Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Ağustos Eylül 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 3.235.175.15
Şuan 20 kişi online
Bugün 522 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 159393
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

TOPRAĞA YAPTIĞIMIZ BASKI ARTIYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde düzenlenen “Yeşil Mutabakat Sürecinde Antalya’da Bitki Besleme Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı Paneli” çevrimiçi yapıldı. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Akdeniz Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Topcuoğlu, Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhraçatçıları Derneği (GÜİD) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Güneş, GÜİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Uzunoğlu, GÜİD Üyesi Halil Kılıçarslan, ATSO Meclis Üyesi Hakan Pakalın ve Laben Tarımsal Araştırma Laboratuvarı Genel Müdürü Neşet Gürel katıldı. AVRUPA DAHA FAZLA GÜBRE KULLANIYOR Prof. Dr. Bülent Topcuoğlu, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında aşırı gübre kullanımını yüzde 20 azaltılmasını öngördüğünü belirterek, AB ülkeleri ile yoğun ticareti olan ülkemizde bu konuda acilen adım atılması gerektiğini kaydetti. Gübre kullanımının dünyada ortalama dekar başı 14 kilogram, AB’de 15 kilogram iken ülkemizde bu oranın dekarda 9 kilogram olduğunu kaydeden Topcuoğlu, “Avrupa bizden 1.5 kat fazla gübre kullanıyor” dedi. TOPRAK ANALİZİ ŞART Birim alandan daha fazla ürün almak için toprağa yapılan baskının giderek arttığını, bunun da toprakta bozulma ve verimsizleşmeye neden olduğunu söyleyen Topcuoğlu, “Toprağın kalitesini artırmalıyız. Sürdürülebilir üretim, temiz çevre ve insan sağlığı için toprağımızı sağlıklı kılmalıyız” diye konuştu. Topcuoğlu, bu noktada toprak analiz laboratuvarlarına çok iş düştüğünü, analize dayalı uygulamaların şart olduğunu söyledi. GÜBRE FİYATI DAHA DA ARTAR Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) Başkanı Metin Güneş, son zamanlarda gübre fiyatlarının çok konuşulmaya başlandığını belirterek, “Öyle ki aldığımız hammaddeyi artık yerine koyamıyoruz” dedi. Doğalgaz fiyatının artması, navlun fiyatları gibi nedenlerle 2021 yılının başından itibaren gübre fiyatlarında aşırı artışla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Güneş, hammaddeye erişimde de zorluk yaşadıklarını dile getirdi. Pandemide tarımın önemli hale geldiğini, birçok ülkenin gübre ve tarım ürünü ihracatı konusunda kısıtlamaya gittiğini, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin gübre talebinin de artmasıyla arz talep dengesinin bozulduğunu anlatan Güneş, bu nedenlerle gübrede yüzde 40 ile yüzde 150 arası fiyat artışının yaşandığını kaydetti. Önümüzdeki dönemde gübre konusunda tedarik ve fiyatla ilgili sorunların büyüyeceğini söyleyen Güneş, Çin’deki bazı firmaların bakıma girmesi, doğalgazdaki fiyat artışı nedeniyle bazı firmaların üretime ara vermesi gibi nedenlerle gübrede fiyat artışı öngördüklerini, tedarikte de sıkıntısı yaşanabileceği söyledi. 2016’de Türkiye’de 6.7 milyon ton gübre kullanılırken, 2018’de 5.6 milyon ton, 2019’da 6 milyon ton, 2020 yılında 7.1 milyon ton gübre kullanıldığını belirten Metin Güneş, bu yılki kullanımı öngöremediklerini kaydetti. Güneş, “Çiftçinin doğru gübreyi doğru miktarda uygulaması için elimizden gelen fedekarlığı yapmalıyız. Hem bakanlık desteği artırmalı hem de özel sektör elinden gelen desteği vermeli. Bitkisel üretimin en önemli girdisi gübre. Gübre yoksa verim istediğimiz seviyede olamaz” diye konuştu. “TRENİ TERS TARAFA GÖTÜRME ŞANSINIZ YOK” GÜİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Uzunoğlu, nüfusun artmasıyla birlikte bir yandan daha fazla gıda üretimi baskısının arttığını bir yandan da bitki beslemede kullanılan ürünlerin azaltılmasının istendiğini belirtti. İhracatının yüzde 40’ını AB’ye yapan Türkiye’nin Yeşil Mutabakat’ı görmezden gelemeyeceğini belirten Uzunoğlu, “Treni ters tarafa götürme şansınız yok” dedi. GÜİD Üyesi Halil Kılıçarslan, Avrupa’dan daha az gübre kullandığımızı belirtirken, ATSO Meclis Üyesi Hakan Pakalın, Yeşil Mutabakat’a uyumun parmak izi gibi olacağını kaydetti. Laben Tarımsal Araştırma Laboratuvarı Genel Müdürü Neşet Gürel, toprak analizinin önemine dikkat çekerken, üreticinin yüzde 30’unun toprak analizini önemsemediğini, yüzde 20’sinin analizi masraflı bulduğunu, yüzde 20’sinin ise analiz sonuçlarına güvenmediğini söyledi.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR ISPARTADA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde, yöresel ürünleri gündeme getirmek amacıyla düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Isparta oldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Isparta Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Adar, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Volkan Güler, Yalvaç Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yalçın Kurucu konuk olarak katıldı. Cİ’Lİ ÜRÜNLERİN TİCARETİ DAHA KOLAY OLUYOR Isparta Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Adar, Isparta’nın 9 coğrafi işaretli ürünü bulunduğunu belirtirken, bir çok ürünün de coğrafi işaret çalışmasının devam ettiğini söyledi. Müftüzade Gülcü İsmail Efendi tarafından 130 yıl önce Bulgaristan’dan bir bastonun içerisinde getirilen gülün kent ekonomisi için önemini vurgulayan Adar, dünya gül üretiminin yüzde 65’ini Isparta’nın ürettiğini kaydetti. Bölgenin yöresel ürünü haline gelen gülden elde edilen gülyağına borsa olarak coğrafi işaret tescili aldıklarını kaydeden Adar, “Ürünlerimize coğrafi işaret tescili aldıktan sonra ticaretini daha kolay yapar hale geldik” dedi. ISPARTA YÖREX’TE YERİNİ ALACAK Isparta olarak bu yıl yöresel ve coğrafi işaretli ürünleriyle 20-24 Ekim’de Antalya’da düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’te olacaklarını kaydeden Adar, “YÖREX marka haline geldi ve her geçen gün büyüyor. İnşallah bu yıl Isparta olarak YÖREX’e katılacağız. Bir çok oda ve borsamız YÖREX’e katılım, Antalya bizler için buluşma noktası oluyor. Emekleri nedeniyle Ali Çandır Başkanıma teşekkür ediyorum” diye konuştu. Yalvaç Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yalçın Kurucu, Oda olarak Yalvaç Hamursuzu’na coğrafi işaret aldıklarını kaydetti. Gelendost elmasının tescili için da çalışma yürüttüklerini söyleyen Kurucu, bölgenin klimasından kaynaklı meyve kalitesi ve lezzetinin farklı olduğunu kaydetti. Yalvaç olarak yöresel ürünleriyle YÖREX’te yer alacaklarını kaydeden Kurucu, “Tüm halkımızı YÖREX’te Yalvaç standında buluşmaya davet ediyorum” dedi. BAKA YÖRESEL ÜRÜNLERE DESTEK BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, Isparta’nın yöresel ürün zengini olduğunu söyledi. Ajans olarak kırsalın kalkınmasında önemli bir yere sahip yöresel ürünlere yönelik önemli çalışmalar yürüttüklerini anlatan Güler, bölgedeki yöresel ürünlerin turizmi canlandırdığına dikkat çekti. Güler, BAKA olarak kadın kooperatiflerini de desteklediklerini belirterek, yöresel ürünlerin işlenmesinde kadın girişimcilere destek olduklarını kaydetti. Güler, BAKA olarak YÖREX’te yer alacaklarını ve bölgenin yerel, yöresel değerlerini ziyaretçilerle buluşturacaklarını söyledi.  

Detaylar...

SGK İL MÜDÜRÜ`NDEN BAŞKAN ÇANDIR7A ZİYARET
Antalya Sosyal Güvenlik (SGK) İl Müdürü Nejat Deniz, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ı ziyaret etti. Ziyarette sosyal güvenlik sistemi üzerine görüş alış verinde bulunulurken, tarıma özel sosyal güvenlik ve sigorta borçlarının yapılandırılması konuları gündeme geldi. TARIMA ÖZEL SOSYAL GÜVENLİK Tarıma özel sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç olduğunu belirten Başkan Ali Çandır, tarıma özel sosyal güvenlik sisteminin kurulmasıyla tarıma yatırımın ve tarımsal üretimin artacağını kaydetti. Çandır, ziyareti nedeniyle Nejat Deniz’e teşekkür etti. SGK İl Müdürü Nejat Deniz, Borsa’nın çalışmalarını yakından takip ettiğini belirterek, Başkan Çandır ve ekibine başarılar diledi. Deniz, Çandır’a sigorta borçlarının yapılandırılması çağrısını içeren mektup takdim etti. 7326 sayılı yapılandırma kanunu ile SGK’ya Nisan 2021 ve öncesine ait borcu olan işveren ve sigortalılar için borçların yeniden yapılandırılması imkanı sağlandığını belirten Deniz, “Borcunu peşin ödeyenler için hesaplama sonrasında borç aslı dışında kalan tutarın yüzde 90’ı silinecektir” dedi. Deniz, borcun taksitlendirilmesi durumunda da 6,9,12 ve 18 eşit taksitle ödeme planı yapılabileceğini belirtti. SİGORTA YAPILANDIRMASI İÇİN SON GÜN 30 EYLÜL Sigorta borcu yapılandırması için son günün 30 Eylül olduğunu vurgulayan Nejat Deniz, yapılandırma için herhangi bir teminatın istenmeyeceğini kaydetti. Deniz, ilk taksitin ödenmesi durumunda “borcu yoktur” yazısının alınabileceğini, sigorta primi teşvik uygulamalarından yararlanılabileceğini söylerken, “Yapılandırmanın büyük avantajlarından herkesin yararlanmasını istiyoruz” dedi. BAŞVURU İNTERNETTEN DE YAPILABİLİYOR Sigortalıların ve işverenin yapılandırma kanunundan yararlanması süresinin uzatılmasıyla kaçırdığı fırsatı tekrar yakalama şansı bulduğunu söyleyen, yapılandırma için başvuranların sayısının yoğunluğuna dikkat çekti. Deniz, “İşverenlerimiz ve sigortalılarımız bu sürenin uzaması ile birlikte kaçırmış olduğu fırsatı tekrardan yakalamış oldu. Bu süreç içerisinde çok sayıda başvurunun yapıldığını gözlemliyoruz. İşverenlerimiz –e sigorta uygulaması üzerinden sigortalılarımız ise –e devlet üzerinden yapılandırma için başvuruda bulunabilir. İsterlerse posta yolu ile ya da doğrudan SGK müdürlüklerimize başvuruda da bulunabilirler” dedi.  

Detaylar...

TIBBİ AROMATİK BİTKİ SEKTÖRÜ DEĞERLENDİRİLDİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB), tarım sektörünün gelişimini sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. ATB, “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektörü” Sektörel Analiz Toplantısı düzenledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya, ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, ATB 7. Meslek Komitesi üyeleri, BAKA, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM, Orman Müdürlüğü, Ziraat Odası ve sektör temsilcileri katıldı. 200 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ Prof. Dr. Kenan Turgut, tıbbi aromatik bitkilere pandemiden sonra talebin arttığını belirterek, katmadeğeri yüksek ürünler üretilmesi gerektiğini söyledi. Dünyada 200 milyar dolarlık hacme sahip tıbbi aromatik bitki ticaretinden ülkemizin yeterince pay alamadığını kaydeden Turgut, “200 milyar dolarlık pastadan ülkemiz sadece 1 milyar dolarlık bir pay alabiliyor. Potansiyelimiz göz önüne alındığında bu rakamın üzerinde para kazanabiliriz” diye konuştu. Turgut, tıbbi aromatik bitkilerin tarladan işlenmesine kadar sürdürülebilir bir yaklaşımla değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. LAVANTA EKİMİ MODA OLDU ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, tıbbi aromatik bitkilerin kırsal ekonomide önemli bir yere sahip olduğunu vurgularken, kırsalın boşalmasıyla tıbbi aromatik bitkileri toplama konusunda sıkıntı yaşandığına dikkat çekti. Sektörde planlama sıkıntısını da belirten İnan, “Son dönemde lavanta ekimi moda oldu, her yere lavanta dikildi. Şimdi tüccarlara Ege’den Güneydoğu’ya kadar bir çok ilden lavanta teklifi geliyor. Üretim fazlalığı olunca da ürünün fiyatı ve değerlendirilmesi noktasında sıkıntılar başlıyor. Şu an lavanta yağına 400-500 TL’ye alıcı yok. Gelişi güzel destekler sektöre zarar veriyor. Karar vericilerin piyasa analizi yapıp, planlama yapması şart” diye konuştu. YANGIN YERİNE KEÇİBOYNUZU ATB 7. Meslek Komitesi Üyesi Ergin Civan, dünyanın en büyük kekik ihracatçısı olan Türkiye’de en büyük üretimin Denizli’de olduğunu belirtti. İhracatın sürdürülebilir olması için çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen Civan, kekikte rakip ülke sayısının arttığına dikkat çekti. AİLE İŞLETMESİ ÖNEMLİ Tıbbi aromatik bitkilerde doğru ekonomik modelin aile işletmesi olduğunu vurgulayan Ergin Civan, “Bu sektörde en büyük girdi işçilik maliyeti. Aile olarak tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğiyle ilgilenenler diğer ürünlere göre daha fazla para kazanıyor” dedi. Civan, Manavgat’ta yanan alanlara özellikle keçiboynuzu dikimini önerirken, “Zaten keçiboynuzu, defne, kekik bölgenin doğal bitki örtüsü. Keçiboynuzu fiyatı dünyada görülmediği kadar arttı. Mutlaka yanan sahalara dikimi yapılmalı” dedi. MANAVGAT’TA TIBBİ AROMATİK BİTKİ BANDI TALEBİ Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Manavgat’ın keçiboynuzu ve defne konusunda önemli bir yer olduğunu belirtirken, yangında tıbbi aromatik bitki varlığını kaybettiğini belirtti. Manavgat’ta yanan bölgedeki 7 köyde halkın geçiminin defneden sağladığını söyleyen Metin, bölgede köyle orman alanı arasına 500-600 metre bandında keçiboynuzu, defne, kekik ekimi ve dikimini önerdi. Metin, ücretsiz fidan desteği talebinde bulundu. ERKEN HASAT UYARISI Toplantıya katılanlar, tıbbi aromatik bitkilerde tarla üretimine geçilmesini önerirken, erken hasadın tıbbi aromatik bitkilerde kalite ve verim kaybına neden olduğuna dikkat çekti. Toplantıya katılan kurum temsilcileri de tıbbi aromatik bitkilerle ilgili yaptıkları çalışmaları anlatırken, Manavgat yangınından etkilerin alanların tekrar üretime kazandırılması konusundaki çalışmaları hakkında bilgi verdi.  

Detaylar...

TARIMDA GİRDİ FİYATLARI ARTIYOR
Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. TÜİK’in Temmuz ayı tarımsal girdi enflasyonunun aylık yüzde 1.98, yıllık yüzde 29.38 olarak ilan ettiğini belirten Çandır, 12 aylık ortalamalara göre yüzde 19.05’lik artış gerçekleştiğini kaydetti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 27.01, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 29.78 artış gerçekleştiğini belirten Çandır, yıllık en fazla artışın yüzde 62,43 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda olduğuna dikkat çekti. ÜRETİCİ ZARAR YAZIYOR Temmuz ayında Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin (Tarım-ÜFE) aylık yüzde 1.34, yıllık ise yüzde 22.80 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, “Tarım-ÜFE, tarımdaki üreticinin satış fiyatındaki enflasyondur. Olması gereken ve sürdürülebilir olan aylık ve yıllık Tarım-GFE rakamlarının Tarım-ÜFE’den düşük seyretmesidir. Ancak bu durumda tarım üreticisi, varlığını ve faaliyetlerini sürdürebilir. Temmuz ayı rakamları bize gösteriyor ki, tarım üreticisi aylık olarak yüzde 48 ve yıllık olarak ise yüzde 29 zarar yazmıştır. Yani satış fiyatlarındaki artıştan aylıkta yüzde 48, yıllıkta ise yüzde 29 daha fazla girdi maliyeti artışına maruz kalmıştır” değerlendirmesinde bulundu. SÜRDÜRÜLEMEZ Tarımda girdi maliyetleri artışının satış fiyatından yüksek seyrettiğini vurgulayan Başkan Ali Çandır, şunları kaydetti: “Temmuz aylarında Tarım-GFE’nin Tarım-ÜFE’den daha yüksek seyrettiği diğer yıllara baktığımızda sadece 2015 yılında üreticilerin lehine bir oran söz konusu iken diğer tüm yıllarda üreticilerin girdi maliyetlerindeki artışlar, satış fiyatlarındakinden yüksek seyretmiştir. Bu durum üreticiler açısından sürdürülemez bir durumdur. Ocak-Haziran dönemindeki aylarda da geçmiş 7 yılda benzer eğilimler gözlenmiştir. Yani üreticiler diğer aylarda da sistematik olarak daha yüksek girdi maliyetleri artış oranlarına maruz kalmıştır.” TÜKETİCİ ENFLASYONU UYARISI Tarımsal ürünlerle ilgisi olmayan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yi-ÜFE) Temmuz’da aylık yüzde 2.46, yıllık yüzde 44.92 ilan edildiğini, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi’nin ise (Yd-ÜFE) ise Temmuz’da aylık yüzde 0.34, yıllık ise yüzde 41.89 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, “Görüldüğü gibi ülkemizde tarımsal dünya ile ilgili enflasyonlardan ortalama olarak yüzde 72 daha yüksek seyreden tarım dışı üretici enflasyonu hakimdir. TÜFE ve çekirdek enflasyonlardaki sırayla aylık yüzde 1.80 ve yüzde 1.88, yıllık yüzde 18.95 ve yüzde 11.12’lik rakamlar, gelecek için tüketiciler üzerinde, ciddi bir üretici enflasyonu baskısının söz konusu olacağını göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu. TARIM KESİNTİSİZ VE BÜYÜYEREK DEVAM ETMELİ Son 15 yıla göre dünyada tarım ve gıda fiyatlarında artış yaşandığını, diğer emtia fiyatlarında da aşırı yükselme olduğuna dikkat çeken ATB Başkanı Ali Çandır, “Bir taraftan emtiada arz kısıtlamaları, lojistik darboğazları, ihracatı kısıtlayıcı politikalar hüküm sürerken, diğer taraftan da tüm zamanların rekorlarını açık ara kıran para bolluğu da azaltılmaya çalışılmaktadır. Yani küresel gelecek açısından kolay zamanlar bitmektedir. Bizler kolay zamanlarda yaptıklarımızın ya da yapmadıklarımızın bedelini ödemeye hazırlıklı olmalıyız. Bu çerçevede, tarımsal faaliyetlerimizin kesintisiz ve büyüyerek devam etmesini sağlayacak politikaları bir an önce gecikmeden uygulamalıyız” diye konuştu. Tarımsal faaliyetlerde bulunanların maliyet-gelir oranında son 11 yılda ciddi bir zayıflamayla karşı karşıya kaldığını kaydeden Çandır, yılbaşından bu yana açıklanan tarımsal enflasyon rakamlarının da bu zayıflık eğiliminin devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Tarımda gidişatı tersine çevirecek sürdürebilir politikalara ihtiyaç olduğunu söyleyen Çandır, kamunun piyasada etkili bir düzenleme, izleme, denetleme ve iyileştirme politikasını hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı.  

Detaylar...

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞINDA ÖNÜMÜZ AÇIK YETER Kİ DESTEK OLSUN
Antalya Ticaret Borsası (ATB) zeytin hasadı öncesi Zeytin ve Zeytinyağı Sektörel Analiz Toplantısı düzenledi. ATB AR-GE Sorumlusu Çetin Salman moderatörlüğünde düzenlenen toplantıya, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, Muratpaşa Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, ATB Meslek Komitesi Üyeleri, Tarım ve Orman Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, ASAT, BATEM, BAKA, ANTBİRLİK, ATAK, ATSO, BAGEV, ilçe ziraat odalarından temsilciler ile zeytin ve zeytinyağı üreticileri katıldı. EN FAZLA ZEYTİN AĞACI DİKEN ÜLKEYİZ Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, zeytin ağacı sayısını son 15 yılda yüzde 50 artıran Türkiye’nin dünya ölçeğinde en fazla zeytin ağacı diken ülke olduğunu söyledi. Tan, Türkiye’nin zeytin ağacı varlığının 188 milyon civarında olduğunu, zeytin üretiminin de 1 milyon 200 bin ton civarında olduğunu kaydetti. Son 15 yılda zeytinyağı üretiminin artarak 120 bin tondan 200 bin tona ulaştığını kaydeden Tan, “Anavatanı Anadolu olan zeytin misafir gittiği İtalya, İspanya gibi ülkelerde baş tacı edilmiş. Bizde ise kendi evinde misafir gibi. Zeytini tekrar ülkemizde liderlik koltuğuna oturtmak istiyoruz” diye konuştu. ZEYTİN DESTEK BEKLİYOR Zeytinde dünya ikinciliği hedefini anlatan Tan, “Eğer böyle bir hedefimiz varsa zeytinde desteklere devam etmek lazım. Dünyada desteksiz yürüyen zeytincilik yok. AB sadece üretim yardımları bakımından zeytinyağına 1.3 Avro yardım yapıyor. Bu bir kilogram zeytinyağına 10-12 TL destek demek. Bizde ise 11 Kuruş, bir lira bile değil. Bu rakamlarla nasıl rekabet edeceğiz” diye konuştu. Tan zeytin pirim desteğinin en az 5 lira olması gerektiğini söyledi. ANTALYA ZEYTİNDE PARLAYAN YILDIZ Konuşmasında Antalya’nın zeytincilikteki durumunu değerlendiren Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, “Antalya zeytincilikte parlayan bir yıldız” dedi. Türkiye’nin zeytin ağacı varlığının yaklaşık yüzde 3’ünün bulunduğu Antalya’da 5 milyonun üzerinde zeytin ağacı olduğunu, 55 bin ton zeytin üretimi yapıldığını, 9 bin ton da zeytinyağı üretildiğini kaydeden Tan, “Antalya’da ağaç sayısına oranla ülke geneline göre daha fazla zeytin üretiliyor. Genç ağaç sayısı ve verimlilik oranının yüksek olması avantajı” dedi. Antalya’nın coğrafi işaretli Tavşan Yüreği Zeytini’nden elde edilen Tavşan Yüreği Zeytinyağı’nın oleakantal seviyesinin çok yüksek olduğunu, belirten Dr. Mustafa Tan, “Zeytinyağı olarak da coğrafi işaret alabileceğiniz bir ürün” dedi. ZEYTİNYAĞI FİYATI DÜŞÜK Zeytinyağı fiyatlarını da değerlendiren Mustafa Tan, İspanya’da sızma zeytinyağının üretici fiyatının 3.34 Avro olduğunu belirtirken, bizde üreticiden 28-30 TL’ye alındığına dikkat çekti. Tan, diğer bitkisel yağlardaki fiyat artışına dikkat çekerken, zeytinyağının da hak ettiği fiyattan alıcı bulması gerektiğini ifade etti. ZEYTİNDE VAR YILINDAYIZ Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Safinaz Arslan, bölgedeki zeytin varlığıyla ilgili bilgi verirken, geçen yıl Mayıs ayında yaşanan aşırı sıcaklık nedeniyle bazı bölgelerde yüzde 30-50 arası rekolte kaybı yaşandığını belirtirken, “Geçen yıl zeytinde yok yılıydı. Verimimiz ağaç başı 12 kilograma kadar düşmüştü. Bu yıl ise zeytinde var yılı” dedi. Arslan. Manavgat yangınında bölgede 500 bin zeytin ağacının zarar gördüğünü belirtirken, “Toplam ağaç sayısına baktığımızda yüzde 10 kaybımız var” dedi. Arslan, zeytin ağacı başta olmak üzere defne keçiboynuzu gibi yanan ağaçların telafisi için yürüttükleri çalışmaları anlattı. MANAVGATLI ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Manavgat’ın zeytin üretimindeki önemini vurgularken yangında zeytin üreticisinin kaybını anlattı. Üreticinin bu yıl en az 100 milyon TL kaybı olduğu, bunun için ödeme beklediklerini anlattı. Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, zeytinde verilen desteğin yetersizliğine işaret ederken, girdi maliyetlerinin yüksekliğinden yakındı. Alp, Manavgat yangınından zarar gören zeytin üreticisinin gerek fide gerek nakdi yardımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. YEREL ÇEŞİTLER İÇİN DESTEK İSTENDİ Toplantıda katılımcılar, zeytinyağı sıkım ücreti, zeytin ve zeytinyağı fiyatı, zeytinde karasu sorunu, zeytine verilen teşviğin yetersizliğini konuşulurken, Antalya Tavşan Yüreği Zeytini, Beylik ve Antalya Karası zeytinin üretimi ve bilinirliğinin artması için Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nden destek istedi.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR SİVAS’TA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Sivas oldu. Yerel ürünlerinin tanıtıldığı, coğrafi işaret konusunda farkındalık yaratan programda Sivas’ın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri konuşuldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Eken, Sivas Ticaret Borsası Başkanı Abdulkadir Hastaoğlu, Sivas Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) Sivas Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Yunus Emre Şeker konuk olarak katıldı. PASTIRMASI, KANGAL KÖPEĞİ COĞRAFİ İŞARET YOLUNDA Sivas Ticaret Borsası Başkanı Abdulkadir Hastaoğlu, Sivas’ın 14 coğrafi işaretli ürünü olduğunu, 22 ürünün de tescil aşamasında olduğunu söyledi. Başkan Hastaoğlu, lezzetini bölge hayvanının etinden, kaya tuzundan, havasından ve çemeninden alan Sivas Pastırması için Türk Patent ve Marka Kurumu’na tescil başvurusunda bulunduklarını, tescil edilmesinin ardından tanıtımı için çalışacaklarını kaydetti. Dünyaca ünlü çok özel bir ırk olan Kangal Köpeği’nin coğrafi işaret başvurusunun daha önce başka bir kurum tarafından yapıldığını ancak takibi yapılmadığı için henüz coğrafi işaret tescili alamadığını kaydeden Hastaoğlu, “Borsa olarak bu işi takip ediyoruz. Kangal Köpeği’ne coğrafi işaret tescilini alacağız” dedi. SİVAS YÖREX’TE OLACAK Sivas’ın coğrafi işaret için başvuru sayısının son yıllarda arttığını kaydeden Hastaoğlu, coğrafi işarette farkındalığı artıran Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i hayata geçiren Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır’a teşekkür etti. Hastaoğlu, 20-24 Ekim’de YÖREX için Antalya’da olacaklarını söylerken, “Bıçakçı ustalarımız, gümüş ustalarımız, pastırma, sucuğumuz YÖREX’te olacak. 4 gün boyunca da YÖREX’te ziyaretçilere Sivas köftesi ikram edeceğiz. Sivas lezzetlerini ve ürünlerini özleyenleri YÖREX’e bekliyoruz” diye konuştu. COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLER -E TİCARETTE Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Eken, Sivas’ın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleriyle ilgili bilgi verirken, TSO olarak coğrafi işaret başvurusu yapmak isteyenlere bilgilendirme ve destek sağladıklarını söyledi. Coğrafi işaretli ürünleri -e ticaret yoluyla tüketiciye ulaştırmak için altyapı çalışmaları yaptıklarını kaydeden Eken, “Pastırma, katmer, köfte, sucuk gibi birçok ürünümüzü Türkiye’nin hatta dünyanın her yerine ulaştırabiliyoruz” dedi. Sivas’tan kalabalık bir heyetle YÖREX’te olacağını kaydeden Eken, “YÖREX’e Valimiz, Belediye Başkanımızı da davet ediyoruz. Büyük bir ekiple yerimizi alacağız, ürünlerimizi tanıtacağız” dedi. YEREL ÜRÜN KIRSALI KALKINDIRIYOR Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) Sivas Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Yunus Emre Şeker, geçmişten gelen medeniyetlerin bıraktığı izleri taşıyan Sivas’ın yöresel ürün zengini olduğunu kaydetti. Kalkınma Ajansı olarak coğrafi işaretli ürünlerin markalaşması ekonomiye kazandırılması ve yurt içi ve yurt dışı ticarete kazandırılması için destek sağladıklarını anlatan Şeker, yerel ürünlerin kırsalın kalkınmasında önemli olduğunu vurguladı. Sivas Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Sivas’ın meyve, sebze, şeker pancarı, hububat konusunda önemli bir üretim merkezi olduğunu söylerken, yöresel ürün zenginliğinin de tarımdaki potansiyelinden kaynaklandığını kaydetti.  

Detaylar...

TAVŞAN YÜREĞİ ZEYTİNYAĞI, EN YÜKSEK ANTİOKSİDAN ORANINA SAHİP
Antalya’ya özgü tavşan yüreği zeytininden elde edilen zeytinyağı, İspanya Cordoba Üniversitesi`nde tahlil ettirildi. Tahlil sonucunda tavşan yüreği zeytinyağındaki oleokantal (zeytinyağına acımsı tat veren antioksidan özellikteki bileşen) oranının, dünyadaki zeytinyağı türleri içinde en yüksek orana sahip olduğu belirlendi. Ankara Üniversitesi`nden Doç. Dr. Mücahit Taha Özkaya, "Tavşan yüreği zeytin çeşidinden üretilen kusursuz natürel sızma zeytinyağı ilaç gibi kullanılabilmektedir" dedi. Antalya`ya özgü iriliği ve et oranıyla dikkat çeken, yağ oranı düşük olduğu için de ağırlıklı sofralık olarak kullanılan tavşan yüreği zeytininden elde edilen zeytinyağının, içindeki sağlık bileşenleri olarak ifade edilen oleokantal oranıyla, dünyadaki diğer tüm zeytinyağı türleri arasında en yüksek orana sahip olduğu belirlendi. Tavşan yüreği zeytini Antalya`da yıllık yaklaşık 100 ton, bu zeytin türünün yağı ise yaklaşık 2 ton üretiliyor. İSPANYA`DA TEST EDİLDİ Antalya Ticaret Borsası`nın (ATB) 2018 yılında coğrafi işaret tescili aldığı tavşan yüreği zeytiniyle Antalya`nın diğer iki zeytin türü beylik ve kara zeytin türleri, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi iş birliğiyle, zeytinyağı analizleri açısından dünyanın en iyisi kabul edilen İspanya Cordoba Üniversitesi`nin laboratuvarına gönderildi. ATB Başkanı Ali Çandır ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mücahit Taha Özkaya, tahlil sonuçlarını açıkladı. OLEOKANTAL ORANI EN YÜKSEK TAVŞAN YÜREĞİNDE Antalya`ya özgü tavşan yüreği, beylik ve kara zeytinle ilgili coğrafi işarete temel oluşturacak çalışmalarını anlatan Ali Çandır, "Bu çalışma kapsamında Ankara Üniversitesi`nden Mücahit hocamızla birlikte iki yıldır hasat döneminde sıkımlar yaparak, bu zeytin türlerinin yağını İspanya Cordoba Üniversitesi`ne, sağlık bileşenlerinin testi için gönderdik. Buradan gelen test sonuçlarında tavşan yüreği zeytinyağımızın oleokantal oranının çok yüksek olması gerçekten çok önemli. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda uzmanların söylediği, rastlanan en yüksek oran. Kilogramda 191 mg. Bu oranda oleokantal bulunan başka bir yağ bulunmadığını söylediler" dedi. Sağlıkçıların bu sonuca göre, tavşan yüreği zeytinyağının bir anlamda ilaç gibi kullanabileceğini söylediğine işaret eden Çandır, “Bazı literatürlerde kansere karşı önleyici unsur oluşturduğunu ve kanser tedavisinde kullanılabileceğine dair çalışmalar olduğunu da gözlemledik. Biz tavşan yüreği zeytinyağımıza ATB olarak coğrafi işaret tescili alacağız ama bu gelişmeler doğrultusunda tavşan yüreği zeytinyağımızı sağlık açısından da daha iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağız" diye konuştu. 100 EURODAN AŞAĞI SATILMAZ Tavşan yüreğinin aslında sofralık bir tür olduğundan bahseden Çandır, “O nedenle yağı diğer yağlara göre yüzde 50 daha pahalı. Ancak bu test sonuçlarından sonra hocalarımız, litresinin 100 eurodan aşağı satılamayacağını söylüyor. Bu çerçevede üretim yapan insanlarımızın bu topraklara ait olan tavşan yüreği zeytinini daha çok ekerek daha da geliştiririz diye düşünüyorum. Ayrıca son dönemde pandemi nedeniyle de insanlar daha çok doğal ürünlere yönelmeye başladı ve bu anlamda zeytinyağına, hele tavşan yüreği zeytinyağına talepler de ciddi artış gösterdi" dedi. İLAÇ GİBİ ZEYTİNYAĞI Ankara Üniversitesi`nden Doç. Dr. Mücahit Taha Özkaya, `Antalya ilinde yetiştirilen tavşan yüreği zeytin çeşidi, beylik ve kara zeytin tiplerinin coğrafi işarete temel oluşturabilecek şekilde yöresel farklılıklarının tespit edilmesi` projesi kapsamında bir rapor hazırladı. Doç. Dr. Özkaya, İspanya`dan gelen yazı üzerine hazırladığı raporunda, şu ifadelere yer verdi: "Tavşan yüreği ve beylik zeytin çeşitleriyle kara zeytin tipinin kusursuz üretilmiş natürel sızma zeytinyağı önemli bazı minör bileşenler açısından 2 sezon ve farklı lokasyonlardan numuneler alınarak test edilmiştir. 2019-20 sezonunda her üç zeytinden numune alınıp zeytinyağı üretmek söz konusu olmuş olsa bile kara zeytin tipinin zeytinyağı kusurlu çıkınca analiz edilmemiştir. 2020-21 sezonunda ürün alınamayınca yine kara zeytinden zeytinyağı üretmek mümkün olamamıştır. Bu çalışmayla tavşan yüreği zeytin çeşidi için daha önce yürütmüş olduğumuz projede oleokantal seviyesi yüksek zeytin çeşidi olarak verilen bilgi doğrulamıştır. 191 mg/kg gibi çok yüksek bir oleokantal seviyesine sahip tavşan yüreği zeytin çeşidinden üretilen kusursuz natürel sızma zeytinyağı ilaç gibi kullanılabilmektedir. Antalya bu fırsatı değerlendirmelidir." Dünyada üretilen bitkisel yağ miktarının yaklaşık 200 milyon ton olduğunu, bunun yaklaşık 3 milyon tonunu zeytinyağının oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Özkaya, “Bu zeytinyağının da yaklaşık yüzde 70-75`i üretici ülkeler tarafından tüketilmektedir. Ülkemizin bitkisel yağ ihtiyacının yaklaşık 2 milyon ton olduğunu, bunun da 150-170 bin tonunun zeytinyağından karşılandığı düşünüldüğünde zeytinyağının hem dünya hem de ülkemiz için bitkisel yağ ihtiyacını tek başına karşılayabilecek kadar yeterli olmadığı görülebilir" dedi. Zeytinyağını diğer bitkisel yağlardan ayıran unsurlar bulunduğunu, 3 bin yıl yaşayabilen bir meyve ağacının meyve yağı olması nedeniyle rafinasyona ihtiyaç duymayan tek yağ olduğunu kaydeden Doç. Dr. Mücahit Özkaya, kendine özgü yapısı nedeniyle üretim maliyetinin diğer bitkisel yağlardan çok yüksek olduğuna işaret etti. LİTRESİ 100 EURODAN SATILIYOR Coğrafi işaretli tavşan yüreği zeytinin zeytinyağının da coğrafi işaret tescili alması gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Özkaya, “Tavşan yüreği potansiyeli yüksek bir çeşit. O nedenle bölgede yaygınlaştırılmalı ve mutlaka meyvesiyle, yağıyla ekonomiye kazandırılmalı" dedi. Sağlık için zeytinyağı üretimine girilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Özkaya, oleokantal seviyesi yüksek zeytinyağı çeşitlerinin litresinin 100 eurodan alıcı bulduğunu, tavşan yüreği zeytinyağının da litresinin 100 eurodan satılabileceğini söyledi. KAYNAK: DHA  

Detaylar...

ANTALYA BORSA’NIN 5 YILDIZLI HİZMETİ TESCİLLENDİ
Antalya Ticaret Borsası, üyelerine yönelik sunduğu hizmetin kalitesini her geçen gün artırıyor. ATB’nin 2008 yılında aldığı akreditasyon sistem belgesi, yapılan denetim sonucunda yenilendi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği`nin TOBB, 2001 yılında İngiltere Odalar Birliği ile birlikte yürütmeye başladığı ve Türk Standartları Enstitüsü ile devam ettirdiği Oda/Borsa Akreditasyon Sistemine 2008 yılında dahil olan Antalya Ticaret Borsası, akreditasyon belgesini yenilemek için denetimden geçti. Türk Loydu Vakfı Denetmeni Serkan Şahin, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil Bülbül ve Genel Sekreter Tolgahan Alavant’ın da katılımıyla gerçekleşen toplantı sonrası akreditasyon belgesini değerlendirme çalışmalarını başlattı. Serkan Şahin, iki gün süren denetimde, ATB’nin çalışmaları, hizmet sunumu, insan kaynakları ve akreditasyon sistemiyle ilgili yeterlilikleri, mali yönetimi, planlama, haberleşme yayınlar, bilgi iletişim teknolojileri, üye ilişkileri, iletişim ağı, bilgi danışmanlık ve destek, iş geliştirme ve eğitim, borsacılık faaliyetlerini değerlendirdi. Şahin, ATB’nin akreditasyon sistemine uygun hizmet verdiği yönünde rapor hazırladı. Akreditasyon belge yenilemesi kararı TOBB Akreditasyon Kurul Sekreterliği’ne sunuldu. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, 101 yıllık geçmişe sahip Antalya Ticaret Borsası’nın geçmişten gelen birikim ve deneyimle en iyi hizmeti sunma hedefinde olduğunu kaydetti. Üyelerine yönelik hizmet kalitesini her geçen gün artırdıklarını kaydeden Çandır, “Akreditasyon sistemiyle Borsamızın hizmetleri düzenli olarak denetleniyor. Güncel olarak neler yapmamız gerektiği konusunda bize yol gösterici olan bu denetimlerin sonunda üyelerimize kaliteli hizmeti sunmaya devam ediyoruz. Akreditasyon sistemini sahiplenen ve gereklerini yerine getiren Antalya Ticaret Borsası personeli ve yönetim kuruluna teşekkür ediyorum” diye konuştu.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR ŞANLIURFA`DA
 Antalya Ticaret Borsası(ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının yeni sezonda ilk konuğu Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa’nın coğrafi işaretli ve yöresel ürünlerinin konuşulduğu ve moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Halil Peltek, Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kaya, Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Hasan Maral ve Şanlıurfa Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Faik Çelik konuk olarak katıldı. 34 YÖRESEL ÜRÜNÜ TESCİLLİ Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Halil Peltek, 11 bin 500 yıllık geçmişe sahip Şanlıurfa’nın medeniyetlerin harmanlandığı kadim bir şehir olduğunu söyledi. Geçmişin birikimlerine sahip çıktıklarını ve 34 yöresel ürüne Türk Pantent ve Marka Kurumu’ndan coğrafi işaret aldıklarını kaydeden Peltek, 8 ürünün de tescil aşamasında olduğunu söyledi. Peltek, “Şanlıurfa, Havva’nın elinden ilk buğday tanelerinin döküldüğü, ilk ekmeğin pişirildiği şehirdir. Biz de şehrimizde ortak akılla hareket ediyoruz. Yöresel ürünlerimize sahip çıkıyoruz. Coğrafi işaret konusunda en önemli kentlerden biriyiz” dedi. Şanlıurfa fıstığına coğrafi işaret alma aşamasında olduklarını, tescil aldıktan sonra "Şanlıurfa Fıtığı" adıyla ülkenin diğer şehirleri ve yurtdışına pazarlayacaklarını kaydeden Peltek, coğrafi işaretli diğer yöresel ürünlerin de uygun paketleme sistemiyle ülke geneli ve yurtdışına ticaretiyle ilgili çalışmalar yaptıklarını anlattı. ALİ ÇANDIR’A YÖREX TEŞEKKÜRÜ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır’a Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i hayata geçirerek, yöresel ürün konusunda farkındalığı artırdığı için teşekkür eden Peltek, “Ali Çandır Başkanımız Türkiye’de en önemli görevlerden birini üstlenmiş. Coğrafi işaretlerle ilgili başarı kaydetmiştir” dedi. Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kaya, güneşin, toprağın, suyun bereketiyle tarım ürünleri konusunda zengin olan Şanlıurfa’nın yöresel ürün zengini bir kent olduğunu söyledi. Coğrafi işaretini aldıkları sadeyağın pazar payını artırmak için yaptıkları çalışmaları anlatan Kaya, “Coğrafi işaretli ürünlerin ticari değeri gündelik hayattaki karşılığıyla artırılabilir” dedi. Mehmet Kaya, ATB Başkanı Ali Çandır’a yöresel ürünler ve coğrafi işaretle ilgili çalışmaları nedeniyle teşekkür etti. YÖREX’te geçmiş yıllarda yer aldıklarını, 20-24 Ekim’de Antalya’da düzenlenecek YÖREX’e de katılmak istediklerini söyleyen Kaya, “İnşallah bu yıl da katılırız” dedi. Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Hasan Maral, yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılması için ajans olarak yaptıklarını çalışmaları anlattı. Birçok ürünün coğrafi işaret alınmasında ajansın destek sağladığını belirten Maral, ürünleri katma değerli hale getirmek için de çalıştıklarını söyledi. Şanlıurfa Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Faik Çelik de Şanlıurfa’nın tarımsal olarak Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olduğunu söylerken, nardan pamuğa, fıstıktan hububatta birçok ürünü ürettiklerini belirtti. Coğrafi işaretli ürünlerin ekonomiye önemli katkı sağladığını belirten Çelik, bu ürünlerin üretimini desteklediklerini anlattı. 

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI AĞUSTOS AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Ağustos ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerleri, 2021 Ağustos ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti:   Ağustos ayında miktar endeksleri, domateste 19, sebzede 28 ve meyvede 64 olarak gerçekleşti. Fiyat endeksleri ise domateste 209, sebzede 239 ve meyvede 424 olarak gerçekleşti. Ağustos ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste %-37.97, sebzede %-24.81 ve meyvede ise % -19.79 azaldı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) endeks domateste % -14.77, sebzede % -1.11 ve meyvede % -0.10 azalırken, miktar endekslerindeki azalış eğilimi Ağustos ayında da devam etti. Domates fiyat endeksi ise geçen yılın Ağustos ayına göre (yıllık) % 75.93’lük artış gösterirken, bu artış 2018 yılından sonraki en yüksek Ağustos ayı artışı oldu. Ağustos ayı yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki %-1.11’lik azalışa karşılık fiyat endeksinde %66.45’lik artış oldu. Fiyattaki bu artış son 6 yılın Ağustos ayı rekoru olarak kaydedildi. Meyve miktar endeksindeki yıllık % -0.10’luk azalışa karşılık fiyat endeksi %61.63’lük artış gösterdi. Meyve fiyatlarındaki bu artış da son 6 yılın rekoru oldu. Aylık gerçekleşmeler aşağıdaki gibi yansıdı:   Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi Ağustos ayında % -37.97 azalırken, işlem fiyatı endeksi ise bir önceki aya göre % 24.77’lik artış gösterdi.   Bir önceki aya göre sebze miktar endeksi, önceki iki yılla uyumlu bir seyir gösterirken, fiyat endeksi ise son üç yılda özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında farklı eğilimler kaydetti. Bu farklılaşma Eylül ve Ekim aylarında da geçen iki yılda yaşandı. Sebze işlem miktar endeksi Ağustos ayında % -24.81 azalırken, fiyat endeksi % 12.60 arttı. Bu fiyat artışı, son üç yılın en yüksek Ağustos ayı artışı oldu Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Ağustos ayında %-19.79 azalırken, işlem fiyat endeksi % 19.42’lik artış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Ağustos ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki iki yılın değişimleriyle uyumluluk gösterdi. Meyve fiyat endeksindeki değişimin şiddeti ise önceki iki yıldan daha yüksek seyretti

Detaylar...

MANAVGAT YANGINININ TARIMA ETKİSİ KONUŞULDU
Antalya Ticaret Borsası(ATB), Manavgat yangınından bölge insanı ve tarımının nasıl etkilendiği, tarımın ayakta kalması, kayıpların telafisi için neler yapılması gerektiğinin konuşulduğu “Manavgat Yangını Değerlendirme Toplantısı” gerçekleştirdi. ATB Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan başkanlığında çevrimiçi yapılan toplantıya, tarım, hayvancılık, ormancılık sektörü ile kurum ve kuruluşlar ile yerel yönetimlerden temsilciler katıldı. TARIMI KIRSALI YAŞATALIM ATB Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan, yangından zarar gören vatandaşların yaşam alanlarının kazandırılması, koşullarının iyileştirilmesi, ormancılık, tarım ve hayvancılığın bölgede devam ettirilmesi, kırsaldan kente göçün engellenmesi için neler yapılması gerektiğini konuşmak üzere tüm paydaşları bir araya getirdiklerini kaydetti. Toplantıda dile getirilen tespit, talep ve önerilerin rapor haline getirileceğini söyleyen Doğan, Borsa olarak tarımın ve kırsalın yaşaması için çalıştıklarını, bu konuda da ortak akılla hareket ettiklerini vurguladı. YANGININ TARIMA FATURASI BÜYÜK Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Manavgat’ın ülkenin en büyük yangınında ciğerinin yanı sıra tarımsal varlığını da kaybettiğini söyledi. Metin, Manavgat yangınında toplam 750 bin dönüm alanın zarar gördüğünü, 28 bin dekar tarım alanının yok olduğunu kaydetti. Metin, 500 bin civarında zeytin ağacının yandığını, sadece zeytin ve zeytinyağından ilçenin zararının 100 milyon TL civarında olduğunu söyledi. Yangında 3 bine yakın küçükbaş, 235 büyükbaş, 30 bin kanatlı, 2 bin 261 dolu kovan, 1990 boş kovan, 5 de deve at gibi tek tırnaklı hayvanını kaybettiğini kaydeden Metin, 4-5 dönüm defne alanının yandığını, bunun yanında keçiboynuzu ve tıbbi aromatik bitkilerde de büyük kayıp yaşadıkları söyledi. KÖYLÜ, KEÇİ ORMANDAN UZAKLAŞTI YANGINLAR ARTTI ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, orman köylüsü ve keçi popülasyonunun ormanlardan uzaklaştıktan sonra orman yangınlarının arttığına işaret etti. Ormanda yayılan keçinin yangın riskini yüzde 80 azalttığını söyleyen İnan, “Keçiye, köylüye karşı ‘ormanları bunlar yok ediyor’ gibi bir önyargı vardı. Şimdi bu yanlıştan dönüldü. Ormandaki yaşam alanlarını geliştirmemiz gerekiyor. Köylüyü kırsalda tutmak için eğitimden sağlığa altyapı hizmetlerini güçlendirmemiz gerekiyor, yoksa göçü önleyemeyiz” diye konuştu. Yangında tıbbi aromatik bitkilerde büyük kayıp yaşandığını kaydeden İnan, yangının yayılımını önlemek için köyle orman alanı arasına defne, keçiboynuzu, zeytin gibi ağaçların dikilerek bariyer oluşturulmasını önerdi. KURTARAMAYACAĞIMIZ ZEYTİNLERDE YEREL ÇEŞİTLERE DÖNMELİYİZ ATB Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Mustafa Fettahoğlu, bölgede zeytin ağaçlarının önemli bölümünün yandığını belirtirken, rehabilite edilecek ağaçların zaman kaybetmeden kurtarılması gerektiğini söyledi. Fettahoğlu, “Kurtarılabileceğimiz zeytinleri kesmeden bakımı yapıp kurtarmalıyız. Kurtaramayacağımız zeytinlerde yerel çeşitlere dönmeliyiz. Ucuz, Antalya’ya uygun olmayan zeytin çeşitlerinden vazgeçmeliyiz. Tavşan Yüreği, Beylik gibi bölgeye has, kadim çeşitlerin dikimi yapılmalı. Envanter çalışmamızı bu vesileyle yapmalıyız. Yani felaketi fırsata çevirmeliyiz” diye konuştu. KEÇİ ORMAN DOSTUDUR Antalya Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, yangında keçinin orman için öneminin bir kere daha anlaşıldığını belirtirken, “Artık yanlış keçi politikasından vazgeçilmeye başlandı. Keçi ormanı temizleyerek yangına karşı koruma sağlar. Ormanda keçiyi konuşlandırmalıyız. Orman sahalarında keçi sürülerinin varlığını sağlamak stratejiktir. Keçi canımızdır, ormanların da dostudur” dedi. Yangından sonra bölgede hayvanların barınmasıyla ilgili sıkıntının gündeme geldiğini kaydeden Öztürk, “Kışın bu hayvanlar nerede barınacak. Önümüzdeki en büyük sıkıntı bu. Ormanın içinde hayvanların yaşam alanlarının tesisi ile ilgili düzenlemelere ihtiyaç var” dedi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç Dr. Taki Karslı de ormanlarda keçi varlığının korunması gerektiğini vurgularken, “Keçinin ormanın düşmanı değil ciddi anlamda dostu olduğunu biliyoruz” dedi. Antalya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Müdürü Musa Toros, yangından sonra yem ve saman dağıtımında yaşanan sıkıntılara dikkat çekerken, Eylül, Ekim’den itibaren yem dağıtımıyla ilgili iyi bir koordinasyon sağlanması gerektiğini söyledi. Toros, bölgedeki hayvancılığın mera, yem, barınak gibi sorunları olacağını bu konuda ilgili makamların gerekli önlemleri alması gerektiğini kaydetti. Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Gökhan Özhasenekler, hayvancılığın geleceğinin bölge için sorun olduğunu söylerken, “Yangın bundan sonra başlıyor. Hayvan besiciliği bölgede büyük sorun olacak” dedi. SU DEPOLARININ YANINA JENARATÖR KONULMALI MATSO Başkan Yardımcısı Şükrü Arslan, cumhuriyet tarihinin en büyük yangınında 30 yılda yanan toplam alandan daha büyük alanın yandığını söyledi. Yangında elektrik olmayınca su depolarından su çekilemediğini ve müdahale edilemediğini kaydeden Arslan, su depolarının yanına jeneratör konulmasını istedi. Toplantıya, Manavgat Belediyesi, Tarım ve Orman Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, DSİ, ASAT, BATEM, BAKA’dan katılan temsilciler, bölgede yaptıkları çalışmaları, verilen destekleri anlatırken, tarımsal üretimin sürdürülmesi için yapılan ve yapılması planlananlarla ilgili bilgi verdi. Kurum temsilcileri, bölgedeki bitki ve hayvan varlığının güçlendirilerek tekrar kazandırılacağını vurgularken, kırsal yaşamın devam için çalıştıklarını kaydetti.  

Detaylar...