Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
Borsam
Etkinlik Takvimi
Eylül Ekim 2017
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.80.137.168
Şuan 25 kişi online
Bugün 157 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 69201
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ATB TARIM SOHBETLERİ`NİN KONUĞU TARİHÇİ YAZAR GİRAY ERCENK
Antalya Ticaret Borsası`nın düzenlediği Tarım Sohbetlerinin konuğu Araştırmacı Yazar Tarihçi Giray Ercenk oldu. ATB Başkanı Ali Çandır, ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB meclis, komite üyelerinin yanı sıra davetlilerin katıldığı Tarım Sohbetleri`nde Ercenk, "Dünden Bugüne Antalya`da Tarım" başlıklı konuşmasında eski Antalya`yı anlatırken, Antalya Ticaret Borsası`nın tarihi hakkında da kısa bilgi verdi. Akdeniz çanağının önemli parçası olan Antalya`da buğday üretiminin önemini vurgulayan Ercenk, "Antalya 3 aşamada buğday hasadı yapılabilen bir bölge. 4 ay boyunca buğday hasadı yapılan bir coğrafyadayız" dedi. Roma İmparatorluğu`nun 3 silosu olduğunu, bunlardan birinin Tunus`ta birinin de Demre`de olduğunu belirten Ercenk, "Andriake limanındaki siloyu Elmalı ve çevresindeki buğday üretimi besliyor" dedi. OVALARI BATAKLIKTAN CUMHURİYET KURTARDI Antalya ovalarının bataklıktan Cumhuriyet döneminde kurtulduğunu belirten Giray Ercenk, "Tarımın sıçrama yaptığı çağ Cumhuriyet dönemidir, tarımın kaderini cumhuriyet politikaları değiştirmiştir. Bu da ancak sahildeki bataklıkları kurutmakla mümkün olmuştur" dedi. Antalya`nın sıtma nedeniyle Çukurova`dan bile daha sonra yerleşik hayata geçtiğini söyleyen Ercenk, "Göçebe yaşamın yakın zamana kadar sürdürmemiz nedeni sivrisinektir, sıtmadır. Mayıs ayı gelince sıtmadan bunalan Antalyalılar dağlara kaçardı" dedi. Ercenk, Cumhuriyet döneminde sıtmanın yok edildiğini, bataklıkları kurutularak tarım alanına kazandırdığını iskanın teşvik edildiğini belirterek, "Cumhuriyet döneminin tarıma yaptığı en önemli yatırımdır bunlar" dedi. ZEYTİN, ASMA, PAMUK Akdeniz çanağının en önemli ürünlerinden birinin de zeytin olduğunu belirten Giray Ercenk, "Zeytin Akdeniz`in kendi ürünü, doğasının ortaya çıkardığı kutsal meyve. 700 -800 metreye kadar zeytin hasadı yapılabiliyordu. Zeytin buğday gibi değil. Buğdayın iki aşamalı katma değeri var; değirmen, fırın. Ama zeytin öyle değil. Zeytin, zeytinyağıyla, küspesiyle 3-4 aşamalı katma değere sahip. Döşemealtı, Serik, Manavgat bölgesinde ağırlıklı olarak yetiştirilen zeytin, Akdeniz`in en önemli ihraç ürünlerinden biriydi" diye konuştu. Giray Ercenk, üzümün de Akdeniz`in önemli ürünlerinden biri olduğunu ancak katma değeri buğdaya göre daha fazla olan asmanın belli yükseklik ve klima istediğini, doğal iklimlendirme olmadıkça asmanın istenilen ürünü vermediğine dikkat çekti. PAMUK, BUĞDAY PARASIYLA BETONLAŞTIK 1960`lı yılların başında buğday ve pamukta yeni tohum çeşitlerinin gelmesiyle tarımın geliştiğini, regülatörler ve kanaletlerle susuz tarım yerin sulu tarıma bıraktığını anlatan Giray Ercenk, "150 kilogram alınan yerden 400 kilogram buğday alındı. 1`e 10 veren yerden 1`e 40 alındı. Bu insanlarda bir gelir artışı sağladı. çiftçi çok iyi para kazandı. Pamuktan, buğdaydan elde edilen para kente akmaya başladı. Para kazanan şehre göç etti, kent betonlaştı. 1965 yılında kat mülkiyeti kanunun çıktı. Bu inşaat sektörünü hareketlendirdi. Ne garip değil mi tarımdan elde edilen para kentte betonlaşmanın önünü açıyor" diye konuştu. Pamuk üretiminden vazgeçilmesinin Antalya için büyük kayıp olduğunu söyleyen Ercenk, 100 bin dönüm pamuk alanının günümüzde 8 -9 bin dönüme düştüğüne dikkat çekti. Ercenk, "Pamuk kaybettiğimiz bir ürün. Pamuk 20-30 aşamada değerlendirilen bir ürün, katma değeri kıyaslanamaz. Linteri baruttan çatı örtüsüne kadar, çekirdeği yağdan hayvan küspesine, sabuna kadar bir çok alanda kullanılıyor. Bu kaybı en riskli sektör turizme yatırdık. Turizmin arzında 1 milimlik oynama talebinde 20 milimlik oynamaya neden oluyor. Halbuki tarım öyle değil. Biz pamuk ekim alanlarını turizme kaptırdık. Dağlardaki insanları sahile indirdik. Ekim dikim alanlarını elimizden kaybettik. Turizm ve seracılık, dağları boş bıraktı, köyleri yok olmaya terk etti. Ekim dikim alanları sahipsiz kaldı" diye konuştu. ATB`YE VAKIFÇİFTLİĞİ TEŞEKKÜRÜ Giray Ercenk, 1990`ların başında bölgemizde 120 bin dönümden fazla vakıf arazisi bulunduğunu belirterek, bu alanın her geçen gün azaldığına dikkat çekti. Antalya kent merkezinin en büyük yeşil alanı bugün Zeytinpark adıyla anılan Vakıfçiftliği`nin 22 bin dönüm olduğunu belirten Ercenk, "1935`te Falih Rıfkı Atay 22 bin dönümlük vakıf arazisinin sulanması için Kırkgöz kanalının açıldığını yazar. Ama bakınız bugün Vakıfçiftliği alanı sadece 2 bin 630 dönüme düştü. Şimdi ATB sayesinde o alan kurtarıldı. Vakıfçiftliği`nin kurtarılmasında ısrarlı takibi nedeniyle Borsa Başkanı Ali Çandır`a, yönetimine, Meclis Başkanına ve meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu bizim yakın dönemimizde kent tarihi için en kayda değer çalışmalardan biri. Vakıfçiftliği önemli çünkü orayla ilgili kentte ortak akıl ortaya çıktı. Yeşil alan, eğitim alanı, müze alanı ve nefes alma alanı olarak kentin en önemli unsuru. İmara açılsın malı götürelim diye yakmaya çalışanlar bile oldu. Ama Borsamız alana sahip çıktı" diye konuştu. Muratpaşa Vakfı`nın kuruluşuyla ilgili de yanlış bilgilendirme olduğunu söyleyen Ercenk, kuruluşu 1571`e dayanan Muratpaşa Vakfı`nın Karaman Beylerbeyi Abdüsselam Bin Muratpaşa tarafından kurulduğunu söyledi. Ercenk Muratpaşa Camii`nin Kuyucu Muratpaşa tarafından değil, Karaman Beylerbeyi Abdüsselam Bin Muratpaşa tarafından kurulduğunu söylerken, "Bunun resmi kayıtlara geçmesi için çalıştım" dedi. ATB Başkanı Ali Çandır ile ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, Giray Ercenk`e Tarım Sohbetleri`ne katılımı nedeniyle teşekkür ederken, günün anısına seramik kaftan hediye etti.  

Detaylar...

ATB ŞUBAT MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası Şubat ayın Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında Meclis üyelerini bilgilendiren ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmede bulundu. TERÖRÜN KANIKSANMASINA İZİN VERİLMEMELİ Terörü kınayarak meclis konuşmasına başlayan Çandır, "Sözlerime uzun bir süredir hepimizi kahreden ve vatan evlatlarını toprağa vermemize sebep olan soysuz terör olaylarını lanetleyerek başlamak istiyorum.Terörün kanıksanmasına izin vermemeli, ülkemizin üzerinde kara bulutlar oluşturmasına meydan bırakmamalıyız. Gerek terör gerekse sınırlarımızdaki olaylar nedeniyle, kendimizi savaş hali varmış modunda tutmamalıyız. Yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz önemli bir konu, bu topraklarda yaşayanlar umutsuzluğa, karamsarlığa ve teslimiyete geçmişte olduğu gibi bugün de izin vermezler. Hepimizin dileği ve ülküsü, bir an önce terörün ülkemiz gündeminden çıkarılmasıdır.Bu anlamda siyaset kurumunun da sorundan sorun çıkarmak yerine sorunlardan kurtulmak için çaba sarfetmesini, gereksiz gündemle enerjimizi tüketmemesini bekliyoruz" diye konuştu. ENFLASYONUN SORUMLUSU GIDA DEĞİL Enflasyonun Merkez Bankası hedeflerinin üzerinde seyretmesinin birincil sebebi olarak gösterilen gıda ve tarım ürünleri fiyatlarını izlemek ve değerlendirmek için yaklaşık bir yıl önce Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi kurulduğunu belirten Çandır, "Son 13 yıllık değerlendirmemizde gördük ki tarımsal üretici fiyatlarının seyri, hiç de kamuoyuna duyurulduğu gibi mevcut enflasyonun ana sebebi olmamıştır" dedi. Yıllık tarımsal ürünler enflasyonunun son 13 yıllık ocak ayları ortalaması itibariyle yüzde 9.63 olduğunu, Şubat ayında açıklanan ve çok yüksek bulunan yıllık tarımsal ürünler enflasyonunun ise yüzde 8.13 ile 13 yıllık ortalamanın altında kaldığına dikkat çeken Ali Çandır, şu değerlendirmede bulundu: "Yine, hatırlayacağınız üzere bu ay açıklanan tüketici enflasyonu ise yıllık yüzde 9.58 olmuştur. Yani bu ay açıklanan tarımsal ürünler enflasyonu, yıllık olarak hem kendi 13 yıllık ortalamasının, hem de bu ay açıklanan yıllık tüketici enflasyonunun çokaltında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla her ay açıklanan ve hedeften yüksek seyreden tüketici enflasyonun bir numaralı sorumlusunun tarımsal ürünler olduğunadair yapılan açıklamalar ilan edilen rakamlarla bağdaşmamaktadır.Konuyla ilgilenen ve kamuoyuna duyurumlar yapan ilgililerin, sorunu sadece gıda ve tarımda aramaları çözüme yönelik herhangi bir katkı sağlamamaktadır." BEDAVA ALINSA BİLE MALİYETİ 2-2.5 TL Sebze meyve ve sebze fiyatlarıyla ilgili yanlış algı nedeniyle sektörel analiz toplantısı yaptıklarını anımsatan Ali Çandır, "Girdilerinden, işlenmesine; firesinden, iadesine ve nihayet vergilendirilmesine kadar tüm maliyet unsurları detaylarıyla konuştuk.Yaş meyve sebzenin tarladan sofraya ilerleyişindeki fiyat mekanizmaları sektörün tüm taraflarınca irdelendi. Sonuca dair bir öz oluşturması bakımından hesaplandı ki; yaş meyve sebze, üreticisinden bedavaya bile alınsa o ürünün sofraya gelmesi için kilogram başına ortalama 2-2,5 TL civarında bir maliyet oluşmaktadır" diye konuştu. ARZIN YÜKSELMESİ SORUN YARATACAK Ali Çandır mecliste, Rusya krizinin ardından yaşanan süreci de değerlendirdi. Hava koşullarının olumsuz seyretmesiyle arzın azaldığı bir dönemden geçildiğini ancak hava sıcaklarının yükselmesiyle artacak olan üretim arzının piyasalarda için ciddi bir sorun yaratacağı uyarısında bulunan Ali Çandır, "Sektörümüz açısından daha sorunlu bir döneme girerken devletimizden somut ve hissedilir adımlar atmasını beklemekteyiz. Bu amaçla Antalya Tarım Konseyi tarafından hazırlanan ve Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Faruk Çelik başta olmak üzere ilgili tüm bakanlıklara birebir sunulan acil önlemler ve iyileştirici önlemler başlıklı raporumuzun bir an önce dikkate alınmasını beklemekteyiz.Sektörün gözü kulağı Ankara’ya odaklanmış durumdadır" değerlendirmesinde bulundu. FELAKET ETKİSİ YARATAN EKONOMİK SARMALIN ÖNÜNE GEÇİLMELİ Antalya`da faaliyet gösteren tüm sektörlerin iç içe bir yapıda olduğunu belirten Ali Çandır, şu değerlendirmede bulundu: "Her sektör diğerini besleyen yapıdadır. Buradaki taraflar sadece sebze meyve ve çiçek üreten bir miktar üreticinin ötesindedir. İlaçtan gübreye, tohumdan ambalaja sektöre girdi sağlayanların yanında köydeki bakkaldan sanayideki tamirciye, nakliyeciden işçiye, marangozdan tüm esnafa, hatta bankalara uzanan bir etki alanı sahiptir. Sektördeki yaraya derinleşmeden merhem olmak ve felaket etkisi yaratan ekonomik bir sarmalla karşılaşılmak istenmiyorsa acilen çözümler üretilmelidir. Çünkü tarımdan gelen gelir kentin tüm kılcal damarlarına yayılmakta ve hayat vermektedir. Bir kez daha altını çizerek belirtmek istiyorum ki içinde bulunduğumuz durum sektör meselesi olmaktan çok memleket meselesi haline dönüşmektedir." ETTE İTHALAT SOPASI ÇÖZÜM SAĞLAMAZ Ette yaşanan sıkıntıya dikkat çeken ATB Başkanı Ali Çandır, set ve süt sektörüyle ilgili üyelerin taleplerini şöyle anlattı: "Geçmiş dönemlerden kalma narh koyma usulüyle ya da ithalat sopasıyla tarımsal üreticiyi terbiye etme uygulamalarının hiçbir sorunu çözemediği gibi yeni ve kalıcı sorunlar ürettiğini hatırlatmak isteriz. Et ve süt sektöründe faaliyet gösteren üyelerimizin talep ve önerileri incelendiğinde üç ana başlık ön plana çıkmaktadır. Süt fiyatları konusundaki en önemli problem kesif yem maliyetleridir. Özellikle aile işletmeciliği yaparak geçimini sürdüren üreticiler için yem fiyatları ağır bir maliyet kalemi oluşturmaktadır. Üyelerimiz sorunun son bulması için süt, yem paritesinin her iki tarafında lehine olacak şekilde sağlıklı bir biçimde tesis edilmesini önermektedirler. Çayır mera alanlarımız ve arazi koşullarımız nedeniyle topraklarımıza özgü küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin özendirilmesi gerekmektedir. Et krizini çözmenin anahtarı koyun ve keçi eti tüketiminin arttırılmasıdır. Ülkemizin en gelişmiş belediyelerine sahip ilimizde, bütünşehir yasası kapsamında en ücra köşelere kadar hak sahibi olan büyükşehir belediyemiz ve ilçe belediyelerimizin süt tüketimi konusunda özendirici faaliyetlerde bulunmaları, projelerle yereli ve kırsalı desteklemeleri kısa ve orta vadede sorunların hafifletilmesine katkı koyacaktır." THY GİZLİ ZAM YAPTI ATB Komite üyeleri ve Antalya Tarım Konseyi üyelerinin THY’nin para birimi değişikliği (Euro’dan ABD Doları’na geçmesi) nedeniyle uçak kargo navlun ücretlerine yüzde 12 oranında gizli bir zam yapıldığını belirttiğini söyleyen Çandır, "Rusya Federasyonu ile yaşanan sorunlar nedeniyle zor durumda olan sektöre, para birimi değişikliğini gerekçe göstererek yüksek oranda bir zam yapmak, hali hazırda kriz döneminde bulunan sektörün yeni pazar arayışlarının da başlamadan bitmesi anlamına gelmektedir.Yine, üyelerimiz önümüzdeki dönemde yoğunlaşan çek ödemeleri ve kredi ödeme zamanlarının yaklaştığını ifade etmektedirler. Açıkçası sektörün yaşanan olaylar sonrasında sıkıştığını belirten üyeler, yaşananlar sonrası Ankara‘dan gelecek müjdeli haberleri beklediklerini ifade etmektedirler" diye konuştu. UMUT IŞIĞI OLMALIYIZ Sektörel değerlendirmelerin yapıldığı Meclis`te ATB Başkanı Ali Çandır, geçen hafta Ankara’da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi`nin katılımıyla yapılan TOBB Borsalar Konseyi toplantısında tarımın ve ticaretin sorunları gündeme getirdiklerini söyledi. Çandır, “Yılbaşına kadar ihracat yasağının olmaması ve soğukla birlikte haldeki fiyatların düşük seyretmemesi nedeniyle ‘bekle-gör’ durumu var galiba ama şimdi fiyatlar geçen yılın altında. Tarım Konseyi`nin toplantısında gördük ki, sektörün tüm paydaşları büyük bir umutsuzluk içinde ve o nedenle bu insanlara biraz umut ışığı olunması gerektiğini belirtiliyoruz” diye konuştu. DÜNYACA ÜNLÜ FİNİKE PORTAKALI KİREÇ TAŞINA KURBAN EDİLİYOR TOBB Borsalar Konseyi`nde Bakanlara coğrafi işareti anlatırken Finike portakalından örnek verdiğini kaydeden Ali Çandır, Türkiye’de üretilen 1.8 milyon ton portakalın yüzde 10’unun daha Finike portakalı olmadığını, yıllık 160 bin ton yani Türkiye’de satılan her 10 portakaldan birinin Finike portakalı olduğunu dile getirdi. Bir taraftan bu ürünleri, ‘coğrafi işaret alalım, koruyalım, hakkını hukukunu savunalım’ derken, bir taraftan da taraftan da çok fazla niteliği, ekonomik değeri olmayan kireç taşı nedeniyle tehdit altına alındığını anlattığını belirten Çandır, şunları kaydetti: “Yine Lübnan sediri diye bildiğimiz  Toroslar ın sedir ağaçlarının taş-maden ocakları nedeniyle risk altında olduğunu, sedir balının risk altında olduğunu söyledik. Bir taraftan Finike Belediyesi çok güzel bir hazırlık içinde, portakal festivali planlanıyor. Ama diğer taraftan çok fazla ekonomik değeri olmayan kireç taşı nedeniyle o portakallar risk altında. Buna yerel yönetimlerce de izin verildiğini vurgulamaya çalıştık. Biz Antalya`da yaşayan insanlar olarak genelde Allah’ın bize verdikleriyle bir yere gidiyoruz ama bunları geleceğe aktaramamanın ezikliğini yaşayacağız. Finike portakalı küçük bir örnek. Birçok değerimiz talan oluyor. Borsa olarak bu konudaki duyarlılığımızı devam ettirmeye çalışacağız.” YÖRESEL PANAYIRLARA BAKANLIK ÖNLEMİ GELİYOR Borsalar Konseyi`nde yöresel ürünlerin panayır mantığıyla yok edildiği yönündeki sorunun da anlatıldığını belirten Ali Çandır, bu konuda sevindirici bir haber aldıklarını, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın önleyici çalışmalar için hazırlıklar başlattığını kaydetti. Hal yasasıyla ilgili yapılan eleştirilerin haklılığının ortaya çıktığını belirten Çandır, "Bakanlarımız üretimden tüketime giden evrelerin tekrar tasarlanması çalışacaklarını söylediler" dedi. Toprak Mahsulleri Ofisi`nin lisanslı depoculuğu hayata geçirecek olmasının sevindirici olduğunu kaydeden Çandır, "Bu üreticinin ürününü değerlendirilmesi için önemli bir adım" dedi. Çandır, zincirin tüm halkalarının bir araya gelip sorunlara çözüm üretmesinin zor olmadığını bunu başarmaya çalıştıklarını ifade etti.  

Detaylar...

ANTALYA TARIMININ GÖZÜ KULAĞI ANKARA`DA
Antalya Ticaret Borsası`nın başkanlığını yürüttüğü Tarım Konseyi, 2016 1. Olağan Toplantısını Antalya Ticaret Borsası Toplantı Salonu`nda gerçekleştirdi. Antalya Ticaret Borsası ve Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır başkanlığındaki toplantıya, Konsey İcra Kurulu Üyeleri ATSO yönetim kurulu üyesi Hüseyin Barut, BAİB Başkanı Mustafa Satıcı, Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Vahap Tuncer, TZOB Başkanı Nazif Alp`in yanı sıra konsey üyeleri katıldı. Toplantıda Konsey başkan yardımcılıklarına Vahap Tuncer ile Kumluca TSO Başkanı Murat Hüdavendigar Günay seçilirken, denetim kurulu üyeleri belirlendi. YARALARA MERHEM OLACAK PAKET BEKLENİYOR Konsey Başkanı Ali Çandır, Türkiye`de ilk olan Tarım Konseyi`nin ilk dosyasını Rusya krizinin hemen ardından hazırlayarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu`nun desteğiyle ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek`e sunduğunu anımsattı. Çandır, "Antalya`da bir ilki gerçekleştirerek milletvekillerimiz Çetin Osman Budak, Hüseyin Samani, Mehmet Günal ve sizlerin katılımıyla hazırlanan dosyamız, Antalya`daki üretici, komisyoncu ve ihracatçının direncini artırmaya yönelik bir çalışmaydı. Dosyamızı ilgili Bakanlıklarımıza sunduk. Dosyayı sunalı iki ayı geçti, tarım sektörü olarak Ankara`dan müjdeli haberler bekliyoruz. Ama somut ışık göremediğimizi ifade etmek istiyorum. Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu, turizmle ilgili destek paketini bizzat açıkladı. Bizler de tarım sektörü olarak yaralarımıza merhem olacak bir paket bekliyoruz" diye konuştu. Tarım Konseyi`nin Rusya dosyasında kredilerin ertelenmesinden, lojistik desteklere kadar pek çok konunun yer aldığını belirten Çandır, "Sorunlar ve çözüm önerileri sektör paydaşlarının katılımıyla ortaya kondu. Umuyoruz, dosyamıza beklentiler yönünde Ankara`dan yanıt alırız" dedi. Mevzuattan üretim tekniklerine, desteklemeden lojistiğe kadar bir çok konunun sektörün ortak sorunu olduğunu belirten Çandır, "Üretici, tüccar, ihracatçının direncini artıracak tedbirlerin alınması için sağlıklı bir baskı unsuru oluşturmalıyız. Hepimiz aynı sesi çıkaralım, güçlü çıkaralım, sonuç alalım" dedi. HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ Ali Çandır`ın ardından söz alan Tarım Konseyi Üyeleri, üretim girdi maliyetlerinin yüksekliğinden yakınırken, gübre ve yemde yapılan KDV indiriminin üreticiye hiçbir şekilde yansımadığına dikkat çekti. Rusya krizi ve komşu ülkelerle yaşanan sıkıntılar nedeniyle ihracatta yaşanan daralmaya dikkat çeken Tarım Konseyi üyeleri, yeni ve uzak pazarlar için uçak kargo desteğinin mutlaka sağlanması gerektiğini bildirdi. Karayolu taşımacılığında mazot gibi akaryakıt maliyetlerinin yüksekliğine dikkat çeken Konsey üyeleri, kredilerin faizsiz ertelenmesi gerektiğini dile getirdi. Ürünün pazar sıkıntısı nedeniyle malın elinde kalacağını düşünen üreticinin üretim hassasiyetini yitirmeye başladığını belirten Konsey Üyeleri, bunun uzun vadede oluşturacağı sorunlara dikkat çekti. Mevsim normallerinin altıda seyreden yağışın meyve üretimine zarar verdiğini belirten üreticiler, üreticinin karamsar bir ruh hali içerisinde olduğunu vurguladı. Süt fiyatlarında yaşanan sıkıntıya dikkat çeken Konsey Üyeleri, süt fiyatlarına müdahale edilmezse 2 yıl içerisinde daha derin bir et krizi yaşanacağı uyarısında bulundu. Tarım Konseyi üyeleri, Rusya dosyasının üretici, komisyoncu ve ihracatçıya nefes aldıracağını belirterek, "Hepimiz aynı gemideyiz, Sorunlarımız ve çözüm önerilerimiz ortada. Gözümüz kulağımız Ankara`da" dedi. Tarım Konseyi toplantısında üyelere ekonomik beklenti anketi de yapıldı.  

Detaylar...

VERGİ DAİRESİ BAŞKANI`NDAN BORSA`YA ZİYARET
Antalya Vergi Dairesi Başkanı Halil Akca, 27. Vergi Haftası kapsamında daire müdürleriyle birlikte Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır`ı ziyaret etti. ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB yönetim kurulu üyeleri Süleyman Ersan ve Halil Bülbül`ün bulunduğu ziyarette Ali Çandır, Akca`ya ziyareti nedeniyle teşekkür etti. VERGİ SİSTEMİNİN REVİZYONA İHTİYACI VAR Vergi sisteminin ciddi revizyona ihtiyacı olduğunu söyleyen Ali Çandır, sıfır KDV yerine üreticiye yönelik sağlıklı iade sisteminin vergi gelirlerinde artış sağlayacağını söyledi. Vergi sisteminin ön açıcı olması gerektiğini vurgulayan Ali Çandır, "Maliye Bakanımız Sayın Naci Ağbal`dan umutluyuz. Vergi sisteminde birtakım düzenlemelere gidiliyor olması, bu düzenlemeler yapılırken de sivil toplum örgütleriyle iletişim içerisinde olunması memnuniyet verici. Umuyoruz kolaylaştırıcı olur" dedi. Antalya Vergi Dairesi Başkanı Halil Akca da 27. Vergi Haftası nedeniyle kurumları ziyaret ettiklerini belirterek, Antalya Ticaret Borsası ile birlikte çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Halil Akca, Antalya`nın vergi gelirinde iyi durumda olduğunu belirterek, 2016`nın başta tarım ve turizm olmak üzere tüm sektörde iyi geçmesini diledi.  

Detaylar...

TISİAD DAN ANTALYA BORSA YA ZİYARET
Türkiye Irak Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TISİAD) Başkanı Nevaf Kılıç, yönetimi ve üyeleriyle birlikte Antalya Ticaret Borsası ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı Başkanı Ali Çandır`ı ziyaret etti. ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB Yönetim Kurulu Üyeleri Halil Bülbül ve Süleyman Ersan`ın da bulunduğu ziyarette TISİAD Başkanı Nevaf Kılıç, Türk işadamlarının Irak pazarından faydalanması gerektiğini söyledi. IRAK`A İHRACAT RAKAMLARI DÜŞTÜ Antalya`nın Irak`a ihracat rakamlarının bir önceki yıla yüzde 30`a yakın düşüş gösterdiğini bildiren Kılıç, "İki ülkedeki yatırım olanaklarını araştırıp ihtiyaçlar doğrultusunda buluşturup karşılıklı ticari ilişkiler sağlanmalıdır" dedi. Bağdat`ın güney tarafının güvenli olduğunu ve yatırım beklediğini söyleyen Kılıç, Antalyalı işadamlarına işbirliği çağrısında bulundu. Kılıç, "İki ülke halkının ve hükümetinin ticari ilişkileri geliştirme isteği var, bunu bizler yaşama geçirebiliriz" dedi. TİCARET GÜVENLİ ORTAMI SEVER Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Borsa`nın çalışmaları hakkında TISİAD üyelerine bilgi verdi. Ticaretin güven ortamını sevdiğini belirten Çandır, Irak`ta risklerin minimize edildiği bir ortam sağlanırsa ATB üyelerinin pazarda yer alması için çaba sarf edebileceklerini kaydetti. Çandır, "İş dünyası güvenli ortamı tercih eder, berrak ortamda ticari ilişkiler gelişir. Hem ticari olarak hem insani olarak bölgedeki kargaşanın bir an önce sona ermesini bekliyoruz. Umuyoruz, bölgedeki tüm ülkelerde de savaş ortamı biter ve insanlara iş aş olan ticaret gelişir" diye konuştu. İŞ FIRSATLARI DEĞERLENDİRİLMELİ Uluslararası ilişkilerin ticari ilişkileri etkilediğine dikkat çeken Ali Çandır, "Girişimci bağlantısını sağlıyor, yatırımını yapıyor, yasal yollardan ihracatını yapıyor ertesi gün bir kararla kapılar kapanıyor. Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk`ün dediği gibi yurtta barış, dünyada barış ilkesi hakim olmalı" diye konuştu. Çandır, BAGEV`in Burdur ve Isparta`yı da kapsadığını belirterek, ihtiyaçlar doğrultusunda sektörel olarak karşılıklı görüşmeler yapılabileceğini iş fırsatlarının değerlendirilebileceğini vurguladı. Çandır, TISİAD yönetimine ziyareti nedeniyle teşekkür ederken, Irak`ı yöresel ürünleriyle 19-23 Ekim`de Antalya`da düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX`e davet etti. ATB yönetimi, ziyareti anısına Nevaf Kılıç`a seramik kaftan hediye ederken, Kılıç, Çandır`a plaket sundu.  

Detaylar...

TOBB`UN GÜNDEMİ TARIM
  TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, tarımın değerinin ancak yokluğunda anlaşılacağını belirterek, “Tedbir almazsak, bugün daha ucuz diye her ürünü ithal etmeye kalkarsak, gelecekte boğazımızdan dışa bağımlı hale geliriz. Gıda güvenliğimiz de tehlikeye girer" dedi. Ticaret borsalarının sorun ve çözüm önerilerinin ele alındığını, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile konsey üyelerinin katılımıyla TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleşti. Konseyi Toplantısına Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır da katılarak, tarımla ilgili görüşlerini dile getirdi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, küresel piyasalarda her gün yeni bir çalkantı yaşandığını belirterek, “Dünya ekonomilerinde belirsizlik devam ediyor. Avrupa’da ekonomik büyüme bir türlü kalıcı olamıyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Türkiye ekonomisi ve reel sektörümüz, sağlamlığını gösteriyor. Geçen sene itibariye yüzde 4 civarında bir büyüme yakaladık. 720 bin kişiye yeni istihdam sağladık” dedi. “TARIM ÜLKEMİZİN KALICI SERVET ALANI” Bu yıl büyümede yüzde 4’ün üzerine çıkma hedefinde olduklarını anlatan Hisarcıklıoğlu, büyümede tarım sektörünün öneminin ortaya çıktığına dikkat çekti. Hisarcıklıoğlu, "Milli tarım politikamız; bu tasavvuru oluşturmak, bunun kurumsallaşmasını sağlamak, bu yönde düzenleme ve uygulama yapmak olmalı. Bugün tarım, Türkiye’nin önemli sektörlerinden birisi. Sadece ekonomik değil, kültürel kodları da olan, bir hayat tarzıdır. Dahası tarım, ülkemizin kalıcı servet alanıdır. Ama biz elimizin altındaki bu serveti kullanamıyoruz" diye konuştu. DÜNYADA GIDA FİYATI DÜŞÜYOR TÜRKİYE`DE ARTIYOR Dünyada gıda fiyatları düşerken, Türkiye`de arttığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, bundan üreticinin de yararlanamadığını belirtti. Hisarcıklıoğlu, "Avrupa ile Gümrük Birliği’ne girdik. Böylece sanayimiz değişti, küresel sisteme entegre oldu. Ama tarım aynı kaldı. Bunun olumsuz sonuçlarını bugün hepimiz hissediyoruz. Dünyada gıda fiyatları düşüyor. Ama Türkiye’de artıyor. İlginçtir, bundan üretici de faydalanamıyor. Herkes şikayet ediyor. Şehirlerde yaşam daha pahalı hale geliyor. Gıda sanayinin rekabetçiliği olumsuz etkileniyor. Zira birçok üründe verim artmış olsa da hala AB düzeyinin altında. Bunun yansımasını ihracatta görüyoruz. Bizden çok daha küçük yüzölçüme sahip Danimarka, Polonya, Belçika, Hollanda bizden daha fazla tarımsal ihracat yapabiliyor" değerlendirmesinde bulundu. TARIM ARAZİLERİ AZALIYOR Türkiye`de ekilebilir arazilerin her geçen gün azaldığını belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "İşletme ölçeklerinin küçük olması da ayrı bir sorunumuz. Şehirleşme ve kontrolsüz arazi kullanımı yüzünden, Türkiye’nin ekilebilir alanı her sene azalıyor. Tarımsal girdilerin büyük kısmını dışarıdan alıyoruz. Gübre, ilaç ve makinaların çoğu ithal. Döviz kurlarındaki artışın en çok olumsuz etkilediği sektörlerin başında tarım geliyor" dedi. TARIMI FIRSAT OLARAK GÖRMELİYİZ Türkiye`de 5,5 milyon kişi tarımda çalışıyor gözüktüğünü kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Tarımda çalışan kişi başı üretimimiz yıllık 10,500 dolar civarında. Fransa, İtalya, İspanya’da ise 50 bin dolarlarda. Yani bizdeki üreticiden 5 kat daha fazla üretip kazanabiliyorlar. Peki, oradaki çiftçinin fazladan 2 kolu mu var? Hayır. Aradaki fark, daha iyi tasarlanmış bir sistemin getirdiği farktır. Tarımı ülkemiz için yeni bir fırsat ve gelir alanı görmeliyiz. Bizdeki 5,5 milyon üretici, Avrupa standardında üretim yapabilse, tarımsal üretim hacmimiz şu anki 60 milyar dolar düzeyinde kalmaz. 275 milyar dolara yükselmiş olur. Yani bir anda ülkemiz milli geliri 215 milyar dolar artar. Kişi başı gelirimizse 2,700 dolar daha fazlalaşır” diye konuştu. “ YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRETİM ALTYAPISINI GELİŞTİRMEMİZ LAZIM” Tarımda yaşanan sıkıntıların kaynağının dönemsel ve geçici olmadığını, yapısal olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, sistemin tamamının bütüncül bir şekilde yeniden düşünmek gerektiğini bildirdi. Tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmak gerektiği üzerinde duran TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Türkiye’de kişi başı ortalama gelir, son 15 senede, 3 bin dolardan 10 bin dolara çıktı. Ama 10 bin dolardan 25 bin dolara çıkarmak için faklı şeyle yapmamız lazım. Yüksek teknolojili üretim altyapısını geliştirilmeliyiz. Tarım sektörünü küresel rekabete uyumlu hale getirmeliyiz. Yani sanayideki gibi tarım sektörünü de dönüştürmeliyiz. TOBB olarak, ticaret borsalarımızla birlikte, tarım sektörünü daha da geliştirecek projeler ve çalışmalar yürütüyoruz. Borsalarımızın görüş, öneri ve sıkıntılarını, siyasi iradeye iletiyoruz, çözüm yolları arıyoruz." COĞRAFİ İŞARETTE AKTİF HALE GELDİK Konuşmasında coğrafi işaretlere de değinen Hisarcıklıoğlu, "Coğrafi işaretler konusunda odalarımız ve borsalarımız daha aktif hale geldiler. Türkiye genelinde tescilli coğrafi işaret sayısı 200`e yaklaştı. Aydın Ticaret Odamız, Aydın İnciri’ni AB nezdinde tescil ettirdi. Daha sırada Aydın Kestanesi, İnegöl Köftesi, Malatya Kayısısı, Afyon Sucuğu ve Pastırması var. AB onayı için bekliyorlar. Uluslararası tescil, ürünlerimizin küresel anlamda markalaşmasında büyük önem taşıyor. Bakın İtalya, sadece Parmesan peynirinden yılda 1.5 milyar Euro kazanıyor. Bu açıdan bakınca, ülkemiz müthiş potansiyele sahip bir coğrafyada" diye konuştu. TOBB olarak, oda ve borsalarla birlikte, tarımdaki dönüşümün gerçekleşmesi için çalışacaklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, " Sıkıntılar noktasında, elbette en büyük önceliğimiz, memleketin tamamında huzur ve güven ortamının güçlendirilmesidir. Çünkü huzur olursa ticaret olur. Ticaret olursa refah ve zenginlik gelir" dedi. TİCARET BAKANI BORSALARI ANLATTI Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci konuşmasında, Türkiye`de gerçek anlamda ilk resmi borsanın 2 Aralık 1873`de kurulduğunu belirtirken, bu tarihten 13 yıl sonra da ticaret borsalarının kurulduğunu anımsattı. Türkiye`de şu anda 113 ticaret borsası olduğuna dikkati çeken Tüfenkci, bunların 58’inin illerde, 55’inin de ilçelerde yer aldığını kaydetti. Ticaret borsalarının işlem hacimlerine ilişkin bilgi veren Tüfenkci, şöyle devam etti: "2002-2015 döneminde ticaret borsalarının işlem hacmi açısından mukayese edecek olursak, 2002`de 110 ticaret borsamız vardı ve işlem hacmi 17 milyar 200 milyon liraydı. Bunların içinde 1 milyar lira üzeri işlem yapan borsa sayısı 3 idi. Bugün 113 ticaret borsamızın işlem hacmi 172,2 milyar liradır. Yani 2002-2015 yılları arasında borsalarımızın işlem hacmi 10 kattan fazla artmıştır. 2002-2015 döneminde borsa derinliği ve işlem kapasitesi açısından önemli bir yükseliş bulunmaktadır. Ancak genel olarak ticaret borsalarının mevcut kapasitesi ile tarımsal ürün piyasalarında sürdürülebilir, istikrarlı fiyat yapısını tesis etmek için daha çok çalışmak gerekmektedir." TARIM BAKANI: "TARIM POTANSİYELİ İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ" Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik konuşmasında, ülkede 1 milyon 150 bin ton et üretildiğini bildirerek, et ithal edilmemesi için çabaladıklarını ve bu noktada hayvan varlığını arttırmak istediklerini belirterek, "Kıyma ve kuşbaşı ette tüketiciyi de dikkate alacak şekilde tavan fiyat belirlemesi yapılması gerekiyor" dedi. Türkiye`de yaklaşık 24 milyon hektar tarıma elverişli arazi, 14,6 milyon hektar mera, 1 milyon hektar su alanları ve 3 milyon çiftçi bulunduğunu kaydeden Çelik, bu potansiyelin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Türkiye`nin üretici, sanayici memnuniyeti ve gıda arz güvenliği konusunda kendinden emin bir ülke noktasında olması gerektiğinin altını çizen Çelik, "Ticaret borsalarını, tarımsal üretimimizin değerini bulacağı mekanlar olarak görüyoruz. Tarımsal üretimde fiyat dalgalanmaları üretici ve tüketiciyi mağdur ediyor. Onun için ticaret borsalarının etkin şekilde piyasanın içinde olmaları önem arz ediyor" diye konuştu. Tarımsal ihracatın 2015 itibarıyla 19 milyar dolar, hasılanın 2014 itibarıyla 61 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Çelik, bu konularda 2023 hedeflerine ulaşılması için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getirdi.

Detaylar...

COĞRAFİ İŞARETLER ENSTİTÜSÜ KURULSUN
  Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yöresel ürünlerin hakkını hukukunu koruyacak Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulmasını önerdi. Trakya Kalkınma Ajansı`nın düzenlediği Yerel Kalkınmanın Anahtarı Yöresel Ürünler Paneli`ne Kırklareli Valisi Esengül Civelek, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Günay, Kırklareli TSO Başkanı Ertuğrul Ziya Çetintaş, Kırklareli Borsa Başkanı Turhan Altıntel ile çok sayıda davetli katıldı. Panelde konuşan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Yöresel Ürenler Projesi`nin 8`inci yıla girdiğini belirterek, proje çerçevesinde düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX`in bu yıl 7`ncisi yapacaklarını kaydetti. Yöresel Ürünler Projesi`nin 2008 ekonomik krizinden sonra TOBB`un "kriz varsa çare de var" kampanyasından hareketle ATB İş Geliştirme Çalışma Grubu`nun fikriyle ortaya çıktığını belirten Çandır, "Önce kendi bölgemizden ürünlerin neler olduğunu keşfetmeye başladık sonra oda borsalarımıza (sizin oraların nesi meşhur?) diye sorduk. Gelen cevaplarda eşsiz bir hazinenin ortasında olduğumuzu ancak yöresel ürünlerimizin çoğunun kaybolmaya yüz tuttuğunu unutulmaya yüz tuttuğunu keşfettik. Bunları tekrar harekete geçirmek için seferberlik başlattık. Bu yolda TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere oda ve borsalarımız, kalkınma ajanlarımız bizi yalnız bırakmadı" diye konuştu. AVRUPA BU İŞİ ÇÖZMÜŞ Anadolu`nun 12 bin yıllık tarihinde çok sayıda medeniyete ve sahipliği yaptığını belirten Çandır, "Bu hamur bütün zenginliğiyle ellerimizin altında" dedi. Avrupa`nın 50 yıldır bu konuya odaklanarak yöresel ürünlerine coğrafi işaret alarak önce kendi halkına tanıttığını sonra da ihracat yapmaya başladığını belirten Çandır, "Yöresel ürünlerini korumak için enstitüler kurmuşlar. Bizler de bunu yapabiliriz" dedi. Geçen 8 yıllık sürede yöresel ürünlerin korunmasında önemli mesafe kaydedildiğini anlatan Çandır, geçen Hükümet döneminde coğrafi işaret stratejik belgesinin hazırlandığını, 112 coğrafi işaretli ürün sayısının 184`e ulaştığını, 224 ürünün da coğrafi işaret için müracaatı bulunduğunu kaydetti. Çandır, "Ama ülkemizde 3 bine yakın coğrafi işaret alabilecek ürün var. Onun için hep beraber çok çalışmalıyız. Odalara, borsalara, kalkınma ajanslarımıza ve yerel yönetimlere önemli görevler düşüyor" diye konuştu. Yöresel ürünlere sadece özlem duygusuyla romantik şekilde yaklaşılamayacağını söyleyen ATB Başkanı Ali Çandır, yöresel ürünlerin kırsal kalkınma, yerinde istihdam ve kadın işgücüne katılımın garantisi olduğunu kaydetti. COĞRAFİ İŞARET ÜRÜNE ARTI DEĞER KATIYOR Antalya`nın coğrafi işaretli Finike Portakalı`nı anlatan Ali Çandır, "Tükettiğiniz portakalın Finike portakalı olduğundan benim kuşkularım var. Çünkü Türkiye`de 1.8 milyon ton portakal üretiliyor. Bunun sadece yüzde 10`u Finike portakalı" dedi. Avrupa`da coğrafi işaretli ürünlerin yüzde 20-25 fiyat farkı ile tüketiciye ulaştığını belirten Ali Çandır, "Avrupa`da ürünün coğrafi işaretli olması durumunda tüketici yüzde 20 fiyat farkını ödemeyi kabul ediyor. Ama bizdeki üretici, coğrafi işaret alıp da yeni bir denetim sarmalı içine girmeyi istemiyor. Bizdeki Cİ ürünün hakkını hukukunu korusa üretici coğrafi işaret için daha fazla çaba sarf eder" dedi. KALKINMA BAKANLIĞI BÜNYESİNDE ENSTİTÜ KURULSUN Yöresel Ürünler Fuarı`ndan sonra üreticilerin çok sayıda yöresel ürün pazarı açtığını kaydeden Çandır, "Burada bir de tehlike geliyor. Coğrafi işaret alıp sadece duvarımıza asmak yeterli değil , denetimini de yapmak gerekiyor. Bununla ilgili yasal beklentilerimiz var" dedi. Türk Patent Enstitüsü`nün yöresel ürünlerle ilgili çok çalıştığını ancak Türkiye`nin Coğrafi İşaretler Enstitüsü`ne ihtiyacı olduğunu vurgulayan Ali Çandır, "Coğrafi İşaretler Enstitüsü bir an önce kurulmalı. Coğrafi işaretle ilgili Sanayi Bakanlığımız, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, Kalkınma Bakanlığımız çalışmalar yürütüyor. Ancak ortada bir çok başlılık söz konusu. Çok başlılık yerine zaten yerinde kalkınmanın aracı olan yöresel ürünlere Kalkınma Kalkınma Bakanlığı`nın bünyesinde bir enstitü kurulması daha verimli çalışmayı sağlar" dedi. Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX`in 7`ncisini bu yıl 19-23 Ekim tarihlerinde gerçekleştireceklerini bildiren Ali Çandır, "Trakyamız, Kalkınma Ajansı`nın da desteğiyle YÖREX`te bir yıldız gibi parlıyor Ajansı yönetimine ve genel sekterine teşekkür ediyorum" dedi. VALİ`DEN YÖRESEL ÜRÜNLERE KADIN VURGUSU Kırklareli Valisi Esengül Civelek de Kırklareli`nin ekonomik gelişimine dikkat çekerken, bölgenin yöresel ürün zengini olduğunu söyledi. "Yöresel ürünlerimiz aynı zamanda bizim kültürel mirasımızdır" diyen Vali Civelek, kültürün gelecek nesillere aktarılması gerektiğini kaydetti. Son yıllarda yöresel ürünlere olan ilginin yöresel ürün üretimini artırdığına dikkat çeken Civelek, üretim artışının özellikle kadın istihdamını artırdığını belirtti. Civelek, "Yöresel ürünler kadın yoksulluğuyla mücadelede enstrüman haline geliyor, bölgelerin ekonomik gelişimine, sosyal gelişimine inanılmaz bir katma değer sağlıyor. Tüm bunlar göz önüne alındığında artan rekabet ve değişen pazar koşullarına uyum sağlayabilmek için yöresel ürünlerde markalaşmak ve coğrafi işaret sahip olmak da şart haline geliyor. Bu konuda oda, borsa ile yerel yönetimlere büyük görev ve sorumluluk düşüyor" diye konuştu. Kırklareli köftesi, Kırklareli peyniri ve hardaliye için Kırklareli TSO ve Borsa`nın esnaf odası ile başlattığı coğrafi işaret girişimini takdirle karşıladığını söyleyen Vali Civelek, "Panelimizin ilimiz yöresel ürünlerinin tespiti ve coğrafi işaretin anlamı konusunda yarar sağlayacağına inanıyor, başarılar diliyorum" dedi. Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin ise yöresel ürünlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirterek, bu yönde çalıştıklarını söyledi. Panelin ardından, ATB Başkanı Ali Çandır, Vali Civelek`e plaket sundu. ANTALYA DAVETİ Panelin ardından Kırklareli Valiliği`ni ziyaret eden Ali Çandır, Vali Esengül Civelek ile bir süre sohbet etti. Çandır, Kırklareli TSO Başkanı Ertuğrul Ziya Çetintaş, Kırklareli Borsa Başkanı Turhan Altıntel`i da makamında ziyaret ederek, Yöresel Ürünler Fuarı`na desteği nedeniyle teşekkür etti. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Günay`ın da bulunduğu ziyaretlerde Çandır, Vali Civelek, Çetintaş ve Altıntel`e Antalya davetinde bulundu. Turizm sektörünün içinde bulunduğu durum nedeniyle Kırklarelileri tatillerini Antalya`da geçirmeye çağıran Çandır, Anadolu`nun tüm zenginliklerinin buluştuğu 7. Yöresel Ürünler Fuarı ile 23 Nisan`da kapılarını açacak olan Türkiye`nin en büyük organizasyonu EXPO 2016 Antalya`ya davet etti.

Detaylar...

ÇOCUKLARI ZEYTİNPARK`LA BULUŞTURACAK GÖNÜLLÜLER HAZIR
Antalya kent merkezinin en büyük yeşil alanı Zeytinpark, çocuklarla buluşmaya hazırlanıyor. Çocuklara Zeytinpark`ta doğa eğitimi verecek 40 kişilik gönüllü rehberlerin eğitimi tamamlandı. Gönüllü rehberler, alanla ilgili bilgilendirilirken, teorik eğitimin yanı sıra Zeytinpark`taki pratikle eğitimini tamamladı. Gönüllü rehberler, Doğa Akademisi etkinliği çerçevesinde, Zeytinpark`a gelen anaokulu ve birinci sınıf öğrencilerine doğayı anlama ve yorumlama yöntemini anlatacak, 23 bin zeytin ağacının bulunduğu alanda doğa bilinci ve sevgisini kazandıracak etkinlikler düzenleyecek. Zeytinpark`ın Mart ayında gönüllü rehberlerin öncülüğünde anaokulu ve birinci sınıf öğrencilerine açılması hedefleniyor. ANTALYA`YA NEFES OLUYORUZ Gönüllü rehberlerle bir araya gelen Antalya Ticaret Borsası ve Zeytinpark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, "Bizler Antalya kent merkezinin en büyük yeşil alanını korumak ve gelecek nesillere aktarmak için yola çıktık" dedi. Ana projenin hayata geçirilmesiyle Zeytinpark`ın Avrupa`nın en büyük botanik parkı olacağını söyleyen Ali Çandır, ana proje hayata geçene kadar alanı çocuklar ve gençlerle buluşturmak istediklerini söyledi. Çandır, "Zeytinpark`ın Antalya`dan kopuk olmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimizin burayı keşfedip alana sahip çıkmasını istiyoruz. Kentte böyle bir alanın varlığını hissettirmek çok önemli" diye konuştu. 2 bin 630 dönümlük alanı insanların nefes alacağı bir yer haline getirmek için çalıştıklarını anlatan Çandır, "Doğanın önemini çocuklarımıza anlatmamız gerekiyor. Çocuklarımızın alana sahip çıkmasını sağlamalıyız. Bizlere bu yolda destek olan tüm gönüllülerimize teşekkür ediyoruz. Sizlerle Antalya`ya nefes oluyoruz " dedi.  

Detaylar...

YAŞ MEYVE SEBZEDE FİYATLANDIRMA POLİTİKALARI ATB`DE KONUŞULDU
Yaş ve meyve sebzenin tarladan sofraya fiyat yolculuğu Antalya Ticaret Borsası Sektörel Analiz Toplantısı nda konuşuldu. Yaş Meyve Sebze Sektöründe Fiyatlandırma Politikaları Sektörel Analiz Toplantısı, Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım moderatörlüğünde üretici, komisyoncu, tüccar, ihracatçı ve tedarikçi temsilcilerinin katılımıyla ATB Toplantı Salonu nda yapıldı. Toplantıda, maliyet artışının üründeki zayiat, vergiler, mazot fiyatının yüksekliği, paketleme ücreti, işçilik ve benzeri ek maliyetlerden kaynaklandığı vurgulandı. ATB Yönetim Kurulu Ali Çandır, son dönemde sık sık gündeme gelen yaş meyve ve sebzede fiyat artışıyla ilgili kafaların karışık olduğunu belirterek, ATB 3. Meslek Komitesi talebi üzerine konuyu sektörel analiz toplantısı ile gündeme taşıdıklarını belirtti. Türkiye de her ay başında enflasyon rakamları açıklandığında bu ayın suçlusu kim olacak diye merakla baktığını belirten moderatör Ali Ekber Yıldırım, Bazen domates, bazen sivri biber oluyor ama mutlaka tarım konusu konuşuluyor. Özellikle Merkez Bankası başkanı enflasyonu düşüreceğiz ama bu gıda fiyatları olmasa diye söze başlıyor. Bütün enflasyon raporlarında işlenmemiş tarım ürünleri mutlaka enflasyonun önemli bir sebebi gösteriliyor. Bilgi kirliliği de var. Bilgi eksikliği olduğunu da kabul ediyorum. Domates Antalya da 50 kuruş markette 5 lira dediğinizde zaten bir haber. Çok konuşulan, tartışılan bir konu. Tarımın temel sorunlarından biri yüksek maliyet" diye konuştu. ÜRETİCİ ZOR DURUMDA Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, mevcut ürün maliyetleriyle çiftçinin para kazanamadığını söyledi. Yaş meyve ve sebzede stoklamanın olamayacağını belirten Alp, "Bizim malımız dayanıklı tüketim malı değil. Dolayısıyla stoklayıp fiyatları speküle etme durumumuz yok" dedi. Yüksek enflasyonun sorumlusunun tarım ürünleri olarak gösterildiğini belirten Nazif Alp, kendi sattıkları ile tüketiciye ulaşan ürün arasında fiyat uçurumu olduğunu belirtti. Alp, "Bu açığı kapatalım. Üretici ile tüketiciyi buluşturalım. Biberin domatesin fiyatını duyuyoruz, biber markette 6-7 lira. Üretici ile tüketici aynı geminin içinde. Bu geminin batmaması, birlikte yürümemiz lazım. Fiyatlar yukarıya gidince çiftçiler olarak şok yaşıyoruz. Arada uçurum var. Bu fark nereye gidiyor? Elimizden tutulmasını istiyoruz. Mağduruz. Zor durumdayız" diye konuştu. KOMİSYONCU GÜNAH KEÇİSİ DEĞİL Antalya Toptancı Hali Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği üyesi Fatih Ekinci, komisyoncuların üretici birliği gibi çalıştığını söyledi. Üreticiler tarafından toptancı haline getirilen ürünleri yerel ve ulusal marketlere, yerel ve şehirler arası pazarlara, restoran, otel tedarikçileri, ihracatçılar ve tüccarlara verdiklerini belirten Ekinci, komisyoncuların tarladaki ürünün resmiyete dönüştürüldüğü ilk ayak olduğunu kaydetti. Ekinci komisyonculuk ile al-satın farklı işler olduğunu belirterek, "Biz komisyoncular üretici adına ürünü alıp halde pazarlıyoruz. Üreticinin ürünlerini 1 liraya alıp 2 liraya satmıyoruz. Hizmet bedelimiz yüzde 11,34. Kesintilerden sonra kalan gelir oranı ise yüzde 8" dedi. Yaş meyve sebze fiyatları haber yapılırken yanlış aktarıldığını söyleyen Ekinci, Antalya da fiyatı 1 lira olan dökme domatesi bazı alan basın mensuplarının 5 liralık salkım domatesi ekrana taşıdığını söyledi. Ekinci, "Bu kadar haksız kazanç elde etsek üretici gelmez. Biz günah keçisi değiliz. Sivri biber 2.80 lira. Kıl sivri biberin kilosu 7,5 TL. haber yapılırken aynı biberden bahsediliyormuş gibi yansıtılıyor. Toplum yanlış bilgilendiriliyor. Biz bu kadar hain değiliz. Çocuğumuzun yüzüne bakamıyoruz" diye konuştu. ASIL SIKINTI MAYIS TA Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Demir, Rusya ile yaşanan uçak krizinden sonra yılbaşına kadar Rusya dan ürün talebi gelince fiyatların yükseldiğini ancak, yılbaşından sonra sıkıntının başladığını söyledi. Asıl sıkıntının nisan, mayıs aylarında başlayacağını söyleyen Demir, "Fiyatlar düşecek" dedi. YÜZDE 34 LÜK ZAİYAT VAR Antalya Tüccar Esnaf Dayanışma Derneği Başkanı Adem Özaydın, üreticiden çıkan bir ürünün tüketiciye ulaşıncaya kadar paketleme, nakliye, hamaliye gibi işlemler nedeniyle yaklaşık 1,5 lira masrafı olduğunu belirtirken, yaş meyve sebzede üreticiden market rafına kadar giden süreçte yaklaşık yüzde 34 lük zaiyat olduğunu vurguladı.10 yıldır ürün fiyatlarının değişmediğine dikkat çeken Özaydın, "10 yıldır elmayı aynı fiyattan alıyoruz. Üretici para kazanamıyor. Nerede enflasyonu yükseltmişiz? dedi. İhracatçı İsmet Kerem, ise üreticinin sahipsiz olduğunu belirterek, komisyoncunun üreticiye destek olmaya çalıştığını söyledi. Toptancı Hali Yaş Meyve ve Sebze Komisyoncuları Derneği Başkanı Cüneyt Doğan, yaş meyve ve sebzede fiyatın nasıl belirlendiğini anlattı. Bir gün önce oluşmuş fiyatlara göre o gün ürünün azlığı ya da çokluğunun fiyatın belirlenmesinde etkili olduğunu belirten Doğan, arz ve talebe göre fiyatın tüccar ve komisyoncular tarafından belirlendiğini söyledi. Doğan, arz talebin dışında ihracat ve iklim şartları da fiyat ürünleri üzerinde etkili olduğunu kaydetti. ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE 6 BASAMAKTAN GEÇİYOR Tüketiciyi Koruma Derneği Başkanı Abdullah Özçulcu, domatesin tüketicinin sofrasına ulaşana kadar 6 el değiştirdiğini belirtirken, halde ürün fiyatı belirlenirken üreticinin hiçbir etkisi olmadığını vurguladı. Özçulcu, "Domates üreticiden tüketiciye 6 basamaktan geçiyor. Bu aşamalarda fiyat kat be kat artıyor. Elinden geçiren kimse hemen satmıyor. Her biri paketleme, işçilik koymak zorunda. Vergiler, belediye giderleri, komisyonlar, KDV, SGK gibi giderler de var" şeklinde konuştu. KAZANMIYORUZ Durali Doğan ise 1988 den beri aktif üreticilik yaptığını, aynı zamanda komisyoncu, ihracatçı ve tedarikçi olduğunu belirterek, "Üretici mağduruz diyor, doğru. Tüketici pahalı alıyoruz diyor, doğru." dedi. Ancak tarım ürünlerinde yüksek fiyatın sorumlusunun komisyoncu, ihracatçı ve tedarikçi olmadığını savundu. Doğan, "Arada afaki karlar yok. O kadar paralar kazanılmıyor. Geçmişte bu işlerden çok iyi pazar kazandık. Artık o karlar yok. Bu haberler magazin değeri olan haberler. Bunlar vardır ama ticaretteki yeri yüzde 1-2 yi geçmez. Yüzde 95 reel ticaret." dedi.  

Detaylar...

ATB BAŞKANI ÇANDIR`DAN İŞSİZLİK DEĞERLENDİRMESİ
İŞSİZ KALDIK ÖDENEĞE BAŞVURDUK Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı(BAGEV), Antalya Ticaret Borsası(ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TEPAV`ın istihdam izleme bülteninde yer alan verileri değerlendirdi. 2015 Ekim ayında Türkiye`de 14 milyonun üzerinde çalışan bulunduğu, bunun yüzde 3,9`unun Antalya, yüzde 0,3`ünün Burdur, yüzde 0,4`ünün Isparta`da bulunduğunu belirten Çandır, "Batı Akdeniz olarak değerlendirdiğimizde ülkede çalışanların yüzde 5`i bölgemizde bulunmaktadır" dedi. BAŞVURU TÜRKİYE`DE YÜZDE 15, ANTALYA`DA YÜZDE 35 ARTTI İŞKUR`un 2015 Aralık ayı verilerine göre Türkiye genelinde işsizlik sigortasına başvuru sayısının bir önceki yıla göre yüzde 15 artış göstererek 110 bini aştığını belirten Ali Çandır, işsizlik sigortasına başvuruda Antalya`nın yüzde 35`lik artışla ülke ortalamasının çok üzerinde olduğuna dikkat çekti. Antalya`nın işsizlik sigortasına başvuru sayısındaki artışta İstanbul`dan sonra ikinci sırada yer aldığını belirten Ali Çandır, "2014 Aralık ayında 6 bin 347 olan Antalya`daki başvuru sayısı, geçen bir yıllık süre içerisinde yüzde 35 artarak 8 bin 605 olmuştur. İşsizlik ödeneğine başvuru en çok İstanbul`dan, daha sonra da Antalya`dan yapılmıştır. Türkiye`de işsizlik ödeneğine başvuran her 100 kişiden 8`i Antalya`da ikamet etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. 2016 KORKUSU BAGEV Başkanı Çandır, Rusya ile yaşanan krizin Antalya ekonomisinin lokomotifi tarım ve turizm üzerine etkisi göz önüne alındığında işsizlik rakamlarında artış olacağı korkusunun yaşandığını dile getirirken, şunları kaydetti: "Turizm sektöründe faaliyet gösteren kimi işletmeler, 2016 yılında zorunlu olarak faaliyet durdurma ya da yavaşlatma uygulamalarına geçmek durumunda olduklarını belirtmekte. O nedenle bu sektörde ve bu sektörü besleyen tarım sektöründe istihdam edilen bireylerin bir kısmının işsiz kalma ihtimali yüksek ve bunların da işsizlik sigortasına başvurabilecekleri düşünüldüğünde, 2016 yılı bölgemizde işsizlik sigortası başvurularında önemli bir artışın yaşanabileceği bir yıl olabilir." ÖDENEKTEN YARARLANABİLEN SAYISI DA AZALDI Antalya`da işsizlik ödeneğine başvuran 8 bin 605 kişiden 1944`ünün işsizlik ödemesinden yararlanabildiğine dikkat çeken Çandır, "Antalya`da geçen 1 yıllık süre içerisinde işsizlik sigortasına başvurularda yüzde 35 bir artış yaşanmakta iken, ödeme yapılan birey sayısında yüzde 18`lik azalma yaşanmıştır. Bunun anlamı her geçen yıl işsizlik sigortasına başvuruda yükseliş ivmesi yaşanmasına karşın, gerekli şartları karşılamada aynı düzeyde bir artışın yaşanmamış olduğudur" dedi. TARIMDAN KAÇIŞ SÜRÜYOR, GARANTİLİ İŞ İSTİYORUZ 2015 Ekim ayında Türkiye genelindeki çiftçi sayısı 2014 Ekim ayına göre 114 bin 775 azalarak 808 bin 113 olduğunu belirten Çandır, "Aynı süre zarfında Antalya çiftçi sayısı 45 binden 41 bine gerilemiş, Burdur`daki çiftçi sayısındaki azalma oranı yüzde 11,1, Isparta`daki ise yüzde 8,9 olmuştur. Bu da göstermekte ki ülkenin tarımda öncü bölgelerinden olan Batı Akdeniz`de tarımdan adeta bir kaçış yaşanmaktadır" dedi. Tarımda çalışan çiftçi sayısında yaşanan gerilemeye karşın son 1 yılda kamuda istihdam edilen sayısında yüzde 5,6 oranında (163 bin kişi) artış yaşanarak 3 milyon kişi sınırının üzerine geçildiğini belirten Ali Çandır, "2014-2015 Ekim ayları arasında ülke, bölge ve kent bazında tarımdan bir kaçış yaşanmakta iken, bu bireyler garanti iş kapısı olarak gördükleri kamu sektörüne yönelmiştir" diye konuştu. YETERİ KADAR KAZANAMADIK Çandır, açıklamasında çalışanların elde ettiği kazancı da değerlendirdi. Batı Akdeniz`de çalışanların elde ettiği kazancın ülke ortalamasının altında olduğuna dikkat çeken Çandır, "Türkiye`de işgücü piyasasında yer alan bireylerin elde ettiği günlük kazançlar değerlendirildiğinde, Ekim 2014`te 63,92 lira olan kazancın, Ekim 2015`te yüzde 10,6`lık bir artışla 70,68 liraya ulaşmıştır. Antalya`da günlük elde edilen kazanç 4,30 lira artışla 66,88 liraya, Burdur`da 5,62 lira artışla 62,30 liraya, Isparta`da 5,45 lira artışla 59,69 liraya ulaştığı söylenebilir. Hem kent hem de bölge bazlı kazançların en az ülke ortalamalarının üzerine çekilmesi olmazsa olmazlarımız arasındadır" dedi.

Detaylar...

ENFLASYONDA GÜNAH KEÇİSİ TARIM OLAMAZ
Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV), Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı 2016 yılı Ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Çandır, enflasyonun ülkemiz ve bölgemiz için piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) ülkemiz için yüzde 1.82 olan Ocak ayı enflasyonunun, Antalya, Burdur, Isparta illerinin yer aldığı Batı Akdeniz’de yüzde 1,51 olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır, Batı Akdeniz enflasyonunun İstanbul’dan sonra enflasyonu en az artan bölge olduğunu belirtti. TANSİYON YÜKSEK Son 12 yılın ocak aylarına bakıldığında, ülke geneli için 2014 yılındaki yüzde 1.98’lik ve 2010 yılındaki yüzde 1.85’lik artıştan sonraki en yüksek üçüncü fiyat artışının gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır, “Halbuki bölgemiz ve kentimiz için, 2014 yılı Ocak ayındaki yüzde 1.66’lık artıştan sonra, son 12 yılın en yüksek ikinci artışı söz konusu olmuştur. Bir taraftan 2016 yılı Ocak ayı itibariyle fiyat artışı en düşük kalan ikinci bölge olurken, diğer taraftan da son 12 yılın ikinci en yüksek fiyat artışını yaşayan bölge olduk” dedi. Ocak ayında TÜFE’deki yıllık değişimler de benzer eğilimler gözlendiğini kaydeden Çandır, şunları kaydetti: “2016 yılı Ocak ayı yıllık enflasyonu yüzde 9.58 ile son 12 yılın en yüksek üçüncü enflasyonu olurken, Batı Akdeniz için yüzde 9.7 olarak ilan edilen yıllık enflasyon, 2012 yılındaki yüzde 10’dan sonraki en yüksek ikinci enflasyon olmuştur. Bir yıl önce ile kıyaslarsak, ülke genelindeki yüzde 32’lik enflasyon artışına karşılık bölgemizde ve kentimizde bu artış yüzde 48 olarak gerçekleşmiştir.” ÜRETİM MALİYETİ TÜKETİCİYE YANSIYACAK Yurtiçi üretici enflasyon (Yİ-ÜFE) değişiminin aylık yüzde 0.55 ve yıllık yüzde 5.94 düzeyinde açıklandığını belirten Ali Çandır, “Doğrudan üretici ve imalatçı kesimlerin yaşadığı fiyat artışlarını gösteren Yİ-ÜFE, dövizden kaynaklanan pahalanmayı henüz fiyatlarına yansıtabilmiş değildir. Önümüzdeki dönemde bu yansımayı ister istemez daha fazla hissedeceğiz. Bu da TÜFE’ye gecikmeli olarak yansıyacaktır” değerlendirmesinde bulundu. SUÇLU TARIM ÜRÜNLERİ DEĞİL Yüksek enflasyonu sadece, gıda, tarım ürünlerinin fiyatlarına bağlamanın kolaycılık olduğunu kaydeden Çandır, içinde tarım ve gıda ürünleri yok iken ilan edilen enflasyon ile içinde tarım ve gıda ürünleri olan enflasyon arasında hiçbir fark olmadığını kaydetti. Çandır, şu değerlendirmede bulundu: “Enflasyonun yükselmesinde tarımı hedef göstermek gibi bir yanlışa düşülmektedir. Çekirdek enflasyon olarak bilinen ve tarım/gıda ürünleri hariç tutularak hesaplanan H ve I endeksleri, son açıklanan verilerle yıllık olarak H endeksi yüzde 9.37 ve I endeksi yüzde 9.63 olarak ilan edilmiştir. Üstelik 2015 yılı Ocak ayında da aynı endeksler sırasıyla yüzde 9.36 ve 8.63 olarak gerçekleşmişti. Yani 2 yıldır çekirdek enflasyonlar yüzde 9.5 civarına demir atmıştır. İçinde tarım ve gıda ürünleri yok iken ilan edilen enflasyonlar ile içinde tarım ve gıda ürünleri olan enflasyonlar arasında hiçbir fark yoktur. Bu nedenle, yüksek enflasyondan gıda ve tarım ürünlerini sorumlu tutmak doğru bir yaklaşım değildir.” MB’NİN FONLAMA POLİTİKASI ENFLASYON OLARAK YANSIYOR Yüksek enflasyonla ilgili Merkez Bankası’nın negatif reel faizle bankacılık sistemini fonlamasını eleştiren Çandır, “Merkez Bankası uzun bir süredir bankacılık sistemini negatif reel faiz ile fonlamaktadır. Yani bankalara bedavanın altında borç vermektedir. Bankalar ise fonlarını ortalama yüzde 18 ile ticarete ve yüzde 22 ile tüketicilere kredi olarak vermektedir. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın bankaları fonlama politikası ekonomik ve enflasyon gerçekleri ile sürdürülemez yapıdadır. Bunun maliyeti enflasyon olarak hepimize yansımaktadır” dedi. Ali Çandır, içinde bulunduğumuz durumdan biran önce çıkmamız gerektiğini belirterek, “Bunun için ilk yapmamız gereken iş, gerçekçi ve sürdürülebilir tespitler yaparak alternatif çözümleri, can sıkıcı olsa bile tartışabilmektir” dedi.

Detaylar...

ATB OCAK AYI MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası Ocak Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Sektörel konuların değerlendirildiği Meclis`te, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanvekili Halil Bülbül, Borsa`nın çalışmaları hakkında bilgi verirken, ekonomik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına terörü kınayarak başlayan Halil Bülbül, "Soysuz terör saldırılarında kaybettiğimiz şehitlerimize ve sivil vatandaşlarımıza Allah`tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Yaralananlara da acil şifalar diliyor, bu vesileyle terörü de bir kez daha lanetliyorum" dedi. Bülbül, erken yaşta hayatını kaybeden Koç Gurubu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç`a Alllah`tan rahmet, ailesi ve iş dünyasına da başsağlığı diledi. HORTUMDAN ETKİLENEN ÜRETİCİNİN ZARARI KARŞILANSIN 17 Ocak`ta özellikle Antalya`nın Demre ve Aksu ilçelerini etkisi altına alan fırtına ve hortumun tarım sektörüne verdiği zarara dikkat çeken Bülbül, yaklaşık 800 dönümlük alanda etkisini gösteren hortumun 20 Milyon TL‘nin üzerinde hasar oluşturduğunu belirtti. Afet sonrası bölgeyi inceleyerek, hasar gören üreticileri yerinde ziyaret eden ve konuyu bakanlar kurulu gündemine taşıyan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu`na teşekkür eden Bülbül, şunları kaydetti: "Güç koşullarda üretim yapan üreticilerimizin bu afette meydana gelen zararlarının bir an önce karşılanması için TARSİM‘in çalışmalar yaptığını biliyoruz. Ancak üreticilerimizin sadece yüzde 30-35‘lik bir bölümünün seraları sigortalı. Seraları sigortalı olmayan üreticilerimizin üretimden kopmamaları için zararlarının karşılanması önem taşımaktadır. Seraları sigortalı olmayan çiftçiler için de Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından zararının karşılanmasını diliyoruz." HÜKÜMETTEN MÜJDELİ HABER BEKLENİYOR Konuşmasında Rusya krizine değinen Halil Bülbül, krizin ardından 1 Ocak`ta başlatılan ithal yasağının Antalya ekonomisini etkilediğine dikkat çekti. Bülbül, "Yine ilişkilerin bu seyirde gitmesi halinde ilk 6 aylık dönemde tarımsal ihracatımız ve kentimiz ekonomisi ciddi bir darboğazın içerisine girecektir" dedi. Antalya Ticaret Borsası`nın başkanlığını yürüttüğü Antalya Tarım Konseyi’nin analizlerine göre son 13 yılda Antalya’nın ihracatının, 6 kat civarında artarak 1,1 milyar dolara yaklaştığını, aynı dönemde Antalya’nın Rusya Federasyonu’na ihracatının ise 20 kat arttığına dikkat çeken ATB Başkanvekili Bülbül, şu değerlendirmede bulundu: "İlimiz toplam ihracatının 3’te 1’ ini Rusya Federasyonu’na gerçekleştirmektedir. Mevcut durumda Rusya Federasyonu’na yaptığımız toplam ihracatın da yüzde 80‘inini yaş meyve sebze ve kesme çiçek ürünleri oluşturmaktadır. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere Antalya ihracatı, tarım ve turizm sektörleri başta olmak üzere kent ekonomisi üzerinde bu krizin çok daha derin ve kalıcı etkileri olacağı görülmektedir. Kısa bir zaman aralığında doğru tespitler ve yöntemlerle konuya hasiyet gösteren Antalya Tarım Konseyi’nce ilgili bakanlar ve paydaşlarla birebir görüşülmüş ve sektörümüzün darboğazdan çıkmasını sağlayacak beklentileri içeren acil önemler ve iyileştirici tedbirler dosyası kendilerine sunulmuştur. Yaşanan olaylar sonrasında direk olarak tarım sektörüne yansıyan bu durum komitelerimizde de konuştuğuz konuların başında gelmektedir. Antalyalı üreticiler, komisyoncular, tüccarlar ve ihracatçılar olarak bizlerin direncide her geçen gün daha fazla kırılmaktadır. Hükümetimizden Antalya’ya can suyu, tarım sektörüne umut olacak ve hepimizi sevindirecek müjdeli haberleri bir an evvel beklemekteyiz." WEB SİTESİNE 30 BİN ZİYARETÇİ Borsa`nın çalışmalarıyla ilgili de bilgi veren Bülbül, 2014 yılında 1 milyon 380 bin TL olarak gerçekleşen işlem hacminin 2015 yılında yüzde 7 arttırarak 1 milyon 476 bin TL ‘ye çıkarıldığını belirtti. Üyelere kesintisiz ve daha hızlı hizmet verebilmek amacıyla oluşturulan kurumsal web sitesinin ulusal ve uluslararası düzeyde 30 bin üzerinde ziyaretçi aldığını belirten Bülbül, "Mobil platformlar üzerinden üyelerimizin hizmetine sunulan uygulamalarımız mobil cihazlara indirilerek 7/24 üyelerimize hizmet vermektedir. Üyelerimize daha iyi bir ortamda hizmet vermek amacıyla fiziksel şartlarında iyileştirmeler yaptığımız binamız daha modern bir hale getirilmiştir" dedi. ÇOCUKLARI ZEYTİNPARK`TA DOĞA İLE BULUŞTURACAĞIZ Antalya merkezde en büyük yeşil alanı Zeytinpark`ın ana projesinin hazır olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın Sit alanlarıyla ilgili çalışması nedeniyle projenin beklemede olduğunu belirten Bülbül, "Bu sürede ana proje uygulamaya girene değin ilkokul öncesi ve birinci sınıf öğrencilerini `Doğada Öğren` ilk, orta ve lise öğrencileriniyse doğru nefes alma ve yürüme teknikleri eğitimleri eşliğinde Zeytinpark’ta doğayla buluşturacağız" diye konuştu. YÖRESEL PANAYIRLARA İZİN VERİLMESİN Meclis üyelerine her geçen gün hedef büyüten Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX ile ilgili de bilgi veren ATB Başkanvekili Halil Bülbül, "2015 yılında başarılı bir YÖREX’i geride bırakan ve 7`ncisi hazırlıklarına başlayan Borsamız, bir taraftan fuar diğer taraftan ise yöresel ürünler ve coğrafi işaretler hakkında çalışmalarını sürdürmektedir" dedi. Yöresel ürünler adı altında kentin her yerinde yapılan sergi ve panayırların yöresel ürünlere zarar verdiğini söyleyen Bülbül, şunları söyledi: "Kalitesi tartışılan, yöresellikten uzak ürünlerin yöresel ürünler adı altında fuar algısı oluşturularak panayır tarzında satışının yapıldığı bu organizasyonlar, yöresel ürünlerimiz hakkındaki toplumsal algıyı da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tip organizasyonların pazar yerlerine kadar yapılıyor olması, yerleşim yerinde işletmesi bulunan esnafımız ve tüccarımızın işlerini de olumsuz yönde etki etmektedir. Ancak, birçok ilimizde rastladığımız özellikle satış ve kâr amaçlı düzenlenen yerel yöneticiler tarafından da desteklenen bu organizasyonların kendi seçmenleri olan ticaret erbabına verdiği zararı da unutmamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bilindiği üzere fuarlar 5174 sayılı kanun gereğince TOBB izni ile çeşitli şartlara bağlı kalınarak ve denetimlere uygun bir biçimde düzenlenmektedir. Bu dağınıklığın giderilmesi için yöresel adı kullanılarak düzenlenen bu tip organizasyonların kesinlikle fuar kapsamında yapılması ve denetime tabi tutulması hakkındaki girişimlerimiz devam etmektedir. Yine, yerel yönetimlerinde bu konuda hassas davranmalarını yöresel ürünlerin hakkının hukukunun korunması için dikkatli ve destek olmalarını beklemekteyiz."  

Detaylar...