Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Kasım Aralık 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.158.251.104
Şuan 8 kişi online
Bugün 83 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 164110
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ANTALYA TİCARET BORSASI KASIM AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Kasım ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerleri, 2021 Kasım ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Kasım ayında miktar endeksleri, domateste 72, sebzede 86 ve meyvede 80 olarak, fiyat endeksleri ise domateste 217, sebzede 313 ve meyvede 369 olarak gerçekleşti. Kasım ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 183.20, sebzede % 90.57 ve meyvede ise % 1.10 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise domateste % 38.22, sebzede % 43.46 ve meyvede ise % 36.17 artış kaydetti. Miktar endekslerindeki değişimler, geçen ayların aksine Kasım ayında artış gösterirken, bu artışlar fiyat endekslerine düşüş yönünde değişimler olarak yansıdı Fiyat endekslerinde ise domates, geçen yılın Kasım ayına göre (yıllık) % -26.25 azalırken, bu azalış son 6 yılın en düşük ikinci Kasım ayı değişimi oldu. Kasım ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 43.46’lık artışa karşılık fiyat endeksi % 3.10’luk artış gösterdi. Bu artış, son 6 yılın en düşük üçüncü Kasım ayı artışı oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 36.17’lik artışa karşılık fiyat endeksi % 3.69’luk artış gösterirken, meyve fiyatlarındaki bu artış da son 6 yılın en düşük ikinci artışı oldu. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Kasım ayında % 183.20 artarken, işlem fiyatı endeksi bir önceki aya göre % -42.52’lik azalış gösterdi. Son 3 yılın ve Kasım aylarının en yüksek miktar artışı ve en düşük fiyat düşüşü yaşandı. Bir önceki aya göre sebze miktar ve fiyat endeksleri değişimi, Kasım ayında 2019 ve 2020 yıllarının ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Miktar endeksindeki aylık % 90.57’lik artışa karşılık fiyatlar % -8.51 azaldı. Sebzedeki aylık değişimler, miktar itibariyle mevsimsel eğilimlere uyumlu rekor düzeyde yüksek seyrederken, aylık fiyat değişimlerinde ise son 3 yıldaki en düşük Kasım ayı düşüşünü gösterdi. Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Kasım ayında % 1.10 artış gösterirken işlem fiyat endeksi ise % -5.76 azaldı. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Kasım ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki 2 yılın değişimlerine göre rekor değişimler gösterdi. Miktardaki artış, Kasım aylarının rekoru oldu. Buna karşın fiyattaki aylık değişim de nispi düşüş yönünde oldu. Kasım ayında miktardaki rekor artış, aylık fiyat değişiminde de geçmiş yılların altında bir seyre neden oldu..

Detaylar...

ATB KASIM MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Kasım Ayı Meclisi, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında çevrimiçi yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve Borsa’nın çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. ENDİŞELİYİZ Konuşmasına döviz kurundaki yükselişle başlayan Başkan Çandır, döviz piyasasında tarihte görülmemiş yükselişler yaşandığını kaydetti. Bir yılda yüzde 50 artan döviz fiyatlarının üzerine 23 Kasım’da bir günde yüzde 20 artış yaşandığını belirten Çandır, “Dünyaya baktığımızda bizden sonra gelen Meksika Pezosu sadece binde 3 değer kaybetmiştir. Demek ki bu görülmemişlik bize ait bir durum. Döviz piyasası bir günde rekor üstüne rekor kırarken faizler yüzde 20’nin üstüne çıkmışken hiçbir yetkilinin bu yangının nasıl söndürüleceğine dair bir açıklama dahi yapmamış olması, bizleri fazlasıyla endişelendirmektedir” dedi. “Döviz ilelebet yükselemez” iddiasının çöktüğünü, mutlaka akılcı ve sürdürülebilir müdahalelerin yapılması beklentisi içerisinde olduklarını ifade eden Çandır, “Arkadaşlarıma da yeni kararlar vermelerinde daha sakin davranmalarını salık veririm. Umarım bu günleri yeni normal olarak algılamayız. Yetkililerimizden bir an önce ekonomik gerçeklere ve bilgiye dayalı önlemleri uygulamaya koymalarını beklemekteyiz” diye konuştu. DESTEKLEME ARTIŞI ENFLASYONUN ALTINDA Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 2022 bütçe görüşmelerini yakından takip ettiklerini ve alınan kararların özel sektörün gelecek planlaması için referans olduğunu kaydeden Çandır, bu yıl 22 milyar TL olan tarıma yönelik destekleme ödemelerinin 2022’de 25 milyar 834 milyon TL’ye yükseltilmesinin teklif edildiğini belirtti. Çandır, artışın cari olarak yüzde 17 civarında olduğunu kaydederken, “2021 yılında neredeyse hiç artış göstermeyen tarımsal destekleme miktarı, önümüzdeki yıl beklenen enflasyonun altında bir artış göstermiştir. Aslında son 20 yıl ortalamasına bakarsak tarımsal destekleme miktarının yaklaşık enflasyon kadar artırıldığını görürüz. Bu da yıllık ortalama yüzde 15 demektir” dedi. Çandır, tarıma desteğin Tarım Kanununun 21. Maddesi gereği gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olmaması gerektiğini ve tarım sektörünün beklentisinin bu yönde olduğunu vurguladı. UCUZ İHRACAT UYARISI Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de 2021 yılını geçen yılın salgın yükünü atlatmaya çalışarak geçirdiğini belirten Çandır, “Son 13 yılın ekonomik rahatlığı, sıfır enflasyon ve faiz kolaylığı ile bol para konforu, salgın şartlarıyla birlikte tüm dünyada sona ermiş görünüyor. Ülke olarak biz bu 13 yılı maalesef dünya ile paralel yaşamadık. Ne enflasyonumuz ve faizimiz ne de üretim kapasitemiz, bu zamanlardaki zorluklara hazırlıklı olmadı” diye konuştu. Dünyanın tersine faiz indirimleri yapıldığını ancak bunun kredi faizlerinde düşüşe ve döviz fiyatlarının istikrarına sebep olamadığını vurgulayan Çandır, “Bizleri felç eden sadece dövizin yükselişi değil aynı zamanda büyük dalgalanmalardır. Birçok sebeple ihracat miktarımız ve ciromuz artmaktadır. Ama ihraç ettiğimiz ürünlerin rekabet yapısı dolayısıyla birim başına ihracat değeri sürekli düşmektedir” dedi. İhracatta ucuz mal uyarısında bulunan Başkan Çandır, şunları söyledi: “Dövizdeki aşırı yükselişler, sahip olduğumuz varlıkların dünya fiyatını sürekli düşürmektedir. Sürekli ucuzlayan varlıklarımız, dünyadan alıcı beklerken daha da ucuzlayacak bekleyişiyle karşı karşıya kalmaktadır. Dünya ile entegre olalım ve yabancı sermaye yeniden ülkemize yatırım yapsın beklentisi, sudan ucuz varlık satışlarına mal olmamalıdır. Döviz fiyatlarını yükselterek ithalatı pahalı ve ihracatı ucuz hale getirmek bir süre cari açığı düşürebilir ama mevcut koşullarda bunun sürdürülebilirliği yoktur. Üretim kapasitemizi ve yerlilik oranımızı yeterince artırmadan dövizi yükselterek cari açığı düşürmek bir süre sonra büyümemizi de zora sokacaktır.” YÜKSEK ENFLASYONA ALIŞMAYALIM Tarımın ihtiyaç duyduğu gübre gibi nitelikli girdilerin hem fiyatı hem de bulunabilirliğinin herkesi zorladığını söyleyen Çandır, iş hayatının ve günlük hayatın dövize bağımlılığına dikkat çekti. Dövizdeki artışların çok kısa süre içerisinde ve ortalama yüzde 40 düzeyinde iç fiyatlara yansıdığını belirten Çandır, ciddi bir yüksek enflasyonla karşı karşıya kalındığını söyledi. Çandır, “Yüksek enflasyonun geniş halk kesimleri ile 2 milyondan fazla mikro ve KOBİ nitelikli işletmeler üzerinde reel fakirleşmeye yol açtığını da yaşayarak biliyoruz. Bu yüksek enflasyon belasına asla alışmamalıyız ve normalleştirmemeliyiz” diye konuştu. Uzun yıllar Türkiye ortalamasına eşdeğer tüketici enflasyonuna sahip Antalya’nın son 1 yıldır ülke ortalamasının üzerinde seyrettiğini, Haziran ayından itibaren de giderek arttığını vurgulayan Çandır, “Öyle ki ülkemiz ortalama enflasyonun yüzde 15 üzerinde bir enflasyon yaşamaktayız” dedi. Çandır, tarımın enflasyonun fakirleştirici etkilerini uzun süredir yaşadığını ve bunu her fırsatta dile getirdiklerini anımsattı. TÜİK’in açıkladığı eylül ayı tarımsal girdi enflasyonunun yüzde 28 düzeyinde olduğunu belirten Çandır, “Tarımsal üretici fiyatları ise aynı dönemde yüzde 23 artmıştır. Yani yaklaşık 1 yıldır yaşandığı gibi bu ay da tarım kesimi yıllık en az yüzde 18 fakirleşmiştir” diye konuştu. TARIM BÜYÜMELİ Çandır, son iki yıldır tarımın stratejik konumunun anlaşıldığını, tarımın yarattığı katma değerin hala istenen yönde büyüyemediğini kaydederken, “Aksine katma değer pastamız, dışa bağımlı girdi yapımız dolayısıyla giderek küçülmektedir. Sektörümüzün acilen büyüme ivmesinin artırılmasına ihtiyaç vardır. Çünkü önümüzdeki dönem, tüm dünyada tarımsal üretim ve ticari faaliyetlerin birincil stratejik alan olarak kabul edilip hareket edileceği bir dönem olacaktır. Bu gidişatta önemli bir yer alma zorunluluğumuz bulunmaktadır. Bu gidişata duyarsız ve çaresiz kalmamız düşünülmemelidir” değerlendirmesinde bulundu. BELİRSİZLİK GİDERİLSİN Meslek komitelerinde üyelerin, gübre, fide, tohum, enerji, zirai ilaç, yem, şeker, sera naylonu, nakliye ve ambalaj gibi girdi maliyetlerinde yaşanan artıştan şikayet ettiğini belirten Çandır, “Son bir ay içerisinde özellikle ithalata bağımlı üretimi olan girdilerde hem fiyat artıyor hem de ham madde bulunmuyor. Basında yer alan ilaç ve gübre satışlarının durdurulduğuna dair haberleri de kaygıyla izledik. Bu belirsizliğin bir an evvel giderilmesini bekliyoruz” dedi. RUSYA’NIN YASAĞINA ANLAM VEREMİYORUZ İhracat pazarlarında yaşanan sorunlara da değinen Başkan Çandır, Rusya’nın 17 Kasım 2021 itibarıyla Türkiye’den nar ve biber ithalatını resmi olarak yasakladığını anımsattı. Yasağın gerekçesi olarak ilaç kalıntısının gösterildiğini belirten Çandır, belirtilen şartlara uygun olarak analiz edilmeyen ürünlerin ülke çıkışına izin verilmediğini vurguladı. Çandır, “Yasak kararına anlam veremiyoruz. Zaten yasak kararı öncesi üzüm, biber, erik, nar ve kabak gibi ürünlere analiz zorunluluğu getirilmişti. Rusya ülkemizdeki analiz sonuçlarına rağmen kendisi de analiz yapmayı tercih edince binlerce TIR giriş için beklemek durumunda kaldı ve binlerce tonluk zarar oluştu” diye konuştu. Borsa’nın çalışmaları hakkında da üyeleri bilgilendiren ATB Başkanı Ali Çandır, Tarım Konseyi ile birlikte yeşil mutabakat başlıklı panellerin devam ettiğini önümüzdeki günlerde atık yönetimiyle ilgili bir panel daha düzenleyeceklerini söyledi. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ATAK ile 4 gün süren ve 10 farklı üniversitenin katkısıyla toplam 20 oturumda “İnteraktif E-Çilek Çalıştayı” düzenlediklerini belirten Çandır, çalıştayın sonuç raporunun ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşacaklarını kaydetti. Çandır, başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, geleceğin mimarlarını yetiştiren öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutladı. Meclis’te üyeler, sektörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, artan döviz kurları ve ticarette yaşanan belirsizliğin yarattığı kaygıyı dile getirdi.  

Detaylar...

ÇİLEKTE ÜRETİM VE VERİMİ ARTIRACAK ÇALIŞTAY
Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım Konseyi (ATAK) ve Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen ve 4 gün süren Çilek E-Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. 8 oturumda gerçekleşen 10 farklı üniversiteden öğretim üyelerinin katıldığı ve 24 bildirinin sunulduğu çalıştaya, Azerbaycan, Polonya, ABD, Katar, Rusya, İngiltere, İtalya, Güney Kore, Bosna Hersek, Kamerun’dan da katılımcılar yoğun ilgi gösterdi. Çilek E- Çalıştayı, youtube yayınlarıyla birlikte 4 bin kişiye ulaştı. ÇİLEK ÜRETİMİMİZ ARTIYOR Çileğin üretim miktarının dünyada ve Türkiye’de her geçen gün arttığı belirtilen raporda, dünyada 2019 yılında 396 bin 401 hektar alanda 8 milyon 885 bin ton çilek üretilirken, Türkiye’de 2020 yılında 179 bin 777 dekar alanda 546 bin 525 ton çilek üretildiği kaydedildi. Rapora göre, 2021 yılında üretimimizin 655 bin 830 tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Raporda, Türkiye çilek üretim miktarında dünyada 4’üncü sırada, üretim alanı bakımından 6’ncı sırada, dekar başı verim bakımından ise dünyada 18’inci sırada yer aldığına dikkat çekildi. Türkiye’de yıllık çilek tüketiminin 2019 itibariyle 4.7 kilogram olduğu, bu rakamın ABD’de 6.8, Almanya’da 2.8, Polonya’da 5.3 kilogram olduğu belirtildi. Raporda, çileğin besin değerlerinin yüksek olması, yüksek C vitamini ve kanseri önleyen ellajik asit içeriğinin yüksek olması nedeniyle tüketiminin artırılması gerektiği vurgulandı. Modern ıslah yöntemlerinin kullanılmasıyla yeni çeşitlerin elde edildiği kaydedilen raporda, 1000’den fazla yeni çeşit olduğu belirtildi. VERİMİMİZ ARTIRILABİLİR Çilek veriminin ülkemizde düşük olduğu vurgulanan çalıştayın sonuç raporunda, ekolojik koşullara, yetiştirme koşulları, çeşit, kültürel işlemlere göre üretimi değişen çileğin bilinçli yetiştiricilik, modernize imkanların artırılması ve topraksız tarım imkanları ile artırılabileceğine dikkat çekildi. Raporda, “Ülkemiz çilek yetiştirilen alanlarda sadece dekara 1 ton verim artışı, üretim miktarımızı yüzde 30 artıracaktır. Bu nedenle birim alan verimini artırıcı tedbirler ve uygulamalar üzerinde durulmalıdır” denildi. ÜRETİMİ VE İHRACATI ARTIRILABİLİRİZ Rapora göre, dünya çilek üretiminde 4’üncü sırada olan Türkiye, daha kaliteli ve verimli çilek yetiştirme ve ihraç etme potansiyeline sahip. Yerli çilek çeşit ıslahına destek verilmesi gerektiği kaydedilen raporda, ülkesel gen havuzu toplama amacıyla projeler ve çalışmalar desteklenmesi, ıslah çalışmalarında ise abiyotik stres koşullarına ve özellikle de tuzluluğa ve yüksek sıcaklığa dayanıklı çeşit ıslahı çalışmalarına ağırlık verilmesi önerildi. Raporda, “Tarım ve Orman Bakanlığı ile TÜBİTAK kurumlarının bu alanda özel çağrılara çıkıp destek sağlaması gerekmektedir” ifadesine yer verildi. İhracata yönelik yapılan üretim planlamalarında öncelikle dış pazar ve dış pazarın istediği çeşit araştırması yapılması gerektiği kaydeden raporda, çilek üreticilerinin teknik yönden desteklenmesi, yılda en az iki kez de çiftçi günleri yapılarak üreticilere bölge için en uygun çeşit seçimi tavsiyesi yapılması önerildi. Raporda, “Hastalık ve zararlılarla etkin mücadele amacıyla, tuzaklar kullanılmalı, entegre ve biyolojik mücadele yapılmalıdır” denildi. TOPRAKSIZ TARIM ÖNERİSİ Son dönemde çilekte topraksız tarımla ilgili tekniklerin geliştirildiği kaydedilen raporda, topraksız tarımla iklim koşulları uygun fakat toprak koşulları uygun olmayan alanlarda çilek yetiştirilebileceği belirtildi. Raporda, “Toplam çilek üretiminin yüzde 10’unun topraksız üretim alanı olarak planlamasıyla, ülkemiz üretim miktarımızın yüzde 30-40 arasında artacağı tahmin edilmektedir. Taşlık ve kayalık alanların topraksız tarıma geçilerek tarımsal üretime kazandırılması, ihracata yönelik kontrollü yetiştiriciliğe imkan sağlaması ile topraksız tarım, ülkemiz çilek tarımına önemli katkılar sağlayacaktır” denildi. ÇİLEKTE İŞSİZLİK YOK İŞÇİSİZLİK VAR Çilek yetiştiriciliğinin istihdama katkısına da dikkat çekilen raporda, “Sektörde, işsizlik yok, işçisizlik vardır. O nedenle kırsal kalkınmada çilek yetiştiriciliği, hem küçük aile işletmeciliğini teşvik ederken, hem kadın çiftçi örgütlenmesi, hem de kırsaldan göçü de engelleme potansiyeline sahiptir” denildi.  

Detaylar...

ÜRETİCİNİN YÜKÜ AĞIRLAŞIYOR
  Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. TUİK’in Eylül ayı tarımsal girdi endeksini aylık yüzde 1.56, yıllık yüzde 27.79 olarak açıkladığını belirten Çandır, “Bu rakamlar, aylıkta yükseliş ve yıllıkta ise düşüş göstermiştir. Yıllıktaki düşüş, geçen yılın Eylül ayındaki yüzde 2.31 gibi nispi yüksek artışın yerine yüzde 1.56’nın hesaba girmesi ile mümkün olmuştur. Yani baz etkisi bu düşüşü sağlamıştır. Bu düşüşe rağmen 1.56’lık rakam, son 7 yılın en yüksek üçüncü Eylül rakamı olmuştur. Yıllık yüzde 27.79’luk rakam ise son 6 yılın rekoru durumdadır. Mart ayından itibaren yıllık tarımsal girdi enflasyonu, son 6 yılın rekorlarını kırmaya devam etmektedir” değerlendirmesinde bulundu. GÜBRE FİYATI UÇTU Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 1.74 ve yıllıkta yüzde 28.55’lik artış ilan edildiğini belirten Çandır, bu artışların alt gruplara göre fiyat değişimleri aylık olarak tohumda yüzde 0.09, enerjide yüzde 3.31, gübrede yüzde 6.21, ilaçta yüzde 1.45, veteriner hizmetlerinde yüzde 0.37, yemde yüzde 0.98 ve diğer kalemlerde ise yüzde 0.90 olarak ilan edildiğini kaydetti. Çandır, Ağustos ayındaki yıllık değişimlerinin tohumda yüzde 10.20, enerjide yüzde 27.35, gübrede yüzde 71.47, ilaçta yüzde 12.33, veteriner hizmetlerinde yüzde 16.20, yemde yüzde 27.91 ve diğer kalemlerde ise yüzde 28.43 olarak ilan edildiğini, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde 0.42 ve yıllık yüzde 23.23’lük artış ilan edildiğini belirtti. ÜRETİCİ ZARARDA Tarımsal üreticinin satış fiyatındaki enflasyonu ifade eden Tarım-ÜFE’nin Eylül ayında aylık yüzde 1.46, yıllık ise yüzde 23.35 olarak ilan edildiğini kaydeden Ali Çandır, “Olması gereken ya da sürdürülebilir olan aylık ve yıllık Tarım-GFE rakamlarının Tarım-ÜFE’den düşük seyretmesidir. Ancak bu durumda tarımsal üreticiler, varlıklarını ve faaliyetlerini sürdürebilirler. Ağustos ayında olduğu gibi Eylül ayında da ilan edilen rakamlar gösteriyor ki, tarımsal üreticiler aylık ve yıllık olarak zarar etmeye devam etmişlerdir. Bu zarar aylıkta yüzde 16, yıllıkta ise yüzde 18 düzeyinde seyretmiştir” diye konuştu. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini belirten Çandır, “Eylül ayında açıklanan aylık yüzde 1.55 ve yıllık yüzde 43.96 düzeyindeki yurtiçi üretici enflasyonu ile aylık yüzde 1.55 ve yıllık yüzde 28.87 düzeyindeki yurtdışı üretici enflasyonu, genel olarak sektörün geçmişten gelen maliyet yükünü gelecekte de artarak taşımaya devam edeceğini göstermektedir. Tarımsal dünya ile ilgili enflasyonlardan ortalama olarak yüzde 70 daha yüksek seyreden tarım dışı üretici enflasyonu ülke genelinde hakimdir” dedi. İlan edilen rakamların tüketici enflasyonunun yükseleceği sinyalini verdiğini ifade eden Çandır, üreticinin maliyet artışlarını ürün fiyatlarına yansıtamadığına dikkat çekti. DÜNYAYI ZOR GÜNLER BEKLİYOR Son 15 yıla göre dünyada tarım ve gıda fiyatlarının hızla artarken, diğer emtia fiyatlarının da rekor kırdığını belirten Çandır, “Yani bir taraftan emtiada arz kısıtlamaları, lojistik darboğazları, ihracatı kısıtlayıcı politikalar hüküm sürerken diğer taraftan da tüm zamanların rekorlarını açık ara kıran küresel para bolluğu da azaltılmaya çalışılmaktadır. Yani küresel gelecek açısından kolay zamanlar bitmektedir” diye konuştu. Tarımsal faaliyetlerin kesintisiz ve büyüyerek devamını sağlayıcı politikaların gecikmeden uygulanması gerektiğini vurgulayan ATB Başkanı Çandır, “Mevcut durumda tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, özellikle son 11 yılda, maliyet-gelir oranında ciddi zayıflamaya maruz kalmıştır. Özellikle yılbaşından bu yana açıklanan tarımsal enflasyon rakamları, bu zayıflık eğiliminin devam ettiğini göstermektedir. Mutlaka bu gidişatı tersine çevirecek sürdürebilir politikaları uygulamaya koymak zorundayız” dedi.    

Detaylar...

HOLLANDALI YATIRIMCIYA ANTALYA DAVETİ
  Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ATB, Hollanda Büyükelçiliği Tarım Bölümü, Hollanda Baş Konsolosluğu İnovasyon Bölümü, Hollanda Dış Yatırım Ajansı, Growtech Fuarı Organizasyon firması işbirliğinde düzenlenen “Bahçecilik Sektöründe Hollanda İnovasyon Çözümleri ve ve Hollanda’da Yatırım Fırsatları Semineri’nin açılışında konuştu. Tarım sektöründe blok zincir çözümlerinin tanıtımı, bitki ıslahında uygulanan yeni teknolojiler gibi pek çok konunun konuşulduğu seminere Hollanda Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Maarten Wegen, Fuar Direktörü Engin Er’in yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.   Türkiye ile Hollanda arasında kültürel, toplumsal ve ekonomik ilişkilerin tarihi derinliğine işaret eden Başkan Ali Çandır, son yıllarda farklı girişimcilik deneyimleri yaşayan iki ülkenin bahçecilik sektöründe de işbirliği içerisinde olduğunu belirtti. Çandır, düzenlenen seminerin hem teknolojik hem de ürün gamı kapsamında yoğunlaşan işbirliğine olumlu yansıyacağına inandığını kaydetti.   Ali Çandır, geniş tarım toprakları, uygun iklimi, yetişmiş insan kaynağı, Avrupa-Asya-Afrika kıtalarının merkezinde olma konumuna sahip Türkiye ile ABD’den sonra en büyük tarımsal ürün ihracatçısı, güçlü teknolojik ve inovativ altyapıya sahip Hollanda’nın bahçecilik inovasyon çözümleri konusunda sürdürülebilir işbirliği gerçekleştirebileceğini söyledi.   REKABET İÇİN ANTALYA’YI SEÇİN Türkiye-Hollanda arasındaki süs bitkileri dış ticaretinin düşük olduğunu ancak 10 milyar Avro’ya yaklaşan Hollanda süs bitkileri ihracatı içindeki Türk ürünleri payını artırmak istediklerini kaydeden Çandır, bu yöndeki ilk adımın Hollanda’dan Antalya’ya bir eğitim ve teknoloji yatırımı ile atılabileceğini söyledi. Çandır, “Antalya’da Hollanda ile birlikte bir bahçecilik kümesi yaratmanın potansiyelini, teknolojik girişimlerle hayata geçirebileceğimizi ifade etmek istiyorum. Özellikle son dönemde ciddi boyutlarda artan enerji fiyatları ve diğer girdi maliyetleri, Hollandalı üretici dostlarımızı her geçen gün rekabetçi olmaktan uzaklaştırmaktadır. Üretim faaliyetlerini etkili ve rekabetçi şekilde artırmak isteyen Hollandalı arkadaşlarımız için ciddi fırsat alanı olarak Antalya’mızı ve bölgemizi öneriyoruz. Burada birlikte hareket ederek konum ve maliyet avantajlarını üretime dönüştürmeyi teklif ediyoruz. Çünkü kentimiz ve bölgemiz, son derece uygun iklim, toprak ve insan kaynaklarıyla rekabetçi üretim olanakları sunmaktadır” diye konuştu.   KESME ÇİÇEKTE YEŞİL MUTABAKATA HAZIRLIKLIYIZ Antalya’nın kesme çiçek sektörü ve örtü altında ülkelerin taleplerine yanıt verebildiğini, üretimin her aşamasında standartlara uyulduğu ve uzun vadeli fiyatların sunulabildiğini belirten Çandır, “İhraç ettiğimiz ürünlerin lojistiğindeaz sayıda fakat hacim bakımından ortanın üzerinde olan firmalar ile bir küme oluşturduk, lojistikte birlikte hareket ediyoruz uygun iklim koşulları dolayısıyla ağır sabit maliyet yükünü hafifletiyoruz, çevre illerimizdeki uygun iklim koşullarını kullanarak üretim süresini 12 aya yayıyoruz, uzun bir süredir özellikle AB ihracatı deneyimlerimizle hem üretim metodlarında hem de yetişmiş insan kaynaklarında ciddi avantajlara sahip bulunmaktayız, Yani yeşil mutabakat koşullarına hazırlıklıyız, Tarihsel ve coğrafi avantajlarımızla Avrupa, Ortadoğu ve Asya bölgelerine merkezi konumdayız” diye konuştu. Çandır, inovasyon alanında da Hollanda ile iş yapabilme istediğini dile getirdi. 

Detaylar...

DOĞAL ARITMA SİSTEMİ TOPRAĞIMIZI KORUYALIM
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde “Yeşil Mutabakat Yolunda Antalya Tarım Topraklarının Sürdürülebilir Kullanımı” başlıklı panel düzenlendi. Çevrimiçi düzenlenen panelin moderatörlüğünü Gazeteci Galip Umut Özdil yaptı. Panele, Devlet Su İşleri (DSİ) 13. Bölge Müdürü Hayrullah Coşkun, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Sema Gün ile Doç. Dr. Nisa Mencet Yelboğa ve Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Orman konuşmacı olarak katıldı. TOPRAK EN BÜYÜK KARBON TUTUCU Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nisa Mencet Yelboğa, yeşil mutabakatta en sıkıntılı alanların enerji, konut, ulaştırma ve altyapı olduğunu söyledi. Avrupa Birliği’nin ticaretini yeşil mutabakata göre belirlediğini belirten Yelboğa, bu kriterlere uymayan ülkelerin ek vergi yükü altına gireceğine dikkat çekti. Yeşil mutabakatta, toksik içermeyen bir çevre ve kirliliği azaltmak için toprak kirliliğinin önlenmesinin öngörüldüğünü belirten Yelboğa, toprağın en büyük karbon yutak alanı olduğunu kaydetti. Yelboğa, “Bir hektarda depolanan karbon miktarı ormanda 56 ton, mera alanlarında 50 ton, tarım alanlarında 36 tondur” dedi. Toprağın, biyosferdeki en büyük karbon havuzlarından biri olduğu, iklim değişikliğine karşı adaptasyon ve uyum yeteneğini artırdığını vurgulayan Yelboğa, ABD’de toprakta karbon tutan çiftçilere ayrıca destek ödemeleri yapıldığını, bu yöndeki uygulamaların teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Yelboğa, sürdürülebilir bir gelecek için gerekli karbon salınımını önleyici önlemlerin zamanında ve etkin şekilde alınması gerektiğini ifade etti. KİRLENEN TOPRAĞIN GERİ DÖNÜŞÜ YOK Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Orman, toprağın ortamdaki zararlı maddeleri bünyesine alan, onları bünyesindeki çeşitli fraksiyonlara bağlayan, zararlı maddeleri uzaklaştıran doğal arıtma sistemleri olduğunu söyledi. Orman, “Toprak, doğal arıtma sistemimiz olsa da çok kirlendiğinde geri dönüşümü gerçekten zor oluyor” dedi. Toprağın organik ve kimyasal gübrenin aşırı kullanımı, pestisit kullanımı, aşırı ve bilinçsiz sulama, anız yakılması, yanlış arazi kullanımı gibi nedenlerle kirletildiğini belirten Orman, “Tarımdaki yanlış uygulamalar nedeniyle toprağımız her geçen gün kirleniyor. Sulama, ilaçlama, gübreleme uygulamalarını bilimin ışında, kontrollü şekilde yapmalıyız. Sürdürülebilir toprak yönetimine yönelik yatırımlar artırılmalı, toprak dostu uygulamalar yaygınlaştırılmalı” diye konuştu. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI MERA ALANI Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sema Gün, tarım alanlarının amaca uygun kullanımı için doğru planlanması gerektiğini söyledi. İklim değişikliğine karşı yapılan uygulamalarda mera alanlarının önemini vurgulayan Gün, mera alanlarının kentsel dönüşme kurban edildiğini söyledi. Gün, Cumhuriyetin ilk yıllarında 44 milyon hektar olan mera alanının 14 milyonlara kadar düştüğünü kaydetti. Gün, “Mera alanlarının iklim değişikliğiyle mücadelede sıfır maliyetli bir mücadele yöntemi olarak karşımıza çıkıyor” dedi. DSİ 13. Bölge Müdürü Hayrullah Coşkun, Antalya’nın 17 milyar metreküplük yer altı ve yerüstü su havza bulunduğunu, Türkiye su varlığının yüzde 7.6’sının Antalya’da bulunduğunu kaydetti. Tarım topraklarını korumak için yaptıkları çalışmaları anlatan Coşkun, arazi toplulaştırma çalışmaları hakkında bilgi verdi.  

Detaylar...

BAŞKAN ÇANDIR’DAN 10 KASIM MESAJI
Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 83’üncü yıldönümü nedeniyle mesaj yayımladı. Çandır, mesajında şunları kaydetti: “Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesinin kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 83’üncü yılında özlemle anıyoruz. Ömrünün büyük bölümü cephede geçmiş, bir yandan ülkesinin bağımsızlığı için savaşırken diğer yandan çağdaş bir ülke kurmanın hayaliyle çalışmış iyi bir asker, iyi bir lider…Milletiyle bütünleşmiş büyük devlet adamı. Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmak için eğitimden hukuka, kültürden toplumsal alana, bilim ve teknolojiden ekonomiye birçok alanda devrim yapan Ata’mız üreten Türkiye’nin bağımsız kalabileceğine inanandı ve bunun için çalıştı. Çağdaş ülke olma yolunda gösterdiği hedeflere birlikte daha çok çalışarak, daha çok üreterek ulaşabileceğimizi biliyor, Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkıyoruz. Ata’mızın yolu yolumuzdur. Yeni nesil O’nun ilke ve hedeflerinin bilinciyle yetişmeli, yetişmeli ki çağdaşlaşma yolunda kararlılıkla yürüyebilelim. Türkiye Cumhuriyeti`nin kurucusu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk`ü ebediyete uğurlayışımızın 83`inci yıldönümünde, saygı, minnet ve özlemle anıyorum. Ruhu şad olsun.”  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI EKİM AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ekim ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerleri, 2021 Ekim ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıdaki tablodaki gibi değişti: Ekim ayında miktar endeksleri domateste 25, sebzede 45 ve meyvede 79 olarak gerçekleşti. Fiyat endeksleri ise domateste 378, sebzede 342 ve meyvede 391 olarak yansıdı. Ekim ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 21.88, sebzede % 44.65 ve meyvede ise % 28.71 artarken, geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) domateste % 2.40, sebzede % 21.71 ve meyvede ise % 39.08 artış kaydetti. Miktar endeksleri, geçen ayların aksine Ekim ayında artış gösterdi.       Fiyat endekslerinde ise domates, geçen yılın Ekim ayına göre (yıllık) % 63.98’lik artış gösterdi. Bu artış, son altı yılın en yüksek üçüncü Ekim ayı artışı oldu. Ekim ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 21.71’lik artışa rağmen fiyat endeksi % 58.58’lik artış gösterdi. Bu artış, son 6 yılın en yüksek ikinci Ekim ayı artışı oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 39.08’lik artışa rağmen fiyat endeksi % 7.10’luk artış gösterdi. Meyve fiyatlarındaki bu artış son 6 yılın en düşük ikinci artışı oldu. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı:   Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Ekim ayında % 21.88 artarken, işlem fiyatı endeksi bir önceki aya göre % 24.75’lik artış gösterdi. Son üç yılın Ekim ayları itibariyle domateste aylık değişim, miktarda 2020 yılına yaklaşırken fiyatta ise 2019 yılına yaklaştı. Bir önceki aya göre sebze miktar ve fiyat endeksleri değişimi, Ekim ayında 2019 ve 2020 yıllarının ortalamasında gerçekleşti. Miktar endeksindeki aylık % 44.65’lik artışa rağmen fiyatlar % 23.41 artış gösterdi. Sebzedeki aylık değişimler, miktar itibariyle mevsimsel eğilimlere uyumlu seyrederken, aylık fiyat değişimlerinde son üç yıldaki en az dalgalı yılını yaşadı. Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi Ekim ayında % 28.71 artış gösterirken, işlem fiyat endeksi % -0.83 azaldı. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Ekim ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki iki yılın değişimlerine göre rekor değişimler gösterdi. Miktardaki artış, Ekim aylarının rekoru oldu. Buna karşın fiyattaki aylık değişim ise nispi düşüş yönünde gerçekleşti. Ekim ayında miktardaki rekor artışa rağmen fiyattaki düşüş, geçmiş yıllardan daha düşük oranda fiyat düşüşüne yansıdı.  

Detaylar...

ÇİLEK, ÇALIŞTAYDA KONUŞULACAK
  Antalya Ticaret Borsası’nın Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle geçen yıl başlattığı tarım eğitimleri devam ediyor. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi işbirliğinde 16-19 Kasım tarihleri arasında interaktif Çilek E-Çalıştayı gerçekleştirilecek. Çukurova Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi’den akademisyenler ve çilek sektörü temsilcileri fideden sofraya çileği anlatacak. Çalıştay, zoom ve Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün youtube kanalından takip edilebilecek. Çalıştaya düzenli katılım sağlayanlar için e-katılım belgesi düzenlenecek. A’DAN Z’YE ÇİLEK 16 Kasım Salı günü açılış konuşmalarıyla başlayacak Çilek E- Çalıştayı’nda çilek yetiştiriciliğinde mevcut durum ve beklentiler, çileğin günümüze kadar süren evrimi ve ticari çeşitlerdeki ilerlemeler, çilek ıslahında ülkemizin mevcut durumu ve hedefler, çilek yetiştiriciliğinde ekoloji ve çeşit planlanması, topraksız çilek yetiştiriciliğinde verim ve kalite üzerine etkili faktörler, çilek meyvelerinin dondurma teknikleri, çilek yetiştirilen alanlarda görülen hastalıklar, zararlılar ve mücadele yöntemleri, dünyadan ve Türkiye`den seçilmiş coğrafi işaretli çilekler anlatılacak. Fide yetiştiriciliği ve Türkiye çilek fideciliği sektörü, çilekte hasat sonrası işlemler ve depolama, çileğin bileşimi, sağlık üzerine etkileri ve gıda sektöründe kullanım olanaklarının konuşacağı çalıştayda, çilek meyvelerinin kurutulması, Türkiye’de çilek piyasası ve kırsal kalkınma açısından önemi, çilek yetiştiriciliğinde üretim, yatırım destekleri ve finansman olanakları da gündeme gelecek. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle tarım eğitimlerinin yaklaşık 1 yıldır aralıksız devam ettiğini belirtirken, eğitimlere katımların yoğunluğuna dikkat çekti. Antalya’nın çilek üretiminde önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Çandır, gıdadan kozmetiğe bir çok alanda kullanılan çileğin ekonomik değerine dikkat çekti. Çandır, tarım eğitimlerinin devam edeceğini söyledi. Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, dünyada her geçen gün önemi artan antioksidan özelliği yüksek kırmızı meyveler pazarında çileğin başı çektiğini kaydetti. Antalya’da çilek tarımının hem topraklı hem topraksız yapıldığını belirten Karaca, “Özellikle yemek servisi endüstrisinin talebi, pastacılık ve gıda sanayisinin çilek talebi, ürünün pazarını hızla geliştiriyor” diye konuştu.

Detaylar...

ATB BAŞKANI ALİ ÇANDIR`DAN 29 EKİM MESAJI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajı: “Cumhuriyetimizin kuruluşunun 98`inci yılını kutlamanın onur ve gururunu yaşıyoruz. Bağımsızlık ateşi ruhuyla kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ardından “egemenlik milletindir” anlayışı ile Cumhuriyet ilan edildi. Halkın kendi kendini yönettiği rejimin ilan edilmesi her ne kadar sancılı olsa da Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün öngörüsü ve kararlılığıyla halkın iradesi her şeyin üzerinde tutuldu. Çocuklarımız bağımsızlık mücadelemizi, cumhuriyetin hangi şartlarda, neden, nasıl ilan edildiğini öğrenmeli. Öğrenmeli ki cumhuriyete daha sıkı bağlarla sahip çıkmalı. Cumhuriyetin kurulmasının ardından eğitimden ekonomiye, sağlıktan hukuka bir çok alanda yapılan önemli hamlelerle kalkınma ve dönüşüm seferberliği başlatıldı. Güçlü Türkiye böyle yaratıldı. Biz de güçlü Türkiye’yi daha ileriye taşımalıyız. Ata’mızın işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkma hedefimizden vazgeçemeyiz. Bunun için demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar, özgürlüklerden taviz vermeden ekonomik atılımı gerçekleştirmeliyiz. Cumhuriyet rejimi bize bu gücü vermektedir. Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’in işaret ettiği gibi ‘çalışkan olmak’tan başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Daha fazla çalışarak, daha fazla üreterek, daha fazla istihdam sağlayarak güçlü bir ülke olacağımızın bilincindeyiz. Cumhuriyet Bayramını kutluyor Önderimiz Gazi Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve vatan uğruna canını feda eden şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad olsun"  

Detaylar...

ATB EKİM MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ekim ayı Meclis Toplantısı çevrimiçi yapıldı. ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında toplanan Meclis’te, üyeler yönetimin 1 aylık çalışmasıyla ilgili bilgilendirildi. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Meclis’te tarım, ekonomi ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2021 yılının son çeyreğine umut verici girilmediğini söyleyen Çandır, “Ekonomimizin birinci ve ikinci çeyrek büyümeleri yıllık olarak alışık olmadığımız ölçüde yüksek ilan edilmişti. Buna sevinirken önceki çeyreğe göre büyümelerimizin giderek yavaşladığına da dikkat çekmiştik. Bu gidişatın sürdürülemez olduğunu ve ancak yatırım iklimini iyileştirerek işleri tekrar yoluna koyabileceğimizi belirtmiştik. Buradan dile getirdiğimiz tüm tespitlerin ve önerilerimizin tek bir amacı bulunmaktadır. O da, hepimiz için sürdürülebilir bir gelecek hazırlamaya destek olmaktır” diye konuştu. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU Antalya Ticaret Borsası olarak 2021 yılını sürdürülebilirlik ana fikri üzerine kurguladıklarını anımsatan Çandır, Borsa faaliyetini de sürdürülebilirlik çıkışıyla gerçekleştirdiklerini söyledi. Çandır, “Hayatın olağan akışı içine sürdürülebilirlik esasları girene kadar da bu davranışımızdan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü geleceğimizi, anlık kararlara ve dalgalanmalara göre kurgulamak istemiyoruz. Öngörülebilirliği olan bir döneme geçtiğimizde biliyoruz ki, döviz kurları, faizler ve enflasyon; sürdürülebilir büyüme için uygun yatırım iklimine destek olacaklardır. Biz bunu biliyoruz çünkü onu yaşadığımız dönemler oldu. Şimdilerde ne dünya ne de ülkemiz aynı koşullarda değil ama her koşulda öngörülebilirliği sağlamak hepimizin görevidir” dedi. BORÇ ÇEVİRME GÜCÜ FELÇ Konuşmasında ekonomik değerlendirmelerde bulunan Çandır, son 14 ayda ticari kredi faizinin yüzde 8’den yüzde 22’ye çıktığına dikkat çekti. “Geçen yıl Eylül ayında ortalama ticari kredi faizi yüzde 14 civarında idi. Ondan 3-4 ay önce ise yüzde 8-9 düzeyindeydi. Geçen ay itibariyle ortalama ticari kredi faizleri yüzde 22’den verilmektedir. Son 14 ayda yüzde 8’den yüzde 22’ye yükselen faiz oranları sadece büyüme amaçlı kredi talebini kısmıyor. Ondan daha önce ve tehlikeli olarak borç çevirme gücünü felç ediyor. İnsanlar yüzde 8-9’dan aldığı krediyi hangi güçle yüzde 22’den çevirebilir ki” diye konuştu. Çandır, bu durumun sürdürülemez olduğunu, faizlerin düşürülmesi gerektiğini kaydederken, “Ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan faiz indirimlerinin ise beklenen iyileşmeleri sağlamadığı gibi daha büyük sorunlara yol açtığını önceki deneyimlerimizden bilmekteyiz” dedi. DÖVİZDEKİ YÜKSELİŞ BİZİ DARBOĞAZA GÖTÜRÜYOR Merkez Bankası’nın son faiz indirimlerinden sonra döviz kurlarındaki hızlı yükselişlere dikkat çeken Çandır, “Bu yükselişler bizi üç aşamalı bir darboğaza götürmektedir. Öncelikle ithalata dayalı girdilerinden dolayı ciddi maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Ardından yeni maliyetli ürünlere talep daralmaktadır. Sonra da artan enflasyondan dolayı zorunlu yüksek faiz artışlarının gelmesiyle talep bir kez daha daralmaktadır. Toplumsal gelirin benzer oranda artmamasıyla geniş halk kesimlerinin düşen alım gücü, talebi daha da daraltmaktadır. Bu açmaza bir kez daha düşmemeliyiz” diye konuştu. YÜKSEK ENFLASYONA ALIŞMAYALIM Kamu bankalarının kurumsal kredi ve konut kredi faizlerini düşürmeye başlamasının kurumsal ve konut arzı kesimlerinde nispi rahatlama sağlarken diğer taraftan daha geniş kapsamda bir faiz düşüşü beklentisi yarattığını söyleyen Ali Çandır, “Bütün bu girişimler, doğal olarak yüksek enflasyon beklentisini de körüklemektedir. Yüksek enflasyonun geniş halk kesimleri ile 2 milyondan fazla mikro ve KOBİ nitelikli işletmeler üzerinde reel fakirleşmeye yol açtığını yaşayarak biliyoruz. Bu yüksek enflasyon belasına asla alışmamalıyız ve normalleştirmemeliyiz” diye konuştu. ANTALYA’NIN ENFLASYONU DAHA YÜKSEK Antalya’nın turizm, tarım ve ticaret üzerine kurulu bir kent ekonomisine sahip, uzun yıllar Türkiye ortalamasıyla eşdeğer bir tüketici enflasyonuna sahip olduğunu belirten Çandır, şunları kaydetti: “Turizmin ve tarımın, ortalamanın üzerinde iyi geçtiği 2019 yılında bile kentimiz enflasyonu bu özelliğini kaybetmemişti. Ancak 2020 yılı Kasım ayından itibaren kentimiz enflasyonunun sürekli olarak ülke ortalamasının üzerinde seyrettiğini görmekteyiz. Bu yükseklik özellikle Haziran ayından beri daha da artan bir eğilim içerisine girmiştir. Öyle ki ülkemiz ortalama enflasyonunun yüzde 15 üzerinde bir enflasyon yaşamaktayız. Bu fark 2005 yılından beri hiçbir dönemde görmediğimiz ölçüde yüksek bir farktır. Bir taraftan böylesine rekor bir nispi yükseklikle enflasyona maruz kalıp reel olarak fakirleşirken diğer taraftan da katma değer payımız azalmakta olduğu için yine reel olarak fakirleşmekteyiz. Son dönemdeki kişi başına turizm gelirlerinde 500 doların altına düştüğümüz yazılmaktadır. Kentimizin turizm payının sadece işçilik, gıda tedariki ve tesis bakım-onarım gelirlerinden oluşmasına razı olmayıp mutlaka payımızın daha da yaygınlaştırılması ve artırılması için etkili çalışmalar yapmalıyız.” TARIM FAKİRLEŞİYOR Tarım sektörünün enflasyonun fakirleştirici etkilerini uzun süredir yaşadığını kaydeden Çandır, TÜİK’in açıkladığı verilere göre tarımsal girdi enflasyonunun yüzde 29 düzeyinde olduğunu, tarımsal üretici fiyatlarının ise aynı dönemde yüzde 25 arttığını belirtti. Çandır, “Yani sadece Ağustos ayında tarım kesimi en az yüzde 16 fakirleşmiştir. Bu durum son 7 yılın 2’si hariç her yılında fakirleşme olarak gerçekleşmiştir” dedi. ÜRETİRKEN ÖNÜMÜZÜ GÖREMEZ HALE GELDİK TUİK verilerine göre tarımsal girdi fiyatlarındaki artışı değerlendiren Başkan Ali Çandır, gübre yüzde 67, ilaç yüzde 12, enerji yüzde 22, yem yüzde 31 ve tarımsal yatırım maliyetlerinin yüzde 30 ilan edildiğini belirtirken, “Tarımda en çok kullandığımız gübrelere baktığımızda üre yıllık olarak yüzde 238, potasyum nitrat yüzde 97 ve 20 20 gübre yüzde 163, yem ise ortalama yüzde 84 arttı” dedi. Başta enerji olmak üzere tüm girdilerin dışa bağlı olduğunu, dövizdeki her yükselişin doğrudan maliyetlere yansıdığını vurgulayan Ali Çandır, “Bizler üretirken önümüzü göremez hale geldik. Öyle ki bugün aldığımız hiçbir ürünü yarın kaç liradan alacağımızı ve hangi maliyetle üreteceğimizi bilmiyoruz. Enflasyon deyince akla her ne kadar tüketici enflasyonu gelse de zincirin en başına baktığımızda üretici enflasyonunu hesap etmeden bu işin içinden çıkamayız” diye konuştu. Çandır, üretim maliyetlerindeki artışın ancak bir bölümünün tüketici fiyatlarına yansıtılabildiğini kaydederken, “Kaldı ki üretici yüklendiği maliyetlerin yarısını bile tüketiciye yansıtamamaktadır. Maliyetlerin büyük bir bölümü uzunca bir süredir olduğu gibi üreten kesimin üzerindedir” dedi. TARIMSAL KOPUŞ UYARISI Tarımın Antalya’nın kırcal damarlarına kadar nüfuz eden bir sektör olduğunu belirten Çandır, tarımsal faaliyetler da büyük ölçüde mikro ya da KOBİ niteliğindeki üretici ve ticaret erbapları tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti. Çandır, “Bu ölçek, dış etkilere karşı genellikle savunmasızdır. Bunları reel olarak fakirleşmeye mahkum ederseniz kaçınılmaz şekilde tarımsal faaliyetlerden çekilmek zorunda kalırlar. Bu dönemde en çok önemsememiz gereken konu bu kesimleri reel olarak fakirleştirmeden faaliyetlerini yapmalarını sağlamaktır. Bu dönemde karar vericilerimizin ve politika yapıcılarımızın tarımsal birinci görevi bu olmalıdır. Aksi halde tarımdan kopuşları durduramayacağız” uyarısında bulundu. TARIMSAL İHRACAT ARTIŞTA Tarımsal ihracatta yaşanan artışa dikkat çeken Ali Çandır, “İnsanlarımız tarımda kalmanın yolunu bu ihracata bağlamış durumdadırlar. Ancak fiyat rekabetine ve sezon geçişi avantajlarına bağlı ihracatımız, içeride üretim kapasitesi artışı olmadan yapılmaya devam ederse sürdürülebilirliği olmayacaktır. Bu gidişat, bir taraftan içeride tarımsal enflasyonu artırma etkisi yaratırken diğer taraftan da tarımsal ihracat ölçeğimizi güdük bırakmaya devam edecektir” dedi. Ali Çandır, 9 aylık tarımsal ihracat rakamlarını değerlendirirken, ülkedeki yüzde 21’lik artışa karşı Antalya’nın tarım ihracatının yüzde 38 artış kaydettiğini belirtti. Bu artışta yaş sebze meyvenin payının geçmiş döneme göre azaldığına dikkat çeken Çandır, “Buna rağmen yaş sebze meyve ihracatımız geçen yıla göre ilk dokuz ayda miktarda ve tutarda yüzde 13 civarında artmıştır. Yaş sebze miktarı yüzde 25 artarken ihracat tutarı yüzde 22 artmış yaş meyve ihracat miktarı ise geçen yıla göre yüzde 3 azalırken tutarda yüzde 2’lik artış yaşanmıştır. Yaş sebzenin birim fiyatı 2020 yılında 82 cent’den 2021 yılında 80 cent’e düşmüştür. Yaş meyvede ise 95 cent olan birim fiyat 1 dolara yükselmiştir” dedi. TARIM KÜÇÜLÜYOR Tarımın kent ve ülke için stratejik önemini vurgulayan Başkan Ali Çandır, “Son iki yıldır sektörümüzün stratejik konumunu anlamayan kalmadı diye düşünüyorum. Ancak son açıklanan rakamlar, sektörümüzün yarattığı katma değerin hala istenen yönde büyümesine işaret etmemektedir. Aksine katma değer pastamız dışa bağımlı girdi yapımız dolayısıyla giderek küçülmektedir” dedi. Tarımın büyüme sorununun 2021 yılı ikinci çeyreğinde de kendisini gösterdiğini kaydeden Çandır, “Son 24 yılın ortalama ikinci çeyrek büyümesinden yüzde 25 daha düşük büyüyebilen sektörümüzün acilen büyüme ivmesinin artırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü önümüzdeki dönem, tüm dünyada tarımsal üretim ve ticari faaliyetlerin birincil stratejik alan olarak kabul edilip hareket edileceği bir dönem olacaktır. Bu gidişatta önemli bir yer almak zorunluluğumuz bulunmaktadır. Bu gidişata duyarsız ve çaresiz kalmamız düşünülmemelidir” diye konuştu. İKLİM ANLAŞMASI KREDİSİNİ DOĞRU KULLANALIM “Yeşil Mutabakat”la ilgili Paris İklim Anlaşmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Çandır, “Böylece ülkemiz anlaşmayı imzalayan 192. ülke olarak resmi bir taraf olmuştur. Bu taraf olma sonucunda da Dünya Bankası’nca ülkemizin uyumu için 3,1 milyar avroluk kredi sağlanacaktır. Bu fonun doğru kullanımının geleceğimiz için çok önemli olduğunu bu fırsatla paylaşmak isterim” dedi. Bu yıl iklim değişikliğine uyum, karbon ayak izi ve yeşil mutabakat ile ilgili Borsa ve Tarım Konseyi olarak 8 panel düzenlediklerini, Kasım’da “Yeşil Mutabakat Yolunda Antalya’da Tarımsal Atık Yönetimi” isimli dokuzuncu paneli düzenleyeceklerini bildiren Çandır, “Sizleri ve sektörümüzde bulunan herkesi bu panelleri takip etmeye davet ediyorum. Panellerimizi Borsamızın Youtube hesabımızdan takip edebilirsiniz” dedi. YÖREX REKORU ATB Başkanı Başkanı Ali Çandır, 11.YÖREX’i 76 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden 113 oda ve borsa, 16 kalkınama ajansı, 83’ü kadın kooperatifi olmak üzere 150 kooperatif ile toplam 650’nin üzerinde katılımcı ile gerçekleştirdiklerini belirtirken, YÖREX’i 5 günde 342 bin 496 kişinin ziyaret ettiğini söyledi. E-ticaret siteleri ve perakende zincirleriyle katılımcılar arasında 1000’in üzerinde iş görüşmesi gerçekleştiğini, coğrafi işaretlerle ilgili seminer düzenlendiğini, e-ticaret siteleri tarafından da eğitimler verildiğini belirten Çandır, “Bu fırsatla sürdürülebilirliğin önemine tekrar dikkat çekmek istiyorum. Coğrafi işaretli yöresel ürünlerimizin ekonomiye kazandırılmasının öneminin her geçen gün daha geniş kesimlerce fark edilmesinde etkisi büyük olan YÖREX’in düzenlenmesinde emeği geçen ve bizlere destek olan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. CANLI KENT ANTALYA Antalya’nın Ekim ayında kültür sanat faaliyetlerinin yoğun olarak yaşandığı canlı bir şehir olduğunu belirten Ali Çandır, 58.Altın Portakal Film Festivali ardından 6.Kaleiçi Old Town Festivali, 11. Antalya Kitap Fuarı 11.YÖREX ve Antalya Kadın Kooperatifleri Festivali’nin yanı sıra Antalya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen ‘Şairler Neden Resim Yapar’ başlıklı serginin açılışının şehri hareketlendirdiğini söyledi. Çandır, “Düzenlenen etkinliklerde binlerce insan şehrimize gelerek Antalya’yı yakından tanıma fırsatı buldu. Ülkemizin vitrini Antalya’nın tarımın, turizmin ve ticaretin yanı sıra sanatsal ve kültürel etkinliklerle anılması son derece memnuniyet vericidir. Bu tür etkinliklerin artırılmasını, yıl boyuna yayılmasını ve daha çok insanımızı kucaklamasını diliyorum” diye konuştu. Başkan Çandır, Cumhuriyetin kuruluşunun 98’inci yılını kutlarken, “Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyorum” dedi. Meclis’te üyeler sektörleriyle ilgili bilgi verirken, beklentilerini dile getirdi.  

Detaylar...

YÖREX ZİYARETÇİ REKORU KIRDI
TÜRKİYE’NİN EN SEVİLEN FUARI YÖREX’İ 5 GÜNDE 342 BİN KİŞİ ZİYARET ETTİ Antalya Ticaret Borsası (ATB) tarafından bu yıl 11`incisi düzenlenen ve 300 bin bin ziyaretçi hedefiyle 20 Ekim’de açılan Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i 5 günde 342 bin 496 kişi ziyaret etti. Antalya Ticaret Borsası’nın TOBB’un desteğiyle bu yıl 11’incisini düzenlediği YÖREX’e bu yıl da ziyaretçi ilgisi yoğun oldu. Türkiye`nin 76 ilinden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti`nden 113 oda ve borsa, 16 kalkınma ajansı, 83’ü kadın kooperatifi olmak üzere 150 kooperatif ile toplam 650’nin üzerinde katılımcının yer aldığı YÖREX’te 342 bin 496 kişi Anadolu’nun el emeği göz nuru yöresel ürünleriyle buluştu. 300 BİN ZİYARETÇİ HEDEFİ AŞILDI Fuarın fikir babası ATB Başkanı Ali Çandır, 2010 yılında `Sizin Oraların Nesi Meşhur` sloganıyla ilki açılan fuarın 24 bin kişi tarafından ziyaret edildiğini anımsattı. Aradan geçen zamanda fuarın büyük kitlelere ulaştığını söyleyen Başkan Çandır, “YÖREX Anadolu’nun buluşma noktası oldu. Yöresel ürünlere ulaşmak isteyenlerin adresi olan YÖREX’e ilginin yoğun olması son derece memnuniyet verici” dedi. ALNIMIZIN AKIYLA TAMAMLADIK Çandır, 10 bin metrekare alanda yöresel ürünlerin sergilendiği YÖREX’in hedef büyüttüğünü kaydederken, “YÖREX`i alnımızın akıyla tamamladık. Türkiye`nin dört bir yerinden yöresel ürünleri ziyaretçilerle buluşturduk. ANFAŞ Fuar Merkezi`nde 10 bin metrekare alanda 5 gün boyunca yöresel ürün şöleni yaşadık. 342 bin 496 kişi fuarı gezdi. Yöresel ürünlerimizin hak ettiği değeri bulması için daha fazla çalışacağız. Her yıl gelişen projemiz sorumluluğumuzu daha da artırıyor” dedi. EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR Çandır, başta TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere YÖREX’e destek veren herkese teşekkür ederken, “Bu yıl kalkınma ajansları YÖREX’e katılımda büyük katkı sağladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mustafa Varank’a destekleri nedeniyle teşekkür ediyorum. Kalkınma ajanslarımıza, oda borsalarımıza, ANFAŞ yönetimine, yerel yönetimlerimize, üreticilerimize, firmalarımıza ve basınımıza, fuarımıza büyük ilgi gösteren Antalya halkına, diğer illerimizden katılan misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diye konuştu. YERELİ ULUSALA TAŞIYACAK GÖRÜŞMELER ATB Başkanı Ali Çandır, YÖREX’te coğrafi işaretli ürünlerin ekonomiye kazandırılması, iş bağlantılarının kurulması amacıyla düzenlenen ikili görüşmelere ilginin yoğun olduğunu kaydetti. Çandır, “Çok sayıda yerel üretici, büyük market zincirlerinin temsilcileriyle TOBB’un organizasyonu ile bir araya geldi. Yerel üretici ile ulusal market zincirleri YÖREX’te çok sayıda görüşme gerçekleştirdi. Çok sayıda iş bağlantısı sağlandı” dedi. YÖRESEL ÜRÜNLERE DİJİTAL PAZARLAMA YÖREX’te -e ticaret sitelerinin yerel ürün üreten ve ticaretini yapanlarla bir araya geldiği belirten Ali Çandır, yöresel ürünlerin -e ticaret üzerinden tüketiciyle buluşturulmasına yönelik görüşmeler gerçekleştirildiğini kaydetti. Çandır, “Yöresel Ürünler Fuarı’mızı hayata geçirirken kıyıda köşede kalmış ürünleri ulusala taşıyalım hedefi koymuştuk. Bu hedefimizde önemli bir yol kat ettik. Katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.  

Detaylar...