Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Haziran Temmuz 2022
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
1 2 3 4 5 6 7
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 172.70.38.20
Şuan 13 kişi online
Bugün 1051 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 181910
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

KÖYLÜNÜN SUYUNA SAYAÇ BAĞLANDI YAŞAM MALİYETİ ARTTI
Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğinde Kırsal Mahalleler Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım moderatörlüğünde online düzenlenenen toplantıya, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, Demre Belediye Başkanı Okan Kocakaya, Antalya Muhtarlar Derneği Başkanı Nazif Alp ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk konuşmacı olarak katıldı. Ali Ekber Yıldırım, mahalleye dönüştürülen köy ve beldelere belirli şartları sağlamak ve başvuru yapmak koşuluyla tekrar kırsal mahalle olma hakkı getirildiğini ancak düzenlemeyi kamuoyunun yeterince bilmediğini, konuya açıklık getirmek için böyle bir toplantının düzenlediğini kaydetti. Antalya’nın birçok konuda olduğu gibi bu konuda da öncülük ettiğini söyleyen Yıldırım, toplantıyı düzenleyenlere teşekkür etti. ESKİ KÖYE YENİ STATÜ ATB Başkanı Ali Çandır, kır kent eşgüdümünü artırmak, kırsalda altyapı ve donanım hizmetlerini geliştirmek, kırsala mali kaynak aktarmak, kırsalın refahını artırmak ve tersine göç yaratmak gibi hedeflerle çıkarılan 6360 Sayılı Yasa ile İl Özel İdaresi ve köylerin tüzel kişiliklerinin ortadan kaldırıldığını, köyleri ilgilendiren konularda muhtarlıkların dava açma ve davaya katılma haklarının ortadan kaldırıldığını, köylerin başta tarım arazileri ve meraları olmak üzere gayrimenkullerinin belediyelere devredildiğini hatırlattı. Yasanın çıktığı dönemde Borsa olarak 640 km sahile sahip olan Antalya gibi illerde, ilçelere hizmet götürmenin zorluğu, hizmetlerin aksayacağı, kaynakların telef olacağı, hatta köylerde yaşayan insanların tavuk bile besleyemeyeceğini belirttiklerini anımsatan Çandır, “Ama söylemlerimiz karşılık bulmadı” dedi. Çandır, “Bugün eski köye yeni pozisyon, statü kazandırma gibi bir durumla karşı karşıyayız. Şimdi kırsal mahalle statüsü getiriliyor. Bu olabilir mi, nasıl oluru konunun uzmanlarından dinlemek istiyoruz" diye konuştu. KÖYLÜNÜN SUYUNA SAYAÇ BAĞLANDI Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, köyleri mahalleye dönüştüren 6360 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası çıkmadan önce Akdeniz Belediyeler Birliği Başkanı iken bir toplantı düzenleyerek yasanın sakıncalarını dile getirdiklerini anlattı. Antalya’nın turizmde olduğu kadar tarımda da lider bir kent olduğunu, köylerin mahallelere dönüştürülmesinin tarıma ve kırsal yaşama zarar verdiğini kaydeden Başkan Böcek, “Yasadan sonra köylünün suyuna sayaç bağladı, su bedelli hale geldi. Yasa kırsalda yaşamanın maliyetini artırdı” dedi. Böcek, şimdi yasadan geri adım atılarak mahalleye dönüştürülen köy ve beldelere başvuru yapmak koşuluyla kırsal mahalle olma hakkı tanıdığını belirtirken, muhtarlıkların kırsal mahalle olmak için başvuruda bulunmasını istedi. Böcek, Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak yerelden kalkınma hedefiyle kırsalda yürüttükleri projeler hakkında bilgi verdi. BİR GECEDE KÖYDEN MAHALLEYE Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, 6360 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası’na bin yıllardır sürdürülen köy kültürünün ortadan kaldırılması, mülkiyet haklarının ortadan kaldırılması gibi gibi nedenlerle daha başından itibaren karşı çıktığını anlatırken, yasayı çıkaranların büyük bölümünün de yasadan haberi olmadığını söyledi. Gülçubuk, 2012’de bir gecede 16 bin 220 köy ve 1053 kasabanın bir gecede mahalleye dönüştürüldüğüne dikkat çekti. KIRSAL NÜFUS AZALDI Yasanın uygulandığı 30 büyükşehire yönelik anket çalışması yaptıklarını bildiren Gülçubuk, “Hiçbirinden yasanın olumlu geri dönüşünü almadık” dedi. 2011’de kırsal nüfus toplam nüfusun yüzde 23.2’si iken, 2020’de yüzde 7’ye düştüğüne dikkat çeken Gülçubuk, “Gelinen noktada kır nüfusu azaldı, kentleşme arttı, kırda oturan kentli arttı, kentte yeni kır sınıfı ortaya çıktı. Kırsalda yaşamanın maliyeti arttı. Kırsalda yaşam maliyeti artınca yeni göç dalgasıyla karşı karşıya kaldık” diye konuştu. Gülçubuk, büyükşehirlerin bütçesiyle bütün köylere hizmet götürmesinin zorluğunu da vurguladı. KÖYE DÖNÜŞ İÇİN IŞIK Yeni düzenleme ile mahallelere kırsal mahalle olmanın yolunun açıldığını belirten Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, “Kırsal mahalle olan yerleşim alanları, vergi, su bedeli ve bazı harçlardan muaf olacak veya indirim uygulanacak. Emlak vergisinden muaf olacak, bu yerlerde ticari sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan bina, arsa, arazi için emlak vergisi yüzde 50 indirimli uygulanacak. Bina inşaat harcı ve imarla ilgili harçlar alınmayacak, alınması gereken diğer vergi, harç ve harcamalara katılma payları yüzde 50 indirimli uygulanacak. Bu düzenlemeden kırsaldaki bütün mahalleler yararlanmalı. Bunun için muhtarlıkların başvurusu gerekli” diye konuştu. Gülçubuk, kırsal mahalleye dönüşen yerlere büyükşehir belediyesinin hizmet götürmeye devam edeceğini vurguladı. Mahallelerin kırsal mahalle statüsü almak için önce ilçe belediyelerine başvurması gerektiğini, ilçe meclisinden alınacak kararın ardından konunun büyükşehir belediye meclisine geleceğini söyleyen Gülçubuk, “Meclis 90 gün içinde başvuruya yanıt vermeli. Şimdiye kadar yapılan başvuruların yüzde 85-90’ı olumlu sonuçlandı. Belediyeler kırsal mahalleye dönüşümü kolaylaştırmalı” dedi. BAŞKANLARA ÖNERİ Gülçubuk, belediye başkanının tarıma verdiği önemin bu dönemdeki önemine dikkat çekti. Belediyelerde kırsal meclis ya da kırsal kalkınma konseyi oluşturulabileceğini, köylere ait taşınmazların dokunmaması ve halk yararına kullanılmasını, çiftçiye üretim maliyetini düşürecek katkılarda bulunabileceklerini söyleyen Gülçubuk, kırsalda üretilen ürünlerin katma değerini artırıcı girişimlerde bulunulması, kırsala altyapı hizmetlerinin düzenli götürülmesi, kentteki sosyal olanakların kırsala taşınması gibi hizmetler yapılabileceğini söyledi. KÖY MALLARININ TEKRAR KAZANIMI İÇİN DAVA FORMÜLÜ Demre Belediye Başkanı Okan Kocakaya, Antalya’nın üretimin ve tarımın merkezi olduğunu belirtirken, yasadan en çok kendi bölgelerinin etkilendiğini söyledi. “Tarımı göz ardı edemeyiz. Biz köylüye destek olmalıyız ki üretsinler” diyen Kocakaya, yasanın çıkmasıyla belediyelere devredilen köyün ortak mal ve mülkleri tekrar alabilmeleri için hukuki sürece bakıp, bu konudaki davalara öncülük edebileceklerini söyledi. KÖYLÜLERİN MALINI VERİRKEN SIKINTI YAŞIYORUZ Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, köylerin mahalleye çevrilmesinin başından beri yanlış bir karar olduğunu söyledi. Genç, belediyeye geçen köy mallarını kooperatiflere vermek istediklerini ancak Satıştay ile karşı karşıya kaldıklarını bildirdi. İlçede 12 mahallenin kırsal mahalle olmak için başvurduğunu, belediye meclisinden taleplerin onaylandığını bildiren Genç, “Tarım ve hayvancılığı ilçemizde nasıl geliştiririz bununla ilgili ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Üreticiyi koruma yönünde kararlar alıyoruz” dedi. 2 KOYUNLA GEÇİNEN KÖYLÜ FATURALARLA BAŞ EDEMEZ Muhtarlar Derneği Başkanı Nazif Alp, köyden mahalleye dönüştürülen köylerde üretimin aksadığını belirtirken, “Komşusunun şikayet ettiği bir besiciye çevre kirliliği nedeniyle ceza kesiliyor. Böyle bir ortamda kırsaldakiler besicilik yapıp, sütümüzü yoğurdumuzu üretebilir mi?” diye sordu. Yasa ile kırsalda yaşayanların bir çok vergi ve harçla karşı karşıya kaldığını anlatan Alp, “Toroslarda 2 koyunla geçinen köylü faturalarla nasıl baş edecek. Köyler kırsal mahalle olarak da olsa korunmalı. Tarımı kesinlikle kucaklamalıyız, köylümüzü yok saymamalıyız. Köylü bugün, yarın, yarından sonra da lazım. Yasa tekrar ele alınmalı. Buradan sesleniyorum, muhtarlarımız kırsal mahalle olmak için mutlaka başvuruda bulunsun” diye konuştu.    

Detaylar...

TOHUMDAN ATEŞE EKMEK EĞİTİMİ “KİŞİ BAŞI YILLIK 165 KİLOGRAM EKMEK TÜKETİYORUZ”
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde pandemi günlerinde tarım eğitimi kapsamında, “Tohumdan Ateşe Ekmek” eğitimi düzenlendi. Yoğun katılımlı eğitimde, ekmeğin tarihçesinden ekonomik değerine, yaşamımızdaki yerinden sağlıklı ekmek tüketimine birçok konu anlatıldı. TOHUM GEN BANKASINDA 40 BİNDEN FAZLA TAHIL ÖRNEĞİ BULUNUYOR Unlu mamüller marka danışmanı Mine Ataman, ekmeğin tarihçesi hakkında bilgi verirken, einkorn buğdayın kökeninin Diyarbakır Karacadağ eteklerinde bugün de hala yetişen yabani buğday bitkisi olduğunu belirtti. Ataman, ekmeğin Göbeklitepe’de başladığı, “bilge kadın”ın elinde büyüdüğü ve günümüzde beslenmenin en önemli unsunlarından olduğunu kaydetti. Cumhuriyetin kurulmasıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde buğday gen kaynaklarıyla ilgili ciddi çalışmalar başlatıldığını belirten Ataman, 1925 yılından sonra Eskişehir tohum ıslah istasyonunun kurulduğunu ve genetik kaynakların toplandığını anlattı. Ataman, “1935 yılında 18 binin üzerinde farklı tip ve 256 yeni buğday çeşidi belirlendi” dedi. Dünyadaki 8 gen merkezinden 2’sinin Türkiye’de olduğuna dikkat çeken Ataman, “Türkiye, 23 yabani buğday türünün ve 400’den fazla kültüre alınmış buğday çeşidini ev sahibi. Tohum gen bankalarında 40 binden fazla tahıl örneği bulunuyor. Dünyaya tohum ihraç eder hale geldik. Buğday ve tahıl, gen biyoteknolojisi çağın yeşil altını olarak ifade ediliyor. Geleceğin altını tahıl. Genetik kaynaklardan elde edilen biyoteknolojik ürünlerin yıllık değeri 800 milyar dolar” diye konuştu. ANADOLU’NUN BUĞDAYI DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE YOK Türkiye’nin yıllık ortalama 20 milyon ton buğday ürettiğini, 8 milyon ton da buğday ithal ettiğini belirten Ataman, “Üretimimiz Avrupa’dan az gibi görünebilir ama Anadolu’da üretilen buğdayın aromatik değerleri, fenolik bileşenleri, antioksidan değerleri dünyanın hiçbir yerinde yok” dedi. 2.7 milyar ton olan dünya tahıl üretiminin yüzde 28’inin buğdayın oluşturduğunu kaydeden Ataman, “451 milyon ton olan tahıl ihracatının yüzde 42’sini buğday. 220 milyon hektar olan dünya buğday ekim alanlarının ortalama yüzde 2 artması bekleniyor. 2021 için öngörülen rakam 764 milyon ton. ‘Ekmek yemeyi bıraktık diyoruz’ ama dünyada tahıl üretimi azalması gerekirken artıyor. Dünya tarıma yatırım yapıyor. Bizim dikkatli olmamız lazım. Her türlü tahıla sahip çıkmalıyız” diye konuştu. KİŞİ BAŞI EN ÇOK EKMEK TÜKETEN ÜLKEYİZ Kişi başı en çok ekmek tüketen ülke olduğumuzu bildiren Ataman, “Kişi başı yıllık ekmek tüketimi 165 kilogram. Değeri 180 ise TL. Ekmek sektörü 7 milyar dolarlık bir pazar, bunun yüzde 95’e yakınını ise paketsiz ekmek oluşturuyor. Bir evde bir kişi bir yıl boyunca pizzadan bisküviye, pastadan simide kadar bütün unlu mamulleri göz önüne aldığımızda yaklaşık 5 bin TL’lik tahıl tüketiyor. Unlu mamullerde 50 milyar dolarlık üretim var, bunun yüzde 90’ı ise yerli. Yeni aslında ekmek meselesi memleket meselesi” diye konuştu. GÜNDE 10 MİLYON EKMEK ÇÖPE Ekmekte ciddi bir israf olduğunu söyleyen Ataman, üretimdeki payı yüzde 80 olan klasik ekmekte israfın yüzde 8- 10, çeşit ekmekte yüzde 6-8, paketli ekmek yüzde 4-5 israf olduğunu bildirdi. Atamana, “Ülkemizde günlük ortalama 100 milyon ekmek yapılır. Günde 10 milyona yakın, yılda 3.6 milyar ekmeği israf ediyoruz” dedi. KARBON SALINIMI DÜŞÜK EKMEK İyi ekmeğin nasıl olması gerektiğini de anlatan Ataman, “İyi tahıl kullanılmalı, tam tahıldan ve ekşi maya ile yapılmış olmalı, kişiye göre seçilmeli, kalorisi ve glisemik indeksi düşük olmalı, vitamin protein bakımından zengin olmalı. Karbon ayak izi düşük olmalı” dedi. Mine Ataman, workshopta ekşi maya tarifleri verirken, 3 farklı tahıldan siyez ekmeği, buğday ekmeği ve ciabatta ekmeğinin yapımını anlattı. Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Thomas Zimmermann, “Toprağı işleyen ekmeği dişler” başlıklı derste neolitik çağda tarımı ve buğday üretimini anlattı.  

Detaylar...

KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA ÖNEM VERMİYORUZ
Antalya Ticaret Borsası (ATB) “Ticaret Hayatında Kişisel Verilerin Korunması” başlıklı bilgilendirme toplantısı düzenledi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil Bülbül’ün ev sahipliğinde online düzenlenen toplantıya Avukat Ozan Genco Gürgöz ile Avukat Ayşe Barış konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda, kişisel verilerin işlenmesinde dikkat edilecek durumlar, kişisel verileri işleyen kişilerin yükümlülükleri ile hak ihlali durumundaki yaptırımlar anlatıldı. KİŞİSEL VERİ İZİNSİZ PAYLAŞILAMAZ Avukat Ozan Genco Gürgöz, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) 2016 yılında yürürlüğe girdiğini belirterek, kişisel verinin sadece ad, adres değil, dininden parmak izine, fotoğrafından e mail adresine, ateşinden kan grubuna kadar kişiyle ilgili her türlü bilgiyi kapsadığını kaydetti. Bunların izinsiz paylaşılamayacağını söyleyen Gürgöz, “Özel hayata önem veren bir toplum değiliz. Kişisel verilerin korunmasına yeterince önem vermiyoruz. Teknoloji geliştikçe işlenen kişisel verilerin sayısı binlerce kat arttı. Sağlık verisi en çok paylaşılan verilerden. Ancak bu çok sakıncalı. COVID’le mücadele ederken kişisel verilerin açıklanmasına izin vermemeliyiz. Bu konuda dikkatli olmalıyız” dedi. KVKK’nın kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını öngördüğünü vurgulayan Gürgöz, kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları konuları anlattı. VERİ İŞLEMEDE CİMRİ DAVRANIN Avukat Ayşe Barış, bir veriyi kaydetmek için kişiden açık rıza alınması gerektiğini anlatırken, özellikle yurtdışı ile iş yapan bir firmaların çalışanlarıyla ilgili bilgileri ancak çalışanın izni dahilinde paylaşabileceğini söyledi. Barış, “Çalışanlardan açık rıza almak zorundasınız çünkü yurt dışı veri aktarımı yapıyorsunuz” dedi. Veri sorumlularının yükümlülüklerini anlatan Barış, siber güvenliğin sağlanması, kişisel veri güvenliğinin takibi, ortam güvenliğinin sağlanması, verilerin bulutta depolanması, bilgi teknolojileri sistemleri tedariği, geliştirilmesi ve bakımı, kişisel verilerin yedeklenmesinde dikkat edilecek konularla ilgili bilgi verdi. Barış, veri sorumlularının veriyi saklama ya da imhası konusunda politika oluşturması gerektiğini belirtirken, “İşiniz kapsamına yetecek kadar bilgi toplayın, kişisel verilerini güvenli ortamda saklayın, topladığınız bilgileri sadece toplama amacı için kulanın, e postalarda uyarı metni bulundurun, veri işlemede cimri davranın, bir gün işime yarar diye veri toplamayın” uyarılarında bulundu. Ayşe Barış, yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık bilançosu 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları ile yurtdışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 30 Eylül 2020’ye kadar Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) kayıt olması gerektiğini ancak bildirim halinde onlar için sürenin uzatılabileceğini belirtti. Barış, yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık bilançosu 25 milyon TL’den az olup ana faaliyet konusunda özel nitelikli kişisel veri işleme olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının, kamu kurum ve kuruluşlarının veri sorumlularının 31 Mart’a kadar VERBİS’e kayıt olması gerektiğini söyledi.  

Detaylar...

PROFESÖRDEN ÇOBANLIK DERSİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Müdürlüğü, pandemi döneminde tarımsal eğitimi kesintisiz sürdürüyor. Ortaklaşa yürütülen Tarım Eğitim Programı çerçevesinde 6-14 Mart tarihleri arasında Sığır Yetiştiriciliği Eğitimi verilecek. Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi ve Ulusal Süt Konseyi Başkanı Prof. Dr. Muhittin Özder, sığır yetiştiriciliğine dair her şeyi paylaşacak. Süt sığırlarında damızlık seçimi ve sürü yönetimini anlatacak olan Prof. Dr. Özder, dünyada ve Türkiye’de süt sektörü ve sığır ırkları, süt sığırlarında sağım süt üretimi etkileyen unsurlar, süt sığırında bakım sığır besiciliği başlıklarıyla eğitim verecek. Hafta sonları online devam edecek eğitim, ücretsiz ve belgeli olacak. Eğitime katılmak isteyenler Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün web sitesinden kayıt yaptırabilecek. Eğitim youtube üzerinden de canlı yayınlanacak. HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİNDE EĞİTİM ÖNEMLİ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, pandemi günlerinde düzenledikleri tarım eğitimlerine ilginin yoğun olduğunu bildirdi. Hayvancılığın ülke tarımı ve ekonomisi için önemini belirten Çandır, sığır yetiştiriciliğinin de zor ve önemli bir alan olduğunu kaydetti. Tarımla uğraşan kesimin bu işi eğitimli bir şekilde yapmasından yana olduklarını, hayvan yetiştiriciliğinde de eğitimin çok önemli olduğunu vurgulayan Çandır, “Gelen talepler doğrultusunda sığır yetiştiriciliği eğitimi vereceğiz. Eğitimi, alanında çok önemli bir isim olan Prof. Dr. Muhittin Özder verecek. Eğitime katılanların sığır yetiştiriciliğini daha bilinçli şekilde yapacağına inanıyor, katılımcılara başarılar diliyorum” dedi. ÜCRETSİZ, BELGELİ EĞİTİM Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, hayvan yetiştiriciliği ile uğraşanların ve uğraşmak isteyenleri güncel bilgilerle donatmak istediklerini belirtirken, eğitimi bu çerçevede düzenlediklerini söyledi. Karaca, sığır yetiştiriciliği eğitime ilginin yoğun olduğunu kaydederken, eğitime Almanya, KKTC, Suriye, Burkina Faso, Bulgaristan, Çin gibi birçok ülkeden çok sayıda başvuru geldiğini bildirdi. Eğitimin ardından yapılacak sınavda başarılı olan katılımcılara belge verileceğini belirten Karaca, eğitimlerin ücretsiz olduğunu vurguladı.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI ŞUBAT AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Şubat ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerlerinin değişimleri, 2021 Şubat ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Şubat ayında miktar endeksleri bir önceki aya göre (aylık) domateste % 1.66, sebzede % 0.20 ve meyvede ise % 12.58 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise miktar domateste % -25.58, sebzede % -32.96 ve meyvede ise % -31.12 azaldı. Şubat ayında fiyat endeksleri bir önceki aya göre domateste % 11.17 ve sebzede % 13.96 artarken, meyvede % -2.60 azalış gösterdi. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) fiyat endeksi domateste % -17.94, sebzede % -6.66 azalırken, meyvede % 32.74 arttı.   Domates miktar endeksinde son 6 yılın Şubat aylarındaki rekor yıllık değişim bu ay % -25.58 azalışla gerçekleşirken, fiyatta 2016 yılından sonraki en yüksek düşüş % -17.94’lük azalışla bu ay gerçekleşti. Sebze miktar endeksinde son 6 yılın Şubat aylarındaki rekor yıllık değişim % -32.96 azalışla bu ay gerçekleşti. Fiyat endeksinde 2016 yılından sonraki en yüksek düşüş ise % -6.66’lık azalışla bu ay yaşandı. Sebzede domatesin aksine daha yüksek bir miktar azalışına göre daha düşük bir fiyat azalışı gerçekleşti. Meyve miktar ve fiyat endekslerinde ise arz talep ilişkisi, miktardaki azalışa karşılık fiyatta artış şeklinde gerçekleşti. Son 6 yıllık Şubat ayı gerçekleşmelerine göre, miktarda % -31.12’lik azalış ve fiyatta % 32.74’lük artış ile 2021 yılı Şubat ayı meyvede rekorlar ayı oldu. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki şekillerdeki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre domates işlem miktar endeksi Şubat ayında % 1.66 artış gösterirken, işlem fiyatı endeksi bir önceki aya göre % 11.17 arttı. Aylık değişimde, miktar ve fiyat endeksleri önceki 2 yıldan farklı seyirler izledi. Antalya hallerinde işlem gören sebzelerin miktar ve fiyat endekslerindeki aylık değişimlerin seyri, aşağıdaki gibi yansıdı. Buna göre sebze işlem miktar endeksi Şubat ayında % 0.20 ve fiyat endeksi ise % 13.96 arttı. Son 3 yılın Şubat aylarının sebze miktar endeksleri birbiriyle uyumlu bir değişim gösterirken, fiyat endeksleri sürekli artan bir eğilim içerisinde oldu. Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi Şubat ayında % 12.58 artış gösterirken, işlem fiyat endeksinde % -2.60’lık düşüş gözlendi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Şubat ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki 2 yılın değişimlerinden farklı eğilimler gösterdi. Miktarda 2019 ve 2020 yıllarına göre artış yaşanırken fiyatta ise tam düşüş yaşandı.              

Detaylar...

COVID KRİZİNDEN YEŞİL PAKETLE ÇIKARIZ
Antalya Ticaret Borsası’nın başkanlığını yürüttüğü Antalya Tarım Konseyi, “Antalya Tarımında İklim Değişikliği ve Tarımsal Ticarete Etkileri” başlıklı Tarım Sohbeti düzenledi. Online düzenlenen toplantının moderatörlüğünü Galip Umut Özdil yaptı. Toplantıya Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Ekonomi ve Yatırım Danışmanı Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Karapınar ile Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Levent Kurnaz konuşmacı olarak katıldı. DOĞAYI TAHRİP ETTİKÇE HASTALIKLAR ARTIYOR FAO Ekonomi ve Yatırım Danışmanı Doç. Dr. Barış Karapınar, salgın hastalıkların çoğunun kaynağının hayvanlar olduğunu bildirirken, doğa tahribatını azaltmazsak daha tehlikeli bulaşıcı hastalıklarla karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Birleşmiş Milletler’in çölleşme ile mücadele çerçevesinde yaptığı bir çalışmada COVID sonrasında tarım sektörünün sosyoekonomik değişiminin ele alındığını belirten Karapınar, COVID’in temel nedenlerinden birinin insan doğa ilişkisi olduğuna dikkat çekti. 1940’lardan 2004’lere kadar 335 yeni hastalığın ortaya çıktığını, bunun yüzde 60’dan fazlasının hayvandan insana bulaştığını belirten Karapınar, “İnsan doğayı tahrip ederek kendi amaçları için dönüştürmüş. İnsan doğaya girdikçe yaban hayatıyla etkileşimi artıyor. Bu da salgın hastalıkların bulaşma riskini artırıyor. Son dönemde ortaya çıkan SARS, MERS, HIV, COVID gibi hastalıklar hayvandan insana bulaşan hastalıklardır. Doğayı tahrip ettikçe daha büyük hastalık ve felaketlerle karşı karşıyayız. 2050’lerde insan eli değmemiş toprağın oranı yüzde 10’a kadar inecek. Demek ki COVID gibi hastalıklara daha fazla maruz kalacağız. Bir sonraki hastalık bundan daha yoğun ve riskli bir hastalık olarak karşımızsa çıkabilir” diye konuştu. KRİZİN ÇÖZÜMÜ YEŞİL PAKETTE COVID nedeniyle 100 milyondan fazla insanın gıda krizi yaşamaya başladığını bildiren Karapınar, “Bunun nedeni, gıdanın olmaması değil, işsizlik, yoksulluk ve gıda fiyatlarının artmasından kaynaklı erişimdeki sıkıntı” dedi. Tarım sektörünün iklim değişikliği ve COVID sonrasında ciddi bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu vurgulayan Barış Karapınar, krizin çözümünün yeşil paketlerde olduğunu bildirdi. AB’nin krizin çözümü için yeşil kalkınma paketine 1.8 trilyon Avro’luk bütçe ayırdığını, gelişmekte olan ülkelerin de kendi yeşil paketlerini açıkladığını belirten Karapınar, “Bu krizden çıkışın yolunu yeşile yatırım, sürdürülebilirliğe yatırım olarak ele alınıp, buna yönelik yatırım paketlerini açıklayan ülkeler var. Paris Anlaşmasını onaylamayan 6 ülkeden biriyiz. İklim değişikliği kırılganlıkları yüksek olan bir ülke olarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeliyiz” dedi. TARIMIMIZ DÖNÜŞÜME HAZIR OLMALI Yenilenebilir enerjiden, sulamaya, ürün deseninden, dönemsel olarak üretilecek ürünlere, gübre stratejisinden ilaçlamaya kadar pek alanda önlem alınabileceğini belirten Karapınar, “Uyum sağlayan çiftçi, sağlamayanlara göre yüzde 20-25 verim artışı yaşayacak. Çiftçiyi eğitip, altyapısına destek olmalıyız. Çiftçiyi uzun vadede talebi artacak ürünlere yönlendirmeliyiz. Ekolojik koşullara en uygun ürünler için yatırıma yönlendirilmeliyiz” diye konuştu. Toprağın karbonu tutan doğal bir ekosistem olduğunu ve karbon tutan toprağın da daha verimli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Barış Karapınar, “Toprağı doğru kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele edebiliriz” dedi. Tarım ve gıdayla ilgili sektörlerin yakın geleceğin en kritik, stratejik ve önemli yatırım çeken sektörleri olacağını söyleyen Karapınar, “Tarım Türkiye’de de dünya genelinde de 2010’a kadar unutulan bir sektördü ama bu krizden sonra tarım dönüşümün olacağı bir sektör oldu. Bu dönüşüme hazır olmalıyız” dedi. Krizden sonra yerelde üretim, yerelde tüketimin öneminin ortaya çıktığını belirten Barış Karapınar, “Ürünün üreticiden tüketiciye ulaştırıldığı zincirler oluşturulmalı. Zincirlerin kısalması üretici ve tüketiciyi korur. Tüketim alışkanlıklarını da değiştirilmeliyiz. İnsanların büyük çoğunluğu ihtiyaçtan fazlasını tüketiyor” diye konuştu. KURAKLIK GERÇEĞİMİZ Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Levent Kurnaz, dünyanın küresel ısınma gerçeğiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Türkiye’yi ciddi bir kuraklığın beklediğini kaydeden Kurnaz, “Antalya’nın kuzey batı kesileninde hafif kuraklık yaşanması sözkonusu. Güneydoğu Anadolu, Orta Anadolu’ya kıyasla Antalya bu işten o kadar zararlı çıkacak gibi görünmüyor. Antalya’da yağış miktarında çok büyük farklılık sözkonusu olmayacak. Ama normal yağış yerine sağanak yağış gelmeye başlayacak. Ürünlere, altyapıya, insana zarar verecek sel baskınlarına hazırlıklı olmalıyız” dedi. AB’YE ÜRÜN SATAMAYABİLİRİZ Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin tarımsal ticareti de önemli ölçüde etkileyeceğini belirten Kurnaz, yakında Avrupa Birliği’nin ürettiğimiz ürünleri kabul etmeyebileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. Mehmet Levent Kurnaz, “Avrupa Birliği artık ‘ya benim değim gibi üretirsin ya da bu ürünü AB’ye sokamayız’ diyecek. Hem ürünümüze test yapacak, hem de ‘nasıl yetiştirdiğin önemli’ diyecek. Sadece son ürününüze değil, son ürünü üretirken kullandığınız bütün ilaçlara, gübrelere, ne kadar karbondioksit saldığına bakarak ürünü talep edecek. Bu sene olmazsa gelecek sene bunu uygulayacak” diye konuştu. Türkiye’nin ürünlerinin yüzde 50’sini AB ülkelerine ihraç ettiğini, bu rakamın Antalya’da daha yüksek olduğunu belirten Kurnaz, “AB bizden ürün almayacak ya da sattığımız zaman o derece büyük bir gümrük vergisi vermeye bırakılacağız ki bizim AB’ye yakın olmamız, işçilik gibi avantajlarımız sıfırlanacak. Kritik noktadayız. Uluslararası ticaretimizin devam etmesi için geç kalmadan önlem almak zorundayız. Mecburuz” diye konuştu. Sulama politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Kurnaz, “Kişi başına düşen su miktarı yılda 1360 metreküp. Bu rakam cumhuriyetin kurulduğunda 8 bin metreküptü. 20 sene içinde bin metreküpe düşecek. Bu su fakiri olmamız demek. Suyun yüzde 75’i tarımda kullanılıyor. Tarımsal sulamada ciddi adım atmazsak ürünlerimizi üretecek bu bulamayacağız” dedi.  

Detaylar...

RUS TİCARET MÜMESSİLİNE DOMATES SİTEMİ
Rusya Federasyonu Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Mümessili Aydar Gashigullin, Antalya Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Alexander Ryumkov ile birlikte Antalya Ticaret Borsası’nı ziyaret etti. Rus heyeti, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci ile ATB Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan konuk etti. Ziyarette iki ülke arasında ticaretin geliştirilmesi için yapılabilecek çalışmalar görüşüldü. YASAKLARLA TİCARET OLMAZ Rusya’nın Türkiye için olduğu kadar Antalya için de önemli bir ticaret partneri olduğunu söyleyen Çandır, iki dost ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesinden yana olduklarını kaydetti. Serada en önemli pazarımız olan Rusya’nın son döneminde üretici ve ihracatçıyı üzdüğünü söyleyen Çandır, Antalya’nın Rusya’ya özellikle domates ve çiçek ihracatında sorunlar yaşadığını belirtti. Kış döneminde Antalya domatesinin Rusya’ya ihracatının önemli olduğunu vurgulayan Çandır, domatese uygulanan kotanın ticaretin önündeki en büyük engel olduğunu kaydetti. KOTA NEDENİYLE RUSLAR DOMATESİ PAHALI YİYOR Ali Çandır, “Kotalarla ticaretimizi geliştiremeyiz. Kotanın tamamen kaldırılmasından yanayız. Ülkeler kendi üreticisini korumak için üretimin yoğun olduğu dönemlerde gümrük vergisini devreye sokabilir. İki dost ülkenin ticaretinin önündeki engeller kaldırılmalı” diye konuştu. Rusya’nın Antalya ve İzmir’den yapılan domates ihracatını zararlı nedeniyle tamamen yasakladığına dikkat çeken Başkan Çandır, “Rusların ağız tadına layık ürünlerimizi sunmak istiyoruz ama yasaklarla kotalarla bu engelleniyor” dedi. Çandır, yasak yerine Rusya’dan gelecek bir ekibin seraları gezip raporlayabileceği önerisinde bulundu. Domates ihracatımızdaki sıkıntı nedeniyle Rus tüketicinin de domatesi pahalı yediğini kaydeden Çandır, “Bu durum sizin de enflasyonunuzu zorluyor” dedi. TİCARİ İLİŞKİLERİ GELİŞTİRELİM Rusya Federasyonu Ticaret Mümessili Aydar Gashigullin, iki dost ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi çerçevesinde ziyareti gerçekleştirdiklerini bildirdi. İki ülke arasında 100 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşılması için çalıştıklarını söyleyen Gashigullin, turizm ve müteahhitlik alanında Türkiye ile ciddi bir çalışma içerisinde olduklarını belirtti. Domateste uygulanan kotanın Rusya’da kurulan seralardaki domates üretimi nedeniyle değil zirai karantina tedbirleri çerçevesinde uygulandığını söyleyen Gashigullin, “Domates meselesi Bakanların çözebileceği bir konu. Biz de ilgili yerlere sizin talep ve görüşlerinizi mutlaka ileteceğiz. Bu konular yazışmalarla değil de ikili görüşmelerle çözüme kavuşturulabilir” dedi. Gashigullin, Rus Türk tarım iş formu yapılabileceğini bu sayede ticareti ilişkilerin yüz yüze görüşmelerle daha iyi ilerleyeceğini inandığını kaydetti. Aydar Gashigullin, iki ülke arasında iletişim kanallarının geliştirilmesi için kültürel etkinliklerden fuarlara birlikte organizasyonlar yapılabileceğini belirtti. Bunun üzerine Başkan Çandır, Rusya’yı yöresel ürünleriyle birlikte bu yıl Ekim ayında yapılması planlanan 11. Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’e davet etti. Aydar Gashigullin Başkan Çandır’a ziyareti anısına tablo armağan ederken, Başkan Çandır Gashigullin’a Antalya Ticaret Borsası’nın 100. Yıl Kitabını takdim etti.  

Detaylar...

ATB ŞUBAT MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı elektronik ortamda yapıldı. ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında toplanan Şubat Meclisi’nde Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ekonomi ve tarımla ilgili değerlendirmelerde bulundu. GARA ŞEHİTLERİNİ ANDI Konuşmasına Gara şehitleri anarak başlayan Başkan Çandır, “İnsanlığın en habis kanseri olan terörizm, vicdan sahibi insanların yüreğini bir kez daha yaktı. Şehitlerimizin acısı, bir yıldır yaşadığımız salgın yıkımı ve çok uzun bir süredir yaşamakta olduğumuz ekonomik zorlukları unutturdu. Terörü ve terörü destekleyen her türlü anlayışı lanetliyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ateş düşen ocaklara sabırlar diliyoruz. Onların acıları hepimizin acısıdır” diye konuştu. TEKRAR 2020 YILINI YAŞAMA GÜCÜMÜZ YOK Ekonomimizin salgına, büyüyememe, istihdam yaratamama, enflasyonu düşürememe, dövizde istikrarı sağlayamama ve borç sarmalını düzeltememe gibi sırtındaki ağır yüklerle girdiğini kaydeden Çandır, “Ekonomimiz salgından ağır bir şekilde etkilenmiştir, etkilenmeye de devam ediyor. Üzülerek görmekteyiz ki bu etkilenme, toplumun ve üretici kesimlerin geneline yayıldı. Devletin çabası, piyasanın anlayışı ile 2020 yılını bir gayretle atlattık. Ama artık hiçbirimizin 2020 yılını bir kez daha yaşamaya gücü bulunmuyor. Geçen ay 2021 yılı için en büyük riskin seri iflas riski olduğunu belirtmiştim. Hem devlet hem de millet olarak bu riskten kaçınmak için üzerimize düşen görevleri eksiksiz yerine getirmeliyiz. Aksi halde hepimiz altında kalacağız” diye konuştu. BORÇ ÖDEMEK İÇİN KREDİLERE YÜKLENDİK Dünyaya açılan pencere olan Antalya’nın bir yıldır dünya ile bağlantısının kesik olduğunu belirten Başkan Çandır, salgında ülke 1 şok yaşarken, Antalya’nın 3 şok yaşadığını yineledi. Çandır, buna rağmen, ülke genelinde yüzde 6.5 azalan ihracata karşılık, Antalya’da yüzde 13’lük artış yaşandığını ve bunda yaş meyve sebze ihracatının etkisinin büyük olduğuna dikkat çekti. 2020 yılında dış ticaretteki bu başarıya karşın iç ticarette önemli ölçüde daralma yaşandığını vurgulayan Çandır, ekonomik verileri paylaştı. Çandır, çekle ödeme hacminin 2020 yılında Türkiye genelinde yüzde 8 artış gösterirken Antalya’da yüzde 21 azaldığını ancak borç ödemek için banka kredilerine yöneldiğimize dikkat çeken Çandır, “Bunun kaçınılmaz sonucu olarak ülkemiz iş dünyasında yüzde 35 olan kredi büyümesi, kentimizde yüzde 50 civarında oldu. Yani 2020 yılındaki yükümlülüklerimizi tekrar borçlanarak yerine getirebildik” dedi. Borcun yanı sıra vergi yüklerinin da geçen yılın birikimiyle ödenmeyi beklediğini belirten Çandır, “Bunlar da bizi sıkıntıya sokacak. Bu yüklerin altında kalkmanın bir yolu iş hacmimizi geliştirmekse, bunun önü açılmalı ve kolaylaştırılmalı. Salgın koşullarına dikkat ederek iş yapmak mümkün. Kontrollü şekilde açılma sağlanmalı” diye konuştu. Çandır, 2021 sonuna kadar kamuya ait borçlarının mutlaka ertelenmesi, kısa çalışma ödeneğinin de Haziran ayı sonuna kadar uzatılması gerektiğini söylerken, “Özellikle küçük işletmeler için bu hayati derecede önemli” dedi. TARIM FAKİRLEŞTİ Antalya’nın bütün zorluklara rağmen tarımsal performansıyla yüz güldürdüğünü ifade eden Ali Çandır, ancak bu performansın sürdürülebilir olmadığını söyledi. Dövize bağlı tarımsal girdilerdeki fiyat artışlarının yarısının bile tarım ürünleri fiyatlarına yansıtılamadığını kaydeden Çandır, bunun tarım kesiminin tamamını fakirleştirdiğini belirtti. Çandır, gübreden ambalaja kadar bütün girdilerin fiyatının 2 kat arttığını, bu maliyetlerin tarım ürünleri fiyatına yansımadığını vurguladı. MERKEZ BANKASINA ÖNERİ  Çandır, Merkez Bankası Başkanı’na tarımdaki en büyük sorunun vade farkı olduğunu ilettiklerini, Ziraat Bankası destekli bir sistemin kurulmasına ihtiyaç olduğunu bildirdiklerini söyledi. Çandır, dijital tedarik portalına ihtiyaç olduğunu vurgularken “Çünkü tarımdaki en büyük sorun vade farkı. Üreten insanlar hasat sonrası satış yaptıkları için bütün fiyalandırmaları 1 yıl vadeye göre oluşturuyorlar. Hem dövizin hem de faizin etkisiyle minumum yüzde 30 gibi fiyat artışını getiriyor. Önerimiz şu; Ziraat Bankası tarafından desteklenen üreticinin üretim alanlarına göre belirlenmiş kriterlerdeki ürünleri alabileceği, bunun parasını da peşin olarak üreticisine, ithalatçısına ödenebileceği bir sistemin kurulması. Bu üretimdeki maliyetleri önemli şekilde düşürecektir. Umuyoruz önerimiz dikkate alınır. Çünkü bu hal sürdürülebilir değil” diye konuştu. Yakın geçmişte serada, bahçede ve tarlada toplanamayan ürünleri, kesime gönderilmek zorunda kalınan hayvanları ve diğer üretimden uzaklaşmayı gerektiren zorlukları herkesin hatırladığını belirtirken, 2021 yılında tarım kesimimizi bir kez daha bu duruma düşürmemeliyiz. Üretime, ürün işlemeye ve ticarete adaletli rekabetçilikle devam etmesini sağlamalıyız” dedi. Çandır, enflasyon açıklanınca tarım ürünlerinin töhmet altında kaldığını belirtirken, bu kapsamda referans görevi görmesi amacıyla hal endeksini açıkladıklarını kaydetti. Çandır, “Eylül ayından beri her ayın 2’sinde yaptığımız bu paylaşım ekonomi çevreleri tarafından kullanılıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi ve ekibimize teşekkür ederim” dedi. İSTİHDAMI BÜYÜTEMEDİK İstihdam ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Ali Çandır, ekonominin kendi büyüme hızının yarısından az bir istihdam büyümesi sağlayabildiğine dikkat çekti. Çandır, son 15 yılda yıllık ortalama yüzde 4.8 büyüyen ekonomimize karşılık yıllık ortalama yüzde 2.3 büyüyen bir istihdam ile karşı karşıyayız. Bu durum sürdürülebilir değil. Sosyal ve toplumsal açıdan istihdam edilen insan yoğunluğumuz hayati derecede önemli. İstihdam mutlaka ciddiye alınması gereken bir konudur. Önümüzdeki en hayati konulardan biri istihdamdır” uyarısında bulundu. Çandır, istihdam sorununu sürdürebilir olarak çözmenin yolunun tarımdan geçtiğini söylerken, tarımın iş gücünü bünyesinde barındırmaya müsait sektör olduğunu belirtti. Çandır, “İstihdam zafiyetini gidermesi bakımında da tarım sektörüne stratejik bir önem verilmelidir” dedi. 3 yıl önce tarımsal istihdam ve sosyal güvenlik kapsamlı bir rapor hazırlayarak ilgililer ve karar vericilerle paylaştıklarını anımsatan Başkan Çandır, “Devletimiz azımsanmayacak miktarda sosyal destek veriyor. Ancak bu destekler insanları üretmekten çok çalışmamaya yöneltiyor. Biz sosyal destek kesilecek diye sigorta yapacak işçi bulamıyoruz” diye konuştu. ATB Başkanı Ali Çandır, meslek komiteleri üyelerinin talebi üzerine, kırsal kalkınma destekleri kapsamında kırsal ekonomik altyapı yatırımları için 20 Şubat olan başvuru süresinin 23 Mart tarihine, tarıma dayalı ekonomik yatırımları için 3 Mart olan başvuru süresinin 9 Nisan tarihine ertelendiğini, ayrıca TSE ve CE belgeleri şartlarında da yeni düzenlemelere gidildiğini bildirdi. Çandır, “Taleplerimizin kısa sürede olumlu sonuçlanmasını sağlayan başta TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli’ye teşekkür ediyorum” dedi. YÜZ YILLIK HAFIZAYI KİTAPTA TOPLADIK Bir asırlık geçmişe sahip Antalya Ticaret Borsası’nın kurumsal hafızamızın unutulmaması ve geleceğe aktarılması amacıyla 100. yıl kitabını hazırladıklarını bildiren Çandır, kitabın yararlı olmasını diledi. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BORSA’NIN GÜNDEMİNDE Borsa’nın çalışmaları hakkında da Meclis Üyelerini bilgilendiren Başkan Çandır, Şubat ayında da yoğun şekilde çalıştıklarını, üyeler, sektör ve kentimize yönelik etkinliklerde bulunmaya gayret ettiklerini kaydetti. Eğitim ve etkinlikleri salgın nedeniyle online düzenlediklerini belirten Çandır, “Ülkemize rol model olacak biçimde uyum içerisinde çalıştığımız İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’müz ile yapmış olduğumuz protokol neticesinde bu ay ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ Programımızda Ankara ve Samsun illerimizin yöresel zenginliklerini tanıma fırsatı bulduk” dedi. Başkan Yardımcısı Halil Bülbül’ün katılımıyla “Marka Şehir Antalya” paneli gerçekleştirdiklerini, Antalya Tarım Konseyi’yle ‘İklim Değişikliği ve Tarım Etkileşimi’ paneli düzenlediklerini, 27 Şubat’ta da “Antalya Tarımında İklim Değişikliği Ve Tarımsal Ticarete Etkileri” başlıklı panel düzenleyeceklerini belirtti. Çandır, “Önümüzdeki günlerdeki en önemli sorunumuz olarak görünen iklim değişikliğini gündeme getirmek ve bu konuda yapılacak çalışmalara ışık tutmaya gayret ettik” dedi. TARIM EĞİTİMLERİNE DEVAM Cumartesi ve pazar günleri sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu günlerde “Pandemi Günlerinde Tarım” programımızda kiraz yetiştiriciliği ile tıbbi aromatik bitkilerde doğru bilinen yanlışlar konusunda belgeli eğitimler verdiklerini, eğitimlere badem yetiştiriciliği, ekmek atölyesi ve sığır yetiştiriciliği ile devam edeceklerini bildiren Çandır, “Eğitimlerimizin tarıma yatırım yapmak isteyenler ve hali hazırdaki işini daha iyi yapmak için çaba sarf eden üreticilerimize faydalı olmasını diliyorum” dedi. Çandır, e-çalıştaylar düzenleyerek tarım sektörünün sorunlarını, çözüm önerilerini ve taleplerini dinleyeceklerini bildirirken, sonuçlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşacaklarını kaydetti. Çandır, “Çünkü biliyoruz ki ortaklaşa rekabeti geliştirmenin, kalite standartlarımızı yükseltmenin ve verimliliğimizi artırmanın yolu eğitimden Bu konuda özverili çalışan Borsamız ve Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür ediyorum” dedi. Çandır, BAGEV Yönetim Kurulu’nda birlikte çalıştıkları İbrahim Solak’a Allah’tan rahmet, ailesi ve camiaya başsağlığı diledi. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunurken, kurdaki aşırı dalgalanmanın büyük sıkıntı yarattığını dile getirdi. Meclis üyeleri, “Uygulanabilir yapısal reformların bir an önce uygulamaya geçmesi hepimiz için faydalı sonuçlar doğuracaktır” dedi.    

Detaylar...

TOHUMDAN ATEŞE EKMEK
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde Aralık 2020’de hayata geçirilen Pandemi Günlerinde Tarım Eğitim Programı “ekmek” eğitimi ile devam ediyor. “Tohumdan Ateşe Ekmek” eğitimi 27 Şubat’ta başlayacak, 21 Mart’a kadar sokağa çıkma yasağının uygulandığı hafta sonları devam edecek. Belgeli, ücretsiz, online eğitim programı içerisinde workshoplar da yapılacak. Eğitimin ardından yapılacak sınavda başarılı olan katılımcılara belge verilecek. EKMEĞİN TARİHİNDEN MAYALAMASINA KADAR HERŞEY Program çerçevesinde 27 Şubat’ta unlu mamüller marka danışmanı Mine Ataman’ın anlatımıyla ekmeğin doğuşu, 28 Şubat’ta günümüzde ekmeğin geldiği nokta anlatılacak. 6 Mart’ta Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Thomas Zimmermann “Toprağı işleyen ekmeği dişler” neolitik çağda tarım ve buğday üretiminin sallantılı başlangıcını anlatacak. 7 Mart’ta düzenlenecek workshopta Mine Ataman, 3 ekşi maya tarifi verecek. 13 Mart’ta Mine Ataman dünyada ve Türkiye’de ekmek kültürü ve ekmekçilik sektörü ile Almanya’nın Pumpernickel ekmeğini anlatacak. 14 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden Dr. Güven Şahin ve Mine Ataman’ın anlatımıyla coğrafi işaret ve marka ekmekler hakkında bilgi verilecek. 20 Mart’ta Beslenme Uzmanı Dilara Koçak, beslenme ve ekmeği katılımcılara anlatacak. 21 Mart’ta düzenlenecek workshopta Mine Ataman 3 farklı tahıldan siyez ekmeği, buğday ekmeği ve ciabatta ekmeğinin yapımını anlatacak. HERKES KENDİ EKMEĞİNİ YAPACAK Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, pandemi günlerinde tarım eğitimine sofraların vazgeçilmezi ekmekle devam edeceğini belirtti. 12 bin yıllık geçmişe sahip Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğunu ve ekmeğin bu topraklardan doğduğunu kaydeden Çandır, “Sokağa çıkma yasağının uygulandığı bir dönemde, tarihimizde, kültürümüzde ve beslenmemizde önemli bir yeri olan ekmeği işlemek istedik. Katılımcıların büyük zevkle takip edeceği bir eğitim programı olacağını düşünüyorum. Eğitimin ardından herkes kendi ekmeğini yapacak” dedi. PEYNİR, EKMEK, ZEYTİN ÜÇLEMESİ Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, ekmeğin günlük hayatımızın vazgeçilmezi olduğunu belirtirken, pandemi döneminde sokağa çıkma yasağının uygulandığı günlerde bir ay sürecek ekmek eğitimi vereceklerini belirtti. Daha önce zeytin ve peynir ile ilgili eğitim verdiklerini anımsatan Karaca, “Ekmek eğitimi ile bu üçlemeyi tamamlıyoruz” dedi. Eğitime ilginin yoğun olduğunu bildiren Karaca, İran, Suriye, Bulgaristan, ABD, KKTC, Suudi Arabistan, Almanya, Belçika, Macaristan, Fransa, Avusturya gibi bir çok ülkeden çok sayıda başvuru geldiğini söyledi.  

Detaylar...

“SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR?” SAMSUN’DA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde ülkemizin yöresel ürünlerini il il gündeme getirmek, başarı hikayelerini paylaşmak amacıyla düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programında bu hafta Samsun’un yöresel ürünleri konuşuldu. Programa, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, TOBB Başkan Yardımcısı ve Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çakır, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İbrahim Ethem Şahin, Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, Bafra Belediye Başkanı Hamit Kılıç, Bafra TSO Yönetim Kurulu Başkanı Göksel Başar, Vezirköprü TSO Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Fişekci konuk olarak katıldı BİNİN ÜZERİNDE ÜRÜNÜMÜZ VAR, 14’Ü COĞRAFİ İŞARETLİ Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, çok kültürlü bir şehir olan Samsun’un mutfak kültürünün de güçlü olduğunu söyledi. 14 Coğrafi İşaretli ürüne sahip Samsun’un Terme, Çarşamba ve Bafra pidesinin ayrı ayrı coğrafi işarete sahip olduğuna dikkat çeken Demir, “Hepsinin kendine has lezzeti ve özelliği var. Samsun’da pide yiyen başka yerde pide yiyemez” dedi. Demir, kaybolmaya yüz tutan geleneksel el sanatlarının canlandırmak için usta yetiştirme kursları düzenlediklerini söyledi. Samsun’un coğrafi işaret alabilecek binin üzerinde yöresel ürünü olduğunu söyleyen Mustafa Demir, “Coğrafi işaret sayımızı artıracağız” dedi. SADECE KASKET DEĞİL İYİLİĞİN SİMGESİ TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Samsun TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Yeşilırmak’ın beslediği Çarşamba ile Kızılırmak’ın beslediği Bafra ovasının bereketinin yöresel ürünleri ortaya çıkardığını söyledi. Coğrafi İşaretli Çarşamba 8 Köşeli Kasketteki her bir köşenin bir anlamı olduğunu belirten Murzioğlu, cömertlik, mertlik, dürüstlük, yiğitlik, çalışkanlık, misafirperverlik, alçakgönüllülük, vatanperverliği simgelediğini anlattı. YÖREX ÖZLEMİ Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde TOBB’un desteğiyle Antalya’da düzenlenen YÖREX’in yöresel ürünlerin buluşma noktası haline geldiğini belirten Murzioğlu, “Samsun olarak YÖREX’e her yıl katılıyoruz. Yöresel ürünlerimizi YÖREX’te sergiliyoruz. Coğrafi işaretli ürünlerimizin tanıtımı yapıyoruz. 2020 yılında pandemiden dolayı yapamadığımız YÖREX’i inşallah bu yıl yaparız” dedi. Samsun Ticaret Borsası Başkanı Sinan Çakır, Borsa olarak yöresel ürünlere sahip çıktıklarını söyledi. Her yıl büyük coşkuyla katıldıkları YÖREX’in bu yıl düzenlenmesini beklediklerini kaydeden Çakır, “YÖREX’i inşallah bu yıl gerçekleştiririz. Samsun’daki oda borsalar olarak birlik beraberlik içerisinde fuarda yerimizi alırız. Ülkemizin yöresel ürünlerini YÖREX’te görüyoruz” dedi. Bafra Belediye Başkanı Hamit Kılıç, Bafra ovasının 4 mevsim tarım yapılabilen bir yer olduğunu belirtirken, coğrafi işaretli Bafra Kaymaklı Lokum, Bafra Nokulu, Bafra Pidesi, Bafra Zembili hakkında bilgi verdi. Bafra Sanayi ve Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Göksel Başar, zengin yöresel ürünlere sahip olan Bafra’nın her yıl ürünlerini YÖREX’te sergilediğini belirtti. Başar, çok sayıda coğrafi işaretli ürüne sahip olduklarını söylerken, Alaçam ilçesinin koyun peyniri ve kapaklı pidesi için coğrafi işaret çalışması yaptıklarını bildirdi. 52 USTADAN 8 KİŞİ KALDI Vezirköprü TSO Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Fişekci, Yöresel Ürünler Fuarı’nın mimarı ATB Başkanı Ali Çandır’a teşekkür etti. Vezirköprü’nün yöresel ürünlerini anlatan Fişekçi, coğrafi işaretli Vezirköprü Semaverini yapan 52 ustadan sadece 8 usta kaldığına dikkat çekti. “Semaverimizi yapacak usta bulamayacağız. Bu nedenle çırak yetiştirmek için çalışma yapıyoruz” diyen Fişekçi, bu yıl YÖREX’te Vezirköprü semaverini sergilemek istediklerini söyledi. YÖRESEL ÜRÜNLERİN PAZARLAMA STRATEJİSİ Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İbrahim Ethem Şahin, YÖREX gibi etkinliklere katılarak bölgenin tanıtım ve yatırım faaliyetlerine aracılık etiklerini söyledi. Şahin, yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin pazarlanması için kooperatiflere yönelik doğru pazarlama yöntemleri, ürün nasıl satılır, marka imajı nasıl oluşturulur konularında danışmanlık desteği verdiklerini belirtirken, “Coğrafi işaretli ürünlerimizi AB’ye akredite etmenin yollarını arıyoruz” dedi. Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, Samsun’un tarım potansiyelini anlatırken, coğrafi işaretli ürünlerin kaynaklarını korumak için yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Sağlam, Bafra lokumunun en önemli maddesi manda sütü için manda yetiştiriciliğini artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.  

Detaylar...

VERGİ DAİRESİ BAŞKANI’NDAN 1 MART UYARISI
Antalya Vergi Dairesi Başkanı İlhan Karayılan, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ı ziyaret etti. Ziyarette, kent ekonomisi ve devlete olan vergi ve diğer borçların yapılandırılmasıyla ilgili konular gündeme geldi. Vergi Dairesi Başkanı İlhan Karayılan, Antalya’nın ülke ekonomi için önemli bir il olduğunu belirtti. Bazı kamu alacaklarının yapılandırılması hakkındaki 7256 sayılı Kanun kapsamında başvuruların 1 Şubat’ta sona erdiğini kaydeden Karayılan, ilk taksitin en geç 1 Mart’ta ödenmesi gerektiğine dikkat çekti. Karayılan, yapılandırmanın bozulmaması için ilk iki taksitin zamanında ödenmesi gerektiğini vurguladı. ÜST LİMİTLİ BORÇLULARDAN YOĞUN TALEP GELDİ Türkiye nüfusu ve ekonomisinde 5. İl olan Antalya’nın da yapılandırmada önemli bir il olduğunu kaydeden İlhan Karayılan, Antalya’da yapılandırma için 400 bine yakın dilekçe alındığını bildirdi. Karayılan, “Antalya’dan kamu borçlarının yapılandırmasıyla ilgili önemli sayıda başvuru oldu. Yüksek limitli borçlularda yüzde 80’in üzerinde bir başvuru aldık. Orta ve üst limit borçlulardan yoğun başvuru alınması bizim için çok önemliydi” diye konuştu. Karayılan, pandemi döneminde yapılan yapılandırma başvurularının yüzde 80’ini online aldıklarını bildirdi. Yapılandırmanın mükellefi borçların birikmiş faiz yükünde kurtardığını kaydeden Vergi Dairesi Başkanı Karayılan, peşin ödemelerde büyük avantaj sağlandığına dikkat çekti. Karayılan, yapılandırmanın ekonomideki son dönemdeki olumlu dengelenme sürecine de önemli katkı sağlayacağını söyledi. Karayılan, Başkan Çandır’a üyelerinin yapılandırmadan yararlanması için verdiği destek nedeniyle teşekkür etti. EKONOMİMİZ ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR Antalya Ticaret Borsası Başkan Ali Çandır, mükellefin devlete olan borçlarını zamanında ödemesinden yana olduklarını belirtirken, zamanında ödeme yapanların da farklı uygulamalarla karşılanması gerektiğini kaydetti. Çandır, yapılandırmadan yararlan kişi ve kurumların hak kaybı yaşamaması için borç taksitlerini zamanında ödemesi çağrısında bulundu. Çandır, pandemi döneminde kent ekonomisiyle ve tarım sektörüyle ilgili görüşlerini Karayılan’la paylaşırken, Antalya ekonomisinin zorlu bir dönemde geçtiğini belirtti, el birliğiyle bu dönemin atlatılmasını diledi.  

Detaylar...

KİRAZIN 20 YILLIK BAŞARI HİKAYESİ
Kiraz üretiminde dünya lideri olan Türkiye, 2012’de 156 milyon dolar, 2019’de 183 milyon dolar, 2020 yılında ise 230 milyon dolar ihracat geliri elde etti. 2012’de 470 bin ton kiraz üretilirken, üretim miktarımız 700 bin tonu geçti. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen Pandemi Günlerinde Tarım Eğitimi kapsamında kiraz eğitimi düzenlendi. Online ve ücretsiz eğitime ülkemizin yanı sıra Azerbaycan, KKTC, Yunanistan, Belçika, Kazakistan, Kanada, İsviçre, Kuveyt, Suriye, Bulgaristan’dan gibi çok sayıda ülkeden yaklaşık 1000 kişi katıldı. Eğitim programı sosyal medya trend topik oldu. ANAVATANI DOĞU KARADENİZ Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden (MAREM) Dr. Hasan Cumhur Sarısu, kirazda ekolojik istekler, çeşitler ve özelliklerini anlattı. Kirazın anavatanının Doğu Karadeniz olduğunu belirten Sarısu, Çanakkale’den Niğde’ye, Isparta’dan Kahramanmaraş’a geniş bir coğrafyada üretiminin yapıldığını kaydetti. DÜNYADA LİDERİZ Ülke olarak dünya kiraz üretiminde birinci sırada yer aldığımızı bildiren Sarısu, “Ülkemizi dünyada birinci yapan, zor koşullarda üreten kiraz çiftçisidir. Kirazın 20 yıllık bir başarı hikayesi var. Bu hikayede çiftçisinden araştırmacısına, ihracatçısından kamuya kadar herkesin payı var” dedi. 1990’lı yıllara kadar kirazın çok az miktarda ihraç edildiğini, 2000’li yılların başında özel sektörün kirazla ilgili önemli yatırımlar yaptığını anımsatan Sarısu, “Üretim miktarında ciddi bir artış oldu. 2012’de 470 bin ton kiraz üretirken, şu an 700 bin ton üretimimiz var” dedi. Kirazın önemli bir ihracat kalemi olduğunu kaydeden Sarısu, “İhraç pazarı açılınca kiraz önemli bir ürün haline geldi. Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya, ABD’den İran’a tüm dünyaya kiraz satar hale geldik. 2012 yılında 55 bin ton kiraz ihraç ederken, 2019’da ihracatımız 80 bin tonu aştı. İhracattan 2012’de 156 milyon dolar, 2019’de 183 milyon dolar gelir elde ederken, 2020 yılında kirazdan 230 milyon dolar ihracat geliri elde ettik” diye konuştu. NAZLI VE ZOR BİR MEYVE Kirazın yetiştirilmesinin zor olduğunu, meyvesinin nazlı olduğunu ve yağmur, dolu gibi doğa olaylarından çabuk etkilendiğini anlatan Sarısu, son dönemde kaliteyi artırmak için yaptıkları ıslah çalışmaları hakkında bilgi verdi. Eskiden 26 milimetre altında kiraz ihraç edilirken, şimdi 34 milimetre üzeri kiraz ihracatı yapıldığını belirten Sarısu, “Hedefimiz 40-42 milimetre kiraz elde etmek” dedi. Kaliteli kiraza talebin arttığını vurgulayan Sarısu, “Avrupa’daki tüketicinin 18 Avro’dan bizim kirazımızı alabilmesi için standartlarda ve kaliteli ürünü ulaştırmamız lazım. Ancak böyle para kazanabiliriz” diye konuştu. 27 kiraz çeşidi üzerinde çalıştıklarını anlatan Sarısu, katılımcıların sorularını yanıtladı. EĞİTİM DEVAM EDECEK Kiraz eğitimi 20 ve 21 Şubat tarihlerinde iki oturumda düzenlenecek derslerle devam edecek. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Ziraat Yüksek Mühendisi İsmail Demirtaş, kirazın sistematiği, beslenmedeki önemi, besin içeriği, dünyadaki kiraz üretimi ve ticaretinin gelişimi, kiraz anaçları ve çoğaltma teknikleri, kiraz bahçe tesisini anlatacak. Dr. Hasan Cumhur Sarısu ise döllenme biyolojisi, kiraz bahçesinde budama ve terbiye sistemlerini anlatacak.  

Detaylar...