Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Eylül Ekim 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
1 2 3 4 5 6 7
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 3.236.253.192
Şuan 41 kişi online
Bugün 151 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 161242
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

YÖREX 11’İNCİ KEZ KAPILARINI AÇTI
Antalya Ticaret Borsa (ATB) tarafından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) desteğiyle bu yıl 11`incisi düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) açıldı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, son 10 yılda coğrafi işaretli ürünlerin yüzde 40’ını, oda ve borsaların tescil ettirdiğini, başvurusu yapılan ürün sayısının ise 642 olduğunu belirterek, "Zengin olmak istiyorsanız, bölgenizi zengin etmek istiyorsanız kendi yöresel ürünlerinize sahip çıkın. Bunları araştırın, markalaştırın ve dünyaya satın. E-ticaret ve e-ihracat ile tüm dünyaya bunları gönderin" dedi. ATB Başkanı Ali Çandır, ANFAŞ Fuar Merkezi`ndeki fuarın açılışında yaptığı konuşmada, 13 yıl önce “Sizin oraların nesi meşhur” deyişiyle yöresel ürünler yolculuğuna başladıklarını hatırlattı. Katılımcıların fuarda birkaç saat içinde doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine buram buram Anadolu’yu gezme imkanına sahip olacağını dile getiren Çandır, “Yöresel ürünler projemizi çalışırken hiç aklımızdan çıkarmadığımız amaçlarımızın gerçekleştiğini gördükçe ekip olarak gururumuz daha da artmaktadır. Memleketimizin her bir köşesinden ayrı güzellikte fışkıran yöresel ürünlerimizin; tanınırlığını artırmak, kalitesini standartlaştırmak, üretimini artırmak, ürünlerin hakkını hukukunu garanti altına almak, istihdamı artırmak ve kırsal kalkınmaya katkıda bulunmak amaçlarını hiçbir çalışmamızda dikkatimizden kaçırmadık. Eğer bu amaçlar uğrunda kararlılıkla çalışmaya devam edersek kesinlikle başaracağımızı biliyorduk. Çünkü dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bir medeniyetler zenginliğine ve derinliğine sahibiz” diye konuştu. YÖRESEL ÜRÜNLERİN HAKKI VE HUKUKU KORUNMALI 12 bin yılda biriktirilen kültür ve medeniyet zenginliğine ait ürünlerin değerini bildiklerinin altını çizen Ali Çandır, “Ayrıca bir şey daha biliyoruz ki dünyada birkaç yüz yıllık geçmişe sahip ülkeler, kendi yöresel ürünlerinden milyarlarca dolarlık ihracat yapıyorlar, katma değer oluşturup kırsalda yaşamayı motive ediyorlar. Bugün artık yöresel ürünler; ülkemiz genelinde çok daha tanınır, talep edilir ve doğal olarak hemen her yerde üretilip satılabilir hale gelmiştir. Burada dikkat etmemiz gereken en önemli konu, bu yöresel ürünlerin hakkını ve hukukunu korumak ve garanti altına almaktır. Bu korumayı, hem ulusal hem de uluslararası alanda, sağlayan coğrafi işaret tescilleridir” dedi. AB`DE 7 ÜRÜN TESCİLLENDİ Çandır, son 12 yılda coğrafi işaret tescilli yöresel ürün sayısının 109’dan 921’e, başvuru sayısının ise 160’dan 723’e yükseldiğinin altını çizdi. Avrupa Birliği’nde 7 ürünün tescillendiğini 24 ürünün işlemlerinin devam ettiğini işaret eden Çandır, “Dünyada ise 10 bin civarında coğrafi işaretli ürün bulunmaktadır. Bu tescillerin yüzde 40’ından fazlası ise oda ve borsalarımızın bünyesindedir. Bu fırsatla oda ve borsalarımızı, elini taşın altına koyması için cesaretlendiren, coğrafi işaretlerin gelişimini, ticaretini önemseyen bizi bu yolda hiç yalnız bırakmayan TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’na ve onun nezdinde tüm oda ve borsa başkanlarımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi. 650`NİN ÜZERİNDE KATILIMCI Ali Çandır, fuara 76 ilden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden, 113 oda ve borsa 16 kalkınma ajansı, 83’ü kadın kooperatifi olmak üzere 150 kooperatif ile toplam 650’nin üzerinde katılımcının yer aldığını kaydetti. Fuarda 9 farklı zincir market ve e-ticaret sitesi ile üreticilere ve katılımcılara yüz yüze iş görüşmeleri (B2B) imkanı sağlandığını dile getiren Çandır, bu kapsamda bine yakın görüşme beklediklerini belirtti. COĞRAFİ İŞARET SEMİNERİ YÖREX’TE Coğrafi işaretli ürün üreten ve ticaretini yapan üretici ve katılımcılara e-ticaret ve dijital dönüşüm desteği konularında eğitimler sunulacağı ifade eden Çandır, “Fuarımızda yöresel ürünle ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı ile birlikte “Coğrafi İşaretler YÖREX Buluşması” isimli bir seminer düzenleyeceğiz. Seminerimizde; coğrafi işaretlerin dünyadaki ve bizdeki durumu ile ilham veren başarı öykülerini uzman konukların katılımıyla konuşup tartışacağız. 23 Ekim Cumartesi günü ise Grup Gümüş Pena konserimiz olacak” diye konuştu. 110`DAN 921`E ÇIKTI TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, sahip olunan yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri ekonomiye kazandırmak amacıyla 2010 yılında “kriz varsa, çare de var” sloganıyla YÖREX’in yola çıktığını hatırlattı. ATB’nin başlattığı bu girişimi TOBB olarak desteklediklerinin altını çizen Hisarcıklıoğlu, “Aradan geçen 10 yılda, 3 bin katılımcıya ve 1 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yaptık. YÖREX, aynı zamanda ülkemizde coğrafi işaret ekosisteminin gelişmesine de önemli katkılar sundu. 10 yılda tescilli coğrafi işaret sayısı 110’dan 921’e, başvuru sayısı ise 160’tan, 721’e çıktı. YÖREX, coğrafi işaret algısının ve bilinirliğinin ülke genelinde artmasını sağladı. Ayrıca YÖREX, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) özel ödülüne ve Oda-Borsa Proje Yarışması Jüri Özel ödülüne layık görüldü” ifadelerini kullandı. Hisarcıklıoğlu, YÖREX’in artık Türkiye’nin yöresel ürünler ve coğrafi işaretler vitrini olduğunu belirterek, burada Türkiye’nin tüm renklerinin bir araya geldiğini söyledi. Geçen yıl pandemiden dolayı YÖREX’in yapılamadığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, Çok şükür bu yıl 11. YÖREX’te yeniden birlikteyiz. Bu yıl YÖREX’e sponsor olan Trendyol’a da teşekkür ediyorum. Bugün; valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız, belediyelerimiz, kalkınma ajanslarımız, oda-borsalarımız, kadın girişimcilerimiz ve kooperatiflerimiz ve üreticilerimiz de burada. 600’den fazla katılımcı bugün bizlerle. Eğer coğrafi işaretler bugün bu kadar biliniyor ve önemseniyorsa, bunda oda ve borsalarımızın ve en başta da kadın girişimcilerimizin payı çok büyüktür. Bu işe sahip çıktılar. Son 10 yılda coğrafi işaretli ürünlerin yüzde 40’ını, oda ve borsalarımız tescil ettirdi. Onlar tarafından tescil edilen ve başvurusu yapılan ürün sayısı 642’i oldu” ifadelerine yer verdi. “COĞRAFİ İŞARET ÜRETİCİLERİNİ KAYIT ALTINA ALMAYA BAŞLADIK” TOBB’un coğrafi işaretlerde nicelikten niteliğe geçiş vizyonunu da paylaşan Hisarcıklıoğlu, “Burada öncelikle oda ve borsalarımız vasıtasıyla coğrafi işaret üreticilerini kayıt altına almaya başladık. Üreticiler, tescil sahibi olan oda veya borsa ile sözleşme yaparak, coğrafi işaretli ürünün üretimine başlıyorlar. Oda ve borsalarımız da bunu denetliyorlar ve bu piyasasının oluşmasını sağlıyorlar. Böylece coğrafi işaretlerin ticarete daha çok konu olmasını da mümkün kılıyorlar. Bu kapsamda YÖREX’i, yöresel ürünlerin ve coğrafi işaretlerin markalaşması ve ticari değer kazanması yolunda önemli bir buluşma noktası haline getirdik. YÖREX’te her yıl coğrafi işaret üreticiler ile ulusal perakendecileri ve e-ticaret portalları bir araya getiriyoruz. İkili iş görüşmeleri yapmalarını sağlıyoruz. Yine coğrafi işaretlere özel e-ticaret portalları ile kampanyalar yapıyoruz. Coğrafi işaret üreticilerinin e-ticarette daha çok yer almalarını sağlıyoruz” dedi. Hisarcıklıoğlu, sadece yurtiçi tescille işin bitmediğini dile getirerek, yurtdışında da tescil ettirmenin ve küresel pazarlara girmenin önemli olduğunu vurguladı. “ZENGİN OLMAK İSTİYORSANIZ YÖRESEL ÜRÜNLERE SAHİP ÇIKIN” Şu ana kadar 7 ürünün Avrupa’da tescillendiğini, 24 ürünün de değerlendirme sürecinde olduğunu aktaran Rifat Hisarcıklıoğlu, "Bunu başaran oda ve borsalarımı canı gönülden tebrik ediyorum. TOBB Brüksel Ofisimiz ile coğrafi işaretlerin AB tescil sürecine yardımcı oluyoruz. Coğrafi işaretlerin AB tescil sürecine yardımcı olması için de bir rehber hazırladık. Son olarak da coğrafi işaretlerimizin izlenebilirliği, takibi ve sertifikasyonunu sağlamak amacıyla akıllı etiket projesi üzerinde çalışıyoruz. Artık tüketici, coğrafi işareti güvenle tercih edecek, üretici de ürünü gururla sunacak. Şunu da hepimiz bilmeliyiz, bu topraklardan çıkan ürünlerin değerini, önce biz bilmezsek, dış pazarlara hiç anlatamayız. Dünyada çok az coğrafyaya nasip olan bir ürün çeşitliliğine sahibiz. Son dönemde yaşanan ekonomik çalkantıdan kurtulmanın çözümü de Anadolu topraklarında yatıyor. 200’den fazla peynir çeşidimiz var. Avrupalılar milyar dolardan peynirden gelir elde ediyorlar. Markalaştıracağız 200’den fazla peynir çeşidimizi diğer ürünleri dünya pazarına sunacağız. Zengin olmak istiyorsanız, bölgenizi zengin etmek istiyorsanız kendi yöresel ürünlerinize sahip çıkın. Bunları araştırın, markalaştırın ve dünyaya satın. E-ticaret ve e-ihracat ile tüm dünyaya bunları gönderin” dedi. “EKONOMİYE CİDDİ KATKILARI VAR” ANFAŞ Genel Müdürü Ali Bıdı, fuarların yavaş açılmaya başladığını ve yüzlerin gülmeye başladığını bildirdi. ANFAŞ’ın çeyrek asrı aşkın süredir ekonomiye ve ihracata katkı sağladığını dile getiren Bıdı, fuarların kent ekonomisine de ciddi katkıları olduğunu YÖREX gibi markalara daha çok ihtiyaçlarının olduğunu belirtti. “5 COĞRAFİ İŞARET ALDIK” ATSO Başkanı Davut Çetin, Antalya’nın son yıllarda turizmde ve tarımda önemli gelişmeler yaşadığını dile getirdi. YÖREX’in fuardan öte bir etkinlik olduğunu ifade eden Çetin, “Hem ulusalda hem yerelde gıdada markalaşmada ciddi mesafe aldık. Bizde oda olarak 5 coğrafi işaretli ürün aldık. Bizim gündemimizde gastronomi fularları var. Önümüzdeki yıl çok daha iyi başarılara imza atarız” dedi. “DESTEK İSTİYORUZ” TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk, milli değerlere sahip çıkan kırsal kesimdeki kadınların desteklenmesini sağlatan fuarda yer aldığı için mutlu olduğunu dile getirdi. Öztürk, bu tür fularların ticaret yolundaki yöresel ürünlerin tanıtılması, kırsal kesimdeki kadınların cesaretlendirilmesi, girişimcilerin önünün açılması adına önemli önemli etkinlikler olduğunu dile getirdi. Öztürk, kooperatifçiliğinin desteklemesi ve ata tohumlarına gereken önemin verilmesini istedi. "İLK 10`A GİRDİK" Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Habip Asan, coğrafi işaretli ürün konusunda Türkiye`de ciddi bir bilinçlenme oluştuğunu söyledi. Coğrafi işaretli ürünler bazında daha fazla katma değer oluşturma ve sürdürülebilirlik konusunun da ön plana çıktığını dile getiren Asan, "Türkiye, sınai mülkiyet açısından 15 senesi öncesine göre 20 kat daha artış yaşadı. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatına göre, Türkiye sınai başvurularda dünyada ilk 10`a giren bir ülke oldu. Başvurulardan daha fazla katma değer oluşturmalıyız. Tünelin sonundaki ışığı görüyorum. Başvuru farkındalığının daha fazla katma değer oluşturulan yüksek bir ekonomik habercisi olduğunu düşünüyorum” dedi. "YERELDEN KALKINMA" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, tarım üreticilerinin, kırsaldaki üreticilerinin sorunlarını yakından takip ettiklerini dile getirdi. Üreticinin köylünün alın terinin kıymetini çok iyi bildiklerini ifade eden Böcek, “Pandemi ve iklim değişikliğine bağlı olarak, doğal afetler, kuraklık gibi risklerle tarım sektörü derinden etkilenmektedir. Bir avuç toprağın bile önemli olduğunu herkes tarafından anlaşılmıştır. Üreticilerin maliyeti düşürülmeli ve tarımda istihdam arttırılmalıdır. Büyükşehir olarak bugüne kadar yerelden kalkınma projelerini uygulamaya, tarımı geliştirmeye özen gösteriyoruz” dedi. "DÜNYA PİYASASINA TAŞINACAK" Vali Yazıcı, "YÖREX’i daha da büyüterek yöresel ürünler coğrafi işaretli ürünlerin dünyaya tanıtımına dünya şehrinden hep birlikte yapacağız. Manavgat’ın köylerini etkileyen yangın yaşadık. TOBB Başkanına destekleri için teşekkür ediyorum. Dünya pazarına yöresel değerlerimizi bize ait olanları dünya piyasasına hep birlikte pazarlayacağız. Bütün dünyaya değerlerimizi öğreteceğiz. Belki biraz geri kalmış, bazı ürünlerimizde gecikmiş olabiliriz ama inanıyorum ki bu ülkenin güzel insanları borsa ve oda başkanları üyeleri yöresel ürünler başta olmak üzere diğer ürünleri dünyanın zirvesine taşıyacaktır” diye konuştu. Konuşmaların ardından TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, ATB Başkanı Çandır’a plaket takdim etti. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından protokol fuardaki stantları gezdi, ikram edilen yöresel ürünlerin tadına baktı. Fuara, konuşmacıların yanı sıra TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek, milletvekilleri, valiler, ilçe belediye başkanları, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, çok sayıda oda borsanın temsilcisi ve vatandaşlar katıldı. 24 EKİM’E KADAR AÇIK Girişin ücretsiz olduğu fuar 5 gün açık olacak ve Anadolu’nun gerçek değerleri ziyaretçisiyle buluşacak.  

Detaylar...

YÖREX KAPILARINI 11’İNCİ KEZ AÇIYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, 20 Ekim Çarşamba günü 11’inci kez kapılarını açıyor. 24 Ekim Pazar gününe kadar ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek Fuar’da 5 gün boyunca yöresel Anadolu’nun doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine yüzlerce ürün ziyaretçiyle buluşacak. YÖRESEL ŞÖLEN BAŞLIYOR Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’e 81 ilden yüzlerce yöresel ürünün geleceğini söyledi. Çandır, 11’inci YÖREX’e 113 oda borsa, 16 kalkınma ajansı, valilik, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve firmalardan oluşan 650’ye yakın katılımcının yer alacağını kaydederken, “91 kadın kooperatifimiz YÖREX’e yerini alacak” dedi. ANADOLU BULUŞMASINA İLGİ YOĞUN “Sizin oraların nesi meşhur?” sloganıyla düzenledikleri YÖREX’e bu yıl ilginin yoğun olduğunu vurgulayan Çandır, “YÖREX Anadolu’dur. Kuzeyi güneyi, doğusu batısı kültürlerin, yöresel ürünlerin buluşma noktasıdır. 12 yıl önce attığımız maya tuttu. YÖREX, Antalya’yı aştı, Türkiye’nin markası haline geldi” diye konuştu. Çandır, Erzurum oltu taşından Mersin cezeryesine, Bursa çakısından Aydın incirine, Kars kaşarından Denizli buldan bezine, İzmit pişmaniyesinden Manavgat susamına, Bafra pidesinden Kayseri mantısına, Antep baklavasından Malatya kayısısına yüzlerce ürünün YÖREX’te ziyaretçiyi beklediğini kaydetti. YEREL ÜRETİCİ DİJİTAL PLATFORMLA BULUŞACAK YÖREX’te TOBB’un desteğiyle yerel üretici ve firmalara ulusal market zincirleriyle yüz yüze görüşme imkanı sağlayacaklarını belirten Çandır, YÖREX’te uluslararası karşılığı bulunan 10 farklı zincir market ve restoranın yer alacağını söyledi. Yerel ürünlerin katma değerinin artırılması için e-ticaret siteleri ile yüz yüze iş görüşmeleri (B2B) imkanı sağlanacağını kaydeden Çandır, ikili görüşmelerde büyük iş bağlantıları kurulduğuna dikkat çekti. Çandır, YÖREX’te e-ticaret siteleri tarafından coğrafi işaretli ürün üreten ve ticaretini yapanlara yönelik yerelden ulusala e-ticaret desteği ve dijital dönüşüm desteği gibi konularda da eğitimler sunulacağını belirtti. YÖREX kapsamında 21 Ekim Perşembe günü ATB ve YÜCİTA işbirliğiyle “Coğrafi İşaretler YÖREX Buluşması” semineri düzenleyeceklerini kaydeden Ali Çandır, coğrafi işaretlerin dünyada ve ülkemizdeki durumunu, tescil sayısı itibariyle öncü kentleri ve 23 Ekim Cumartesi günü ise Grup Gümüş Pena konserinin olacağını duyurdu. HİJYEN TEDBİRLERİ ALINDI ATB Başkanı Çandır, YÖREX’i salgın koşulları ve hijyen kurallarını dikkat alarak yapacaklarını vurgulayarak, “11.YÖREX salgın kurallarına uygun bir biçimde düzenlenecek. Maske, mesafe ve hijyene dikkat edilecek. ANFAŞ Fuar Merkezi girişinde HES kodları sorgulanacak. Aşı olmayanlardan son 48 saati kapsayan PCR testi istenilecek. Özetle kimseyi riske atmadan kurallara uygun bir fuar olacak. Bu konuda herkesin içi rahat olsun” diye konuştu. YÖREX’E GİRİŞ ÜCRETSİZ ANFAŞ Fuar Merkezi’nde 10 bin metrekare alanda düzenlenen YÖREX’e herkesi davet eden Çandır, fuara girişin ücretsiz olduğunu vurguladı. Çandır, YÖREX’in sabah 10.00 – akşam 20.30 saatleri arasında ziyarete açık olduğunu bildirdi. ÇOCUKLAR BU FUARI GÖRMELİ Çandır, “Atalarımızdan bizlere emanet, bizlerden ise çocuklarımız ve gençlerimize miras kalacak olan yöresel ürünlerimizi görmek, tatmak ve hissetmek için YÖREX’e davet ediyorum. Özellikle çocuklarımızın YÖREX’i görmesini arzu ediyorum” dedi. ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX’e destek veren başta TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere tüm oda ve borsalara, kalkınma ajanslarına, yerel yönetimlere, kooperatiflere, üreticilere teşekkür etti.  

Detaylar...

YÖREX ANADOLU’NUN RUHU
Bu yıl 11’incisi 20-24 Ekim’de ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX öncesinde Antalya Ticaret Borsası, Dünya Gazetesi, Hepsiburada işbirliğiyle “Kırsal Kalkınmada Yöresel ve Coğrafi İşaretli Ürünler” başlıklı panel düzenlendi. Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ moderatörlüğünde online gerçekleşen panele, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım ve Hepsiburada İş Geliştirme Grup Başkanı Mutlu Erturan konuşmacı olarak katıldı. YÖREX TÜRKİYE PROJESİ TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, YÖREX’e ilk günden bu yana destek verdiklerini kaydederken, YÖREX’in Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ve ekibinin başarısı olduğunu söyledi. Hisarcıklıoğlu, “YÖREX 12 yılda Türkiye’nin markası oldu. Anadolu’da üretimi kaybolmaya yüz tutmuş yöresel ürünler ekonomiye kazandırılarak yerinden kalkınmada, coğrafi işaret tescilinde farkındalık yaratıldı. Yöresel ürünleri milli değerler olarak görüyor ve gelecek nesillere aktarılması açısından önemsiyoruz. YÖREX 81 ili buluşturan, Anadolu’nun ruhunu, kimliğini, tüm renklerini bir araya getiren bir marka haline geldi” diye konuştu. Yöresel ürünlerin coğrafi işaret tescili alarak katma değer yaratıldığını belirten Hisarcıklıoğlu, 900 coğrafi işaretli ürünün yüzde 40’ının oda ve borsalar tarafından tescil ettirildiğine dikkat çekti. YÖREX’te perakende zincir marketler, restoranlar ile e-ticaret sitelerinin yer aldığını bu yıl da çok sayıda yerel ürünün büyük market zincirleriyle aynı masada oturup anlaşmalar yapacağını kaydeden Hisarcıklıoğlu, “Üreticilerle satın almacıları yüz yüze buluşturuyoruz. Yöresel ürünlerin internet satışı da çok önemli. Dijtal pazarlama ile yöresel ürünlerimizi dünyanın dört bir yanına ulaştırabiliyoruz. Bu konuda da YÖREX buluşma noktası olacak” diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, yöresel değerlerin ekonomiye kazandırılıp, dünya ile buluşturarak zenginlik yaratılması gerektiğini vurgularken, “Devletimiz de destekleriyle arkamızda durursa biz bu işi başarırız. Yöresel ürünlerimize sahip çıkalım. YÖREX Türkiye projesidir” diye konuştu. YÖREX ULUSLARARASI ALANDA OLMALI ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX’in marka haline gelmesinde TOBB’un büyük desteği olduğunu anlatırken, fuarı uluslararası alana taşımak istediklerini söyledi. Çandır, ‘’İnşallah önümüzdeki yıllarda New York 5. Caddede Türkiye’nin tüm yöresel ürünlerini satabileceğimiz alanları yaratabiliriz” dedi. YÖREX’le coğrafi işaretli ürün sayısının arttığını belirten Çandır, coğrafi işaretli ürün enflasyonu konusunda endişe yaşandığını kaydetti. Çandır, “Cİ ürün etrafında üretimin artırılması sağlanmalı. Üretici, ortak hareket ederse maliyetleri de azalır. Tarımsal üretimde Cİ ürünlere destek verilmeli. Cİ tarımsal üretim artıyor. Devlet Cİ denetimi sağlamalı bir sistem oluşturulmalı. Üreticide ürün etrafında örgütlenerek birlikte hareket etmeli” diye konuştu. DENETİM VURGUSU Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, coğrafi işaretli ürünlerin sayısının artırılmasında ATB Başkanı Ali Çandır ile ekibinin katkısına dikkat çekti. Asan, Türkiye’de 900 tescilli ürün olduğunu, 744 ürünün de coğrafi işaret tescili beklediğini söyledi. AB’de 7 tescilli ürün olduğunu söyleyen Asan, 23 ürünün ise tescil işleminin devam ettiğini, 20 ürünün de başvuru işleminin devam ettiğini kaydetti. Asan, “Coğrafi işaretli ürünlerde ulusal ve uluslararası alanda katma değer yaratacak önemli gelişmeler var. İyi denetlenmiş, uluslararası projeler geliştirmeliyiz. Bu ürünlerin ülke tanıtımları sağlanmalı. Özellikle şehirlerim marka ürün tanıtımları yapılmalı. Türkiye Cİ katma değeri yüksek tarım ürünleri potansiyelini kullanmalı” diye konuştu. Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, dünyaca ünlü Malatya kayısısının bile piyasaya dökme olarak sunulduğunu belirterek, ürünlerin paketlenmesine daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi. Munyar, ‘’900 ürünümüzün coğrafi işaretli olması önemli. Ama bol keseden Cİ tescili veriliyor diye de düşünmüyor değiliz. Çok rahat Cİ veriliyor izlenimi yaratılmamalı’’ dedi. TAKLİT ÜRÜN SAYISI ÇOK FAZLA Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, coğrafi işaretlerin çoğunun tarım ürünlerine alındığını ancak Cİ’nin tarımsal üretime katkısının istenildiği gibi olmadığını vurguladı. Yıldırım, “Avrupa’da Cİ tescilinde küçük aile işletmeleri, kooperatifler ve STK’lar daha etkili. Ülkemizde tescil yapılıyor ama denetim olmuyor. Taklit ürünlerin sayısı çok fazla. Bunlar engellenmeli. Her ürüne Cİ verilmeli mi bunu tartışmalıyız. Topluma coğrafi işareti anlatmalıyız. Tarım politikaları ile coğrafi işaret çok iyi ele alınırsa önemli katma değer yaratılmış olunur” diye konuştu. Hepsi Burada İş Geliştirme Grup Başkanı Mutlu Erturan, e-ticaretin ürünlerin pazarlanmasındaki önemine dikkat çekerken, Hepsiburada dijital platformunda yer alan Anadolu’daki üreticiler ile KOBİ’lere paketleme, markalaşma gibi konular başta olmak üzere e-ticaret konusunda verdikleri eğitimleri anlattı.  

Detaylar...

PROTOKOLE YÖREX DAVETİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle bu yıl 11’incisi 20-24 Ekim’de ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’e Antalya protokolü davet edildi. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, ATB Yönetim Kurulu Üyeleri Halil Bülbül ve Cüneyt Doğan ile birlikte protokol ziyaretleri gerçekleştirerek, YÖREX davetinde bulundu. 81 İL ANTALYA’DA BULUŞACAK ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’i ziyaretinde, YÖREX’in hazırlık çalışmaları hakkında bilgi verirken, YÖREX’e davet etti. Çandır, “YÖREX Antalya’yı aşarak Türkiye’nin fuarı haline geldi. Antalya’nın markası olan YÖREX’i bu yıl salgın koşullarını da dikkate alarak yapacağız. Antalya, 20-24 Ekim tarihlerinde 81 ilin buluşacağı bir şölene ev sahipliği yapacak. Anadolu’nun yüzlerce yöresel ürünü Antalya’da buluşacak” dedi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, dünya şehri Antalya’nın YÖREX gibi bir organizasyona ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Böcek, Çandır ve ekibine YÖREX’i Antalya’ya kazandırdıkları için teşekkür etti. BAŞKANLARA YÖREX DAVETİ ATB Başkanı Ali Çandır, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen’i ziyaret ederek YÖREX davetinde bulundu. Başkan Semih Esen, YÖREX’in yöresel ürünlerin tanıtılmasında büyük öneme sahip olduğunu belirterek, Çandır’a çalışmaları nedeniyle teşekkür etti. ATB Başkanı Ali Çandır, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ı ziyaret ederek, YÖREX’e davet etti. Başkan Ümit Uysal, yöresel ürünlerin nesilden nesile aktarılması gereken önemli bir miras olduğunu söylerken, “YÖREX hafızamızı tazeledi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. ATB Başkanı Ali Çandır, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’yü ziyaret ederek YÖREX davetinde bulundu, Başkan Hakan Tütüncü, geçen yıl YÖREX’in pandemi nedeniyle yapılamadığını anımsatırken, “YÖREX yine kalplerimizi birleştirecek” dedi. ATB Heyeti, Aksu Belediye Başkanı Halil Şahin’i ziyaret ederek YÖREX’e davet etti. Başkan Halil Şahin, YÖREX’in bölge turizmini de hareketlendiren bir organizasyon olduğunu belirterek, Çandır ve ekibine teşekkür etti. EMNİYET MÜDÜRÜ VE JANDARMA KOMUTANI’NA DAVET Başkan Çandır ve beraberindeki heyet, Antalya Emniyet Müdürü Mehmet Murat Ulucan’a YÖREX davetinde bulundu. Ulucan, YÖREX’in hayırlı olmasını diledi. ATB heyeti, Antalya Jandarma Komutanı Tuğgeneral Yavuz Özfidan’ı ziyaret ederek YÖREX’e davet etti. Özfidan yöresel ürünlerin önemine dikkat çekerek, Çandır’a daveti nedeniyle teşekkür etti. REKTÖRLERE YÖREX DAVETİ ATB Başkanı Ali Çandır ve beraberindeki heyet, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı ziyaret ederek YÖREX’e davet etti. ATB heyeti, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek’i de ziyaret ederek, YÖREX’e davet etti.  

Detaylar...

KURTARICIMIZ YEREL ÇEŞİTLER
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi işbirliğiyle “Tarımsal Biyoçeşitlilik, Yerel Çeşitler, Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler” paneli düzenlendi. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alptekin Karagöz, Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Uzmanı Dr. Kürşad Özbek konuşmacı olarak katıldı. YÖRESEL ÜRÜNLER EKONOMİK KRİZLERİN ÇARESİ Gazeteci Galip Umut Özdil, yöresel ürünlerin kırsal kalkınmanın anahtarı olarak görüldüğünü belirterek, Antalya Ticaret Borsası tarafından 2008 krizinden sonra “kriz varsa çare de var” sloganıyla yöresel ürünler projesinin geliştirildiğine dikkat çekti. Özdil, “Yöresel ürünlerin ekonomik krizin çaresi olarak görülmesi çok anlamlı. Yöresel ürünlerimize sahip çıkalım” dedi. TÜKETİCİ KALIPLARI DEĞİŞTİ YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, pandemi sonrasında tarımın, yöresel ürünlerin, coğrafi işaretli ürünlerin ön palana çıktığını söylerken, hem üretim hem de tüketim kalıplarının değiştiğini anlattı. Tekelioğlu, “Üretimde daha az enerji kullanılan, daha çok çevreye saygılı olan yöntemler kullanılıyor. Tüketici de daha çok bitkisel ürün tüketmeye daha az hayvansal ürün tüketimine yöneliyor” diye konuştu. SADECE TESCİL ALMAKLA İŞ BİTMİYOR Tescillenmiş ürünlerin büyük bölümünün tarımsal ürünler olduğunu belirten Tekelioğlu, Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayısının 900 olduğunu, 744 de tescil bekleyen yöresel ürün olduğunu söyledi. Tescil rakamların sevindirici olduğunu ancak coğrafi işaret sisteminde yönetişim ve denetim ayağının eksik olduğunu vurgulayan Tekelioğlu, “Esas olan yönetişim ve denetimdir. İdeal coğrafi işaret sistemi kurulmalı” dedi. Coğrafi işaret tescili alan kurumun görevlilerinin yetkisinin olduğunu ancak sorumluluğun bulunmadığını kaydeden Tekelioğlu, “Tescili alan kurum ürünün tanıtımı yapacak, üreticiye teknik hizmet götürecek, AR-GE çalışmaları yapacak, tescil belgesindeki standartları uyup uyulmadığına ilişkin denetime bakacak” diye konuştu. Malatya kayısısının AB’den tescil aldığı yıl fiyatının yüzde 35 düştüğüne dikkat çeken Tekelioğlu, “Yönetişimi ve denetimi iyi yapmalıyız. Denetimsiz coğrafi işaret olmaz. Fransa’da coğrafi işaretli olan Rokfor peyniri yılda 400 denetimden geçiyor. Türkiye’de ise coğrafi işaret sistemi tescil al, tescil ver şeklinde yürüyor. Coğrafi işaret katma değer yaratmalı” diye konuştu. BU POTANSİYEL HİÇBİR YERDE YOK İdeal coğrafi işaret sisteminin kurulmasıyla yöresel ürün potansiyeli yüksek olan Türkiye’nin korkunç bir sosyo ekonomik açılım sağlayabileceğini vurgulayan Tekelioğlu, “Türkiye, topraklarında doğalgaz petrol aramasın. Yöresel ürün zenginliğimiz dünyanın hiçbir yerinde yok. Bu kadar biyo çeşitliliği olan, bir çok mikro kliması bulunan, bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış böyle bir ülke dünyada yok” dedi. Tekelioğlu, Türkiye Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulmasını da önerirken, “Türkiye’nin kalite politikalarıyla meşgul olacak bir enstitü olmalı. Organik tarım da bu enstitünün içerisine sokulabilir” dedi. ÜRETİCİNİN MOTİVASYONU EKONOMİK FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, yöresel ürünlerin üretiminde küçük aile işletmelerinin önemini vurguladı. Tarımsal üretimin yüzde 80’ini küçük aile işletmelerinin gerçekleştirdiğini kaydeden Selışık, “Dünya nüfusunun yarısı kentlerde yaşıyor. 2050’de üçte ikisinin kentlerde yaşayacağı öngörülüyor. Kırsalda üreticinin kalması ve üretmeye devam etmesi lazım. Bunun için de motivasyonunun olması lazım. Bu motivasyonunun kaynağı ise ekonomik koşulların güçlendirilmesinden geçiyor” diye konuştu. Selışık, FAO olarak yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerle ilgili yaptıkları çalışmaları anlattı. Yöresel ürünlerin desteklenmesi ve coğrafi işaretin artılarının üreticiye yansıması gerektiğini söyleyen Selışık, “YÖREX bir anlamda bu ürünlerin pazarlamasında ayrı bir farkındalık yarattı. Tüketiciyi tercihleri değişiyor. Artık doğal, organik ürünleri tercih ediyoruz. Her ürünü bir çiftçi üretiyor ve her ürünün özel bir üretim tekniği var. Bu yöntemler yaşatılmalı. Tüketici de coğrafi işaretin ne olduğunun farkına varmalı. Çiftçinin pazara erişinin güçlenmeli” diye konuştu. “TARIMSAL BİYO ÇEŞİTLİLİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM” Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Uzmanı Dr. Kürşad Özbek, Anadolu’nun 12 bin bitki türüne ev sahipliği yaptığının bunun 4 bininin endemik bitki türleri olduğunu bildirdi. “Tarımsal biyoçeşitlilik açısından Türkiye özel bir konumda” diyen Özbek, tarıma konu olan buğday gibi türlerin çıkış yerinin de Türkiye olduğunu belirtti. Geleneksel tarım yöntemlerinin geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Özbek, “Tarımsal biyoçeşitliliğimiz artımız ancak bu çeşitlilik her geçen gün kayboluyor. Tarımsal biyoçeşitliliğini azalmasının nedeni kırsalın boşalması ve yaşlanması. Köylere gittiğimizde yenilebilir türleri bilen insan bulamıyoruz. Korkunç bir göçle karşı karşıyayız. Tarımsal biyoçeşitliliğimize sahip çıkalım” diye konuştu. “YEREL BİTKİ ÇEŞİTLERİ SİGORTAMIZ” Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alptekin Karagöz, yerel bitki çeşitlerinin küresel ısınmaya karşı sigortamız olduğunu söylerken, “Yerel çeşitler değişime uyum sağlayabilen bitkiler. Bu nedenle onların üretimini yaygınlaştırmalıyız” dedi. Yerel çeşitlerin değişen dünya koşullarına en kolay şekilde uyum sağlayan, sürdürülebilir tarımı en iyi destekleyen türler olduğunu kaydeden Karagöz, “Ülkemiz bir çok üretilen bitkinin gen kaynağı, merkezi durumunda. Yerel çeşitler sürdürülebilir tarım stratejisini destekliyor. Yerel çeşitler yeşil mutabakata uygun. Bizim kurtarıcımız yerel çeşitler” diye konuştu.  

Detaylar...

SÖZ KADIN ÇİFTÇİDE
Tarımın başkenti Antalya’da kadın çiftçiler, sorunlarını ve beklentilerini anlattı. Sosyal güvencesiz çalışmak istemeyen kadın çiftçiler, “Biz yoksak tarım da yok” diyerek kadının tarımdaki gücüne dikkat çekti. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü öncesinde “Doğusundan Batısına, Sahilinden Yaylasına Söz Antalya’lı Çiftçi Kadınlarda” başlıklı toplantı düzenlendi. ATAK Genel Sekreteri Gonca Ertok moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya, Antalya’nın ilçelerinden 18 kadın çiftçi konuşmacı olarak katıldı. Sosyal güvencesiz çalışmanın kadın çiftçilerin en büyük sorunu olduğuna dikkat çeken kadın çiftçiler, orman vasfını yitirmiş yerlerin üretim yapmak isteyen kadınlara tahsis edilmesini istedi. Kırsalda sosyal hayatın canlandırılmasıyla yeni nesilin kırsalı terk etmeyeceğini söyleyen kadın çiftçiler, “Bizden sonraki nesil kırsalda, üretimde kalmak istemiyor. Kırsal boşalırsa üretim de biter” uyarısında bulundu. Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, “Tarımsal üretimin devam edip etmeyeceğine kadınlar karar veriyor. Üretimi kadın belirliyor. Kırsalda kadına sosyal güvence sağlanırsa, sosyal yaşam alanı sağlanırsa üretim şahlanır. Hayvancılığın sürdürülebilirliği kadınlara güvence verilirse sağlanabilir” diye konuştu. KADIN EMEĞİ İSTATİSTİKLERİ YANSIMIYOR Manavgat’tan Gökçe Yılmaz Garip, sektörde cinsiyet eşitsizliğinden dolayı çok zorluk çektiğini anlattı. Kadın emeğinin istatistiklere yansımadığını kaydeden Garip, ücretsiz aile çiftçisi olarak çalışan kadın oranının yüzde 78.3, sosyal güvencesi olmadan sigortasız çalışan kadın çiftçi oranının yüzde 95 olduğuna dikkat çekti. Kadınların tarımda iş gücünün en az yarısını oluşturduğunu belirten Garip, “Tarımda sürdürülebilirlik için kadınların önemi anlaşılmalı. Kadın varsa üretim de var, umut da var” dedi. Kaş’tan Serap Dikici, tarımın zor bir sektör olduğunu buna rağmen kadın olarak üretmeye devam edeceğini söylerken, “Çocuklarım ‘anne bu işi bırak’ diyor. Tarımsal üretimi bir sonraki nesile bırakmamız çok zor olacak. Bu nedenle kırsalın hem sosyal hem de ekonomik olarak desteklenmesi şart” diye konuştu. Korkuteli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Dudu Kocabaş, kadınların üretimini sürdürmesi için kooperatifçiliğin önemine dikkat çekti. Antalya’da 30 kadın kooperatifi olduğunu belirten Kocabaş, birlikte hareket etmenin önemini vurguladı. Kadın çiftçilerin en önemli sıkıntısının sigortasız çalışmak olduğunu belirten Kocabaş, kooperatiflerde üreten kadınların sigortasının yapıldığını kaydetti. Serik’ten Ferda Tekin, dördüncü nesil olarak tarımsal üretim yaptığını belirterek, üreten kadınların desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı. “Kadınlarımızın toprağı yok” diyen Tekin, orman vasfını yitirmiş alanların üretim yapan kadınlara tahsis edilmesini istedi. KADIN ÇEVREYE DAHA DUYARLI Kumluca’dan Habibe Akıncı, 30 yıldır sebze yetiştirdiğini belirterek, kimyasalların insan, hayvan ve çevre sağlığına verdiği zararı öğrendiğinde zararlılarla biyolojik mücadele başladığını anlattı. “Kadın daha duyarlıdır. Toprağı doğayı kirletmez” diyen Akıncı, biyolojik mücadelenin bölgeye yayılması için yaptığı çalışmaları anlattı. Korkuteli’den Teslime Tıraş, bölgede mantar ürettiğini belirterek, “Kadınlar mantar üretiminde öncü. Eğer kadınlar olmazsa bölgemiz mantar üretiminde lider olamazdı. Bu bizim gücümüz” dedi. “TOPRAK KADIN İŞİ” Muratpaşa’dan Yadigar Dalkıran, “Kadın ekiyor, ilaç atıyor, hasat ediyor, hale gidiyor. Kadınlar tarım işinde erkeklerden daha iyi. Toprak kadın işi” dedi. Manavgat’tan Melek Rehber, Manavgat yangınının tıbbi aromatik bitkilerle uğraşan kadınların ekonomisini derinden etkilediğini belirterek, kadınların üretimde kalması için desteğe ihtiyaç olduğunu vurguladı. Tarımı bırakan Özlem Kerimoğlu, tarımda yaşadıkları zorlukları anlattı. Kepez’den Nilhan Kalender, çiçek sektöründe ikinci nesil olduğunu belirterek, “Üretimimizi ve ihracatımızı artırarak devam ediyoruz. Kadının doğadan gelen gücü var. Kadın topraktır, anadır, üretir, doğurur, büyütür, geliştirir. Gücümüz hafife alınmasın. Kadını dinlemek lazım” diye konuştu. “ÇOCUKLARIM BU İŞİ YAPMAK İSTEMİYOR” Elmalı’dan Kamile Kıvrak, 10 yaşından beri tarımın içerisinde olduğunu belirtirken, “Tarımın sigortası yok, geleceği yok diye çocuklarım bu işi yapmak istemiyor” dedi. Korkuteli’den Azime Kıllı, “Sosyal güvencemiz, sağlık güvencemiz yok. Hayvanlarımıza baktığımız kadar kendimize bakamıyoruz. Özel hayatımız yok. Devletimiz, tarıma, hayvancılığa ve kadın üreticiye sahip çıkmalı. Çocuklarımın kente göçüp asgari ücretle çalışmasını istemiyorum. Köyde hayat var” diye konuştu. Aksu’dan Mehtap Doğan, pandemiden sonra tarımın öneminin daha iyi anlaşıldığını belirterek, oğlunun pandemi tarımın yükselişini görünce ziraat mühendisi olmaya karar verdiğini anlattı. Doğan, “Tarım ve kadın önemli iki unsur. Tarım ve kadın yan yana gelirse neler olmaz. Bir kadın erkeğin yaptığı her işi fazlasıyla yapar. Gençlere tarımı sevdirelim ki üretim devam etsin” dedi. “TARIMIN GÜCÜ KADINDIR” Manavgat’tan Deniz Süral, üreten kadının desteklenmesi gerektiğini söylerken, “Çünkü tarımın gücü kadındır” dedi. Toprak Ana Kadın Kooperatifi Üyesi Gönül Güney, tohumdan hasada üretimin her aşamasında kadın emeğinin bulunduğunu belirterek, “Ancak kadınımız emeğinin karşılığını alamıyor” dedi. Finike’den Dilek Geyikçi, tarımda kadın emeğinin çok olduğunu ancak söz sahibi olmadığını kaydetti. Gazipaşa’dan Nesime Haşlama, kadınların tarımı terk etmemesi gerektiğini vurgularken, “Kadın yoksa tarım da yok” dedi.  

Detaylar...

YÖREX HEYACANI BAŞLIYOR
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin (TOBB) desteği ile Antalya Ticaret Borsası tarafından düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, 20 Ekim Çarşamba günü ANFAŞ Fuar Merkezi nde kapılarını açıyor. ATB Başkanı Ali Çandır, ATSO Başkanı Davut Çetin, ANFAŞ Başkanı Ali Bıdı, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci ve ATB yönetim kurulu üyeleri Hüseyin Simav, Cüneyt Doğan, Halil Bülbül ve Süleyman Ersan’ın katılımıyla düzenlenen toplantıda, YÖREX in hazırlık çalışmaları anlatılırken ve fuarla ilgili bilgi verildi. Geçen yıl salgın nedeniyle YÖREX’i gerçekleştiremediklerini belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “12 yıl önce başladığımız YÖREX’i geçtiğimiz yıl salgın nedeniyle gerçekleştiremedik. Ancak bu yıl hem katılımcılar hem de ziyaretçilerden gelen yoğun talepler üzerine ağustos ayı itibarıyla düzenlemeye karar verdik. 2019 yılı verisiyle dünyada 200 milyar dolara ulaşan coğrafi işaretli ürün ticareti bulunmaktadır. Bunun yarısından fazlası tarım ve gıda ürünleridir. Bizim bu fuara başlarken yöresel ürünlerimizle ilgili bazı hayallerimiz ve hedeflerimiz vardı. Bunlardan bir bölümü gerçekleşti. Bir bölümünün ise gerçekleşmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Kalan bölümün de kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede gerçekleşeceğinden eminim. Hatırlayacağınız gibi yöresel ürünlerimiz kıyıda köşede kalmasın, hakkı ve hukuku korunsun ve ekonomiye kazandırılsın diye yola çıkmıştık. YÖREX sonrası yöresel ürünlerimizi coğrafi işaret ile korumada ciddi bir mesafe kaydettik. En azından kayıt altına alarak unutulmamasını sağladık. Henüz bizim istediğimiz seviyede olmasa da ekonomiye kazandırılmasındaki iştaha hepiniz şahitsiniz” diye konuştu. “Yerelde üretim ile mutlu olacağı bir model olsun istiyoruz” Ürünlerin uluslararası çapta satışının başladığını belirten Çandır, “İlk olarak şehirlerarası yolların kenarları, sonra yöresel kahvaltı mekanları ve alanları, daha sonra sosyal medya üzerinden satışlar başladı. Son dönemde ise yöresel ürünlere özel internet siteleri üzerinden satışlar başladı. Derken şimdilerde uluslararası çapta kurumsal ağa sahip e-ticaret siteleri üzerinden satışlara başlandı. Ancak günü kurtarmak için değil de bu işlerle uğraşan insanımızın emeğinin karşılığını aldığı ve yan iş kolu olarak değil de aile ekonomisine direkt katkı sunduğu bir ana iş kolu haline dönüşmesini temenni ediyoruz. Yani ürüne ve emeğine sahip çıkan, kalitesinden taviz vermeyen ve yaptığı işten mutlu olup iyi bir gelir elde eden modele geçmemiz gerektiğini düşünüyoruz. İnsanımızın sosyoekonomik baskılar nedeniyle kırdan kente zorlandığı değil tam aksine yerinde ve yerelde üretimle mutlu olacağı bir model olsun istiyoruz. Fransa’nın Rokfor peynirinin başardığını Akseki’nin Çimi peyniri, Elmalı’nın Söğle peyniri de başarsın istiyoruz” şeklinde konuştu. “Genç nüfus az” Kırsalda genç nüfusun az olduğunu söyleyen Çandır, “1980’li yıllardan sonra kırsalımızı hızla boşaltmaya başladık. Bugünlerde neredeyse yok denecek kadar az ve ileri yaşta insanımız bağları nedeniyle kırsalda yaşıyor. Genç nüfus yok denecek kadar az. Orta yaş olarak tabir ettiğimiz insanımız ise bunu yapacak maddi kaynaklara ve motivasyona sahip değil. Yine bu insanları motive edecek bir teşvik politikamız da yok. Bir diğer konu ise, ki bence en önemlisi, insanımıza birlikte hareket etmeyi unutturduk. Dolayısıyla bizim önce buradan başlamamız lazım. Yöresel ürünlerimizi coğrafi işaretle tescillendirelim. Ama bu ürünlerin üretimini yapanların da bu işarete sahip çıkacağı, etrafında birleşeceği ve güç birliği yapacağı bir model kuralım” dedi. “YÖREX sonrası ürün sayısı 8 katın üzerinde” YÖREX sonrası ürünlerin arttığından bahseden Çandır, “YÖREX sonrası coğrafi işaretli ürün sayımızı 8 katın üzerinde artırdık. Bugün itibarıyla ülkemizde 900 ürünümüz tescilli, 700’ün üzerinde ise ürünümüz öylesine sahip çıkalım ki tescil için sırada bekliyor. Bir bu kadar daha ürün için coğrafi işaretle ilgili çalışmalar yapıldığını da yakından biliyorum. Başarı öykümüz kaç diye sorarsanız, biraz önceki anlattığım durum nedeniyle inanın bir elin parmağını geçmez. Ancak kısa sürede başarabiliriz. Tıpkı coğrafi işaretli ürün sayımızda olduğu gibi iyi bir ivme yakalayabiliriz. Daima söylediğim gibi bizler coğrafi işaretli ürünleri kırsal kalkınmanın anahtarı olarak görüyoruz. Yeter ki doğru yerden başlayalım” diye konuştu. “Ziyaretçi sayısı hedefi 300 bin” Bu yıl ziyaretçi sayısı hedefinin 300 bin olduğuna vurgu yapan Çandır, “10. YÖREX’i 81 kentimizden 657 katılımcımız ve 276 bin 288 ziyaretçiyle tamamlamıştık. Bu yıl yine 75 kentimizin katılımı ve 500 üzerinde katılımcımız netleşti. Ancak 81 il ve 650’nin üzerinde katılımcıyla düzenlemek için gayret ediyoruz. Ziyaretçi sayısındaki hedefimiz ise tüm kurallara uyarak salgına rağmen 300 bine ulaşmak olacaktır. 11. YÖREX’te TOBB’un da desteğiyle uluslararası karşılığı bulunan 10 farklı zincir market, restoran ve zincir market geliyor. Bu ürünlerin katma değerinin artırılması için e-ticaret siteleri ile yüz yüze iş görüşmeleri imkanı sağlıyoruz. Yani buradaki hedefimiz ürününü belirli bir değere getirenler iş bağlantısı kursun. Bizce daha değerli olan ise ürünü alıp pazarlayacak olanla yapılan görüşmeler sonrası üreticinin durumunun farkına varmasıdır. Yine e-ticaret sitelerince coğrafi işaretli ürün üreten ve ticaretini yapanlara yönelik yerelden ulusala e-ticaret desteği ve dijital dönüşüm desteği gibi konularda eğitimler sunulacak. YÖREX’in içerisinde Coğrafi İşaretler YÖREX Buluşması olarak isimlendirdiğimiz bir seminer düzenleyeceğiz. Seminerimizde coğrafi işaretlerin dünyadaki durumunu, bizlerin bu konuda nerede olduğumuzu, tescil sayısı itibariyle öncü kentleri ve ilham veren başarı öykülerini uzman konukların katılımıyla konuşup tartışacağız. 23 Ekim Cumartesi günü ise Grup Gümüş Pena konserimiz olacak” şeklinde konuştu. “Satılmayacak ürün yok” ATSO Başkanı Davut Çetin, “YÖREX, Antalya’nın şu anda yaptığı en önemli etkinlik. Hem Antalya hem de iş dünyası açısından Antalya halkına ve fuarcılığı ciddi katkılar sunuyor. En son yapılan YÖREX sayısı verildi. Antalya’da bu kadar ziyaretçi alan bir fuar yok. Antalya dışından gelecek oda ve borsalarda ve diğer katılımcılardan ciddi bir talep var. YÖREX, Antalya ekonomisine ciddi bir katkı sunacak. Fuarlar, bizim turizm çeşitlendirmesine en çok çalıştığımız konuydu. YÖREX, fuardan daha öte bir etkinlik. Yöresel ürünlerin ticaretini, ne kadar ilerletirsek o kadar ciddi ekonomiye katkı verir. Elimizde çok güzel ürünler var. En önemlisi ürünlerin ticarileşmesini sağlamak. Türkiye’de 7-8 yerde de YÖREX muadili fuarlar yapılmaya başladı. Köyden çıkmayı önlemek için destek vermek lazım. Satılmayacak ürün yok” ifadelerini kullandı. “Sorunumuz pazarlama” ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı, “ Bizim pazarlama sorunumuz var. Ürünlerin pazarlama noktası fuarlardır. YÖREX’e dışarıdan katılımcılarda geliyor. Ne var ne yok gözetleniyor. Pazarlamayı iyi yapıp, kaliteden taviz vermezsek başarabiliriz. Eğitimleri hızlandırıp, kaliteli ürünler yaparsak öne geçeriz. Almanya’da herkes Türk domatesi alıyor kokusundan dolayı. Toprak kokuyor diyorlar” dedi. “Cevherin üzerinde oturuyoruz” Toplantı sonrası soruları yanıtlayan ATB Başkanı Çandır, “Coğrafi işaretli ürünlerde kalite sorunu yaşanmıyor. Kaliteden ziyade miktar sorunu var. Üreticinin birlikte örgütlenerek ürünün etrafında ortak paketleme, ortak pazarlama, tanıtımı alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor. Antalya’da 13 coğrafi işaretli ürün var. YÖREX başlamadan önce 2 tane coğrafi işaretli ürün vardı. Ürünlerimize sahip çıkabilirsek dünyaya 20 milyar euroluk coğrafi ürün satabilecek potansiyele sahibiz. Öyle bir cevherin üzerinde oturuyoruz” diye konuştu.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR KASTAMONU’DA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerle ilgili farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Kastamonu oldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuz Fındıkoğlu, Kastamonu Ticaret Borsası Başkanı Sedat İşeri, Kastamonu Tarım ve Orman Müdürü Fatih Önlem, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç konuk olarak katılarak ilin yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerini anlattı. KASTAMONU YÖREX’TE OLACAK Kastamonu Ticaret Borsası Başkanı Sedat İşeri, bereketli topraklara ve kadim bir kültüre sahip Kastamonu’nun 25 coğrafi işaretli ürünü olduğunu söyledi. Kastamonu’un Taşköprü Sarımsağı, Siyez Bulguru gibi ürünlerle sadece ülkenin değil dünyanın da ilgi odağı olduğunu kaydeden İşeri, yöresel ürünlerini her fırsatta tanıttıklarını anlattı. Bu yıl Kastamonu’nun yöresel ürünleriyle 20-24 Ekim’de Antalya’da düzenlenecek YÖREX’te olacağını belirten İşeri, “YÖREX’e gelenler Kastamonu’nun yöresel ürünlerini bulabilecek. YÖREX’i düzenleyen, Türkiye’ye kazandıran Ali Çandır kardeşime teşekkür ediyorum” dedi. YÖREX’TEKİ İKİLİ GÖRÜŞMELERDE ANLAŞMALAR YAPILDI Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuz Fındıkoğlu, geleneksel ürünlerin yaşatılması için çalıştıklarını söylerken, özellikle tarım ürünleri ve el sanatlarının gelecek nesillere aktarılması için yaptıkları çalışmaları anlattı. YÖREX’e düzenlendiği günden beri katıldıklarını belirten Fındıkoğlu, “Bu yıl da Valimizle, oda borsa başkanlarımızla, firmalarımızla yerimizi alacağız. Özel ürünlerimizle stant açacağız” dedi. Fındıkoğlu, YÖREX’te ikili görüşmelere katılarak yereldeki üreticiyi zincir marketlerle buluşturduklarını, anlaşmalar sağladıklarını kaydederken, “Bu yıl da ikili görüşmelerin verimli geçeceğine inanıyorum” dedi. KUZKA YÖRESEL ÜRÜNLERİ DESTEKLİYOR Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç, yöresel ürünlerin gelişimi için çalıştıklarını anlatırken, “YÖREX’e ilimizin katılımı için kurumlarımızı organize ettik, kurum ve kuruluşlarımızla orada olacağız” dedi. Kastamonu’nun 25 coğrafi işaretli ürününün 17’sinin gastronomi alanında olduğuna dikkat çeken Genç, AB’de tescil alan 7 üründen birinin Taşköprü Sarımsağı olduğunu belirtti. Genç, yöresel ürünlerin tanıtımı, markalaşması ve pazarlanmasında danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdiklerini de anlattı. Kastamonu Tarım ve Orman Müdürü Fatih Önlem, bölgenin tarım potansiyeli hakkında bilgi verirken, coğrafi işaretli Taşköprü Sarımsağı ve Siyez Bulgurunun üretimi ve özelliğini anlattı. Önlem, kırsal kalkınma yatırımların verdikleri destekler hakkında da bilgi verdi.  

Detaylar...

11. YÖREX DANIŞMA KURULU TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteğiyle bu yıl 11’incisi düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in hazırlık çalışmaları devam ediyor. 20-24 Ekim’de ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan YÖREX’in Danışma Kurulu Toplantısı, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır başkanlığında çevrimiçi yapıldı. Toplantıya, BAİB Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Kumluca Ticaret Borsası Başkanı Fatih Durdaş, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Gürbüz, ATSO Başkan Yardımcısı Cihangir Deniz, Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, Ticaret İl Müdürü Halil Özşahan, KOSGEB İl Müdürü İbrahim Uğur Erkış, Sanayi ve Teknoloji Müdürü Ömer Ersoy, TSE Akdeniz Bölge Koordinatörü Hasan Demirtaş, ANFAŞ Başkanı Ali Bıdı, ATAV Başkanı Yeliz Gül Ege, BAKA Antalya Koordinatörü Alaattin Özyürek, AGC Başkanı Mevlüt Yeni, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Rana Demirer, Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı İlknur Selçuk Köker, Konyaaltı Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi ve Kepez Belediyesi’nden başkan yardımcıları, Burdur Ticaret Borsası, MATSO, AESOB, KUTSO, Akdeniz Üniversitesi, SDÜ, AKTOB’dan temsilciler katıldı. SALGIN KURALLARINA GÖRE DÜZENLEYECEĞİZ ATB Başkanı Ali Çandır, danışma kurulu üyelerine YÖREX’e katkı ve destekleri nedeniyle teşekkür etti. 12 yıl önce çalışmalarına başlanan YÖREX’i geçen yıl salgın nedeniyle düzenleyemediklerini anımsatan Çandır, “Bu yıl özellikle oda ve borsalarımız ile yöresel ve coğrafi işaretli ürünler ticaretiyle uğraşan ticaret erbabımızdan gelen yoğun talepleri de dikkate alarak maske, mesafe ve hijyen kurallarına uygun olarak 11. kez düzenleyeceğiz” dedi. COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SAYIMIZ ARTTI YÖREX sonrası, yerel ve ulusal ölçekte coğrafi işaret kavramının öneminin anlaşıldığını kaydeden Çandır, “Yöresel ürünlerimize ulusal ve küresel ölçekte coğrafi işaret ile tesciliyle sahip çıkmaya başlanıldı. Öyle ki coğrafi işaretli ürün sayımız 900’e başvurusu yapılan ürün sayımız ise 739’a ulaştı. Bir bu kadar ürün içinde çalışmalar yapıldığını da biliyoruz” diye konuştu. Çandır, Antalya’nın 13 ürününün coğrafi işaret aldığını, 4 ürünün de başvuru aşamasında olduğunu kaydetti. YÖREX’in ardından yöresel ürünlerin Avrupa’ya da taşındığını kaydeden Çandır, Avrupa Birliği’ndeki tescilli ürün sayısının 7’ye çıktığını, 22 de tescil bekleyen ürün olduğunu kaydetti. UNUTULAN DEĞERLERİMİZ ORTAYA ÇIKTI YÖREX’in ardından coğrafi işaretli ürünlerin haklarının korunması ve market raflarına avantajlı bir biçimde girebilmesi için mevzuatın oluşturulduğunu belirten Çandır, “Coğrafi işaretli ürünlerin, gastronomi, kültür, turizm ve ticaretteki yeri ve önemi arttı. Çok sayıda coğrafi işaretli ürün ticareti yapan firma ve e-ticaret sitesi kuruldu. Ulusal ölçekteki e-ticaret siteleri tarafından da bu alana odaklandı. Şefler tarafından yemeklerde kullanılan ürünlerin coğrafi işaretli olmasına önem verilmeye başlandı. Özetle, kıyıda köşede kalmış, kaybolmaya yüz tutmuş zenginliklerimizin hakkını hukukunun korunması ve ekonomiye tekrar kazandırması yolunda ciddi mesafe kaydedildi” diye konuştu. Kentlerin kimliklerini yansıtan yöresel ürünlerle ilgili çalışmaların ileride daha fazla ön planda olacağını söyleyen Çandır, “Bu amaçla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. -E TİCARET SİTELERİNDEN YOĞUN İLGİ 11. YÖREX’te TOBB’un katkılarıyla geçen yıllarda olduğu gibi üreticilere ve firmalara Carrefoursa, Migros, Metro, Özdilek, Trendyol, PTT AVM, Hepsiburada, Gittigidiyor, Getir, Onedio gibi ulusal market zincirleri, e-ticaret siteleri ve restoranlar zincirleriyle yüz yüze görüşme imkanı sağlanacağını belirten Çandır, “Bu yüz yüze görüşmelere Antalya’daki üreticilerimizi ve firmalarımızı yönlendirmenizi rica ediyorum” dedi. COĞRAFİ İŞARET PANELİ DÜZENLENECEK YÖREX çerçevesinde, YUCİTA ile “Coğrafi İşaretler Antalya Buluşması” paneli düzenleyeceklerini kaydeden Başkan Ali Çandır, 21 Ekim’de 10.30 başlayacak ve gün boyu devam edecek panellerin, Youtube ve sosyal medya aracılığıyla canlı yayınlanacağını söylerken, tüm kurumların panellere katılmasını istedi. Çandır, YÖREX sonrası Antalya’daki kurum ve kuruluşlara özel bir coğrafi işaret programı da düzenleyeceklerini bildirdi. Çandır, YÖREX’te Hepsiburada tarafından 22, 23 ve 24 Ekim tarihlerinde coğrafi işaretli ürün üreten ve ticaretini yapanlara yönelik yerelden ulusala e-ticaret desteği ve dijital dönüşüm desteği gibi konularda eğitimler sunulacağını duyurdu. Çandır, 23 Ekim Cumartesi günü ise Grup Gümüş Pena konserinin olacağını belirtti. YÖREX’E İLGİ YOĞUN Çandır, 10. YÖREX’i 81 ilden 657 katılımcı ve 276 bin 288 ziyaretçiyle tamamladıklarını anımsatırken, bu yıl da 81 ilden 600-700 arasında katılımcıyı beklediklerini söyledi. Halkın bu yıl YÖREX’e büyük ilgi gösterdiğini belirten Çandır, salgın önlemleri çerçevesinde yapılacak fuara 300 bin ziyaretçi beklediklerini kaydetti. Çandır, YÖREX’in daha fazla kitleye ulaşması için kurum ve kuruluşlardan taleplerini dile getirirken, özellikle öğrencilerin YÖREX’i görmesi gerektiğini söyledi. Toplantıya katılan kurum ve kuruluş temsilcileri, YÖREX`in Antalya`nın hatta Türkiye`nin en önemli markası haline geldiğini belirterek, fuara her türlü desteği vereceklerini bildirdi.  

Detaylar...

ANKARA PROTOKOLÜNE YÖREX DAVETİ
Antalya Ticaret Borsası(ATB) 20-24 Ekim’de ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenleyeceği Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in hazırlık çalışmalarını sürdürüyor. ATB Başkanı Ali Çandır, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci ve Genel Sekreter Tolgahan Alavant ile birlikte Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu’yu ziyaret ederek YÖREX’e davet etti. VARANK’A YÖREX TEŞEKKÜRÜ ATB Başkanı Ali Çandır, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı ziyaretinde, YÖREX davetinde bulundu. Çandır, bu yıl YÖREX’e kalkınma ajanslarının ilgisinin yoğun olduğunu söylerken, Varank’a destekleri için teşekkür etti. Yöresel ürünlerin kırsal kalkınmanın anahtarı olduğunu kaydeden Çandır, kıyıda köşede kalmış ürünleri ekonomiye kazandırmak için çalıştıklarını anlattı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, YÖREX’in hayırlı olmasını dilerken, çalışmaları nedeniyle Çandır ve ekibine teşekkür etti. Varank, YÖREX’e daha önce de katıldığını anımsatarak, bu yıl da 81 ilin buluşma noktası olan YÖREX’i ziyaret etmek istediğini kaydetti. YÖREX DAHA İLERİ TAŞINMALI Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u makamında ziyaret eden Çandır, 20-24 Ekim’de düzenlenecek YÖREX’e davette bulundu. Anadolu’nun 12 bin yıllık birikiminin ziyaretçiyle buluşacağı Fuar’ın kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Çandır, Ersoy’u YÖREX’e davet etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken, Antalya’nın her alanda önemli bir kent olduğuna dikkat çekti. YÖREX’in önemli bir buluşma noktası olduğunu kaydeden Ersoy, fuarın daha ileri taşınması gerektiğini söyleyerek Çandır ve ekibine başarılar diledi. ODA BORSALARA YÖREX ÇAĞRISI ATB Başkanı Ali Çandır, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ziyaretinde YÖREX çalışmalarıyla ilgili bilgi verirken, destekleri nedeniyle Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti. Çandır, 81 ilin buluşma noktası olan YÖREX’i bu yıl pandemi koşulları ve kuralları çerçevesinde düzenleyeceklerini belirtti. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, YÖREX’in fikir babasının Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır olduğunu söylerken, “YÖREX’te bütün emek ve çalışma Ali Çandır’ın başkanlığı döneminde Antalya Ticaret Borsamızın. Bu başarı hikayesi tamamen Antalya Ticaret Borsamız ve Ali Çandır’ındır. Türkiye’nin yöresel ürünleri için hayırlı bir iş olduğu için TOBB olarak biz de elimizden gelen tüm desteği verdik, veriyoruz. Ali Çandır’a, Meclis başkanı Erdoğan Ekinci’ye, ATB Meclisine ve tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum” diye konuştu. YÖREX’in sürdürülebilir bir fuar haline geldiğini ve kalıcı olacağını kaydeden Hisarcıklıoğlu, “Türkiye şunu öğrendi ki; yöresel ürünlerine herkes sahip çıkmak durumundadır. Çünkü eğer paraya çevirebilirsek burada büyük bir imkan var. YÖREX bunu yapıyor” dedi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da YÖREX’te olacağını kaydeden Rifat Hisarcıklıoğlu, “Çünkü yapılan iş hayırlı bir iş. Ayrıca ülkemizin 81 ili için de müthiş bir kazanç. Bütün oda ve borsalarımızı YÖREX’te yer almaya davet ediyorum” dedi. TARIM ÜRÜNLERİNİN YÖREX’TE YER ALMASI ÖNEMLİ FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu ve Temsilci Yardımcısmı Ayşegül Selışık’ı da ziyaret eden Çandır, FAO’yu YÖREX’e davet etti. Kırsal kalkınma ve kadın emeğini destekleyen YÖREX’in tarım ürünlerinin değer bulması açısında da önemli olduğunu kaydeden Çandır, YÖREX’le coğrafi işaret konusunda da farkındalık yarattıklarını anlattı. Çandır, FAO ile tarımın gelişimiyle ilgili ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtti. FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, FAO’nun çalışmalarını anlatırken, tarımın gelişimi için yürüttükleri projelerle ilgili bilgi verdi. Tarımın önemini vurgulayan Gutu, YÖREX’te tarım ve gıda ürünlerinin yer almasının önemini vurguladı. Gutu, YÖREX kataloğunu incelerken, “Harika görünüyor. Böyle bir fuara katılmak isterim. Fuarın hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. ATB Başkanı Çandır ve Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelirken, YÖREX, yöresel ürünlerin ekonomiye katkısı ve Antalya tarımıyla ilgili bilgilerini paylaştı.  

Detaylar...

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ZARARLI SAYISINI ARTIRIYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde düzenlenen “Yeşil Mutabakat Yolunda Antalya’da Bitki Koruma Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı” başlıklı Panel online düzenlendi. Gazeteci Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkan Yardımcısı Berdan Ber, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Karaca, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Basım, Biyolojik Mücadele Ürünleri Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (BİOTED) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Ateş, Finike Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Celal Bülbül, Kumlucalı üretici Adil Ulukaya katıldı. Panelde, iklim değişikliği, iklim krizinin tarıma etkileri, tarımsal üretimde kullanılan ürünlerin çevreye etkileri ile Avrupa Birliği Yeşil Mutabakata uyum gündeme geldi. HER YIL 40 BİN ÜRETİCİ TARIM İLAÇLARINDAN ÖLÜYOR Galip Umut Özdil, Dünya Sağlıklı Örgütü verilerine göre, dünyada her yıl 40 bin üreticinin tarım ilaçlarından dolayı hayatını kaybettiğini belirtirken, çevreye uyumlu üretim ve tüketici sağlığının korunmasının önemini vurguladı. Özdil, tüketicinin ucuz ürün ve görsel olarak mükemmel ürün talebi olduğunu söylerken, “Arz da bu şekilde şekilleniyor. Bu süreçte sadece çiftçinin adaptasyonu değil, tüketicinin de sağlıklı ürün tüketimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekli” dedi. SICAKLIK ZARARLI BÖCEKLERİ ARTIRIYOR Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Karaca, iklim değişikliğinin son dönemlerin en önemli konusu olduğunu belirtirken, etkilerinin herkese dokunur hale geldiğini söyledi. İklim değişikliğinin zararlıların etkisini artırdığını kaydeden Karaca, özellikle böceklerin küresel ısınmadan en fazla etkilenen grup olduğuna dikkat çekti. Küresel ısınmayla sıcaklığın kuzeye doğru kaydığını, böceklerin ise her 10 yıl için 6.1 kilometre kuzeye doğru hareket ettiğini kaydeden Karaca, “Böcekler iklim değişikliğine bizden daha hızlı ve fazla adapte oldukları için ürünlere vereceği zararın artacağı öngörülüyor” dedi. 2 derecelik sıcaklık artışının bir yıldaki döl sayısını 1-5 arasında artıracağının tahmin edildiğini, özellikle yaprak bitlerinin üreme potansiyelinin sıcaklık artışıyla artacağına dikkat çeken Karaca, “Tarımsal ilaçlar 24 farklı hastalığın tetikleyicisi. Doğaya zarar vermeden zararlıların popülasyonunu artırmalıyız. Bunun için de entegre mücadele şart” dedi. BİTKİLERDE SALGIN HASTALIK UYARISI Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Basım, sıcaklığın artmasıyla nemin de arttığını bunun da virüs ve bakteriyel hastalıkların artışına neden olduğunu belirtirken, “İklim değişikliği bazı hastalık risklerini artıracak ve bazılarını azaltacaktır” dedi. Hızla değişen iklim ve istikrarsız hava dönemlerinde salgın tahminlerinin daha zor olacağını söyleyen Basım, bitkilerle ilgili viral hastalık ve salgın uyarısında bulundu. Basım, “Hastalıkla mücadeledeki stratejiler iklim değişikliğine göre değiştirilmeli. Hastalık tahmin ve uyarı sistemleri geliştirilmeli. Hastalığa dayanıklı çeşitler geliştirilmeli ve ıslah çalışmaları yaygınlaştırılmalı” diye konuştu. İHRACATIN DEVAMI İÇİN YEŞİL MUTABAKAT UYUMU ŞART BAİB Başkan Yardımcısı Berdan Ber, Batı Akdeniz ihracatının geçen yıl 2 milyar dolar iken, bunun 585 milyon dolarının yaş meyve sebze ihracatının oluşturduğuna dikkat çekti. Yeşil Mutabakat’ın sektör için önemine vurgu yapan Ber, Yeşil Mutabakatı ile uyumlaşmanın AB`ye yönelik ihracatta önemli olduğunu söyledi. Küresel ısınma dikkate alınarak tarım alanlarına yönelik yeni yatırımların gerekliliğine işaret eden Ber, ihracatın devamı için üretimin de istikrarlı bir şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Yaş meyve sebzede rakip olan ülkelerden İspanya, Fransa ve İtalya’nın kimyasal ilaç kullanım oranının Türkiye’den fazla olduğunu belirten Ber, ancak bu ülkelerde üreticinin daha sağlıklı bilgilendirilerek, kalıntı sorunun azaltıldığına kaydetti. Biyolojik mücadeleye verilen devlet desteği ile pestisit kullanımının azaltılmasına yönelik adımların önemli olduğunu belirten Ber, sulama sistemlerinin geliştirilmesinin ve enerjiden de tasarruf sağlamak için yapılan girişimlerin iklim krizine yönelik olumlu gelişmeler olduğunu söyledi. ENTEGRE MÜCADELE VURGUSU BİOTED Başkanı Ahmet Özgür Ateş, kalıntı sorununun çözümü ile ilgili önerilerini paylaşırken, “Kalıntı sorununun çözümü biyolojik ve biyoteknik mücadele temelli entegre ürün yönetimi sistemlerinin yaygınlaşmasıyla mümkündür” dedi. Özgür Ateş, entegre mücadelenin yaygınlaşması, biyolojik ve biyoteknik mücadele sektörünün gelişmesi için bazı adımlar atılması gerektiğini söylerken, şunları kaydetti: “Yaş meyve ve sebzede denetlemelerin hasat öncesi etkinlikleri artırılmalı ve pestisit kullanımı, kontrollü olarak azaltılmalıdır. Güvenli gıda konusunda ürün bazında somut hedef ve politikalar oluşturulmalı ve bir başarı hikayesi hedeflenmelidir. Sürdürülebilir tarım için gençlerin köyden şehre göçünü durduran politikalar geliştirilmeli, çiftçinin geliri arttırılmalıdır. Akıllı tarım teknolojilerinin uygulamaya geçmesi için eğitim çalışmaları yoğunlaştırılmalı, altyapı geliştirilmesine yönelik teşvikler arttırılmalıdır. Tüketicinin biyolojik mücadele ile üretilmiş ürünleri ayırt etmesini sağlayacak bir sistem kurulmalıdır. Biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemleri kullanılarak üretilmiş sebze ve meyvelerin markalaşması teşvik edilmelidir. Üreticiyi ikna etmeye yönelik teşvik ve destekleme uygulamaları, etkin biçimde devam ettirilmeli ve yaygınlaşması için eksiklikler giderilmeli. Kalıntı sorunumuz sadece ihracatla ilgili bir mesele değildir. Kalıntı sorunu Türk halkının beslenmesiyle ilgili de önemli bir halk sağlığı sorunudur.” Finike Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Celal Bülbül, zararlı kontrolü için geliştirdikleri alternatif uygulamalarla ilgili bilgi verdi. İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak içtin plastik ambalaj kullanımının azaltılması, ot ilacı kullanımının ortadan kaldırılması, sentetik kimyasalların kullanımının sınırlandırılması, mazot tüketiminin azaltılması, doğal faydalı böcek popülasyonunun artırılması gibi önerilerde bulundu. Üretici Adil Kağan Ulukaya, biyolojik mücadeleye geçiş deneyimini paylaştı.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI EYLÜL AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Eylül ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerleri, 2021 Eylül ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti:       Eylül ayında miktar endeksleri, domateste 21, sebzede 31 ve meyvede 61 olarak, fiyat endeksleri ise domateste 303, sebzede 277 ve meyvede 394 olarak gerçekleşti. Eylül ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 6.52 ve sebzede % 11.30 arttı, meyvede ise % -3.97 azaldı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise domateste % -10.20 azalırken, sebzede % 2.88 ve meyvede ise % 15.29 artış gösterdi. Miktar endeksleri, geçen ayların aksine Eylül ayında genellikle artış kaydetti.           Fiyat endekslerinde ise domates, geçen yılın Eylül ayına göre (yıllık) % 135.57’lik artış gösterdi. Bu artış, 2018 yılından sonraki en yüksek Eylül ayı artışı oldu. Eylül ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 2.88’lik artışa rağmen fiyat endeksi %80.72’lik artış kaydetti. Bu artış son 6 yılda 2018 yılından sonraki en yüksek artış oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 15.29’luk artışa rağmen fiyat endeksi %20.50’lik artış gösterdi. Meyve fiyatlarındaki bu artış da son 6 yılda 2018 ve 2020 yıllarından sonraki en yüksek artış oldu. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Eylül ayında %6.52 artış gösterirken, işlem fiyatı endeksi ise bir önceki aya göre % 44.87 arttı. Son 3 yılın Eylül ayı miktar endeksleri birbirlerine yakın değişirken fiyat endekslerinde ise 2021 yılında rekor artış görüldü. Bir önceki aya göre sebze miktar ve fiyat endeksleri genellikle son 3 yıl itibariyle birbiriyle uyumlu aylık değişimler gösterdi. Son 3 yıldaki bu uyumlu Eylül ayı değişimleri içerisinde 2021 yılı Eylül ayı miktar ve fiyat değişimleri, diğer 2 yılda bir miktar yüksek oldu. Sebze işlem miktar endeksi Eylül ayında % 11.30 artarken fiyat endeksi de % 16.01 arttı.   Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Eylül ayında % -3.97 azalırken, işlem fiyat endeksi ise % -6.96’lık azalış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Eylül ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki iki yılın değişimleriyle uyumluluk gösterdi. Ancak miktarda küçük düzeyli artışa karşılık fiyatta da küçük düzeyli bir azalış yaşandı.  

Detaylar...