Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Haziran Temmuz 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1
2 3 4 5 6 7 8
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 3.236.124.56
Şuan 9 kişi online
Bugün 192 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 155825
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ATB TEMMUZ MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası Temmuz ayı Meclisi çevrimiçi yapıldı. Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında toplanan Meclis’te üyeler, yönetimin bir aylık çalışması hakkında bilgilendirildi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. YENİ BİR KAPANMAYA DAYANACAK GÜCÜMÜZ YOK Koronavirüs’te Temmuz ayı başında gevşetilen kısıtlamaların endişe yaratmaya başladığını kaydeden Çandır, geçen yıl yine bu dönem yaşanan gevşemenin ekim ayında kapanma ve kısıtlamalarla sonuçlandığını anımsattı. Çandır, “En büyük dileğimiz, Eylül ayından itibaren, biz bu filmi seyretmiştik sözünü doğrulamamaktır. Başta yöneticilerimiz olmak üzere hepimize bu konuda büyük sorumluluklar ve görevler düşmektedir” dedi. Günlük vaka sayılarında 1000 ve altı hedefi varken, kısa sürede 4 binli rakamların görüldüğünü, şimdi ise vaka sayısının hızla 20 bine yükseldiğine işaret eden Çandır, “Bu gidişat, sürdürülemez bir eğilimdir” dedi. Koronavirüs’te 4. dalgadan bahsedildiğini belirten Çandır, “Kısa sürede bu gidişatı tersine döndüremezsek yeni kısıtlayıcı tedbirler kaçınılmaz olacaktır. Bizim böylesi bir kapanmaya dayanacak bir ekonomik gücümüz ve birikimimiz bulunmamaktadır. Bir taraftan insanların alım gücü ve talebi zayıflamış, diğer taraftan kredi maliyetleri yüzde 100’ün üzerinde artarak yüzde 20’leri çoktan aşmışken mevcut ekonomik hareketlilik tek çıkar yol olarak karşımızda durmaktadır. Bu hareketliliğin devamı ancak vaka sayılarını tekrar aşağıya doğru indirme çabalarımızdan geçmektedir” diye konuştu. AŞI ÇAĞRISI Aşılamanın Koronavirüs’le mücadele bilinen en etkin yöntem olduğunu, bu nedenle düşen aşılama hızının tekrar üst düzeye taşınması gerektiğini söyleyen Çandır, “Bunu için hepimiz elimizden geleni yapıp bir an önce aşılanmada yüzde 60-70 oranına ulaşmalıyız” dedi. Aşı hakkı bulunan herkese “aşınızı olun” çağrısında bulunan Çandır, maske-mesafe-temizlik kurallarının önemli olduğunu, bu konuda da gerekli hassasiyetin gösterilmesini istedi. Çandır, “Bu hepimizin insanlık ve vatandaşlık borcudur. Aşılarımızın tamamını yaptırmış olsak bile bu koşullardan asla taviz vermemeliyiz” dedi. BORÇLA DÖNÜYOR Başkan Çandır, Antalya’nın turizm ve tarımın merkezi olduğunu söylerken, bu dönemin her iki sektör için de kritik öneme sahip olduğunu kaydetti. Turizm en yüksek dönemini yaşarken tarımın da önümüzdeki dönemin hazırlıklarını yaptığını belirten Çandır, sürekli bir ekonomik hareketliliğe sahip olan Antalya’nın bu hareketliliğinin kesintiye uğratılmaması gerektiğini ifade etti. Çandır, yeniden hareketlenmenin her seferinde hem daha zor hem de daha maliyetli olduğunu, bu maliyetlerin de yeni kredi talebiyle karşılamaya çalışıldığına dikkat çeken Çandır, “O yüzdendir ki 2015 yılından beri hem bireysel hem de iş dünyası kredi artış oranlarında Türkiye ortalamasını oldukça üzerinde bulunmaktayız. Bu kredilerin bir bölümünün yatırıma gitmesinin yanı sıra önemli bir bölümünün önceki borcu çevirmeye ve cari harcamaları karşılamaya gittiğini de biliyoruz” diye konuştu. Borçlanma döngüsünün yılın ilk yarısında da devam ettiğini kaydeden Çandır, yılın ilk yarısında iş dünyasının toplam kredi büyümesi Türkiye’de yaklaşık yüzde 30 civarındayken, Antalya’da yüzde 40’ın üzerinde olduğuna dikkat çekti. Çandır, “Antalya tarım sektörünün kredi büyümesi ise son 5 yıldır olduğu gibi yine yılın ilk yarısında Türkiye’nin yüzde 33 oranına karşılık yüzde 45 civarına bir büyüme oranı göstermiştir” bilgisini paylaştı. Geçen yılın kredi maliyetinden iki kat daha maliyetli kredilere ulaştıklarını kaydeden Çandır, “Bu yüksek maliyete hep birlikte katlanmaktayız” dedi. BORCUNA SADIK ANTALYA Antalya iş dünyasının borcuna sadık olduğunu, bu durumun yıllardır hiç değişmediğini söyleyen Ali Çandır, “Bana, kentimiz iş karakteristiği ile ilgili bir tane hakkın olsa ne dersin diye sorsanız hemen bu özelliğimizi söylerim. Çünkü bu özelliğimiz yıllardır rakamlarla kanıtlanmıştır. Üstelik bu yapısal özelliğimiz, Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde olan kurulan şirket oranına rağmen bozulmamaktadır. Örneğin son açıklanan veriyle Antalya’da kurulan şirket sayısı geçen yıla göre yüzde 36 artarken Türkiye’de herhangi bir artış olmamıştır” diye konuştu. İHRACAT NEFES ALDIRDI Ali Çandır, Antalya’nın başta yaş meyve sebze ve süs bitkileri olmak üzere ihracatta Türkiye ortalamasının üzerinde bir performansa sahip olduğunu belirtirken, Antalya’nın yılın ilk 6 aylık döneminde ülke genelindeki yaklaşık yüzde 20’lik tarım ve gıda ihracatı artışının iki katını gerçekleştirdiğini bildirdi. Çandır, “İhracattaki bu artış, sektörümüzün nefes almasına destek sağlamıştır. Çünkü içerideki fiyatlar, uzun bir süredir sektörümüzde faaliyet gösterenlerin aleyhine seyretmektedir. Bunu açıklanan son verilerle örneklendireyim; yıllık tarımsal üretici fiyatları (TarÜFE) yüzde 22’nin altında iken Yurtiçi üretici fiyatları (YiÜFE) yüzde 43 ve yurtdışı üretici fiyatları (YdÜFE) yüzde 44 olarak ilan edilmiştir. Yani bizler tüm sektör olarak, Haziran ayında yıllık rakamlarla alım gücümüz zayıflamış ve fakirleşmiş durumdayız” dedi. ANTALYA KRİZİ DAHA AĞIR YAŞIYOR Antalya’nın Rusya krizi ve genel ekonomik krizin etkilerini atlatamamışken salgın krizinin etkisi altında kaldığını kaydeden Çandır, “Antalya, hem bu krizler hem de ekonomik yapısı dolayısıyla Türkiye ortalamasının 2-3 kat üzerinde bir ağırlıkla krizi yaşamaktadır. Bu durumu yöneticilerimize rakamlarla anlatıp taleplerimizi defalarca raporladık. Türkiye ortalamasına göre çok daha ağır yaşadığımız krize karşı kentimize özgü bir destek yerine genel destekler söz konusu oldu” diye konuştu. DESTEK TALEBİ Salgının etkisi halen atlatılmamışken, kısa çalışma ödeneğinin bitirildiğini, Temmuz ayı sonunda da stopaj ve KDV ertelemelerinin biteceğini belirten Çandır, “Stopaj ve KDV ertelemelerinin devam ettirilmesini, KDV alacağı kadar koşulsuz/şartsız KGF kefaleti sağlanmasını, kısa çalışma ödeneğinin yıl sonuna kadar tekrar çıkarılmasını, artan maliyetler nedeniyle fide ve diğer girdilerin temininde zorlanan üreticilere hibe desteklerin sunulmasını, kış dönemi için işletmelere kira destek mekanizması geliştirilmesini, kamuya olan birikmiş ödemelerin ertelenmesini, sektör ayrımı yapmaksızın uygun maliyetli kredi imkanlarının yaratılmasını karar vericilerimizden talep ediyoruz” diye konuştu. ATB Başkanı Çandır, iş dünyasının finansal yapısına direnç katacak bu destek ve kolaylıkların sadece günü kurtarmaya değil aynı zamanda gelmekte olan yeni külfet ve zorunluluklar için de gücünü artıracağını kaydetti. YEŞİL MUTABAKATTA BAŞARI HİKAYESİ YAZABİLİRİZ Borsa olarak 2021 yılını ‘sürdürülebilirlik” yılı ilan ettiklerini, sürdürülebilirliğe odakladıkları faaliyetlerle ilgili bilgi verdi. Avrupa Birliği’nin, 2014 yılından beri bu konuyu yasal bir zorunluluk haline getirme ve dış ticareti de bu kapsamda gerçekleştirme adımlarını hızla attığını belirten Çandır, son olarak Nisan 2021’de “kurumsal raporlama direktifi” adı altında yeni bir düzenleme yaptığını ve “yeşil mutabakat”, “karbon ayak izi” gibi kriterlere uygun olarak üretilmiş ürünlerin AB’ye girişine izin verileceğini ilan ettiğini anımsattı. Kısa bir süre sonra başta tarım ürünleri olmak üzere AB’ye ihracatta ciddi engellerle karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulunan Çandır, Borsa ve ATAK olarak konuyu etkinliklerle gündeme getirdiklerini belirtti. Bakanlıkların üyesi olduğu yeşil mutabakat çalışma grubu oluşturulduğunu belirten Çandır, “Bu gerekli bir adımdı, sevindik. Ancak başta tarım olmak üzere konunun üretici taraflarının da kapsama alındığı katılımcı bir çalışma grubu görmek isterdik. Çünkü konunun yükümlülükleriyle karşı karşıya olan biz üretici ve ihracatçılarız. Diğer taraftan bu gerekli adımın yeterliliğe kavuşması için mutlaka AB’nin de yaptığı gibi ortaya çıkacak ilave maliyetleri karşılamamızda devletin mutlaka destekleyici olması şarttır. Aksi halde mevcut durumdaki zayıflıklarla bu ilave maliyetleri karşılamak mümkün gözükmemektedir” diye konuştu. Tarımsal üretimde yasaklı maddelerin kapsamı genişleyecek ve yaptırımların artacağını kaydeden Çandır, “Bunun getireceği ek maliyetler tamamen üretici üzerinde kalırsa, bu sektörü terk et anlamına gelir. Devletimizin mutlaka bu yeni üretim biçimine uyumluluk için destekleyici olma rolünü unutmaması gerekmektedir. Önümüzdeki dönemin üretim ve ticaret mottosu, ‘yeşil mutabakat’ ve ‘sürdürülebilirlik’ kriterleri olacaktır. İhracatta kendimize yeni bir başarı hikayesi yazabilmenin yolu, bu kriterlerde bulunmaktadır. Bu başarı hikayesini yazma gücümüz de motivasyonumuz da vardır. Buna tüm kalbimle inanıyorum” diye konuştu. İHRACATTA SIFIR TOLERANS Son dönemde üyeler ve sektör temsilcilerinin Akdeniz Meyve Sineği ve Tuta Absoluta zararlılarında artış olduğunu ifade ettiğini bunun üzerine ilgili kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum ve meslek örgütlerinin temsilcilerinin katılımıyla sektörel analiz toplantısı düzenlediklerini anımsatan Çandır, zararlı popülasyonlarında gözlenen artışın iklim değişikliği, küresel çapta artan tarımsal ürün hareketliliği ve zararlılarda ilaçlara karşı direnç gelişiminden kaynaklandığının ifade edildiğini kaydetti. Çandır, toplantı sonrası hazırlanan rapor doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlarla tekrar toplanarak ihracatta sıfır tolerans gösterilen bu konuda çalışmaların devam edeceğini belirtti. YÖREX HAZIRLIKLARI BAŞLADI Yöresel ürünlerin coğrafi işaretle tescil edilmeye devam ettiğini dünyaca ünlü Döşemealtı El Halısı’nın coğrafi işaret tescili aldığını belirten Çandır, “Böylece kentimizdeki coğrafi işaretli ürün sayımız 13’e yükseldi. Kültür mirasımıza sahip çıkan Turgay Genç ve ekibine teşekkür ediyorum” dedi. Yöresel ürünleri gelecek nesillere aktarma ve ekonomiye kazandırma hedefiyle düzenledikleri YÖREX’i bu yıl salgın koşullarına bağlı olarak 20-24 Ekim tarihlerinde 11. kez düzenlemeyi planladıklarını söyleyen Çandır, “YÖREX hazırlıklarımız başladı. Tüm ilerimizi yöresel ürünlerimizi gelecek nesillere aktarma ve ekonomiye kazandırma hedefiyle yürüttüğümüz YÖREX’e katılmaya davet ediyorum” diye konuştu. Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında yer alan Borsa üyesi Ekiciler Süt Gıda Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş. ile Eti Elektrometalurji A.Ş. ve CW Enerji Mühendislik Tic. ve San. A.Ş.`yi tebrik eden Çandır, 23`üncü Feslikan Yağlı Güreşleri ile 660.Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde Başpehlivan olarak Altın Kemer`i kazanan Ali Gürbüz ve dereceye giren sporcuları tebrik etti. Merhum Atilla Konuk etrafında bir grup Antalya sevdalısının 2 Temmuz 1966’da kurduğu Antalyaspor’un 55’inci yaşını kutlayan Çandır, Almanya Federal Cumhuriyeti tarafından Devlet Nişanı’na layık görülen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu da tebrik ederek, başarılarının devamını diledi. Çandır, 15 Temmuz soysuz darbe girişiminde şehit olanları rahmetle, yaralanan gazileri minnetle anarken, “Demokrasimize ve Cumhuriyetimize sahip çıkan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum” dedi. Çandır, üniversiteye girmeye hak kazanan tüm gençleri ve ailelerini de tebrik ederken, “Tarım, turizm, tıp ve birçok alanda önde olan kentimiz üniversitelerine tercihlerinde yer vermelerini diliyor, Antalyamıza bekliyoruz” dedi. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.  

Detaylar...

ATB BAŞKANI ÇANDIR’DAN KURBAN BAYRAMI MESAJI
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Kurban Bayramı nedeniyle mesaj yayımladı. Çandır, mesajında şunları kaydetti: “Bayramlara anlam katan insanın kendisidir. Sevgimizi, dostluğumuzu paylaşırsak günleri bayram olarak kutlayabiliriz. Acıları, zorlukları ancak birbirimize dayanarak aşabiliriz. Kötülüğü iyilikle, savaşı barışla, yanlışı doğruyla, nefreti sevgiyle, yokluğu üreterek yenebiliriz. Bayramda, ihtiyaç sahiplerine uzatılacak bir el onları mutlu edecektir. Yardımlaşma Anadolu kültürünün mayasında var. Çevremizde bize ihtiyacı olan insanların varlığını hatırlayalım. Kurban ibadeti yerine getirirken hayvana eziyet görüntüleri vicdanlarımızı yaralıyor, dinimizin öngördüğü şekilde ibadetlerimizi yerine yetirelim. Kurban Bayramı’nı bu yıl da Koronavirüs salgını gölgesinde kutlayacağız. Her ne kadar aşılama hız kazansa da tam olarak istenen seviyeye ulaşmadı. Bu nedenle maske, mesafe, hijyen kuralını bu Bayram da göz ardı etmeyelim. Küçük ihmallerin kendimize, sevdiklerimize ve topluma zarar verdiğini unutmayalım. Bu yıl kapanma nedeniyle evinde kalan birçok yurttaşımız Kurban Bayramı’nda tatil yörelerini tercih etti. Birçok yerli ve yabancı misafir de tatilini Antalya’da geçirme kararı aldı. Misafirlerimizin salgın önlemlerini dikkate alarak tatilini yapmalarını diliyorum. Antalyalıların, Türk milletinin, tüm Müslümanların Kurban Bayramını kutluyor, bayramın sağlık, barış, mutluluklara vesile olmasını diliyorum.”  

Detaylar...

BAŞKAN ÇANDIR’DAN 15 TEMMUZ MESAJI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla mesaj yayımladı. 15 Temmuz 2016’da hain darbe girişimiyle karşı karşıya kalan Türk milletinin demokrasi sınavından başarıyla geçtiğini kaydeden Çandır, “Hiçbir güç milletin iradesinin üzerinde değildir” dedi. Çandır, mesajında şunları kaydetti: “Türk milleti, 15 Temmuz 2016’da geleceğini hedef alan hain darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Halkımız kendi iradesi dışında başka hiçbir iradeyi kabul etmeyeceğini ve demokrasiye bağlı kalacağını cesaretle gösterdi. Türk milleti, demokrasi sınavından başarıyla geçti. Hiçbir güç milletin iradesinin üzerinde değildir. Hukukun üstünlüğü, özgürlük ve laik ilkelerden taviz vermeden demokrasinin kurumsallaşması için daha çok çaba sarf edeceğiz. Demokrasisi güçlü, ekonomisi sürdürülebilir, istikrarlı bir ülke olarak birlik ve beraberlik içerisinde yaşama irademiz vardır. Bunun için birlikte çalışacağız. 15 Temmuz’un yıldönümünde başta önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.”  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR MUĞLA`DA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde ülkemizin yöresel ürünlerini il il gündeme getirmek, hikayelerini paylaşmak amacıyla düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programında bu hafta Muğla’nın yöresel ürünleri konuşuldu. Gürsel Cingöz moderatörlüğünde düzenlenen programa, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Ercan, Muğla Ticaret Borsası Başkanı Hurşit Öztürk, Muğla Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak, Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Genel Sekreteri Özgür Akdoğan, Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mutlu Ayhan, Milas Ticaret Odası Başkanı Reşit Özer, Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Çıralı konuk olarak katıldı. Muğla TSO Başkanı Mustafa Ercan, Muğla’nın 16 coğrafi işaretli ürünü bulunduğunu belirtirken, yapılan tescil başvurularıyla birlikte yakın zamanda coğrafi işaretli ürün sayısının 25’e çıkacağını kaydetti. “Coğrafi işaret alınca iş bitmiyor” diyen Ercan, yetkili kurumların denetlemesi sonucu standartlara uymayan üreticilerin coğrafi işaret belgesini kullanamadığını söyledi. Ercan, Muğla’nın coğrafi işaretli ürünlerinin satışının yapılması için Oda olarak alışveriş sitesi oluşturduklarını, Muğla’nın yöresel ürünlerine ulaşmak isteyenlerin internetten sipariş verebileceğini söyledi. Fethiye TSO Başkanı Osman Çıralı, son zamanda coğrafi işaretle ön plana çıkan bir ilçe olduklarını söyledi. Çıralı, Oda olarak coğrafi işaretli ürünlerle ilgili yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mutlu Ayhan, coğrafi işaretli Marmaris Çam Balı’nın bölgede yılda 2 bin 700 ton civarında üretildiğini kaydetti. Ayhan, çam balının tarihini anlatırken, “Bölgemizde 1845 yılında 5696 kovanımız varmış. Bu konuyla ilgili kayıtlar mevcut” dedi. Ayhan, YÖREX’i düzenleyen ATB Başkanı Ali Çandır’a teşekkür etti. GEKA Genel Sekreteri Özgür Akdoğan, yöresel ürün üreten kooperatif ve birlikleri mali ve teknik olarak desteklediklerini söyledi. Coğrafi işaret sürecinde de teknik destekte bulunduklarını kaydeden Akdoğan, bölgenin yöresel ürünlerinin tanıtıldığı Yörük Köyü projesiyle ilgili bilgi verdi. Milas Ticaret Odası Başkanı Reşit Özer, Milas Zeytinyağı’na AB’den coğrafi işaret aldıklarını anımsatırken, coğrafi işaret aldıktan sonra zeytinyağı marka sayısında artış olduğunu, Dubai ve Malezya gibi bir çok ülkeden de talebin arttığını kaydetti. “Milas zeytin ve zeytinyağının başkenti” diyen Özer, yağlı zeytin için AB’den coğrafi işaret alacaklarını söyledi. Muğla Ticaret Borsası Başkanı Hurşit Öztürk, “Bizim oraların her şeyi meşhur” diyerek bölgenin yöresel ürün zengini olduğuna dikkat çekti. Muğla Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak, ilin tarımsal üretimde müthiş potansiyele sahip olduğunu belirtirken, bölgedeki tarımsal potansiyelin yöresel ürünlere yansıdığını söyledi. Saylak, sürdürülebilir tarım yapılmazsa bütün ürünlerde olduğu gibi yöresel ürünlerin üretiminde de sıkıntı yaşanacağına dikkat çekti. EGELİ ÜNLÜLER PROGRAMA KONUK OLDU Programa konuk olarak katılan Galatasaraylı futbolcu Taylan Antalyalı, Ege’nin yemeklerinin özlediğini söylerken, “Memleketimin yerel yemekleri çok seviyorum. Zeytinyağlı yemeklerin hastasıyım” dedi. Muğlalı sanatçı Soner Olgun “Annemin yaptığı keşkekten daha lezzetli yemek yok. Milas’ta yediğim zeytini başka bir yerde yemedim” diyerek bölgenin yöresel ürünlerini anlattı. Oyuncu Gülnihal Demir de kendisini gibi oyuncu olan oğlu Yiğit Dören ile birlikte programa katılarak Ege şivesiyle konuklara seslendi. 

Detaylar...

İKLİM DEĞİŞİYOR HASTALIK VE ZARARLI SAYISI ARTIYOR
Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım Konseyi (ATAK) ve Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen “İklim Değişikliğinin Yaş meyve Sebze Üretimine Etkisi” başlıklı sektörel analiz toplantısı çevrimiçi yapıldı. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca’nın katılımıyla Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Dağlı moderatörlüğünde düzenlenen toplantıya üretici, komisyoncu, tüccar, ihracatçı, kamu kurumları ile sivil toplum ve meslek örgütlerinden temsilciler katıldı. ZARARLILARA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE EDEBİLİRİZ Başkan Çandır, iklim değişikliğinin bitki sağlığı, hastalık ve zararlı popülasyonu üzerine etkilerini görüşmek üzere toplantıyı organize ettiklerini belirtti. Çandır, önümüzdeki dönemde iklim değişikliğinin etkilerini tarımda daha çok hissedileceğini, sürdürülebilir tarım için önlemlerin zamanında alınması gerektiğine işaret etti. Çandır, ihracatta sıfır tolerans gösterilen Akdeniz Meyve Sineği ve Tuta Absoluta zararlılarında artışlar olduğu yönünde bildirimler aldıklarını belirtirken, iklim değişikliğine bağlı artan hastalık ve zararlılarla ancak kurumlar arası işbirliğiyle mücadele edilebileceğini kaydetti. Çandır, toplantının sonunda hazırlanacak raporun ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağını, bu çerçevede Antalya için eylem planı hazırlanarak birlikte hareket edilebileceğini söyledi. Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, küresel iklim değişikliğinin hastalıkları ve zararlı popülasyonunu artırdığını belirterek, “Bu yıl belli zararlıların popülasyonunda artış olacağını öngörüyoruz. Müdürlük olarak mücadele konusunda önemli çalışmalar yapıyoruz ama sektörle birlikte hareket edersek mücadelede daha başarılı oluruz” dedi. Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitki Sağlığı Şube Müdürü Dr. Safinaz Arslan, bazı zararlılarda iklim değişikliği ve sıcaklık artışına bağlı döl sayısı artışı, coğrafi yayılma alanlarının gelişmesi gibi sonuçlarla karşılaştıklarını belirterek, Akdeniz Meyve Sineği, Tuta Absoluta, trips, beyaz sinek ve kırmızı örümcek popülasyonunda sıcaklığa bağlı artış görüldüğünü kaydetti. Arslan, hastalık ve zararlılarla mücadeleye yönelik çalışmalarını anlattı. Zirai Karantina Müdürü Ekrem Çetin, hastalık ve zararlıların özellikle Çin, Avrupa ülkeleri gibi büyük pazarlara yönelik ihracatın önündeki en büyük engel olduğunu, bu konuda üreticisinden ihracatçısına tüm kademelerde önlem alınması gerektiğini söyledi. Çetin, yurtdışından ithal edilen ürünlerin de ülkemize hastalık getirme riski bulunduğunu belirtirken, “Bu konuda daha hassas davranmalıyız” dedi. ENTEGRE MÜCADELE ŞART Akdeniz Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Basım, 1979-2007 yılları arasında sıcaklığın bir derece arttığına işaret ederken, nem, ışık, ozon, hava kirleticileri, hızlı kentleşmenin hastalık ve zararlıların artışına neden olduğunu belirtti. Sıcaklık artınca bazı hastalık etmenlerinin gelişim hızının değiştiğini, 2012 yapılan bir araştırmada yüksek sıcaklığın arpada çizgili pas hastalığını artırdığını tespit edildiğini kaydeden Basım, iklim değişikliği gerçeğine karşı önlemlerin zamanında ve hızlı bir şekilde alınıp uygulanması gerektiğini vurguladı. Hüseyin Basım, önümüzdeki yıllarda Antalya’nın tropik iklim kuşağında olmasının kaçınılmaz olduğunu, tropikal kuşakların böcek ve zararlılar için uygun ortamlar olduğunu belirtti. Prof. Dr. Basım, hastalık ve zararlılarla mücadele, hastalık ve kuraklığa dayanan çeşitlerin geliştirilmesi, üretim alanlarında hijyen kurallarının dikkate alınması, bitkiyle hastalıkları karşı karşıya getiren etmenlerin bertaraf edilmesi, entegre mücadele modelinin modifiye edilmesi, erken uyarı sistemi için teknolojinin kullanılması, çevre dostu mikroorganizmaların artırılmasını önerdi. Isparta Uygulamaları Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Karaca, iklim değişikliğinin zararlıların yayılımı ve popülasyonunu artırdığını belirtirken, “Mücadele stratejimizi değiştirmeliyiz. Sadece kimyasal mücadeleyle sürdürülebilirlik mümkün değil. Entegre mücadele gerekli” dedi. Toplantıya Batı Akdeniz İhracatçıları Birliği adına katılan Mehmet Ali Can, bazı pazarların pestisit ve zararlılar nedeniyle kaybedildiğine dikkat çekerken, “Ortak hareket etmeden hastalık ve zararlılarla mücadele şansımız yok. İhracat bu işin son ayağı” dedi. Tarım Danışmanları Derneği Başkanı İbrahim Akbulut, sözleşmeli tarımın hastalık ve zararlılarla mücadele önemli bir uygulama olacağını söyledi. Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele Ürünleri Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Üyesi Özgür Ateş, Akdeniz Meyve Sineği, Tuta Absoluta gibi zararlıların ihracatı sıkıntıya soktuğunu belirtirken, zararlılarla sadece kimyasalla mücadelenin zamanla zararlıda direnç oluşturduğunu, bunun için entegre mücadelenin şart olduğunu söyledi. ARTIK YAYLADA DA GÖRÜLÜYOR Toplantıya katılan ilçe Ziraat Odası temsilcileri, hastalık ve zararlılarla geçmiş yıllara oranla daha fazla karşılaştıklarını belirterek, tohumdan hasada kadar olan bölümde mücadelenin şart olduğunu belirtti. Temsilciler, zararlılarla mücadele devamlılığın olmadığını, uygulamada sıkıntı olduğunu söyledi. Ziraat odası temsilcileri zararlılarla mücadele desteklerin artırılmasını istedi. Eskiden yaylada görülmeyen zararlıların artık yaylada da görülmeye başlandığını söyleyen üreticiler, zararlıların sadece domates, biber gibi ürünleri tehdit etmediğini tropikal ürünlerde de ciddi zararlara yol açmaya başladığına dikkat çekti.  

Detaylar...

MEYVE SEBZEMİZİN YARISI ÇÖPE GİDİYOR
Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım Konseyi(ATAK), Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen “2021 Uluslararası Meyve Sebze Yılı İlk Yarı Değerlendirme Toplantısı" gazeteci Galip Umut Özdil’in moderatörlüğünde çevrimiçi yapıldı. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca’nın açılışında konuştuğu toplantıya, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, Batı Akdeniz İhracatçıları Birliği Başkanı (BAİB) Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan ile Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm konuşmacı olarak katıldı. BM’nin 2021 yılını “Meyve ve Sebze Yılı” ilan ettiğini anımsatan Özdil, 2016 yılının da “Bakliyat Yılı” ilan edildiğini, farkındalık yaratılan o dönemde bakliyatın üretim ve tüketiminin arttığına dikkat çekti. Özdil, “Bakliyatın tüketimi o dönem dünya genelinde yüzde 3.84 arttı. Bu yıl meyve sebze üretim ve tüketiminde de artış olmasını umuyoruz” dedi. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın yaş meyve sebze üretiminde Türkiye’nin en önemli merkezi olduğunu kaydederken, üretimin sürdürülebilir olması için ortak akılla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Çandır, Borsa olarak 2021’i sürdürülebilirlik yılı ilan ettiklerini belirtirken, iklim değişikliği, yeşil mutabakat konularına dikkat çekmek için toplantılar düzenledikleri söyledi. Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, Türkiye’nin meyve sebze üretiminde dünyada 5. sırada yer aldığını kaydederken, “Hem üretim hem tüketim noktasında şanslı bir coğrafyadayız” dedi. Türkiye’de geçen yıl 50 milyon ton yaş meyve sebze üretilirken, Antalya’daki üretimin 6.7 milyon tonu geçtiğine dikkat çeken Karaca, “Üretimimiz artarak devam ediyor. Ürettiğimiz ürünün planlamasını yapmalıyız. Bununla ilgili tüm kurumlarla ortak çalışıyoruz” diye konuştu. SAĞLIKLI, UYGUN FİYATLI VE ERİŞELEBİLİR OLMALI FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, sağlıklı beslenme için meyve ve sebze tüketiminin önemini vurgularken, “Dünya Sağlık Örgütü her gün en az 400 gram meyve sebze tüketilmesini öneriyor. DSÖ, 2017 yılında 3.9 milyon insanın ölüm sebebinin yeterince meyve sebze tüketmemelerinden kaynaklı olduğunu rapor etti. Meyve sebze beslenmemizin temeli. O nedenle gıda güvenliği kuralları çerçevesinde üretilmeli, uygun fiyatlı, sağlıklı ve erişilebilir olmalı” diye konuştu. MEYVE SEBZENİN YARISI ÇÖPE GİDİYOR Selışık, 2000 yılında dünya genelinde 685 milyon ton sebze üretilirken, 2018 yılında 1 milyar ton sebze üretildiğini, aynı döneminde meyve üretiminin 577 milyon tondan, 868 milyon tona çıktığını kaydetti. Selışık, TÜİK verilerine göre bu yıl Türkiye’de sebze üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 0.3 azalacağının tahmin edildiğini, meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminde yüzde 7.1 oranında artış olacağının tahmin edildiğini söyledi. Selışık, gıda israfına dikkat çekerken, “Gelişmiş ülkelerde meyve ve sebzenin yüzde 50’ye yakını hasat ve tüketim sürecinde kaybediliyor. Özellikle yaş sebzenin pazara erişimi sırasında büyük kayıplar oluyor. Bu kayıplar da toprak su gibi giderek azalan sınırlı kaynaklarımızın kaybına neden oluyor” diye konuştu. GIDANIN YÜZDE 80’İNİ KÜÇÜK İŞLETMELER ÜRETİYOR Ayşegül Selışık, meyve sebzedeki kaybın sera gazı sorununu da artırdığını belirtirken, “İklim değişikliği riskini iyi yönetmemiz gerekiyor. Kayıp ve israf önlenirse sera gazı salınımı da azalır” dedi. Selışık, dünya gıda üretiminin yüzde 80’inin, meyve sebze üretiminin ise yüzde 50’sinin küçük işletmeler tarafından üretildiğini belirtirken, küçük üreticinin ürününü pazara ulaştırmada yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Selışık, küçük üreticinin yaşadığı sıkıntıların kooperatifler aracılığıyla giderilebileceğini belirtti. AFYONKARAHİSAR KİRAZ İHRAÇ EDEMEDİ BAİB Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, salgın döneminde tarım sektörünün üretim ve ihracatının durmadığını, artarak devam ettiğini belirtirken, bu yılın ilk 6 ayında yapılan tarımsal ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40’ın üzerinde artış kaydettiğini söyledi. Ürün kaybının yaş meyve ve sebze ihracatında da yaşandığını belirten Çavuşoğlu, “Ürünümüzü tüketiciye ulaştırıncaya kadar ciddi bir israf yaşıyoruz” dedi. İklim değişikliğinin yaş meyve ve sebze üretimi ve ihracatını olumsuz etkilediğini kaydeden Çavuşoğlu, kiraz ihracatında önemli bir yer olan Afyonkarahisar’ın bu yıl hava şartlarının üretimi olumsuz etkilemesi nedeniyle kiraz ihraç edemediğine dikkat çekti. TAKİP SİSTEMİ SAHADA OLMALI Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, yaş meyve ve sebzede üretimden tüketime ürünün izlenebilirliğinin önemini vurguladı. Bunun için sahada olan bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu ifade eden Tavşan, “Ürünü tarladan sofraya iyi takip edecek, gıda güvenliğinden fiyatlandırmasına kadar takibini yapabilecek bir yapıya ihtiyaç var ama bu yapılanmayı sahada görmek istiyoruz” dedi. Hal sisteminin sürekli gündeme getirildiğini, ancak yerine konacak daha iyi bir sistemin henüz bulunamadığını söyleyen Tavşan, “Hal sistemini sürekli konuşmak bizi yaralıyor” dedi. Tavşan, üretim planlaması ve fiyat garanti sisteminin oluşturulmasıyla üreticinin ve tüketicinin mutlu olabileceğini kaydetti. YAŞ MEYVE SEBZENİN YÜZDE 30’U HAL’DEN GEÇİYOR Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, 1960 yılında çıkarılan Hal Kanunu’nun yaş meyve ve sebzeye standart getirdiğini belirtirken, daha sonra yapılan düzenlemelerle ürün standardının yok sayıldığını söyledi. Kuruüzüm, “Buzdolabı alırken bile ‘tek kapılı mı çift kapılı mı’ diye soruyorsunuz ama domateste hangi domates çeşidi diye sormuyorsunuz” dedi. Türkiye’de üretilen yaş meyve sebzenin yüzde 30’u, Antalya’da ise sadece yüzde 20’sinin hallerden geçtiğini kaydeden Kuruüzüm, “Fiyat mekanizmasını ve şeffaflığı hal sistemiyle oluşturmak mümkün” dedi. Kuruüzüm, hal yasasına her dokunuşta hem üretici hem tüketicinin zarar gördüğüne dikkat çekti.  

Detaylar...

ANTALYA TEKNOKENT, TARIM SEKTÖRÜYLE İŞBİRLİĞİ İÇİN BULUŞTU
Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Teknokent A.Ş. tarafından düzenlenen “Antalya Teknokent ve Tarım Sektörü İşbirliği Toplantısı” çevrimiçi yapıldı. Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, Tarım ve Orman İl Müdürü Gökhan Karaca, Teknokent Genel Müdürü İbrahim Yavuz, Akdeniz Üniversitesi’nden akademisyenler, Teknokent bünyesindeki firmalar ile tarım sektöründen temsilcilerin katıldığı toplantıda, Antalya Teknokent ve tarım sektörü işbirliği olanakları gündeme geldi. TEKNOKENT MÜTHİŞ BİR BİLGİ BANKASI Toplantının açılışında konuşan Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, Antalya Teknokent’in çok iyi çalışmaların yürütüldüğü bir merkez olduğunu belirterek, tarım sektörü temsilcilerinin Teknokent’te yapılan çalışmalardan haberdar olmalarını sağlamak ve işbirliği olanaklarını görüşmek amacıyla böyle bir toplantıyı düzenlediklerini kaydetti. Çandır, “Teknokent müthiş bir bilgi bankası ve fikir üretim merkezi. Tarım sektörü, yapılan çalışmalardan haberdar olursa ihtiyaç duymaları halinde çalışmalardan faydalanabilir. Umuyorum bu toplantımız sektörümüze yeni ufuklar açar ve birlikte çalışma konusunda zemin hazırlar. Özel sektör, kamu, üniversite birlikte hareket etmeli, birlikte hareket ettiğimiz sürece başaramayacağımız şey yok” diye konuştu. BİLGİ BİRİKİMİ TARIMIN KULLANIMINA SUNULMALI Antalya Teknokent A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Yavuz, Teknokent’in yapısını anlatırken tarım sektörüne hizmet veren çok sayıda şirketin bulunduğunu belirtti. Antalya Teknokent’te 140 firmaya ulaştıklarını, 77 kuluçka firması bulunduğunu kaydeden Yavuz, 1000’in üzerinde proje ve 800’ün üzerinde ticarileşen projeye sahip olduklarını söyledi. Antalya Teknokent’in tarım alanında önemli çalışmalar yürüttüğünü vurgulayan Yavuz, Teknokent’in bilgi birikiminin tarım kenti Antalya’da sektörün kullanımına sunulmasını hedeflediklerini anlattı. Yavuz, Teknokent’te bitki ıslahı, izolat ve gen bankası projeleriyle ilgili çalışmalar yürütüldüğünü kaydederken, tarım sektörünün yerli ve milli üretimde stratejik gelişme sağlaması, ihracatta sorunların çözülmesi, AR-GE’ye dayalı ileri yüksek teknoloji ürünü tohum ihraç eden bir ülke konumuna gelinmesi ve dünya tohumculuğu standartlarına uygun olarak tohumculuk sektörünün geliştirilmesi için çalışmalar yürüttüklerini anlattı. İbrahim Yavuz, Çandır’a firmalar ile sektörü bir araya getiren toplantıyı organize ettiği için teşekkür etti. Toplantıda, Antalya Teknokent bünyesinde bulunan Areo Tohumculuk, Takii Tohum, Bosfor Bilişim Teknolojileri, ve Olbia Bilişim Teknolojileri firmaları, tarım sektörüne yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Katılımcılar ise firma temsilcilerine sorular yöneltti.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI HAZİRAN AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Haziran ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerlerinin değişimleri, 2021 Haziran ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Haziran ayında miktar endeksleri, domateste 83, sebzede 87 ve meyvede 126 olarak gerçekleşirken, fiyat endeksleri domateste 206, sebzede 183 ve meyvede 234 oldu. Haziran ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % -0.26 ve sebzede % -11.41 azalırken, meyvede % 0.29 artış gösterdi. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) miktar endeksi domateste % -35.84, sebzede % -30.92 ve meyvede ise % -30.30 azaldı. Böylece miktar endekslerinde, Kasım, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarından sonra Haziran ayında da aynı azalış eğilimi devam etti. Domates miktar endeksi, geçen yılın Haziran ayına göre (yıllık) % -35.84’lük düşüş gösterirken, fiyat endeksi geçen yılın Haziran ayına göre (yıllık) % 49.00 arttı. Miktar endeksindeki bu düşüş, son altı yılın ikinci en yüksek miktar azalışını, fiyat endeksindeki artış ise son altı yılın üçüncü en yüksek fiyat artışını gösterdi. Sebze miktar endeksi, geçen yılın Haziran ayına göre (yıllık) % -30.92 düşerken, fiyat endeksi geçen yılın Haziran ayına göre (yıllık) % 29.27 arttı. Miktar endeksindeki bu düşüş, son altı yılın en yüksek miktar azalışını, fiyat endeksindeki artış ise son altı yılın üçüncü en yüksek fiyat artışını gösterdi. Meyve miktar endeksi, geçen yılın Haziran ayına göre (yıllık) % -30.30’luk düşüş gösterdi. Fiyat endeksi ise geçen yılın Haziran ayına göre (yıllık) % 69.28 arttı. Miktar endeksindeki bu düşüş, son altı yılın en yüksek miktar azalışını, fiyat endeksindeki artış ise son altı yılın en yüksek fiyat artışını gösterdi. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki şekildeki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Haziran ayında % -0.26 azalış gösterirken, işlem fiyatı endeksi ise bir önceki aya göre % 1.91’lik artış gösterdi. Bir önceki aya göre sebze miktar ve fiyat endekslerindeki aylık değişimlerin seyri, genel olarak önceki iki yılla uyumlu oldu. Buna göre sebze işlem miktar endeksi Haziran ayında % -11.41 azalırken, fiyat endeksi % 1.75 arttı. Son üç yılın Haziran aylarında sebze miktar endeksleri giderek düşen bir artış gösterirken, bu yılın Haziran ayında doğrudan azalan bir işlem miktarı yaşandı. Sebze fiyat endeksi ise Haziran ayında son üç yılın en yüksek aylık artışını yaşadı. Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Haziran ayında % 0.29 artış gösterirken işlem fiyat endeksi ise % -24.27’lik azalış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Haziran ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki iki yılın değişimleriyle uyumluluk gösterdi.  

Detaylar...

ATB HAZİRAN MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Haziran Ayı Meclis Toplantısı, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında çevrimiçi yapıldı. Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, Borsa’nın 101. yaşını kutlarken, Borsa’ya emeği geçen herkese teşekkür etti, yaşamını yitirenleri saygı ve rahmetle andı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında meclis üyelerinin bilgilendirildiği toplantıda, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarıma, ekonomiye ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ATB 101 YAŞINDA ATB’nin 101’inci kuruluş yıldönümü kutlayarak konuşmasına başlayan Başkan Çandır, “Borsamız 23 Haziran 1920’den günümüze kentimiz ekonomisine can veren kurumların başında yer almaktadır. Kuruluşumuzdan günümüze Borsamızda faaliyet göstermiş herkese teşekkür ediyorum. Hayatta olanlara sağlık ve afiyet, aramızdan ayrılmış olanlara rahmet diliyorum. Aldığımız bayrağı, en üst seviyelere taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi. ATB’nin kanuni görevlerinin dışında üyelerinin yanında olan bir kurum olduğunu vurgulayan Çandır, salgın döneminde de üyelerinin yanında olduğunu kaydetti. Salgında diğer sektörlerde olduğu gibi tarım sektörünün de ekonomik sıkıntı yaşadığını ve finansmana erişimde zorlanıldığını belirten Çandır, “Bu amaçla ekonomik zorluk çeken üyelerimizi az da olsa rahatlamak için TOBB Nefes Kredisi’ni 1 Haziran itibariyle tekrar uygulamaya koyduk. Çünkü biliyoruz ki üyelerimiz varsa biz varız. İşleri kötü giden ve finansmana erişimde sıkıntı yaşayan tüm üyelerimizi bu imkandan faydalanmaya davet ediyorum” diye konuştu. AŞI ÇAĞRISI 14 Nisan-17 Mayıs tarihlerinde uygulanan kısmi ve tam kapanma dönemlerinden sonra kademeli normalleşmenin başlatıldığını, etaplar halinde devam eden normalleşmenin 1 Temmuz itibariyle 3. etabının başlayacağını belirten Çandır, bu dönem yapılacak aşıların önemini vurguladı. Çandır, “Bu etaba daha fazla aşılama yapılmış bir biçimde girmemiz salgınla mücadele ve ekonomimiz için büyük bir avantaj sağlayacaktır. Salgın konusunda tedbirlerin yeniden sıkılaştırılmasını istemiyorsak salgınla toplumsal mücadeleye devam etmeli, gevşememeli ve aksine daha dikkatli olmalı ve aşı olma konusunda da daha hevesli olmalıyız. Kentimiz ekonomisinin ana sektörlerinden biri olan turizmde de başarılı bir dönem geçirmek istiyorsak bulunduğumuz her ortamda maske kullanımına dikkat etmeliyiz. Çünkü biliyoruz ki yeni bir varyant ve üçlü bir mutant var. Dolayısıyla acele etmemeli ve dikkatli davranmaya devam etmeliyiz” diye konuştu. DESTEKLER YILSONUNA KADAR UZATILMALI Zorluklara dayanan ve kolay pes etmeyen insan ve kuruluş yapısına sahip olduğumuzu, bu yapının metanetle sabreden ve umutla şükreden kültürün yansıması olduğunu söyleyen Çandır, “Ancak ekonomisinin yüzde 70’i hizmet sektörüne dayanan kentimiz için eğer var olma savaşı veriyoruz diyorsak bilinmeli ki gerçekten var olmaya çalışıyoruz, fakirleşiyoruz diyorsak gerçekten kaybediyoruz, sermayeden yiyoruz diyorsak bilinmeli ki işimizin sürdürülebilirliği tehlikeye girmiş demektir” diye konuştu. Turizm sektörü için KDV indirim desteğinin 1 ay daha süreceği açıklandığını, bu kararı olumlu bulduklarını ancak 30 Haziran’da son bulan kısa çalışma ödeneği uygulamasının istihdamın korunmasında kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Çandır, “Kısa çalışma ödeneği, KDV ve ÖTV indirimleri gibi desteklerin tüm sektörlerimizi kapsayacak şekilde yılsonuna kadar uzatılmasını talep ediyoruz” dedi. BÜYÜYORUZ AMA YAŞAMIMIZA YANSIMIYOR Tarım sektörünün yılın ilk çeyreğinde yüzde 7.5 büyüme rakamıyla, son 11 yılın en yüksek birinci çeyrek büyümesini gerçekleştirdiğini kaydeden Başkan Çandır, “Üstelik son beş yıldır birinci çeyreklerde sürekli büyüyoruz. 90’lı yıllardan bu yana ilk kez yaşanan sürekli büyüme halindeyiz. Bu rakamlar bizleri ülke geneli için sevindiriyor. Ancak özellikle son beş yıldır sürekli ve hızlı artan girdi maliyetleri ve düşen karlılıklar dolayısıyla bu büyümeleri işimizde ve yaşantımızda göremiyoruz” diye konuştu. Son beş yıldır tarımdan ve kırsaldan uzaklaşma ile istihdam kaybının had safhada olduğunu dile getiren Çandır, “Üretim artışından hızlı seyreden ihracat artışı, içerideki fiyatlar üzerinde ciddi baskı yaratmaktadır. Tarımsal faaliyetler için gerekli tedarik imkanları giderek zorlaşmaktadır. Özellikle geçen yılın son çeyreğinden itibaren bu zorluklar yer yer yokluk düzeyine çıkmıştır” dedi. ANTALYA’NIN KREDİ TALEBİ ARTTI Tarımda sezon arasına girerken turizmde gecikmeli sezon açılışının yapıldığını belirten Çandır, yılın yarısına geldiğimiz bu dönemde Antalya’nın Türkiye ortalamasının en az iki kat üstünde bir zorluğun üstesinden gelmeye çalıştığına dikkat çekti. Çandır, “Yaklaşık bir yıldır her fırsatta ve ortamda kentimizin bu salgın dönemindeki dezavantajlı durumunu rakamlarla açıklamaya ve Antalya için taleplerde bulunmaya var gücümüzle çaba sarf ettik. Ortalama tedbirlerin dışında bir ilave tedbiri görmesek de bu ortalamayla, özsermayemize ve krediye aşırı yüklenmemizle zorluklarımızı aşmaya gayret ettik” diye konuştu. Çandır, son bir yılda kredi talebinde artışın Türkiye ortalamasında yüzde 29 iken, Antalya’da yüzde 40 olduğuna dikkat çekerken, “Halbuki son beş yıllık ortalamaya baktığımızda kentimiz ortalaması yüzde 23 düzeyinde iken Türkiye’de ise yüzde 21 olmuştur. Yani birbirlerine oldukça yakındır. Son bir yılda ise aradaki fark ciddi boyutta açılmıştır. Kişisel kredilere ve kredi kartlarına baktığımızda ise görüyoruz ki son beş yıllık büyüme ortalaması yüzde 18 ile hem kentimizde hem de ülkemizde uyumluluk söz konusudur” dedi. BORCUMUZA HALA SADIĞIZ Başkan Çandır, Antalya’nın borcuna sadık kent olma özelliğini koruduğunu söylerken, şunları kaydetti: “Antalya iş dünyasının özellikle son bir yılı, aşırı kredi talebiyle geçirmesine rağmen gelenekselleşmiş iş yapma karakteri değişmemiştir. Bildiğiniz gibi biz, Türkiye genelinde borcuna sadakatte her zaman en başlarda olmuşuzdur. Nitekim 2021 yılındaki ortalamanın çok üzerindeki kredi artışına rağmen bu dönemde takibe düşme oranımız yüzde 2.6 ile yüzde 3.8’den fazla olan Türkiye ortalamasının oldukça altında kalmıştır. Son bir yıl ortalamasında da yüzde 4.3 olan Türkiye geneline karşılık kentimizde bu oran yüzde 3.3 olmuştur. Son beş yıllık takibe düşme oranlarında da Antalya yüzde 3.5 ile yüzde 3.9 olan Türkiye genelinden daha iyi bir kredi ödeme performansı göstermiştir. Uzun yıllardır bu performansı yüksek karlı ve hacimli işler yaparak değil özsermayeden ve ilave borçlanmadan sağladığımızı da unutmamalıyız.” ANTALYA’DA TİCARİ HAREKET ZAYIFLADI Çandır, Antalya’nın, Türkiye ortalamasından kötü seyreden çekle ödeme hacminin Nisan ayında daha da kötüleşerek devam ettiğini, Türkiye genelinde yüzde 29 artan işlem hacminin, Antalya’da yüzde 13 artabildiğini kaydetti. Çandır, “Yani yarıdan daha düşük bir performans söz konusudur. Bu durum, kentimizdeki ticari hareketliliğin zayıflığına işaret etmektedir. Antalya ticaretinin zayıflığı, üretimini de doğrudan ve olumsuz etkilemektedir. Bizim yeniden belirli bir hareketlilik düzeyine çıkmamız için 1 Temmuz önemli bir tarih olacaktır. Önce sağlık diyerek 1 Temmuz’dan itibaren kentimiz ekonomisi hareketlenmeye başlayacaktır diye umut etmekteyiz. Bu hareketlilik hiç kuşkusuz turizme olduğu kadar sektörümüze de olumlu etkide bulunacaktır” diye konuştu. TARIM, ENFLASYONU AŞAĞI ÇEKİYOR Enflasyonu körüklediği söylentisinin tarım sektörünün sırtına haksızca yüklenmiş bir kambur olduğunu ifade eden Ali Çandır, “Bunun doğru olmadığını biliyorsunuz. Hatta tam tersine 2005 yılından bu yana sadece iki yıl hariç tüm yıllarda tarımın, tüketici enflasyonunu aşağıya çekici bir görev gördüğünü TÜİK’in rakamlarıyla açıklamaya çalıştık. Sektörümüzün tüm taraflarını böylesine haksız töhmet altında bırakırken girdi maliyetlerindeki artışın yarısını bile fiyatlarına yansıtamamış olan sektörümüz, bu dönemde hem toprak kaybetti, hem üretici kaybetti, hem de yatırımcı ve kapasite kaybetti” dedi. Borsa olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Ekim 2020’den itibaren Antalya hallerinde işlem gören domates ve yaş meyve-sebzenin miktar ve fiyat endekslerini yayınladıklarını anımsatan Çandır, “Bu vesileyle Antalya Büyükşehir Belediyesine, başta başkanımız Muhittin Böcek olmak üzere emeği geçen tüm çalışanlarına bir kez daha teşekkür ederiz. İmzaladığımız protokole uygun olarak sadece 10 aydır düzenli veri paylaşmıyorlar aynı zamanda gerekli analizleri yetkin bir şekilde yapabilmemiz için 2005 yılından itibaren tüm miktar ve tutar bilgilerini paylaşıyorlar. Bu sayede Antalya hallerinde işlem gören domates ve yaş meyve sebze enflasyonlarını kamuoyumuzla paylaşma imkanı bulabiliyoruz. Bizim ar-ge ekibimiz buradaki analizleri, TÜİK ve İTO gibi ulusal EUROSTAT ve FAO gibi uluslararası kurumların verileriyle de karşılaştırıyor. Hazırladığımız raporlarda bu türden sentezlerimiz yer almaktadır” diye konuştu. MİKTARDA SÜREKLİ AZALIŞ VAR Antalya halleri ile ilgili miktar ve fiyat endekslerinde en çok işlem miktarlarındaki sürekli azalışın dikkat çektiğini belirten Çandır, “Mesela 2015 yılını temel yıl kabul ettiğimizde domates işlem miktarı ortalama yüzde 44 azalmıştır. Yani 2015 yılındaki yıllık 100 kilogram işlem miktarına karşılık, geçen ay yıllık 56 kilogramlık işlem yapılmıştır. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak fiyatlar da yüzde 106 artmıştır. Toplam sebzede miktar yüzde 36 azalırken fiyat yüzde 140 artmış, toplam meyvede ise miktar yüzde 21 azalırken fiyat yüzde 235 artmıştır. Son altı yılda yaş meyve-sebzede bu değişimler yaşanırken sadece son bir yıldaki girdi maliyetleri ise yüzde 100’den fazla artmıştır” diye konuştu. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU Dünya gıda fiyatları son 10 yılda sürekli düşerken ithalatla ciddi fiyat baskısı altında tutulan tarım sektörünün yılbaşından bu yana dünyada yaşanan dolar bazında yüzde 30-40 civarındaki artışları da fiyatlara yansıtamadığına dikkat çeken Çandır, “Bunun en önemli sebeplerinden biri insanımızın alım gücünün ciddi zayıflamasıdır” dedi. Çandır, “İhracat artışının dayanaklarından biri de budur. Umuyorum ki bu durum bizi fasit (kötü) bir daireye sokmaz. Çünkü en büyük pazarımız olan AB başta olmak üzere tüm dünyada hızla yeşil mutabakat üretimi, karbon salınımı sınırlı üretim ve ticaret gibi sürdürülebilirlik kriterleri zorunlu olan bir döneme girmekteyiz. Bu durumu önceden fark ettiğimiz için Borsamız 2021 yılını ‘sürdürülebilirlik yılı’ olarak kabul etmiş ve tüm faaliyetlerinde sürdürülebilirlik konularına odaklanmıştır” diye konuştu. Önümüzdeki dönemin üretim ve ticaret mottosunun “yeşil mutabakat” ve “sürdürülebilirlik” kriterleri olacağını vurgulayan Başkan Çandır, “İhracatta kendimize yeni bir başarı hikayesi yazabilmenin yolu, bu kriterlerde bulunmaktadır. Bu başarı hikayesini yazma gücümüz de motivasyonumuz da vardır. Buna tüm kalbimle inanıyorum” dedi. BORSA HAZİRAN’DA DA DURMADI Başkan Çandır, Haziran ayında yapılan çalışmalarla ilgili meclis üyelerini bilgilendirdi. Süt, çevre ve kırsal göç konularında paneller, kesme çiçek ile hayvancılık ve et ticareti başlıklı sektörel analiz toplantıları düzenlediklerini anımsatan Çandır, “Profesöründen Öğrenelim” ve “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” isimli eğitim ve bilgilendirme programları ile çok sayıda kişiye ulaştıklarını kaydetti. Çandır, “Çevre konusunda ‘yeşil mutabakat’ konusunda somut adımlar atmalıyız. AB ‘Karbon salınımı için bir değer belirleyip, belirlediği değerin üzerinde karbon salınımı olan tarımsal ürünleri tüketmiyorum’ dediğinde… Ürettiğimiz bütün ürünler elimizde kalır. Biz eski alışkanlıklarla devam etmek yerine yeni değişen koşullara, çevre değerlerine, iklim koşullarına hazırlık olup bunlarla ilgili çalışma yapmalıyız. Enerjiden sulamaya, gübreden ilaçlamaya kadar birçok konuda planımızı yapıp geç kalmadan uygulamaya koymalıyız” diye konuştu. Hayvancılık politikalarında sürdürülebilirliğin sağlanması için sütün önemli olduğunu vurgulayan Çandır, “Toplantılarımızda da gündeme geldiği gibi süt konusundaki en temel sorun girdi maliyetlerinin yüksekliğidir. Hatırlayacağınız gibi kasım ayında düzenlenen TOBB Türkiye Ekonomi Şurası’nda da bu konu gündeme gelmiş ve Sayın Cumhurbaşkanımız’ın dikkatine sunulmuştu. Umarız yem sorunu bir an evvel çözüme kavuşur” dedi. “Göç Kıskacında Tarım” başlıklı panelde insanların kırdan uzaklaşma nedenlerinin konuşulduğunu kaydeden Çandır, “Nedenlerin başında ise reel olarak yaşanan gelir kaybının yanı sıra, eğitim ve sağlık imkanlarına erişimde yaşanan zorluklar, altyapı yetersizliği ile sosyal alanların yokluğu gibi birçok olumsuz faktör geliyor. Eğer insanımızı kırsalda tutmak ve üretmesini istiyorsak yeni politikalar geliştirmek zorundayız” diye konuştu. Kesme Çiçek Sektörel Analiz Toplantısında, araziye erişim sorunu ve arazi fiyatların yüksekliği, işçi bulamama sorunu, ruhsatlı ilaç yetersizliği, girdi maliyetleri, elektrik ve altyapıda yaşanan sorunlar gibi birçok konuda görüş alışverişinde bulunulduğunu belirten Çandır, “Hayvancılık ve Et Ticareti” başlıklı sektörel analiz toplantısında yem başta olmak üzere girdi maliyetlerinin yüksekliği, mera alanlarımızın kısıtlı olması, küçükbaş et tüketiminin yetersizliği, et fiyatları ve Kurban Bayramı öncesi durumun gündeme geldiğini anlattı. Çandır, “Her iki toplantımızda raporlaştırılmıştır ve ilgili konularda üzerimize düşen sorumluluklarımızı yerine getirecek, lobi faaliyetlerinde bulunacak ve çözüm için takip edeceğiz” dedi. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen eğitimlerin “Profesöründen Öğrenelim” ile devam ettiğini belirten Başkan Ali Çandır, “Eğitimlerde akademisyenler bilgi birikimini tarımla uğraşan ve ilgilenenlerle paylaşıyor. ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ programımızda ise bu ay Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Rifat Hisarcıklığoğlu ile oda borsa başkanlarımız, kalkınma ajansları genel sekreterleri ve il tarım ve orman müdürlerinin katılımıyla Kayseri ve ardından geçtiğimiz günlerde Bursa programları gerçekleştirdik. Destek olan ve programlarımıza katılım gösteren herkese, il müdürlüğü çalışanları ve ekibimize teşekkür ediyorum” diye konuştu. BAYRAM’DA REHAVET UYARISI Çandır, Meclis üyelerinin Kurban Bayramı’nı kutlarken, geçen yıl Bayram ve Ağustos ayı rehavetiyle artan vaka sayısı ve can kayıplarının bu yıl gösterilecek özenle tekrar yaşanmamasını diledi. Çandır, “Geçen yılı unutmamalı, ders almalı ve bu yıl daha dikkatli olmalıyız” dedi. Meclis’te üyeler, sektörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  

Detaylar...

“SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR?” BURSA’DA
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programında bu hafta Bursa’nın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri konuşuldu. Gürsel Cingöz moderatörlüğünde düzenlenen programa, Bursa Ticaret Borsası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, Karacabey Ticaret Borsası Başkanı Murat Bertan, Gemlik Ticaret Borsası Başkanı Özden Çakır, Mustafakemalpaşa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tekin Uzkınay, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ, Bursa, Eskişehir, Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) Genel Sekreteri Muhammet Zeki Durak, Bursa Tarım ve Orman İl Müdürü Hamit Aygül, Bursalı sanatçılar Tarık Tarcan ile Fettah Can konuk olarak katıldı. Bursa Ticaret Borsası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, Bursa’nın 14 coğrafi işaretli ürünü olduğunu belirtirken, “Osmanlıyı kuran şehiriz. Türkiye’nin tarımına hizmet etmiş bir kentiz. Yöresel ve coğrafi işaretli ürünleriyle devasa bir şehirden bahsediyoruz. Ürünlerimizin daha katma değerli ticareti için bütün kurumlarla çalışıyoruz” diye konuştu. 300 YILLIK MİHALİÇ PEYNİRİ Karacabey Ticaret Borsası Başkanı Murat Bertan, coğrafi işaretli Karacabey Soğanı’nı anlatırken, bölgede 250 yıldır üretildiğini söyledi Bertan, 300 yıldır üretilen Mihaliç Peyniri’ne coğrafi işaret almak için başvuruda bulunduklarını kaydederken, “Tarımsal üretimimiz bizim en güçlü yanımız” dedi. Gemlik Ticaret Borsası Başkanı Özden Çakır, coğrafi işaretli Gemlik Zeytini’nin hiçbir kimyasalı kabul etmediğini söylerken, “Gemlik Zeytini doğal olarak ağaçta karamadıkça sofraya gelmez. Zeytinimizde hiçbir katkı maddesi yoktur. Gemlik Zeytini’ne AB’de tescil almak için başvuruda bulunduk” dedi. Çakır, coğrafi işaretli ürünlerin denetiminin önemini vurguladı. MUSTAFAKEMALPAŞA TATLISI TESCİLLENDİ Mustafakemalpaşa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tekin Uzkınay, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ismiyle özdeşleşmiş Mustafakemalpaşa Peynir Tatlısı’na 18 Haziran’da coğrafi işaret tescili aldıklarını bildirdi. Uzkınay, 15 yakın tesiste günlük 1 milyon adet üretilen peynir tatlısına talebin yoğun olduğunu söyledi. Uzkınay, YÖREX’te Bursa’nın da yöresel ürünlerinin sergilendiğini belirtirken, “YÖREX projesini hayata geçiren Ali Çandır’ı tebrik ediyorum” dedi. İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ, 130 yıldır üretilen İnegöl Köftesi’ne 2006 yılında coğrafi işaret tescili aldıklarını belirtirken, İnegöl pırasası ve İngegöl çerezlik ayçiçeğinin tescili için de başvuruda bulunduklarını kaydetti. Bursa Tarım ve Orman İl Müdürü Hamit Aygül, meyve sebze diyarı Bursa’nın yöresel ürün zengini bir kent olduğunu belirtti. Bursa’da ipek böcekçiliğinin son dönem gerilediğini ancak yaptıkları çalışmalarla tekrar canlandırdıklarını anlatan Aygül, yöresel ürünlere sahip çıktıklarını söyledi. BEBKA Genel Sekreteri Muhammet Zeki Durak, Bursa, Eskişehir, Bilecik illeriyle YÖREX’e katıldıklarını anımsatırken, fuarın yöresel ürünlerin tanıtılması için iyi bir platform olduğunu söyledi. Durak, BEBKA olarak yerel ürünlerin sürdürülebilirliği ve tanıtılması için yürüttükleri destek projelerini anlattı. TARIK TARCAN’DAN TOPRAK SİTEMİ Programa konuk olan Sanatçı Tarık Tarcan, çocukluğundaki Bursa’yı anlattı. Bursa’nın, ovasını kaybetmiş bir şehir olduğunu söyleyen Tarcan, “Toprak en değerli varlığımız. Buğdayın olması için 40 santimetre toprağa ihtiyaç var, 40 santimetre toprağı doğa 20 bin yılda yapmaktadır. Anayasamıza göre tarım arazilerine bina yapamazsınız ve sanayi kuramazsınız. Ama bu maddenin bir anlamı kalmadı. Toprak yoksa insan da yok. Bursa da bir çok değerini kaybetti. Toprağı kaybederken hayatı da kaybediyoruz. Toprağımıza sahip çıkmamız, tarım arazilerimizi güçlendirmemiz ve korumamız gerekiyor” diye konuştu. Bölgede yaşayan Rumların düğün öncesinde 50 zeytin ağacı dikme geleneğinin olduğunu anlatan Tarcan, “Şimdi böyle bir gelenek kalmadı” dedi. Tarcan, bir çok ülkeyi gezdiğini ve bir çok ülkede yaşadığını anlatırken, “Ama Anadolu toprakları kadar verimli ve muhteşem bir yer görmedim” diye konuştu Sanatçı Fettah Can, Osmanlı döneminden bu yana çok önemli bir şehir olan Bursa’nın yerel yemeklerini anlattı. Bıçak imalatçısı babasına yazları yardım ettiğini, çocukluğunun bıçak atölyesinde geçtiğini kaydeden Can, “16 yaşıma kadar Kapalı Çarşı’da hem okudum hem tezgahtarlık yaptım. İnegöl köftesini çok severim. Arnavut’um, böreklerimiz çok lezzetli olur. Bursa gıda anlamında çok zengin bir şehir” dedi.  

Detaylar...

KURBAN BAYRAMI ÖNCESİNDE HAYVANCILIK KONUŞULDU
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Kurban Bayramı öncesinde “Hayvancılık ve Et Ticareti” başlıklı sektörel analiz toplantısı düzenledi. Çevrimiçi gerçekleşen toplantının moderatörlüğünü Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Taki Karslı yaptı. Sektör paydaşlarının katılımıyla yapılan toplantıda, hayvancılık ve et ticaretinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu. ET AÇIĞI KÜÇÜKBAŞLA KAPATILIR Doç. Dr. Taki Karslı, pandemide bitkisel üretimin yanı sıra hayvansal üretimin öneminin de kavrandığını söylerken, bitkisel üretimle hayvansal üretimin birbirini tamamladığına dikkat çekti. Küresel ısınmayla birlikte önümüzdeki 40-50 yıl içinde 3-5 derecelik sıcaklık artışının öngörüldüğünü kaydeden Karslı, hayvancılıkta sürdürülebilirliğin önemli olduğunu, buna ilişkin politikalar için gerekli adımların gecikmeden atılması gerektiğini vurguladı. Turizmin ve örtü altı tarımın başkenti olan Antalya’nın hayvan varlığında da iyi noktada olduğunu söyleyen Karslı, Antalya’da 800 bin keçi, 750 bin koyun, 200 bine yakın da sığır varlığı olduğunu belirtti. Karslı, Mersin’den sonra en çok keçi varlığının Antalya’da olduğuna dikkat çekti. “Et açığımız küçükbaşla kapatılır” diyen Karslı, bölgede küçükbaş hayvan varlığının desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Karslı, hayvancılıkta giderlerin yüzde 70’ini yemin oluşturduğunu belirtirken, “Maliyetler nedeniyle besici büyükbaştan kaçıyor. Yem maliyetleri azaltılırsa hayvancılık maliyetleri de azalır” dedi. KURBANLIKTA SIKINTI YOK Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Özlem Çağırıcı Armut, Antalya’da 1 milyon 600 bine yakın küçükbaş hayvan varlığının bulunduğunu, desteklemeler ve projelerle bu sayını artırmayı hedeflediklerini kaydetti. “Geleneksel olarak küçükbaş hayvancılık sürdüren çok az ilden biriyiz. Bu potansiyeli değerlendirmek için yetiştiricimizin yanındayız” dedi. Kurban Bayramı’nda kurbanlık konusunda sıkıntı olmayacağını söyleyen Özlem Çağırıcı Armut, Antalya’da kurbanlık için 193 bin küçükbaş, 13 bin 904 de büyükbaş hayvan varlığının olduğunu, şehir dışından da kurbanlıkların geleceğini kaydetti. ÜRETİCİYE BİR ELLE DEĞİL İKİ ELLE SARILALIM Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, hayvancılıktaki girdi maliyetlerinin yüksekliğine dikkat çekerken, “Yemin çuvalı 160 TL, samanın tonu 1200 TL olmuş. Bu girdilerle besici hayvanını nasıl besleyecek. Kaba yemin yüzde 65’ini kendi üretemeyen besici hayvancılık yapamaz hale geldi. Besici artan maliyetler nedeniyle sektörden çekiliyor. Üreticiye artık bir elle değil iki elle sarılmalıyız, iki gözle değil dört gözle bakmalıyız. Üretmeyi bırakırsak eti ithal etmek zorunda kalırız. Bu döviz kurlarıyla kaç gün et ithal edebiliriz, siz söyleyin” diye konuştu. Et açığının küçükbaş hayvancılıkla kapatılacağının söylendiğini ancak küçükbaşın besleneceği mera alanlarının bir bir yok edildiğini kaydeden Alp, “Mera alanları gelişmedikçe küçükbaşı nerede yetiştireceğiz” dedi. DİYANET’E KURBANLIK ÇAĞRISI ATB Meclis Üyesi Ata Sönmez, 1 kilogram etin maliyetinin 50 TL olduğunu söylerken, girdi maliyetleri karşısında et fiyatının yetersizliğine dikkat çekti. Hayvanların bir bir kesime gittiğini kaydeden Sönmez, “Bu ülkede üreteni dövüyorlar. Etteki gidişat bizi ithalata götürüyor. Bu politikalarla sığır kesimine engel olmak mümkün değil. Ana olmadan dana olmaz. Önümüzdeki dönem etin fiyatını daha fazla konuşuruz” dedi. Ata Sönmez, süpermarketlerde kurban satışını eleştirirken, “Dinimize göre sabah namazından sonra hayvan kesilirse kurban olur. Ama bakıyoruz bayram sabahı saat 09.00’da etler paketlenmiş evlere servis ediliyor. Ne zaman kesim yapıldı, kesilen hayvan kurban mı, buna bakmak lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda harekete geçmelidir” diye konuştu. Sönmez, kurbanlık satışlarının başladığını, canlı kurbanlıkların kilogram fiyatının 30-34 TL arasında değiştiğini kaydetti. HAYVANCILIK TARIMIN LOKOMOTİFİ Antalya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Sorumlu Müdürü Musa Toros, hayvancılığın tarımın lokomotifi olduğunu söyledi. Avrupa Birliği ülkelerinde tarımsal desteklerin yüzde 70’inin hayvancılığa verildiğini kaydeden Toros, sütün para etmediği bir ülkede sağlıklı hayvancılık politikalarından bahsedilemeyeceğini vurguladı. “Ülkenin coğrafi yapısı gereği küçükbaş üreteceğiz ki büyükbaş eti sanayide kullanabilelim” diyen Toros, küçükbaşı yetiştirecek mera alanlarının korunması gerektiğini söyledi. Toros, ekonomik koşullar nedeniyle alım gücündeki azalmanın et ve et ürünleri, süt ve süt ürünlerine talebi azalttığına dikkat çekti. Manavgat Kasaplar Odası Başkanı Hüseyin Ali Tunç, artan yem fiyatlarıyla besicilik yapmanın mümkün olmadığını söyledi. Tunç, besicilikteki sıkıntının süte yeterli destek, yem ve mazot fiyatının düşürülmesiyle aşılabileceğini söyledi.  

Detaylar...

AKADEMİ GİBİ EĞİTİM PROGRAMI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen pandemide tarım eğitimi programı hız kesmeden devam ediyor. 22 Mayıs’ta başlayan “Profesöründen Öğrenelim” başlığıyla düzenlenen eğitim programı Temmuz ayında da devam edecek. Üniversitelerin profesör kadrosunda çalışan akademisyenler tarafından verilen eğitimlerde bir ayda 15 bin kişiye ulaşıldı. Sert çekirdeklilerde budama tekniklerinden seralarda çevre kontrolüne, sera planlamasında iklim ve çevre etkilerinden moringa yetiştiriciliğine, tüketici olarak nelere nereden alalım, nasıl seçelim, nasıl muhafaza edelim gibi çok sayıda başlıkta verilen eğitimlerin tamamı Çukurova Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi gibi birçok üniversiteden profesör hocaların anlatımıyla izleyici ile buluşuyor. EĞİTİMLİ TARIM BİZİ İLERİ GÖTÜRÜR Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle düzenledikleri tarım eğitimlerinin büyük ilgi gördüğünü söyledi. Eğitimlerde akademisyenlerin bilgi birikimini tarımla uğraşan ya da tarımla ilgilenenlerle paylaşıldığına belirten Çandır, “Diğer eğitim programlarımızda olduğu gibi ‘Profesöründen Öğrenelim’ eğitim programı da yoğun ilgi gördü. Akademik bilgilerin sahayla buluştuğu eğitimlerimizin tarımımızın gelişimine katkı sağlayacağına inanıyorum. Eğitimli tarımı bizi ileri götürür. Başta Tarım ve Orman İl Müdürümüz Gökhan Karaca olmak üzere eğitimlerin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu. EĞİTİMLER PROFESÖRDEN Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, tarımsal üretimin kalitesini artırmak hedefiyle düzenledikleri tarımsal eğitimlerin aralıksız devam ettiğini belirtti. “Profesöründen Öğrenelim” programdı üniversitelerden profesör hocaların bilgi birikimlerini tarım sektörünün yanı sıra tüketicilerle de buluşturduklarını kaydeden Karaca, “Bu eğitimler kaçmaz” dedi. Karaca, Antalya Ticaret Borsası işbirliğiyle düzenledikleri tarımsal eğitimlerin devam edeceğini vurgularken, “Pandemi azalsa da uzaktan eğitimlere ilgi devam ediyor. Emek veren herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.  

Detaylar...