Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Mart Nisan 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 1 2
3 4 5 6 7 8 9
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 3.230.173.249
Şuan 33 kişi online
Bugün 574 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 147413
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ANTALYA TİCARET BORSASI 100 YILLIK HAFIZASINI KİTAPTA TOPLADI
Antalya Ticaret Borsası(ATB), 23 Haziran 2020 tarihinde 100. yılını doldurması anısına kitap hazırladı. “1920 Bir Adım, 2020 Bir Asır” mottosuyla basılan kitapta, Borsanın tarihinin yanı sıra kentin tarihsel gelişimi de anlatıldı. Bir asırda tarımsal üretim, ürün desenin değişimi, şehrin ve ülkenin ekonomik evrelerinin anlatıldığı kitapta, Borsa’nın aldığı kararlardan hayata geçirdiği projelere kadar pek çok konu okuyucuya belge ve kaynaklarla aktarıldı. Kurumsal hafızanın geleceğe aktarılması amacıyla hazırlanan kitap, Antalya kent tarihi meraklılarına da ışık olacak nitelikte. “BORSA ÖNCÜ PROJELERE İMZA ATIYOR” Antalya Valisi Ersin Yazıcı kitabın önsözü için kaleme aldığı yazıda, Cumhuriyet tarihinin en köklü kurumları arasında yerini alan Antalya Ticaret Borsası’nın şehre yeni yatırımlar kazandırmak, istihdamı ve gelir düzeyini artırmak adına örnek ve öncü projelere imza attığını belirtirken, “Şehrimizin bir asırlık nadide bir kurumu olan Antalya Ticaret Borsamız, şehrimizin zengin ticaret hayatına ışık tutmaktadır” dedi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Ticaret Borsası’nın şehrin önemine yakışır azim ve gayretle çalışarak ekonomiye değer katan çalışmalar gerçekleştirdiğini kaydederken, “100 yıllık geçmişiyle Cumhuriyet tarihinin en köklü kurumları arasında hak ettiği yerini alan Antalya Ticaret Borsamızın ortaya koyduğu çağdaş vizyonla gerçekleştirdiği faaliyetleriyle iftihar ediyorum” görüşlerine yer verdi. “KENT İÇİN IŞIK OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ” ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, Türkiye’nin en eski 3’üncü Borsası olma özelliğine sahip Antalya Ticaret Borsası’nın kurulduğu günden bu yana sadece ekonomik alanda değil, kenti ilgilendiren her türlü konuda söz sahibi olduğuna dikkat çekti. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya Ticaret Borsası’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşundan 3 ay sonra kurulduğunu belirtirken, “Bir asırlık geçmişinin üzerimize yüklediği sorumluluğun farkındayız. Cumhuriyet tarihinin en köklü kurumları arasında yer almanın sorumluluğuyla başta kentimiz olmak üzere ülkemiz tarımı, ticareti ve ekonomisi için çalışmaya kent için ışık olmaya devam edeceğiz” dedi.  

Detaylar...

ANTALYA BORSA’DAN KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİNE DESTEK
Antalya Ticaret Borsası, Muğla Sıtkı Kocaman Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Saatcı, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Muammer Tilki, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Sarı ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Özlem Şahan Yapıcıer’in hazırladığı “Her Yönüyle Kaz Yetiştiriciliği” kitabının basımına katkıda bulundu. 2. baskısını yapan kitapta, kazın zoolojik sistemindeki yerinden, anatomik ve fizyolojik özelliklerine, yumurta veriminden, bakım ve beslenmesine, kazlardan elde edilen ürünlerden kaz etinden lezzetlere kadar kaza dair bir çok konu ayrıntılı şekilde anlatıldı. KAZ ETİ ÜST KLASMAN TURİZM SEKTÖRÜNDE MİSAFİRLERE SUNULABİLİR Kazın yaklaşık 3 bin yıl önce Mısır’da evcilleştirildiğinin tahmin edildiği belirtilen kitapta, kazla ilgili “Oldukça zekidirler, kolay öğrenirler ve iyi hafızaya sahiptirler” bilgileri paylaşıldı. Kaz yetiştiriciliğinin Anadolu’nun yer yerinde yapılabileceği belirtilen kitapta, daha çok Kars, Muş, Ardahan illeri ile Orta Anadolu ve İç Ege bölgelerinde kaz yetiştirildiği belirtildi. Dünya kaz yetiştiriciliğinde Çin ilk sırada yer alırken, Türkiye yetiştirme yer ve imkanlarına rağmen kaz eti üretiminde 9’uncu sırada yer alıyor. Kaz yetiştiriciliğinin yüzde 25.38’i Kars’ta yüzde 8.58’i Muş’ta, yüzde 7’si ise Ardahan’da yapılıyor. Kitapta, kaz etinin beslenmedeki önemi vurgulanırken, “Kaz etinin özellikle üst klasman turizm sektöründe misafirlere sunulabilecek alternatif ve özel bir ürün olarak değerlendirilmesi, kazcılık sektörüne apayrı bir değer katacaktır” denildi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Borsa olarak tarımın ve hayvancılığın desteklenmesi ve teşvik edilmesiyle ilgili çalışmalar yürüttüklerini ve yapılan çalışmaları desteklediklerini belirtti. Çandır, “Değerli Hocalarımızın hazırladığı ‘Her Yönüyle Kaz Yetiştiriciliği’ kitabını besin değeri yüksek olan ve ülkemizin pek çok yerinde yetişebilecek kaz yetiştiriciliğine öncülük edebileceğini düşünüyoruz. Kitabı hazırlayan değerli ekibe teşekkür ediyoruz” dedi.  

Detaylar...

HASYURT TARIM FUARI`NA PANDEMİ ENGELİ
Finike Belediyesi, Antalya Ticaret Borsası ve Kumuca Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yeniden hayata geçirilmek istenen Finike-Hasyurt Tarım Fuarı pandemi engeline takıldı. Bu yıl 24-27 Mart 2021 tarihleri arasında yapılacağı açıklanan Finike-Hasyurt Tarım Fuarı, korona salgını nedeniyle gelecek yıla ertelendi. Finike-Hasyurt Tarım Fuarı’nın 23-26 Mart 2022 tarihinde yapılması planlanıyor. Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Kumluca Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) Başkanı Murat Hüdavendigar Günay, Finike Belediyesi’nde bir toplantı düzenleyerek, fuarla ilgili gelişmeleri değerlendirdi. Başkan Mustafa Geyikçi, 24 defa düzenlenen ve bir süre ara verilen Finike-Hasyurt Tarım Fuarı’nı 24-27 Mart tarihlerinde düzenlemeyi planladıklarını belirtirken, “Fuarı eski canlılığına kavuşturmayı hedefliyorduk ancak pandemi şartları bizi fuarı ertelemeye yöneltti. TIR Parkı’nda düzenlemeyi planladığımız fuarda hem katılımcıları hem de ziyaretçileri riske etmek istemedik. Bu nedenle erteleme kararı aldık. İnşallah ülkemiz normale döner ve Finike-Hasyurt Tarım Fuarı’nı gelecek yıldan itibaren düzenlemeye başlarız” diye konuştu. ATB Başkanı Ali Çandır, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) takvimine giren Fuarı 6 bin metrekare açık, 6 bin metrekare kapalı olmak üzere toplamda 12 bin metrekare alanda planladıklarını belirtirken, pandemi nedeniyle ertelemek zorunda kaldıklarını kaydetti. Fuara ilginin yoğun olduğunu, özellikle firmalardan ciddi bir talep geldiğini söyleyen Çandır, “Ancak pandemi koşullarında Fuarın sönük geçmesini istemediğimiz için bu sene düzenlemedik. Ses getirecek şekilde iyi bir başlangıç yapmak istedik. İnşallah bu başlangıcı da seneye yapacağız” diye konuştu. KUTSO Başkanı Günay ise fuarın Batı Akdeniz için önemine değinirken, “Firmalar da üreticilerimiz de fuar için çok heyecanlıydı. Fark yaratıcı bir fuar olacaktı. Üreticinin bilgilendirileceği paneller de düzenleyecektik. Seneye yöremize yakışır bir fuar düzenleyeceğiz” dedi.  

Detaylar...

KADİM ŞEHİR HATAY YÖRESEL ÜRÜN ZENGİNİ
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programında medeniyetlerin buluşma noktası olan Hatay’ın yöresel ürünleri ve coğrafi işaretli ürünleri konuşuldu. Gürsel Cingöz moderatörlüğünde online düzenlenen programın bu haftaki konukları, Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin, Antakya Ticaret Borsası Başkanı Ünal Çolakoğlu, Doğu Akdeniz kalkınma Ajansı (DOĞAKA) Genel Sekreteri Onur Yıldız, Hatay Tarım ve Orman İl Müdürü Ergün Çolakoğlu ve Antakya Gastronomi Derneği Başkanı Ünal Kahraman oldu. TAM KADRO YÖREX’TE OLACAĞIZ Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin, Hatay’ın çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir kent olduğunu belirtti. Hatay’ın 10 coğrafi işaretli ürünü olduğunu, coğrafi işaret başvurusu değerlendirilen 10’un üzerinde yöresel ürünü bulunduğunu bildiren Çinçin, 2020 yılında TOBB çatısındaki 365 oda borsa içiresinde Cİ tescilinde 5’inci, başvurusunda ise 3’üncü olduklarını bildirdi. Çinçin, “Yöresel ürünlerimiz ve lezzetli ürünlerimizi bizden sonraki nesillere aktarılmasını sağlamak istiyoruz” derken, künefenin tescili için AB’ye başvurduklarını anımsattı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun coğrafi işaret konusuna öncülük ettiğini, kalkınma ajanslarının bu işi desteklediğini belirten Çinçin, “YÖREX de bu alanda Türkiye’de ses getirdi. ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ deyince Antalya’daki YÖREX aklımıza geliyor. Pandemi nedeniyle geçen yıl ara verildi. Ama en kısa zamanda YÖREX’in tekrarlanacağını ümit ediyorum. Biz de tüm coğrafi işaretli ürünlerimiz ve aday ürünlerimizle tam kadro YÖREX’te olacağız” diye konuştu. Cİ’Lİ 10 ÜRÜN Antakya Ticaret Borsası Başkanı Ünal Çolakoğlu, Hatay’ın yöresel ürünleriyle ilgili bilgi verdi. Antakya carra kebabı, Antakya kağıt kebabı, Antakya küflü sürkü, Antakya künefesi, Antakya sürkü, Antakya tuzlu yoğurdu, Dörtyol mandarini, Hatay defne sabunu, Hatay ipeği, Samandağ ney’inin coğrafi işaret tescili aldığını belirten Çolakoğlu, coğrafi işaret alabilecek çok sayıda daha yöresel ürüne ev sahipliği yaptıklarını kaydetti. Doğu Akdeniz kalkınma Ajansı (DOĞAKA) Genel Sekreteri Onur Yıldız, kadim kent Hatay’ın yöresel ürün zenginliğine dikkat çekerken, ajans olarak coğrafi işaret konusunda öncülük ettiklerini kaydetti. GASTRONOMİ ŞEHRİ HATAY Antakya Gastronomi Derneği Başkanı Ünal Kahraman, Hatay mutfağının 600 yemek çeşidiyle UNESCO Gastronomi Şehri listesine girdiğini belirtti. Sadece tatlı alanında 217 çeşit lezzete sahip olduklarını belirten Kahraman, “Lezzet konusunda Türkiye’de önemli bir yere sahibiz. Hatay zeytin cenneti, peynirleri çok önemli yere sahip. 13 medeniyet, baharat yolu, ipek yolu, tarihimizden denizimizden, ovamızdan, nehirlerimizden insanımızdan aldığımız güçle muhteşem lezzetler ve yöresel ürünlere sahibiz” dedi. Hatay Tarım ve Orman İl Müdürü Ergün Çolakoğlu, Hatay’ın tarımsal çeşitliliği ve verimiyle ilgili bilgi verirken, mandalina üretiminde ikinci sırada yer aldıklarını, narenciyede ülke genelinde önemli bir yere sahip olduklarını anlattı. Çolakoğlu, dünyada defnenin yüzde 90’ını Türkiye’nin yetiştirdiğini, Türkiye’de ise defnenin yüzde 90’ını Hatay’ın yetiştirdiğini söyledi.  

Detaylar...

ŞEKER KAMIŞINDAN ENERJİ ÜRETİMİ ONLİNE DERSTE ANLATILACAK
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde tarımsal eğitimin pandemi döneminde de kesintisiz devam etmesi için yürütülen eğitim programı “Biyoyakıt Bitkiler” başlıklı eğitimle devam ediyor. Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Cemil Koyunoğlu tarafından verilecek eğitim 20-28 Mart tarihleri arasında 4 oturumda gerçekleşecek. Online eğitim ücretsiz olacak, eğitimin ardından yapılacak sınavda başarılı olan katılımcılara sertifika verilecek. BİTKİDEN YAKIT ÜRETİMİNİN MALİYETİ VE TEKNOLOJİSİ BU EĞİTİMDE Cemil Koyunoğlu, ilk derste Türkiye’de enerji bitkisi yetiştiriciliğinin önemi, biyokütle enerji potansiyeli, elektrik piyasasında yenilenebilir enerji yatırım uygulamaları, yenilenebilir enerji kaynakları destek mekanizmaları, Türkiye’de biyokütle tesisi, iklim değişikliği için yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını anlatacak. Koyunoğlu, tatlı darı, şeker kamışı, aspir, kolza, jojoba, jatropha, dallı darı, filotu gibi ürünlerin biyoyakıt olarak kullanımıyla ilgili bilgi verecek. Biyokütle enerjisi için teknolojiler ve biyodizel maliyet hesabını da anlatacak olan Cemil Koyunoğlu, bitkisel atıklar ile deniz ve nehir yosunlarından üretilen yakıtlar ve kimyasallarla ilgili bilgi verecek. DÜŞÜK MALİYETLİ ENERJİ Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Anadolu’nun bitki çeşitliliği bakımından zengin bir bölge olduğunu belirtirken, birçok alanda kullanılan bitkilerden bazılarının enerji üretiminde değerlendirilebildiğine dikkat çekti. Türkiye’de enerjinin yüksek maliyetli olduğunu söyleyen Çandır, yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilerek, daha düşük maliyetle enerjiye ulaşımın sağlanabileceğini kaydetti. Çandır, düzenledikleri eğitim programında da bitkilerden enerji üretimiyle ilgili bilgilerin paylaşılacağını belirtirken, “Üreticiye yol gösterici bir eğitim olmasını diliyorum” dedi. ULUSLARARASI EĞİTİM Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, “Biyoyakıt Bitkiler” eğitimine 1300 başvuru aldıklarını bildirirken, KKTC, İran, Tacikistan, Suriye, Somali, Azerbaycan, Çad, Bulgaristan, Burkina Faso, Fransa, Ürdün, İngiltere, Avusturya, Katar, ABD’den de başvuruların olduğunu kaydetti. Biyoyakıt üreten çiftçiler, yatırım yapmak isteyen girişimciler, çiftçi eğitim ve yayım faaliyetlerinde kullanmak isteyen mühendislere kadar geniş bir kitlenin eğitime katılacağını belirten Karaca, “Tarımsal eğitimlerimize katılımın yüksek olması bizi daha çok motive ediyor. Tarımsal üretimde ihtiyaç duyulan teknik bilgiyi sektöre sunmak istiyoruz. Üreticiye rehberlik edecek eğitimlerimiz devam edecek” diye konuştu.  

Detaylar...

TARIMSAL VERİMDE TEHLİKE ÇANLARI
  BM Gıda ve Tarım Örgütü Ekonomi ve Yatırım Danışmanı Doç. Dr. Barış Karapınar, 2050’de 3 derecelik ortalama sıcaklık artışının beklendiğini bildirirken, “1 derecelik sıcaklık artışı ortalama yüzde 6 verim kaybına neden oluyor. 3 derece sıcaklık artışında verim kaybının ne seviyede olacağını tahmin edin” dedi. Antalya Ticaret Borsası’nın başkanlığını yürüttüğü Antalya Tarım Konseyi, “Antalya’da İklim Değişikliği Etkisinde Tarımda Yenilikçi Yaklaşımlar ve Teknoloji Kullanımı” başlıklı Tarım Sohbeti düzenledi. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen toplantıya, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Özertan, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Ekonomi ve Yatırım Danışmanı ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Karapınar konuşmacı olarak katıldı. Umut Özdil yapılan araştırmalara göre, dünyada her 10 kişiden birinin küresel iklim değişikliğini COVID-19 kadar önemsenmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi. Özdil, “Ulusal, uluslararası, yerel, hatta bireysel olarak iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlayalım ki yaşamımızı sürdürebilelim” dedi. 1 DERECELİK ARTIŞ AŞIRI İKLİM OLAYLARINI YÜZDE 300 ARTIRDI Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Ekonomi ve Yatırım Danışmanı, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Karapınar, 140 senede en yüksek sıcaklığın son 20 yılda kaydedildiğini bildirirken, “2020 kayıtlara geçmiş rekor sıcaklığın yaşandığı bir dönem oldu” dedi. Sıcaklığın artmasıyla iklim değişikliğiyle de karşı karşıya olduğumuzu kaydeden Karapınar, “1880’lere göre aşırı iklim olaylarında yüzde 300’lük artış var. Bu artış 1 derecelik sıcaklık artışının yansıması. Biz en az 3-4 hatta 5 derecelik sıcaklık artışıyla karşı karşıyayız. 2050 yılına vardığımızda 3 derecelik ortalama sıcaklık artışı bekleniyor. Artışın karasal alanda 5-6 dereceyi bulabileceği belirtiliyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgede yaz mevsimi için 10 dereceye varan aşırı sıcaklık eğilimleri söz konusu. 1 derecelik artışa bile hazır değilken gerisini siz düşünün” diye konuştu. Dengenin bozulmasıyla hasarın da arttığını belirten Karapınar, “4 milyondan fazla tarımda çalışan insan ve 40 milyon hektar tarım arazisi iklim değişikliğinin tehdidi altında” dedi. 1 DERECELİK SICAKLIK YÜZDE 6 VERİM KAYBINA NEDEN OLUYOR Sıcaklık artışının özellikle tahıl ürünlerinde yoğun verim kaybına neden olduğu uyarısında bulunan Karapınar, “1 derecelik sıcaklık artışı, ortalama yüzde 6 civarında verim kaybına neden oluyor. 3 derece sıcaklık artışında verim kaybının ne seviyede olacağını tahmin edin” dedi. Karapınar, verim düşünce fiyatların artacağına dikkat çekti. Karapınar, iklim değişikliğiyle birlikte bitkilerde görülen hastalık ve zararlı sayısında da artış olacağını belirtti. Karapınar, ürün verimliliği ve fiyatlardaki dalgalanmanın üretici için ciddi sorun olduğunu kaydederken, “Dolar üzerinden büyük yatırımlar yapıp 3 ay sonra ürünü kaça satacağını bilememe de büyük sıkıntı. Gelişmiş ülkelerde risk azaltma yöntemleri var. Bizde de üreticinin korunması ve kurumsal yapıların bunu desteklemesi lazım” dedi. İklim değişikliği ve kuraklığın gıda krizi, göç gibi durumlara neden olduğu, bunun da politik sorunları doğurduğunu belirten Karapınar, Suriye’deki çatışmalar ve Celali İsyanlarını buna örnek olarak gösterdi. Karapınar, doğa merkezli çözümlere gidilmesi gerektiğini vurguladı. ÇİFTÇİNİN FİNANSAL OKUR YAZARLIĞI DÜŞÜK Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Özertan, Türkiye’nin 12 bin yıldır tarım yapılan bir bölgede olduğunu ancak değişime ayak uyduramazsa var olan hazinesinin bir işe yaramayacağını söyledi. Ülkemizde çiftçi eğitiminin düşük seviyede olduğunu, uygulamalı alanlarda üretilen bilginin çiftçiye aktarılmasında zorluk yaşandığını kaydeden Özertan, “Finansal okur yazarlığımız ülke seviyesinde düşük, tarım sektöründe ise bu çok daha düşük seviyede” dedi. VERİMSİZ TARIM SİSTEMİMİZ DEĞİŞMELİ Tarımda dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer almamıza rağmen, verimsiz tarım sisteminin Türkiye’nin en büyük sorunu olduğunu kaydeden Özertan, “Verimi nasıl artırırız buna bakmalıyız. Türkiye’deki seralardan yüzde 90’ından fazlası naylon sera. Kuvvetli bir hava olayında üreticinin bütün emeği, maddi manevi bütün yatırımları uçup gidiyor. Her sene bunu yaşıyoruz” diye konuştu. Nüfusun artması, aşırı iklim olaylarının sıklığı ve şiddetinde yaşanan değişikliklerin üretimin üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu belirten Özertan, “Türkiye olarak sermayeyi yedik, artık yapısal problemlerimizi çözmek zorundayız. Tarım verimsiz bir sektör, çiftçi yeteri kadar para kazanmıyor, tarımda örgütlenme zayıf, kırdan kente göçle başa çıkamıyoruz, finansmana erişimdeki zorluğu 50 senedir konuşuyoruz ve çözmeye çalışıyoruz. Değişime önayak olacaksak vizyoner ve yapıyı değiştirmeye yönelik politikalar ortaya koymalıyız” diye konuştu.  

Detaylar...

PANDEMİ DÖNEMİNDE UZMANINDAN BADEM EĞİTİMİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen Pandemi Döneminde Eğitim Programları, badem yetiştiriciliği eğitimi ile devam ediyor. Koronavirüs döneminde tarımsal eğitim faaliyetlerini etkin ve sürdürülebilir hale getirmek amacıyla başlatılan ve tüm hızıyla devam eden tarımsal eğitim programlarına ilgi yoğun. A’DAN Z’YE BADEM EĞİTİMİ Online düzenlenen, ücretsiz ve belgeli bademe eğitim programı, 16-25 Mart tarihleri arasında 4 oturumda yapılacak. Eğitiminde ilk dersi Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Okay, dünya ve Türkiye’de badem üretimi, ekolojik istekleri, döllenme biyolojisini anlatacak. 16 Mart’ta Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ajlan Yılmaz, bademde bahçe tesisi ve kültürel uygulamalar hakkında bilgi verecek. 23 Mart’taki eğitimde Adıyaman Sert Kabuklu Meyveler Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ela Tohumcu bademde hastalıklar ve mücadelesini anlatacak. Eğitimin son günü 25 Mart’ta Adıyaman Sert Kabuklu Meyveler Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Ziraat Yüksek Mühendisi Öznur Çağlar, badem zararlıları ve mücadelesini anlatacak. TARIMDA EĞİTİM SEFERBERLİĞİ Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, pandemi döneminde düzenledikleri eğitimlerde sütten ekmeğe, komposttan kiraza, tıbbi aromatik bitkilerden peynire çok geniş alanda binlerce kişiye eğitim verdiklerini belirtti. Gelen talep doğrultusunda badem yetiştiriciliğini de gündeme aldıklarını söyleyen Çandır, “Tarımsal eğitimin önemine inanıyoruz ve bunun için eğitim seferberliği düzenledik. Binlerce kişi eğitimlerimize katılarak yaptığı işi daha bilinçli ve verimli yapmaya başladı. Eğitimlerimiz devam edecek” diye konuştu. 1400’ÜN ÜZERİNDE BAŞVURU Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, badem eğitim programına ilginin yoğun olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken, “Eğitime 1400’ün üzerinde başvuru oldu” dedi. Karaca, Almanya, KKTC, Moldova, Yunanistan, Kazakistan, Bulgaristan, Suudi Arabistan, Ürdün gibi ülkelerden de başvuru geldiğine dikkat çekti. Badem üretimine ilginin her geçen gün arttığını belirten Karaca, “Birçok üretici bu konuda yatırım yapmak istiyor. Üreticilerin bahçe kurulumundan yetiştirmeye hata yapmasını engellemek, çiftçilerimizin gelirlerini artırmak ve meslektaşlarımıza bu konuda ihtiyaç duyduğu bilgiyi vermek amacıyla bu eğitimi düzenledik” diye konuştu.  

Detaylar...

KÖYLÜNÜN SUYUNA SAYAÇ BAĞLANDI YAŞAM MALİYETİ ARTTI
Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğinde Kırsal Mahalleler Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım moderatörlüğünde online düzenlenenen toplantıya, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, Demre Belediye Başkanı Okan Kocakaya, Antalya Muhtarlar Derneği Başkanı Nazif Alp ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk konuşmacı olarak katıldı. Ali Ekber Yıldırım, mahalleye dönüştürülen köy ve beldelere belirli şartları sağlamak ve başvuru yapmak koşuluyla tekrar kırsal mahalle olma hakkı getirildiğini ancak düzenlemeyi kamuoyunun yeterince bilmediğini, konuya açıklık getirmek için böyle bir toplantının düzenlediğini kaydetti. Antalya’nın birçok konuda olduğu gibi bu konuda da öncülük ettiğini söyleyen Yıldırım, toplantıyı düzenleyenlere teşekkür etti. ESKİ KÖYE YENİ STATÜ ATB Başkanı Ali Çandır, kır kent eşgüdümünü artırmak, kırsalda altyapı ve donanım hizmetlerini geliştirmek, kırsala mali kaynak aktarmak, kırsalın refahını artırmak ve tersine göç yaratmak gibi hedeflerle çıkarılan 6360 Sayılı Yasa ile İl Özel İdaresi ve köylerin tüzel kişiliklerinin ortadan kaldırıldığını, köyleri ilgilendiren konularda muhtarlıkların dava açma ve davaya katılma haklarının ortadan kaldırıldığını, köylerin başta tarım arazileri ve meraları olmak üzere gayrimenkullerinin belediyelere devredildiğini hatırlattı. Yasanın çıktığı dönemde Borsa olarak 640 km sahile sahip olan Antalya gibi illerde, ilçelere hizmet götürmenin zorluğu, hizmetlerin aksayacağı, kaynakların telef olacağı, hatta köylerde yaşayan insanların tavuk bile besleyemeyeceğini belirttiklerini anımsatan Çandır, “Ama söylemlerimiz karşılık bulmadı” dedi. Çandır, “Bugün eski köye yeni pozisyon, statü kazandırma gibi bir durumla karşı karşıyayız. Şimdi kırsal mahalle statüsü getiriliyor. Bu olabilir mi, nasıl oluru konunun uzmanlarından dinlemek istiyoruz" diye konuştu. KÖYLÜNÜN SUYUNA SAYAÇ BAĞLANDI Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, köyleri mahalleye dönüştüren 6360 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası çıkmadan önce Akdeniz Belediyeler Birliği Başkanı iken bir toplantı düzenleyerek yasanın sakıncalarını dile getirdiklerini anlattı. Antalya’nın turizmde olduğu kadar tarımda da lider bir kent olduğunu, köylerin mahallelere dönüştürülmesinin tarıma ve kırsal yaşama zarar verdiğini kaydeden Başkan Böcek, “Yasadan sonra köylünün suyuna sayaç bağladı, su bedelli hale geldi. Yasa kırsalda yaşamanın maliyetini artırdı” dedi. Böcek, şimdi yasadan geri adım atılarak mahalleye dönüştürülen köy ve beldelere başvuru yapmak koşuluyla kırsal mahalle olma hakkı tanıdığını belirtirken, muhtarlıkların kırsal mahalle olmak için başvuruda bulunmasını istedi. Böcek, Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak yerelden kalkınma hedefiyle kırsalda yürüttükleri projeler hakkında bilgi verdi. BİR GECEDE KÖYDEN MAHALLEYE Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, 6360 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası’na bin yıllardır sürdürülen köy kültürünün ortadan kaldırılması, mülkiyet haklarının ortadan kaldırılması gibi gibi nedenlerle daha başından itibaren karşı çıktığını anlatırken, yasayı çıkaranların büyük bölümünün de yasadan haberi olmadığını söyledi. Gülçubuk, 2012’de bir gecede 16 bin 220 köy ve 1053 kasabanın bir gecede mahalleye dönüştürüldüğüne dikkat çekti. KIRSAL NÜFUS AZALDI Yasanın uygulandığı 30 büyükşehire yönelik anket çalışması yaptıklarını bildiren Gülçubuk, “Hiçbirinden yasanın olumlu geri dönüşünü almadık” dedi. 2011’de kırsal nüfus toplam nüfusun yüzde 23.2’si iken, 2020’de yüzde 7’ye düştüğüne dikkat çeken Gülçubuk, “Gelinen noktada kır nüfusu azaldı, kentleşme arttı, kırda oturan kentli arttı, kentte yeni kır sınıfı ortaya çıktı. Kırsalda yaşamanın maliyeti arttı. Kırsalda yaşam maliyeti artınca yeni göç dalgasıyla karşı karşıya kaldık” diye konuştu. Gülçubuk, büyükşehirlerin bütçesiyle bütün köylere hizmet götürmesinin zorluğunu da vurguladı. KÖYE DÖNÜŞ İÇİN IŞIK Yeni düzenleme ile mahallelere kırsal mahalle olmanın yolunun açıldığını belirten Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, “Kırsal mahalle olan yerleşim alanları, vergi, su bedeli ve bazı harçlardan muaf olacak veya indirim uygulanacak. Emlak vergisinden muaf olacak, bu yerlerde ticari sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan bina, arsa, arazi için emlak vergisi yüzde 50 indirimli uygulanacak. Bina inşaat harcı ve imarla ilgili harçlar alınmayacak, alınması gereken diğer vergi, harç ve harcamalara katılma payları yüzde 50 indirimli uygulanacak. Bu düzenlemeden kırsaldaki bütün mahalleler yararlanmalı. Bunun için muhtarlıkların başvurusu gerekli” diye konuştu. Gülçubuk, kırsal mahalleye dönüşen yerlere büyükşehir belediyesinin hizmet götürmeye devam edeceğini vurguladı. Mahallelerin kırsal mahalle statüsü almak için önce ilçe belediyelerine başvurması gerektiğini, ilçe meclisinden alınacak kararın ardından konunun büyükşehir belediye meclisine geleceğini söyleyen Gülçubuk, “Meclis 90 gün içinde başvuruya yanıt vermeli. Şimdiye kadar yapılan başvuruların yüzde 85-90’ı olumlu sonuçlandı. Belediyeler kırsal mahalleye dönüşümü kolaylaştırmalı” dedi. BAŞKANLARA ÖNERİ Gülçubuk, belediye başkanının tarıma verdiği önemin bu dönemdeki önemine dikkat çekti. Belediyelerde kırsal meclis ya da kırsal kalkınma konseyi oluşturulabileceğini, köylere ait taşınmazların dokunmaması ve halk yararına kullanılmasını, çiftçiye üretim maliyetini düşürecek katkılarda bulunabileceklerini söyleyen Gülçubuk, kırsalda üretilen ürünlerin katma değerini artırıcı girişimlerde bulunulması, kırsala altyapı hizmetlerinin düzenli götürülmesi, kentteki sosyal olanakların kırsala taşınması gibi hizmetler yapılabileceğini söyledi. KÖY MALLARININ TEKRAR KAZANIMI İÇİN DAVA FORMÜLÜ Demre Belediye Başkanı Okan Kocakaya, Antalya’nın üretimin ve tarımın merkezi olduğunu belirtirken, yasadan en çok kendi bölgelerinin etkilendiğini söyledi. “Tarımı göz ardı edemeyiz. Biz köylüye destek olmalıyız ki üretsinler” diyen Kocakaya, yasanın çıkmasıyla belediyelere devredilen köyün ortak mal ve mülkleri tekrar alabilmeleri için hukuki sürece bakıp, bu konudaki davalara öncülük edebileceklerini söyledi. KÖYLÜLERİN MALINI VERİRKEN SIKINTI YAŞIYORUZ Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, köylerin mahalleye çevrilmesinin başından beri yanlış bir karar olduğunu söyledi. Genç, belediyeye geçen köy mallarını kooperatiflere vermek istediklerini ancak Satıştay ile karşı karşıya kaldıklarını bildirdi. İlçede 12 mahallenin kırsal mahalle olmak için başvurduğunu, belediye meclisinden taleplerin onaylandığını bildiren Genç, “Tarım ve hayvancılığı ilçemizde nasıl geliştiririz bununla ilgili ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Üreticiyi koruma yönünde kararlar alıyoruz” dedi. 2 KOYUNLA GEÇİNEN KÖYLÜ FATURALARLA BAŞ EDEMEZ Muhtarlar Derneği Başkanı Nazif Alp, köyden mahalleye dönüştürülen köylerde üretimin aksadığını belirtirken, “Komşusunun şikayet ettiği bir besiciye çevre kirliliği nedeniyle ceza kesiliyor. Böyle bir ortamda kırsaldakiler besicilik yapıp, sütümüzü yoğurdumuzu üretebilir mi?” diye sordu. Yasa ile kırsalda yaşayanların bir çok vergi ve harçla karşı karşıya kaldığını anlatan Alp, “Toroslarda 2 koyunla geçinen köylü faturalarla nasıl baş edecek. Köyler kırsal mahalle olarak da olsa korunmalı. Tarımı kesinlikle kucaklamalıyız, köylümüzü yok saymamalıyız. Köylü bugün, yarın, yarından sonra da lazım. Yasa tekrar ele alınmalı. Buradan sesleniyorum, muhtarlarımız kırsal mahalle olmak için mutlaka başvuruda bulunsun” diye konuştu.    

Detaylar...

TOHUMDAN ATEŞE EKMEK EĞİTİMİ “KİŞİ BAŞI YILLIK 165 KİLOGRAM EKMEK TÜKETİYORUZ”
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde pandemi günlerinde tarım eğitimi kapsamında, “Tohumdan Ateşe Ekmek” eğitimi düzenlendi. Yoğun katılımlı eğitimde, ekmeğin tarihçesinden ekonomik değerine, yaşamımızdaki yerinden sağlıklı ekmek tüketimine birçok konu anlatıldı. TOHUM GEN BANKASINDA 40 BİNDEN FAZLA TAHIL ÖRNEĞİ BULUNUYOR Unlu mamüller marka danışmanı Mine Ataman, ekmeğin tarihçesi hakkında bilgi verirken, einkorn buğdayın kökeninin Diyarbakır Karacadağ eteklerinde bugün de hala yetişen yabani buğday bitkisi olduğunu belirtti. Ataman, ekmeğin Göbeklitepe’de başladığı, “bilge kadın”ın elinde büyüdüğü ve günümüzde beslenmenin en önemli unsunlarından olduğunu kaydetti. Cumhuriyetin kurulmasıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde buğday gen kaynaklarıyla ilgili ciddi çalışmalar başlatıldığını belirten Ataman, 1925 yılından sonra Eskişehir tohum ıslah istasyonunun kurulduğunu ve genetik kaynakların toplandığını anlattı. Ataman, “1935 yılında 18 binin üzerinde farklı tip ve 256 yeni buğday çeşidi belirlendi” dedi. Dünyadaki 8 gen merkezinden 2’sinin Türkiye’de olduğuna dikkat çeken Ataman, “Türkiye, 23 yabani buğday türünün ve 400’den fazla kültüre alınmış buğday çeşidini ev sahibi. Tohum gen bankalarında 40 binden fazla tahıl örneği bulunuyor. Dünyaya tohum ihraç eder hale geldik. Buğday ve tahıl, gen biyoteknolojisi çağın yeşil altını olarak ifade ediliyor. Geleceğin altını tahıl. Genetik kaynaklardan elde edilen biyoteknolojik ürünlerin yıllık değeri 800 milyar dolar” diye konuştu. ANADOLU’NUN BUĞDAYI DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE YOK Türkiye’nin yıllık ortalama 20 milyon ton buğday ürettiğini, 8 milyon ton da buğday ithal ettiğini belirten Ataman, “Üretimimiz Avrupa’dan az gibi görünebilir ama Anadolu’da üretilen buğdayın aromatik değerleri, fenolik bileşenleri, antioksidan değerleri dünyanın hiçbir yerinde yok” dedi. 2.7 milyar ton olan dünya tahıl üretiminin yüzde 28’inin buğdayın oluşturduğunu kaydeden Ataman, “451 milyon ton olan tahıl ihracatının yüzde 42’sini buğday. 220 milyon hektar olan dünya buğday ekim alanlarının ortalama yüzde 2 artması bekleniyor. 2021 için öngörülen rakam 764 milyon ton. ‘Ekmek yemeyi bıraktık diyoruz’ ama dünyada tahıl üretimi azalması gerekirken artıyor. Dünya tarıma yatırım yapıyor. Bizim dikkatli olmamız lazım. Her türlü tahıla sahip çıkmalıyız” diye konuştu. KİŞİ BAŞI EN ÇOK EKMEK TÜKETEN ÜLKEYİZ Kişi başı en çok ekmek tüketen ülke olduğumuzu bildiren Ataman, “Kişi başı yıllık ekmek tüketimi 165 kilogram. Değeri 180 ise TL. Ekmek sektörü 7 milyar dolarlık bir pazar, bunun yüzde 95’e yakınını ise paketsiz ekmek oluşturuyor. Bir evde bir kişi bir yıl boyunca pizzadan bisküviye, pastadan simide kadar bütün unlu mamulleri göz önüne aldığımızda yaklaşık 5 bin TL’lik tahıl tüketiyor. Unlu mamullerde 50 milyar dolarlık üretim var, bunun yüzde 90’ı ise yerli. Yeni aslında ekmek meselesi memleket meselesi” diye konuştu. GÜNDE 10 MİLYON EKMEK ÇÖPE Ekmekte ciddi bir israf olduğunu söyleyen Ataman, üretimdeki payı yüzde 80 olan klasik ekmekte israfın yüzde 8- 10, çeşit ekmekte yüzde 6-8, paketli ekmek yüzde 4-5 israf olduğunu bildirdi. Atamana, “Ülkemizde günlük ortalama 100 milyon ekmek yapılır. Günde 10 milyona yakın, yılda 3.6 milyar ekmeği israf ediyoruz” dedi. KARBON SALINIMI DÜŞÜK EKMEK İyi ekmeğin nasıl olması gerektiğini de anlatan Ataman, “İyi tahıl kullanılmalı, tam tahıldan ve ekşi maya ile yapılmış olmalı, kişiye göre seçilmeli, kalorisi ve glisemik indeksi düşük olmalı, vitamin protein bakımından zengin olmalı. Karbon ayak izi düşük olmalı” dedi. Mine Ataman, workshopta ekşi maya tarifleri verirken, 3 farklı tahıldan siyez ekmeği, buğday ekmeği ve ciabatta ekmeğinin yapımını anlattı. Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Thomas Zimmermann, “Toprağı işleyen ekmeği dişler” başlıklı derste neolitik çağda tarımı ve buğday üretimini anlattı.  

Detaylar...

KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA ÖNEM VERMİYORUZ
Antalya Ticaret Borsası (ATB) “Ticaret Hayatında Kişisel Verilerin Korunması” başlıklı bilgilendirme toplantısı düzenledi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil Bülbül’ün ev sahipliğinde online düzenlenen toplantıya Avukat Ozan Genco Gürgöz ile Avukat Ayşe Barış konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda, kişisel verilerin işlenmesinde dikkat edilecek durumlar, kişisel verileri işleyen kişilerin yükümlülükleri ile hak ihlali durumundaki yaptırımlar anlatıldı. KİŞİSEL VERİ İZİNSİZ PAYLAŞILAMAZ Avukat Ozan Genco Gürgöz, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) 2016 yılında yürürlüğe girdiğini belirterek, kişisel verinin sadece ad, adres değil, dininden parmak izine, fotoğrafından e mail adresine, ateşinden kan grubuna kadar kişiyle ilgili her türlü bilgiyi kapsadığını kaydetti. Bunların izinsiz paylaşılamayacağını söyleyen Gürgöz, “Özel hayata önem veren bir toplum değiliz. Kişisel verilerin korunmasına yeterince önem vermiyoruz. Teknoloji geliştikçe işlenen kişisel verilerin sayısı binlerce kat arttı. Sağlık verisi en çok paylaşılan verilerden. Ancak bu çok sakıncalı. COVID’le mücadele ederken kişisel verilerin açıklanmasına izin vermemeliyiz. Bu konuda dikkatli olmalıyız” dedi. KVKK’nın kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını öngördüğünü vurgulayan Gürgöz, kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları konuları anlattı. VERİ İŞLEMEDE CİMRİ DAVRANIN Avukat Ayşe Barış, bir veriyi kaydetmek için kişiden açık rıza alınması gerektiğini anlatırken, özellikle yurtdışı ile iş yapan bir firmaların çalışanlarıyla ilgili bilgileri ancak çalışanın izni dahilinde paylaşabileceğini söyledi. Barış, “Çalışanlardan açık rıza almak zorundasınız çünkü yurt dışı veri aktarımı yapıyorsunuz” dedi. Veri sorumlularının yükümlülüklerini anlatan Barış, siber güvenliğin sağlanması, kişisel veri güvenliğinin takibi, ortam güvenliğinin sağlanması, verilerin bulutta depolanması, bilgi teknolojileri sistemleri tedariği, geliştirilmesi ve bakımı, kişisel verilerin yedeklenmesinde dikkat edilecek konularla ilgili bilgi verdi. Barış, veri sorumlularının veriyi saklama ya da imhası konusunda politika oluşturması gerektiğini belirtirken, “İşiniz kapsamına yetecek kadar bilgi toplayın, kişisel verilerini güvenli ortamda saklayın, topladığınız bilgileri sadece toplama amacı için kulanın, e postalarda uyarı metni bulundurun, veri işlemede cimri davranın, bir gün işime yarar diye veri toplamayın” uyarılarında bulundu. Ayşe Barış, yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık bilançosu 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları ile yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 30 Eylül 2020’ye kadar Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) kayıt olması gerektiğini ancak bildirim halinde onlar için sürenin uzatılabileceğini belirtti. Barış, yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık bilançosu 25 milyon TL’den az olup ana faaliyet konusunda özel nitelikli kişisel veri işleme olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının, kamu kurum ve kuruluşlarının veri sorumlularının 31 Mart’a kadar VERBİS’e kayıt olması gerektiğini söyledi.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI ŞUBAT AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Şubat ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerlerinin değişimleri, 2021 Şubat ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Şubat ayında miktar endeksleri bir önceki aya göre (aylık) domateste % 1.66, sebzede % 0.20 ve meyvede ise % 12.58 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise miktar domateste % -25.58, sebzede % -32.96 ve meyvede ise % -31.12 azaldı. Şubat ayında fiyat endeksleri bir önceki aya göre domateste % 11.17 ve sebzede % 13.96 artarken, meyvede % -2.60 azalış gösterdi. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) fiyat endeksi domateste % -17.94, sebzede % -6.66 azalırken, meyvede % 32.74 arttı.   Domates miktar endeksinde son 6 yılın Şubat aylarındaki rekor yıllık değişim bu ay % -25.58 azalışla gerçekleşirken, fiyatta 2016 yılından sonraki en yüksek düşüş % -17.94’lük azalışla bu ay gerçekleşti. Sebze miktar endeksinde son 6 yılın Şubat aylarındaki rekor yıllık değişim % -32.96 azalışla bu ay gerçekleşti. Fiyat endeksinde 2016 yılından sonraki en yüksek düşüş ise % -6.66’lık azalışla bu ay yaşandı. Sebzede domatesin aksine daha yüksek bir miktar azalışına göre daha düşük bir fiyat azalışı gerçekleşti. Meyve miktar ve fiyat endekslerinde ise arz talep ilişkisi, miktardaki azalışa karşılık fiyatta artış şeklinde gerçekleşti. Son 6 yıllık Şubat ayı gerçekleşmelerine göre, miktarda % -31.12’lik azalış ve fiyatta % 32.74’lük artış ile 2021 yılı Şubat ayı meyvede rekorlar ayı oldu. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki şekillerdeki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre domates işlem miktar endeksi Şubat ayında % 1.66 artış gösterirken, işlem fiyatı endeksi bir önceki aya göre % 11.17 arttı. Aylık değişimde, miktar ve fiyat endeksleri önceki 2 yıldan farklı seyirler izledi. Antalya hallerinde işlem gören sebzelerin miktar ve fiyat endekslerindeki aylık değişimlerin seyri, aşağıdaki gibi yansıdı. Buna göre sebze işlem miktar endeksi Şubat ayında % 0.20 ve fiyat endeksi ise % 13.96 arttı. Son 3 yılın Şubat aylarının sebze miktar endeksleri birbiriyle uyumlu bir değişim gösterirken, fiyat endeksleri sürekli artan bir eğilim içerisinde oldu. Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi Şubat ayında % 12.58 artış gösterirken, işlem fiyat endeksinde % -2.60’lık düşüş gözlendi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Şubat ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki 2 yılın değişimlerinden farklı eğilimler gösterdi. Miktarda 2019 ve 2020 yıllarına göre artış yaşanırken fiyatta ise tam düşüş yaşandı.              

Detaylar...

PROFESÖRDEN ÇOBANLIK DERSİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Müdürlüğü, pandemi döneminde tarımsal eğitimi kesintisiz sürdürüyor. Ortaklaşa yürütülen Tarım Eğitim Programı çerçevesinde 6-14 Mart tarihleri arasında Sığır Yetiştiriciliği Eğitimi verilecek. Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi ve Ulusal Süt Konseyi Başkanı Prof. Dr. Muhittin Özder, sığır yetiştiriciliğine dair her şeyi paylaşacak. Süt sığırlarında damızlık seçimi ve sürü yönetimini anlatacak olan Prof. Dr. Özder, dünyada ve Türkiye’de süt sektörü ve sığır ırkları, süt sığırlarında sağım süt üretimi etkileyen unsurlar, süt sığırında bakım sığır besiciliği başlıklarıyla eğitim verecek. Hafta sonları online devam edecek eğitim, ücretsiz ve belgeli olacak. Eğitime katılmak isteyenler Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün web sitesinden kayıt yaptırabilecek. Eğitim youtube üzerinden de canlı yayınlanacak. HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİNDE EĞİTİM ÖNEMLİ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, pandemi günlerinde düzenledikleri tarım eğitimlerine ilginin yoğun olduğunu bildirdi. Hayvancılığın ülke tarımı ve ekonomisi için önemini belirten Çandır, sığır yetiştiriciliğinin de zor ve önemli bir alan olduğunu kaydetti. Tarımla uğraşan kesimin bu işi eğitimli bir şekilde yapmasından yana olduklarını, hayvan yetiştiriciliğinde de eğitimin çok önemli olduğunu vurgulayan Çandır, “Gelen talepler doğrultusunda sığır yetiştiriciliği eğitimi vereceğiz. Eğitimi, alanında çok önemli bir isim olan Prof. Dr. Muhittin Özder verecek. Eğitime katılanların sığır yetiştiriciliğini daha bilinçli şekilde yapacağına inanıyor, katılımcılara başarılar diliyorum” dedi. ÜCRETSİZ, BELGELİ EĞİTİM Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, hayvan yetiştiriciliği ile uğraşanların ve uğraşmak isteyenleri güncel bilgilerle donatmak istediklerini belirtirken, eğitimi bu çerçevede düzenlediklerini söyledi. Karaca, sığır yetiştiriciliği eğitime ilginin yoğun olduğunu kaydederken, eğitime Almanya, KKTC, Suriye, Burkina Faso, Bulgaristan, Çin gibi birçok ülkeden çok sayıda başvuru geldiğini bildirdi. Eğitimin ardından yapılacak sınavda başarılı olan katılımcılara belge verileceğini belirten Karaca, eğitimlerin ücretsiz olduğunu vurguladı.  

Detaylar...