, desteklendiğinde üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey olmaz” dedi. Çiftçinin üzerindeki girdi maliyetlerinin azaltılması isteyen Alp, “1 dolara ihtiyacımız olduğu bugünlerde üzerimizdeki girdi maliyeti baskısını kaldırın, yeni pazarlar bulun çiftçi ürün de üretir, ihracata katkı da sağlar” dedi. TÜRK ÇİFTÇİSİ DON KİŞOT GİBİ Toplantıya her ilçeden ve ürün grubundan katılan üreticiler, girdi maliyetlerinin yüksekliğine dikkat çekerken, desteklemelerin doğru ve yerinde yapılmasını talep etti. Zeytin ve muz üreticisi Zafer Tan, Türk çiftçisini yel değirmenleriyle savaşan Don Kişot’a benzetti. Tan, “Don Kişot yel değirmeniyle tek başına savaştı, bizim çiftçimiz de Don Kişot gibi tek başına mücadele ediyor, sahipsiz” dedi. Domates üreticisi Ramazan Koç, “Pandemide domates üretimi ve satışında sıkıntı yaşamadık. Gelirimiz iyi oldu ama girdi fiyatları çok yüksek olduğu için karımızda ciddi sıkıntı var. Üre gübresinde geçen yıla göre yüzde 100 artış var. Girdilerdeki artışı ürünün satış fiyatına yansıtamadık. Kişisel giderlerimizden kısarak ayakta kalmaya çalışıyoruz. Çiftçinin hiçbir sosyal faaliyeti yok” dedi. Küçükbaş hayvan yetiştiricisi Nevzat Bayındır, yeni neslin hayvancılıkla uğraşmak istemediğini söylerken, “Böyle giderse özellikle küçükbaş hayvanda 5-10 sene sonra yetiştirici kalmaz. Bizim nesilden sonra bu işi yapacak kimse yok. Hayvanı otlatacağımız mera alanları giderek daralıyor. Hayvan otlatacak yer bulamıyoruz” dedi. “MOTİVASYONUMUZ DÜŞÜK” Portakal üreticisi Mete Apaydın, endüstri mühendisliği bölümü mezunu olduğunu kaydederken, “İstanbul’da üniversiteyi bitirdikten sonra Finike’ye döndüm ve 3 nesildir uğraştığımız portakal üretimine devam ettim. 2013 yılından beri e ticaretle dünyaya Finike portakalı ulaştırıyorum. Ancak, son 10-15 yıldır motivasyonumuz düşük. Çiftçi hak ettiğini kazanamıyor. Ana sorunumuz girdi maliyetlerinin yüksekliği. Armatör gemisine ÖTV’siz mazot alıyor, üreten çiftçi neden mazotu ÖTV’li alıyor” dedi. Geçen yıl aşırı sıcak nedeniyle meyvelerde dökülme olduğunu, ortalama yüzde 50 tonaj kaybı yaşandığını anımsatan Apaydın, “Doğal olarak fiyatlar yükseldi. Yeni yılda Tarım Bakanlığı portakal ihracatına kısıtlama getirdi. İç piyasada fiyatı indirmek için üreticiyi bitirdiler. Enflasyonu baskılamak için arz talep dengesine müdahale ederseniz üreticiyi bitirirsiniz. Yıllardır zorla kazandığımız yurtdışı pazarına 20 gün mal gönderemezsek o pazarı kaybeder, kazanmak için de 10 yıl daha uğraşırız” diye konuştu. Yeşillik üreticisi Yadigar Dalkıran, 17 günlük kapanma döneminde pazar kurulmadığı için ürünlerinin elde kaldığını belirterek, “Ciddi zararımız oldu. Çiftçi olarak veresiye alıyoruz, kazanınca borcumuzu krediyle kapatıyoruz. 1 domates fidesi 3-4 TL, ilaç, gübre, plastik dolara endeksli, girdi maliyetleri düşürülmeli” dedi. 50 YIL YAPTIĞI ÇİFTÇİLİĞİ BIRAKTI 50 yıl çiftçilik yaptıktan sonra çiftçiliği bırakan Mustafa Ateş, “Çiftçilikten para kazanmadığım için vazgeçtim. Eskiden 2 dönüm sera ile ya traktör alıyor ya ev alıyorduk. 2 dönüm alandan kazanıyorduk, şimdi 20 dönümden para kazanmıyoruz. Üretimden vazgeçtim artık seralarımı kiraya veriyorum” diye konuştu. Armut üreticisi Süleyman İnce, Korkuteli’de Coğrafi İşaretli Karyağdı Armudu üretimi yaptıklarını belirtirken, “Bu yıl ürünümüz elde kaldı. Çevremizdeki çoğu üretici girdi maliyetleri nedeniyle üretimden vazgeçiyor, ağaçlarını kesiyor” dedi. İnce, kooperatiflerin daha etkin çalışması gerektiğini, örgütlü olan çiftçinin birlikte hareket ederek kazanabileceğini söyledi. İTHALAT SOPASI TEPEMİZDE Süt üreticisi Ünal Çoban, ürün fiyatlarının ithalat sopasıyla sürekli baskılandığını ancak girdi maliyetlerin herhangi bir müdahale olmadan her gecen gün arttığını kaydetti. Çiğ süt fiyatları baskılanarak enflasyonun önüne geçilemeyeceğini söyleyen Çoban, “Süt yem paritesi bozuldu. 1 litre sütle bir kilo yem alınıyor, bu şartlarda üretici para kazanamaz” dedi. Desteklerin ürüne yapılması, teşvik ve desteklerin bölgeye göre hazırlanmasını isteyen Çoban, “Aile işletmeleri gıda tekelleşmesinin önünde toplumun ve devletin ileri karakollarıdır. Tekelleşmenin önüne geçmek için aile işletmeleri daha fazla desteklenmeli. 10 baş işletme ile 1000 baş işletme aynı destek ve teşvik programından faydalanıyor. Uygulanan yanlış politikalarla tarımın ve hayvancılığın yanlış tarım politikalarla ailelerden alınıp çok uluslu şirketlere verilmesi bizi kaygılandırıyor. Bu bizim ekmeğimiz, ekmeğimizi kimseye vermeyeceğiz” diye konuştu. Kırmızı et üreticisi İlhan Ayhan, kurdaki yükselişle birlikte yem fiyatının önüne geçilemediğini söylerken, “Bu maliyetlerle üretim yapmamız olanaksızlaşıyor. Kırmızı Et Üretici Birliği’ne her gün ‘para kazanamıyoruz işten ayrılıyoruz’ diye istifa dilekçeleri geliyor. Bu politikalarla Eylül- Ekim ayından sonra et fiyatlarının önüne geçilemez” dedi. Mantar üreticisi Osman Yapıcı, kompost, elektrik, işçi fiyatları gibi girdilerin yüksekliğinden yakınırken, komposttaki yüzde 18 KDV’nin düşürülmesini istedi. Pamuk üreticisi Süleyman Bacak, pamuğun stratejik bir ürün olduğunu belirtirken, Türkiye’de tekstil sektörünün 1.5 milyon ton lifli pamuğa ihtiyacı varken, 650 bin ton üretim olduğuna dikkat çekti. Bacak, “Aradaki farkı ithal edip döviz kaybediyoruz. Pamukta tekstilcinin ihtiyacını karşılayacak hale gelmeliyiz. İnsanlar para kazanmayınca pamuğu bıraktı. Pamuk üretiminde kooperatifleşme çok önemli” diye konuştu.  

Detaylar...

BAŞKAN ÇANDIR`DAN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Ramazan Bayramı nedeniyle mesaj yayımladı. Çandır, mesajında şunları kaydetti: “Bağrında onlarca medeniyeti barındırmış, her birinden aldığı kültürü yoğurarak kadim kültürü oluşturmuş Anadolumuz, bayramlarını hangi ırktan, dinden, gelenekten olursa olsun birlikte kutlamayı başarmış müthiş bir coğrafyadır. Umudun, sevginin, barışın hoşgörünün, kucaklaşmanın günü olan bayramlarımız, nefreti reddeder, umudu yeşertir. Umudumuzun çoğaldığı bir Bayram olsun. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Koronavirüs salgını nedeniyle Ramazan Bayramımızı evlerimizde kutlayacağız. Ancak sevdiklerimize bir telefon kadar yakınız. Maneviyata ihtiyaç duyduğumuz bu özel günde sevdiklerimizi yalnız bırakmayalım. Birbirimizi kucaklayacağımız nice bayramlar dileğiyle Ramazan Bayramını en içten duygularımla kutluyorum.”  

Detaylar...

SÜT AKADEMİSİ DEVAM EDİYOR; BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRMEDE KEFİR MUCİZESİ
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Pandemi Günlerinde Tarım Eğitimlerini aralıksız sürdürüyor. 10 Nisan’da başlayan ve 16 Mayıs’a kadar devam edecek Süt Akademisi’nde süte dair her şey katılımcılara anlatılıyor. Online düzenlenen ve şimdiye kadar 30 binin üzerinde kişiye ulaşan ücretsiz Süt Akademisi’nin sonunda katılımcılara belge verilecek. Eğitimde uzmanlar, özellikle Koronavirüs salgını döneminde sağlık için yoğurt, kefir gibi probiyotik zengini ürünlerin tüketilmesini önerdi. HASTALIKLAR BAĞIRSAKTA BAŞLAR 5 farklı üniversiteden akademisyenlerin ders verdiği Süt Akademisi’nde, Süleyman Demirel Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğba Kök Taş probiyotikler ve kefiri anlattı. Hipokrat’ın Milat’tan Önce 400’lerde “Bütün hastalıklar bağırsakta başlar. Sağlıksız bağırsak tüm hastalıkların başlangıcıdır” dediğini kaydeden Taş, günümüzde de hastalıkların bir çoğunun bağırsaktan kaynaklandığına dair çalışma ve yayınlar olduğunu belirtti. Bağırsak florasının sağlığımız için önemine dikkat çeken Taş, probiyotiklerin bağırsak sağlığındaki önemini anlattı. Taş, “Probiyotik mikroorganizmaların tüketilmesinin çocuklarda ishal, solunum ve diş çürümesi enfeksiyonlarını, bebeklerde egzema ve yenidoğanlarda görülen ciddi bir bağırsak sorunu olan nekrotizan enterekolit oranını düşürdüğü tespit edilmiştir. Sütten kesme sırasında probiyotikle desteklenen çocukların ishal, kabızlık gibi sorunları daha rahat atlattığına dair çalışmalar var” dedi. Taş, probiyotik ile zenginleştirilmiş yoğurt, kefir, boza, tarhana, fermente besinler, sirke, fermente peynirlere hem ulaşımının kolay olduğunu hem de kolaylıkla tüketilebileceğini belirten Taş, kefirin tüketilmesini önerdi. İLAÇ GİBİ Fermente gıdaların geçmişinin binlerce yıl öncesine dayandığını, tüketiminin insan sağlığı için önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Tuğba Kök Taş, iyi bir fermente ürün olan kefirin Kafkasya’dan dünyaya yayıldığını kaydetti. Taş, kefirin içeriğindeki yoğun mikroorganizmalar ve probiyotik özelliğiyle insan sağlığı üzerindeki etkisini de anlattı. Taş, kefirin bağırsak sistemini düzenlediğini, bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olduğunu söyledi. Kefirin çok zengin bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Taş, kolestrole etkisi, antibikrobiyal etkisi, sindirim sistemine etkisi, rahatlatıcı etkisi, diş, böbrek, psikolojik rahatsızlıklara etkisi, laktoz intoleransa etkisi ve antitümör etkisini anlattı. Süt Akademesi’nde Süt Rüyası’ndan Öznur Arıkan kefir ve su kefir yapımını workshopta anlatırken, evde kolayca yapılabileceğini kaydetti.  

Detaylar...

“SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR” DİYARBAKIR’DA
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde il il yöresel ürünlerin gündeme gelmesi ve coğrafi işaret konusunda farkındalık yaratmak amacıyla yayınlanan “Sizin Oraların Nesi Meşhur” programının bu haftaki konuğu Diyarbakır oldu. Gürsel Cingöz moderatörlüğünde düzenlenen programda, “medeniyetler beşiği” olarak adlandırılan Diyarbakır’ın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri konuşuldu. Programa, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, Diyarbakır Vali Yardımcısı Ömer Coşkun, Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Hasan Maral, Diyarbakır Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ertan Atalar konuk olarak katıldı. 33 MEDENİYETİN BİRİKİMİ DİYARBAKIR’DA Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır’ın 33 medeniyete ev sahipliği yapmış, binlerce yıllık kültürel birikime sahip bir kent olduğunu belirtirken, Fırat ve Dicle’nin bereketinin şehrin yemeklerinden yöresel ürünlerine, kültürüne ve ekonomisine yansıdığını belirtti. Diyarbakır’ın 6 coğrafi işaretli ürünü bulunduğunu, 9 ürünün coğrafi işarette askı süresini beklediğini, 54 ürün için de Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulunulduğunu kaydeden Kaya, “Sadece coğrafi işaret tescili tek başına yeterli değil. Ürünümüzü Türkiye ve dünya pazarına ulaştıramazsak coğrafi işaret belge olarak kalır” dedi. Kaya, Cİ’li Diyarbakır Burma Kadayıfı ve Örgü Peyniri’nin AB’de tescil edilmesi için çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Kaya, Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde Antalya’da düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’e her yıl Diyarbakır’ın ürünleriyle katıldığını belirtirken, “YÖREX, yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin sergilendiği çok önemli bir fuar. Ali Çandır Başkanım bu konuya öncülük ediyor” dedi. Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, buğdayın ekmeğe dönüşme serüveninin Diyarbakır’da başladığına dikkat çekti. Diyarbakır’ın reyhan şerbetinden kaburga dolmasına, karpuzundan peynirine kendine has lezzetleriyle çok geniş yöresel ürün yelpazesine sahip olduğunu belirten Yeşil, yöresel ürünlerin kentin markalaşmasına önemli katkılar sağladığını vurguladı. Diyarbakır Vali Yardımcısı Ömer Coşkun, Diyarbakır’ın müthiş bir esnaf kültürüne sahip, eşsiz lezzetleri ve yöresel ürünleriyle medeniyetler kenti olduğu kaydetti. Tarihi kent Diyarbakır’ın Burma Kadayıfı, Diyarbakır Karpuzu, Diyarbakır Örgüt Peyniri, Karacadağ Pirinci, Çirmek Biberi ve Boğazkere Üzümü’nün coğrafi işaret tescili aldığını belirten Coşkun, kentin coğrafi işaret alabilecek onlarca yöresel ürünü bulunduğunu söyledi. Cİ’Lİ ÜRÜNLERE ÖZEL WEB SİTESİ Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Hasan Maral, bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınması için önemli çalışmalar yürüttüklerini kaydederken, “Yöresel ürünlerin farkındalığını artırmak için projeler yürütüyoruz. Kalkınma ajansı olarak birçok ürünün coğrafi işaret başvurusunda kurumlarla işbirliği içerisinde çalıştık. Tescillenen yöresel ürünlerin ticarete kazandırılması çok önemli. Ajans olarak coğrafi işaret almış ürünlerimizin ulusal ve uluslararası arenada tanıtılması için özel bir web sayfasını hayata geçiyoruz” diye konuştu. Diyarbakır Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ertan Atalar, Diyarbakır’ın tarım ve hayvancılık potansiyeli hakkında bilgi verirken, tarım ve hayvancılık konusundaki zenginliğinin yöresel ürün varlığına yansıdığını kaydetti.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI NİSAN AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Nisan ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerleri, 2021 Nisan ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti:   Nisan ayında miktar endeksleri; domateste 79, sebzede 99 ve meyvede 68 olarak gerçekleşirken, fiyat endeksleri domateste 320, sebzede 331 ve meyvede 477 olarak gerçekleşti. Nisan ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 21.82, sebzede % 39.46 ve meyvede ise % 9.48 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise domateste % -24.96, sebzede % -31.33 ve meyvede ise % -28.47 azalış yaşandı. Miktar endekslerinde, Kasım, Şubat ve Mart ayından sonra Nisan ayında da aynı eğilim söz konusu oldu.         Domates miktar endeksi, geçen yılın Nisan ayına göre (yıllık) % -24.96’lık düşüş gösterirken, fiyat endeksi geçen yılın Nisan ayına göre (yıllık) % 42.46’lık artış gösterdi. Miktar endeksindeki bu düşüş, son altı yılın üçüncü en yüksek miktar azalışını, fiyat endeksindeki artış ise son altı yılın üçüncü en yüksek fiyat artışını gösteriyor. Sebze miktar endeksi, geçen yılın Nisan ayına göre (yıllık) % -31.33 düşerken, fiyat endeksi geçen yılın Nisan ayına göre (yıllık) % 51.78’lik artış gösterdi. Miktar endeksindeki bu düşüş, son altı yılın en yüksek miktar azalışını, fiyat endeksindeki artış ise son altı yılın üçüncü en yüksek fiyat artışını gösteriyor. Meyve miktar endeksi, geçen yılın Nisan ayına göre (yıllık) % -28.47’lik düşüş gösterirken, fiyat endeksi geçen yılın Nisan ayına göre (yıllık) % 41.79’luk artış gösterdi. Miktar endeksindeki bu düşüş, son altı yılın üçüncü en yüksek miktar azalışını, fiyat endeksindeki artış ise son altı yılın üçüncü en yüksek fiyat artışını gösteriyor. Aylık gerçekleşmeler aşağıda verildi: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi; Nisan ayında %21.82 artış gösterirken işlem fiyatı endeksi bir önceki aya göre % 5.13 artış gösterdi. Bir önceki aya göre (aylık) sebze miktar ve fiyat endekslerindeki aylık değişimlerin seyri, genel olarak önceki iki yılla uyumlu oldu. Buna göre sebze işlem miktar endeksi Nisan ayında %39.46 artarken, fiyat endeksi % -11.95 azaldı. Son üç yılın Nisan aylarında sebze miktar endeksleri sürekli artış eğiliminde olurken fiyat endeksleri azalan bir eğilim içerisinde oldu. Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Nisan ayında % 9.48 artış gösterirken işlem fiyat endeksi ise % 7.46’lık artış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Nisan ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki iki yılın değişimleriyle uyumluluk gösterdi.  

Detaylar...

ATB NİSAN MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Nisan Ayı Meclis toplantısı çevrimiçi yapıldı. Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında toplanan Meclis’te. yönetimin bir aylık çalışmaları hakkında üyeler bilgilendirildi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Meclis’te Koronavirüs salgının tarım ve ekonomiye etkilerini değerlendirdi. TEDBİRLERDE ANTALYA DAHA DİKKATLİ OLMALI Koronavirüs salgınında 1 yıl önceye dönüldüğünü, Haziran ayında başlayan açılmanın ve Eylül ayında başlayan serbestleşmenin bedelini özellikle son 2 ayda ağır can kayıpları ile ödediğimizi kaydeden Çandır, “Bir taraftan can derdimizin diğer taraftan ekmek derdimizin arasında sıkışıp kaldık” dedi. 29 Nisan’da başlayan ve 17 gün sürecek tam kapanma adı altındaki kısmi kapanmanın salgını kontrolde başarılı olmasını dileyen Çandır, “Çünkü hiçbirimizin 2021 yılını, 2020 koşullarında geçirmeye gücümüz bulunmamaktadır. Sağlığımız ve ekonomimiz için büyük öneme sahip ve net döviz girdisi sağlayan turizm sektörünün sezona sağlıklı başlayabilmesi için Antalyalılar olarak hepimiz önlemler konusunda daha da dikkatli olmalıyız. Çünkü Antalya durursa, Türkiye durur” diye konuştu. KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ YILSONUNA KADAR UZATILMALI Borsa’nın meslek komiteleri toplantılarında tam kapanmanın yanı sıra kısa çalışma ödeneğinin uzatılmasının da talep edildiğini anımsatan Çandır, “Kısa çalışma ödeneğinin üç ay uzatılması kararı faydalı olmuştur. Teşekkür ediyoruz. Ancak kısa çalışma ödeneği uygulamasının şu an için en azından yılsonuna kadar uzatılması bir zorunluluktur” diye konuştu. Çandır, kamuya olan birikmiş ödemelerin ve 2021 yılı ödemelerinin 2023 yılına kadar ertelenmesini isterken, “Bu sayede birikmiş ve bu yılki cari ödemelerimizi yapma konusunda bir kapasiteye ulaşmış olabiliriz” dedi. ANTALYA TİCARETİ BÜYÜK DARBE ALDI Ticaret hacmindeki zayıflığa ve çekle yapılan işlem hacmindeki düşüşe dikkat çeken Ali Çandır, salgından Antalya ticaretinin Türkiye ortalamasının üzerinde zarar gördüğünü vurguladı. Çandır, bu yılın ilk çeyreğinde ülke genelinde ödenen çek tutarında yüzde 25 artış yaşanırken Antalya’da yüzde 25 düşüş yaşandığını bildirirken, şunları söyledi: “Özellikle 2020 yılının son 10 ayındaki yıllık hacim değişimleri, pek de iyi olmayan 2019 yılına göre düşüşler göstermişti. Bu düşüşlere rağmen 2021 yılının ilk çeyreğinde geçen yıla göre yine ciddi düşüşler yaşamaktayız. Bu dönemde ülkemizde ödenen çek tutarında yüzde 25’lik artış yaşanırken Antalya’da yüzde 25 düşüş yaşanmıştır. Yani, geçen yıldan beri nesnel verilerle dile getirdiğimiz, ‘bu salgında Antalya, Türkiye ortalamasının çok üzerinde darbe yemiştir’ tespitimiz, geçerliliğini hala korumaktadır. Ülkemiz genelinde ticaret hacmi artarken bizde düşmektedir. Yani kentimiz toplu olarak fakirleşmektedir, ticaretim durağanlaşmaktadır. Umuyorum ve diliyorum ki bu kapanmanın ardından salgını kontrol altına alabiliriz ve kentimizi içinde bulunduğu bu ağır koşullardan kurtarabiliriz.” Antalya’nın kamu çalışanı ağırlıklı bir kent olmadığını, tarım, turizm, hizmet ve ticarete dayalı bir ekonomiye sahip, büyük ölçüde kendi çabası, emeği ve riskleriyle baş başa yaşayan girişimci bir kent olduğunu kaydeden Ali Çandır, salgının en ağır darbe vurduğu sektörlerin tamamının Antalya’nın ağırlıklı sektörleri olduğunu belirtti. TARIMIMIZ FAKİRLEŞTİ Çandır, salgın döneminde Antalya tarımını da özetledi. Antalya tarımında durumunun üretici ağırlıklı kentlerde olduğu gibi iç açıcı olmadığını vurgulayan Çandır, “Çünkü uzun bir süredir, 1 kazanmak için 1.5 harcamak zorunda kalmaktayız. Tarım uzun bir süredir toplu olarak fakirleşmektedir. Daha önce de belirttiğim ve rakamlarla gösterdiğim gibi bizim tarımdaki son iyi yılımız 2010 yılıdır. O tarihten bu yana tarımdaki reel kazançlar sürekli düşmektedir. Bu yüzdendir ki uzun yıllardır tarımda hem toprak hem de insan kaybı yaşamaktayız. Üretimimiz artmakta ama bunun kaynağı, sağlanan verimlilik artışı olmamaktadır. Yani aslında var olan gücümüzden kaybetmiş durumdayız. Bizler bu kayıpları telafi etmek için var gücümüzle çalışmaktayız” diye konuştu. İHRACAT ARTIYOR AMA GELİRİ DÜŞÜYOR Tarımsal ihracatta da iç açıcı bir durumun olmadığını ifade eden Başkan Ali Çandır, “İhracatımız uzun bir süredir artmakta ancak birim fiyat düşmektedir” dedi. Yılbaşından bu yana Türkiye tarımsal ihracatının yüzde 35 artarken, Antalya tarımsal ihracatının yüzde 40’a yakın artış gösterdiğini bildiren Çandır, genel ihracatta da ülke ihracatı yüzde 15 artarken, Antalya ihracatının ülke ortalamasının üzerinde performans göstererek yüzde 45’lik artış kaydettiğini söyledi. İhracat artarken birim fiyatın düştüğünü vurgulayan Çandır, “Öyle ki kilogram başına sebze ihracat değerimiz 2011 yılı Mart ayında 0,69 dolar iken 2021 yılı Mart ayında 0,62 dolara gerilemiştir. Kentimiz için önemli bir yere sahip domatesin kilogram başına ihracat değeri ise 2011 Mart ayında 0,87 dolar iken 2021 yılı Mart ayında 0,81 dolara gerilemiştir” diye konuştu. Mart ayında Antalya’nın tarihinin en yüksek ihracatını gerçekleştirdiğine dikkat çeken Çandır, “Bu fırsatla ihracatımızda katkısı bulunan üreticilerimize, üreticilerin emeğini kıymetlendiren komisyoncu, tüccar ve ihracatçı arkadaşlarımız ile üyelerimize teşekkür ediyorum” dedi. AYAKTA KALMAK İÇİN DAHA ÇOK BORÇLANDIK Antalya’nın darboğazdan kurtuluşu kredide gördüğünü ve kredi büyümesinde rekorlar kırdığını kaydeden Çandır, yılbaşından bu yana Türkiye’nin kredi büyümesinin yüzde 29 iken, Antalya’nın 42’lik kredi büyümesi yaşadığına dikkat çekti. Tarım ve toptan ticarette ortalamanın üzerinde kredi büyümesiyle karşı karşıya olduğumuzu söyleyen Ali Çandır, “Üstelik geçen yılın yaklaşık 2 kat üzerinde orana sahip olan bu krediler yatırıma değil ayakta kalmak ve eldekini korumak için kullanılmıştır. Karar vericilerimizden önümüzdeki 17 günlük süreyi de göz önünde bulundurarak Antalya gibi kentler için kolaylaştırıcı tedbirler almasını ve yüksek faiz yükünden arındırmasını bekliyoruz” diye konuştu. TARIM BEKA SORUNUDUR Önümüzdeki dönemin daha zorlu geçeceğini ifade eden ATB Başkanı Ali Çandır, dünya tarım ve gıda fiyatlarının son 10 yılın üzerinde seyrettiğini ve bu artışların süreceği yönünde bir eğilim olduğunu kaydetti. Mısır ve buğday gibi ürünlerin dünya fiyatlarının hafta başından beri yüzde 5’lere varan artışlar gösterdiğini, meyvede de ciddi artışlar yaşandığını anlatan Çandır, “Tarımsal varlığımıza artık gözümüz gibi bakmalı, korumalı ve geliştirmeliyiz. Aklı başında bilim insanının da ifade ettiği gibi medeniyet tarımdadır. Sonuç olarak tarım sektörü artık stratejik bir sektör olmanın ötesinde gerçek bir beka sorunu oluşturma konumuna gelmiştir” diye konuştu. Borsa’nın aktif olarak çalışan 7 meslek komitesinde girdi maliyetleri, Rusya Federasyonu’nca uygulanan domates kotası, kırmızı et, beyaz et ve süt fiyatları, hasadı yaklaşan buğday fiyatının konuşulduğunu anımsatan Çandır, Borsa tarafından düzenlenen online eğitimler, projeler ve diğer faaliyetlerle ilgili üyelere bilgi verdi. Çandır, Meclis’te geçtiğimiz günlerde Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden Borsa eski Başkanı İlhami Gönen’i andı. Borsa’da 16 yıl yönetim kurulu başkanlığı ve 2 yılı meclis başkanlığı yapan Gönen’in 20 yılın üzerinde TOBB delegeliği yaptığını anımsatan Çandır, “Antalya’da pamuk üretiminin ve ticaretinin gelişiminde öncü olmuş ve ilk pamuk tescilini gerçekleştirmiş, Borsa binamız ile Borsamızca yaptırılan meslek lisesi ve semt polikliniğinde ciddi emeğe sahip, çalışkanlığı ve dürüstlüğü iş ve özel hayatında ilke edinmiş büyüğümüz İlhami Gönen 93 yaşında koronavirüse yenik düşerek aramızdan ayrıldı. Kıymetli büyüğümüz İlhami Gönen’e Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve camiamıza baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun” dedi. Çandır, hayatını kaybeden hal esnaflarından Mithat Yılmaz’a da Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi. Çandır, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlarken, Ramazan Bayramı’nın hayırlara vesile olmasını diledi. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.  

Detaylar...