Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Haziran Temmuz 2022
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
1 2 3 4 5 6 7
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 172.70.38.136
Şuan 7 kişi online
Bugün 1056 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 181910
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ANTALYA TİCARET BORSASI ARALIK AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Aralık ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerlerinin değişimleri, 2021 Aralık ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Aralık ayında miktar endeksleri, domateste 81, sebzede 91 ve meyvede 84 olarak gerçekleşirken, fiyat endeksleri domateste 236, sebzede 383 ve meyvede 399 olarak yansıdı. Aralık ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 13.56, sebzede % 6.03 ve meyvede ise % 5.86 arttı. Miktar endeksleri geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) domateste % 65.44, sebzede % 40.68 ve meyvede ise % 36.96 artış gösterdi. Miktar endekslerindeki değişimler, Kasım ayında olduğu gibi Aralık ayında da arttı. Domates, sebze ve meyvedeki yıllık miktar artışları, son altı yılın rekor artışları oldu.   Domates fiyat endeksi geçen yılın Aralık ayına göre (yıllık) % -7.15 azalırken, bu azalış son altı yılın en düşük ikinci Aralık ayı değişimi oldu.  Aralık ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 40.68’lık artışa karşılık fiyat endeksi % 24.78’lik artış gösterdi. Bu artış, son 6 yılın en yüksek dördüncü Aralık ayı artışı oldu.    Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı:     Bir önceki aya göre (aylık) sebze miktar ve fiyat endeksleri değişimi, Aralık ayında 2019 ve 2020 yıllarının ortalamasında gerçekleşti. Miktar endeksindeki aylık % 6.03’lük artışa karşılık fiyatlar % 22.22’lik artış gösterdi. Sebze işlemlerinde Aralık ayları itibariyle son üç yılın miktarda ve fiyatta 2019 yılından sonraki en iyi yılı 2021 oldu.         Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Aralık ayında % 5.86, işlem fiyat endeksi ise % 8.12’lik artış gösterdi. Meyvede son üç yılın miktar ve fiyat endekslerindeki aylık değişimlerin dalga boyu, miktardaki Mayıs ayları rekor artışlarına karşılık aynı aylarda fiyatlarda ise rekor düşüşler olarak kendisini gösterdi.

Detaylar...

ATB BAŞKANI ÇANDIR’DAN YENİ YIL MESAJI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, yeni yıl nedeniyle mesaj yayınladı. Pandeminin etkilerinin devam ettiği ve ekonomik zorlukların yaşandığı bir yıl geçirdiklerini kaydeden Çandır, “2021 yılını da koronavirüsün yükünü atlatmaya çalışmakla geçirdik. Antalya olarak salgının yükünü daha fazla ve derinden hissettik” dedi. Bütün zorluklara rağmen iş dünyası olarak 2021 yılını çalışarak, üreterek, katma değer yaratarak, ihracatı artırarak geçirdiklerini söyleyen Çandır, bunu enflasyon yükü, dalgalı döviz kuruna rağmen yaptıklarını belirtti. 2022 yılının umutların gerçeğe dönüştüğü yıl olmasını dileyen Başkan Çandır, mesajında şunları kaydetti: “Büyüme hızı düşen dünya ekonomisi elbette bizi de etkiliyor. Genel olarak ekonominin daraldığı bir ortamda ülke olarak harekete geçmeliyiz. Yatırıma, üretime odaklanmalıyız. Veriler 2022’nin zorlu geçeceği noktasında ipuçları verse de iş dünyası olarak bizler gücümüzün yettiği kadar çalışmaya, üretmeye, ürettiğimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Yeter ki desteklenelim. İş dünyası olarak önümüzü görebileceğimiz ekonomik kararların alınmasını bekliyoruz. 2022 üretime odaklandığımız, toplumun her kesimine yansıyacak ekonomik büyümeyi yakalayacağımız bir yıl olmasını diliyorum. Aldığımız kararlar ve uygulamalarla yeni yıl umutların gerçeğe dönüşeceği bir yıl olsun. 2022 yılının sağlık, barış, huzur, güven, bereket getirmesini diliyor, herkesin yeni yılını kutluyorum.”  

Detaylar...

ATB YILIN SON MECLİSİNİ TOPLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Aralık ayı Meclis toplantısını çevrim içi gerçekleştirdi. ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında toplanan Meclis’te, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarıma, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AŞI UYARISI Koronavirüs salgının 2021 yılında da hayatımızı olumsuz etkilediğini, delta ve omicron varyantlarının ise büyük tedirginlik yarattığını söyleyen Başkan Çandır, “Lütfen hatırlatma dozu dahil aşılarımızı eksik bırakmayalım. Bu davranışımız hem kendi sağlığımız hem de ekonomik faaliyetlerimizin devamlılığı için vazgeçilmezdir” dedi. ANTALYA’DA TARİHİ KÜÇÜLME Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2020 yılı il bazında gayrisafi yurtiçi hasılaya göre ülke ekonomisi yüzde 1.8, tarım sektörü yüzde 5.9 büyürken, hizmet sektörünün yüzde 5.9 küçüldüğünü kaydeden Çandır, Antalya’nın ise tarihinde görülmemiş resmi bir küçülme yaşadığına dikkat çekti. Çandır, “TÜİK rakamlarına göre 2020 yılında Antalya ekonomisi reel olarak yüzde 24.3, tarım sektörü yüzde 1.6 ve hizmet sektörü ise yüzde 42 küçülmüştür” dedi. Antalya’nın kişi başı gelirde yüzde 32’lik küçülme ile tüm zamanların rekor daralmasını yaşadığını vurgulayan Çandır, “Antalya’mızın daha önce hiç karşılaşmadığı bir durumu gördük. 81 il içerisinde açık ara sonuncu duruma geriledik. Öyle ki bizden sonra gelen Muğla yüzde 8.3 küçülmüş” dedi. Antalya’nın yaşadığı zorluğa rağmen gerekli desteği göremediğini söyleyen Çandır, “Biz bütün bu süre içerisinde ‘Türkiye bir zorlanıyorsa, kentimiz 5 zorlanıyor’ dedik. Ancak gerekli ilgi ve desteği göremedik. İlan edilen resmi rakamlar bizi bir kez daha teyit etti. Rakamlar defalarca talepte bulunduğumuz ‘ekonomik afet bölgesi’ ilan edilme durumunu Antalya’nın fazlasıyla hak ettiğinin resmi teyidi olmuştur” diye konuştu. 2021 yılı 3. çeyrek büyüme rakamlarına göre ülke ekonomisi yüzde 7.4, hizmet sektörü yüzde 20.7 büyürken tarımın yüzde 5.9 küçüldüğüne dikkat çeken Çandır, Antalya ekonomisinin ortalama büyümeden daha düşük büyüme ve tarımda daha fazla küçülme ile karşı karşıya kaldığını kaydetti. BORÇLA BÜYÜYORUZ Antalya ekonomisinin uzun süredir krediyle büyüme eğiliminde olduğunu belirten Başkan Ali Çandır, şunları söyledi: “Kullandığımız kredilerdeki büyüme oranı, ülkemiz ortalamasının üzerinde olduğu sürece ortalamanın üzerinde büyüyoruz. Ödenen çek tutarlarındaki büyümede de Türkiye ortalaması üzerinde kaldığımız dönemlerde yine ortalamanın üzerinde büyüyoruz. 2021 yılı ilk üç ayında ortalama üstü kredi büyümesi sağlamışken sonraki aylarda hem toplam ticari kredilerde hem de tarımsal kredi büyümelerinde ülke ortalamasının altında kaldık. Mesela 3. çeyrekte ticari kredilere baktığımızda kentimiz yüzde 8 büyürken ülkemiz yüzde 21 büyüdü. Ödenen çek tutarlarındaki büyümemiz de ancak ülke ortalaması kadar oldu. Yani 2020 yılı düşük baz etkisi bizi, beklentimiz kadar büyütemedi. 2021 yılında ülke ortalama büyümesinin altında bir büyüme, kentimizi beklemektedir.” İHRACATI TARIM GÖĞÜSLEDİ Kasım ayında ülke ihracatı yıllık yüzde 33 artarken Antalya’nın ihracatının yüzde 11 arttığını, 11 aylık ihracatın ülkede yüzde 33 artarken Antalya’da yüzde 28 arttığına dikkat çeken Çandır, ihracatın ülke ortalamasının altında kaldığını belirtti. Tarım ihracatında Antalya’nın yaş meyve sebze ve süs bitkileri öncülüğünde daha iyi bir performans gösterdiğini kaydeden Çandır, Kasım ayında yaş meyve sebze ihracatı ülke genelinde yıllık yüzde 0.6 azalırken Antalya’nın yüzde 7.3 arttığına dikkat çekti. Süs bitkileri ihracatı ülke genelinde yüzde 18.9 artarken, Antalya’da yüzde 33.3 arttığını belirten Çandır, “İhracattaki bu gerçekleşmelerle Antalya’nın ihracatında tarımın payı yüzde 55’i geçmiştir” dedi. DESTEKLERDEN YETERİNCE YARARLANAMIYORUZ Tarımın 2021 yılı içerisinde en büyük sorunlarından birinin girdi maliyetlerindeki aşırı yükseliş olduğunu söyleyen Çandır, TÜİK verilerine göre geçtiğimiz Mart ayından itibaren tarımsal üretici fiyatlarındaki artışların tarımsal girdi fiyatlarındaki artışların altında kaldığına dikkat çekti. 2021 yılı tarım destekleri ile 2022 yılı bütçesindeki tarım desteklerinden Antalya’nın yeterince yararlanamadığını belirten Başkan Çandır, “Antalya tarımı ortalamanın oldukça üzerinde tekniktir, karmaşıktır ve özelliklidir. Ortalama için hazırlanan desteklerden yararlanma oranımız doğal olarak son derece sınırlıdır. Halbuki tarımsal istihdam, ticaret ve ihracat performansımız ülke ortalamasının üzerindedir ve kayıt altındadır. Dolayısıyla kendi yapımıza uygun bir desteklemeyi hak ediyoruz” diye konuştu. DÖVİZDEKİ AŞIRI DALGALANMA RİSKLERİ DERİNLEŞTİRİYOR 2022 yılının genel olarak riskleri barındıran bir yıl olacağını söyleyen Çandır, risklerin ortak çalışmalarla ortadan kaldırılabileceğini kaydetti. Maliyet yükünü fiyatlara yansıtamama ve bazı girdilere erişimde yaşanan zorlukların 2022’nin en önemli riskleri olacağını ifade eden Çandır, uygun maliyetli finansmana erişimde ve işçilik maliyetlerinde zorlanacakları bir yıl olacağını dile getirdi. Döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmanın riskli alanları büyüttüğü ve derinleştirdiğini söyleyen Çandır, “Bizler belirli ve ekonomik koşullara bağlı olan bir eğilimle değişen döviz fiyatlarıyla iş yapabilen insanlarız. Dövizdeki her türlü spekülatif ve manipülatif işler bizleri ve işlerimizi felç etmektedir. Bir an önce istikrarlı bir döviz fiyatı rotasının sağlanması elzemdir” dedi. KOMİTELER REHBERİMİZ Her ay düzenli olarak toplanan Meslek Komiteleri’nde tarım, ekonomi ve ülke gündeminde yer alan konuların görüşüldüğünü belirten Çandır, komitelerin Borsa için rehber niteliğinde olduğunu söyledi. Çandır, Komitelerde alınan kararların başta TOBB olmak üzere ilgili tüm taraflarla paylaşıldığını kaydetti. Çandır, komitelerde iklim değişikliğinin tarımsal üretime ve ticarete etkileri, girdi maliyetlerinde görülen yüksek artışlar, Rusya Federasyonu’nca uygulanmakta olan domates kotası ve yasaklamalar, üretimi artan tropik ve subtropik meyve üretiminin beraberinde getirdiği su yetersizliği, kamunun yaş sebze ticaretine girerek özel sektör ile rekabete girmesinin etkileri, döviz kurunda yaşanan dalgalanmalar ve yüksek üretici enflasyonu, hava kargo taşıma giderlerinin tarımsal ürünlerin ihracatında yüksek maliyetli olması, ihracatta karşılaşılan bürokratik problemler, tarımsal üretimde standardizasyon, Hazine arazilerine erişememe, kırdan kente göçün tarımsal üretim ve ticarete etkileri, tarım sektörüne özgü sosyal güvenlik sistemi ve Yeşil Mutabakat konularının öne çıktığını söyledi. Çandır, “Üyelerimizin sorunlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini bizlerle paylaşan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki yıl alınacak tüm kararlarında takipçisi olacak ve çözüm için faaliyetlerimizi kesintisiz sürdüreceğiz” dedi. 2022 YILINDA DA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TEMASI Bu yılı sürdürülebilirlik yılı ilan eden Borsa’nın iklim değişikliği ile yeşil mutabakat konusuna özel olarak eğildiğini vurgulayan Çandır, Antalya Tarım Konseyi ile birlikte yıl boyunca sürdürülebilirlik ana başlığında göç, süt üretimi ve kırsal mahalleler konularında 3 panel, iklim değişikliği özelinde tarımsal ticaret, su yönetimi, teknoloji kullanımı ve karbon ayak izi konularında 4 panel, yeşil mutabakat özelinde bitki besleme, bitki koruma, tarımsal atık yönetimi, tarımsal biyolojik çeşitlilik ve tarım topraklarının sürdürülebilirliği konularında ise 5 panel gerçekleştirdiklerini anımsattı. Çandır, yeşil mutabakat başta olmak üzere sürdürülebilirlik ana başlığındaki etkinlikleri 2022’de de sürdüreceklerini bildirdi. EĞİTİMLERDE 500 BİN KİŞİYE ULAŞILDI Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Borsa’nın imzaladığı protokol çerçevesinde bir yılda 100’ün üzerinde eğitim düzenlediklerini, yurtdışından da katılımın olduğu programlarda yaklaşık 500 bin kişiye eğitim verdiklerini kaydeden Çandır, “Eğitimlerin hazırlanması ve yapımında emeği geçen İl Müdürü ve çalışma arkadaşlarına, akademisyenler ile uzmanlara ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Sektörümüzü ilgilendiren tüm konularda paydaşlarımızla birlikte toplantılar, çalıştaylar, paneller ve eğitimler düzenlemeye devam edeceğiz. Çevirimiçi gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalarımıza @antalyaborsa ve @AntalyaTarimOnline isimli Youtube kanallarından ulaşabilirsiniz” diye konuştu. Üye işlemlerinin hızlanması, kesintisiz ve aksamadan yapılabilmesi ve kolaylaştırılması için Borsa’nın web sayfasını önümüzdeki yıl çağın gerekliliklerine uygun bir hale getireceklerini belirten Çandır, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kurumsal kapasitemizin artırılması ve kanunla uyumlu hale getirilmesi için de alt yapımızı güçlendireceğiz” dedi. BERBEROĞLU’NU ANDI Antalya Ticaret Borsası’nda 1974-1981 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunan Ünsal Berberoğlu’nun vefatından duyduğu üzüntüyü dile getiren Çandır, “Kıymetli büyüğümüze Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve camiamıza baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun” dedi. Çandır, yeni yılın mutlu, sağlıklı, bereketli ve başarılı geçmesini diledi. Yılın son Meclis toplantısında Antalya Ticaret Borsası’nın 2022 bütçesi 11 milyon TL olarak kabul edildi.  

Detaylar...

BAŞKAN BÖCEK: ZEYTİNPARK’I KORUMAK BOYNUMUZUN BORCUDUR
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek `Zeytinpark Projesi` için Antalya Ticaret Borsası Başkanı ve Zeytinpark Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ile bir araya geldi. Zeytin Park’ta gerçekleşen buluşmada kamuoyunda Vakıf Çiftliği olarak bilinen alanın doğal yeşil dokusunu, tarımsal niteliğini korumak ve geliştirmek için yapılacak çalışmalar ele alındı. Başkan Böcek, ‘Böylesi bir yeşilliği korumak boynumuzun borcudur’ diyerek projeye verdiği önemi anlattı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclisi Haziran ayı toplantısında 2 bin 630 dönümlük bir alanda yer alan Vakıf Çiftliği’nin korunması ve geliştirilmesi amacıyla Antalya Zeytinpark Tarım Ürünleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi ile taşınmaz kullanımına ilişkin protokolün imzalanması için Başkan Muhittin Böcek’e yetki verilmişti. Alanın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en güzel şekilde korunacağını söyleyen Başkan Muhittin Böcek, Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Gürbüz, Başdanışmanı Cem Oğuz, Başkan Danışmanı Mert Batu ve ilgili daire başkanları ile birlikte Zeytin Park’ı ziyaret etti. Başkan Muhittin Böcek, Zeytin Park’ın işletmesini üstlenen Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) Başkanı Ali Çandır ile birlikte alanda incelemelerde bulundu. ŞEHRİN İÇİNDEKİ EN BÜYÜK YEŞİL ALAN Başkan Muhittin Böcek, ardından ATB Başkanı Ali Çandır ile birlikte Zeytinpark İşbirliği Protokolü kapsamında proje taslağı üzerinde detaylı görüşme yaptı, alanla ilgili eylem planları oluşturuldu. Zeytin Park Genel Müdürü Vahdet Narin, alanın geçmişten bugüne kadar uzanan ve mevcut durumunu içeren bir sunum yaptı. Zeytin Park’ın önemine dikkat çeken ve mutlaka korunması gerektiğine vurgu yapan Narin, “Burası Türkiye’de bir şehrin içindeki en büyük arazi. 2 bin 630 dönümlük arazi içinde 24 km yol var. Her yıl Antalya’da 2 bin 600 ton tozu ve 610 milyon metreküp havayı temizleyen bir alan” dedi. BURAYI KORUMAK BOYNUMUZUN BORCU Zeytin Park’ın en önemsediği projelerden bir tanesi olduğunun altını çizen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ise “Birileri buralara TOKİ yapmak istemiş olabilir ama biz her şeye rağmen bugünlere geldik. Böylesi bir yeşilliği korumak bizim boynumuzun borcudur. Burayı vakfedenler, birileri bina yapsın, imara açsın ya da birileri çevirsin diye vakfetmediler. Biz de Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak tüm kurum ve kuruluşlarla proje sürecimizi yöneteceğiz. Kırsal kalkınma projelerimizle, yerelden kalkınmayla ilgili burada neler yapabiliriz ona bakacağız. Proje üzerinde detaylı çalışıyoruz. Ve hiçbir noktayı gözden kaçırmadan, binaların yeşil alanların yapısal ve bitkisel nitelikteki tüm odaklarını göz önüne alarak, projemizi yakın zamanda kamuoyuna sunmak için heyecanlanıyoruz” diye konuştu. KAMU KULLANIMINA AÇILACAK Başkan Böcek, projeyle ilgili şu bilgileri verdi: “Antalya kent merkezindeki en büyük yeşil alanı iyileştirerek kamu kullanımına açmak, şehrin sanatsal, kültürel, ekolojik tüm değerlerini çeşitli rekreaktif etkinlikler eşliğinde ziyaretçilere sunarak turizme katkı sağlamak amaçlanıyor. Gençlerin ve çocukların doğa içinde öğrenmelerini sağlayacak bilimsel ve sanatsal atölyelerin kurulması, gerektiğinde üniversiteler ve Milli Eğitim Bakanlığı ile bu hizmetler için ortak hizmet projeleri gerçekleştirilmesi, tarımın desteklenmesi, tarımsal ürün ve çeşidinin arttırılması amacı ile çeşitli faaliyetler yürütülmesi de hedefleniyor.” ÇANDIR’DAN DESTEK TEŞEKKÜRÜ Antalya Ticaret Borsası ve Zeytinpark Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Zeytinpark projesine Konyaaltı Belediye Başkanlığı döneminden bu yana verdiği destek için Başkan Muhittin Böcek’e teşekkür ederek, “Şimdi gelişen koşullarda Büyükşehir Belediyesi ile imzaladığımız iş birliği protokolü çerçevesinde buranın daha çok insanın girip çıktığı, yeşil dokusunun geliştirilerek daha da korunacağı bir hal alıyor olmasından dolayı mutluyuz. Buranın birçok konuda çalışmaların olacağı, özellikle çocuklarımızın ve tarım sektörünün burada kendisine yer bulabileceği bir alan olmasını diliyorum. Zeytinpark’ın Büyükşehir Belediyemizin desteği ile ilelebet korunması en büyük arzumuzdur” diye konuştu. ÖNCELİĞİMİZ KORUMAK Zeytinpark’ta yapılması planlanan çalışmalar hakkında bilgi veren Antalya Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı Etüd Proje Şube Müdürü Ezgi Öz, “Hedefimiz alanın doğru projeyle sürdürülebilir kullanımını sağlamak” dedi.  

Detaylar...

ÜRETİM GİRDİLERİNDE REKOR ARTIŞ
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ekim ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Ekim ayı tarımsal girdi enflasyonunun aylık yüzde 4.17, yıllık yüzde 29.58 olarak ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu rakamlar, aylıkta ve yıllıkta endeks tarihinin rekorları oldu. Mart ayından itibaren yıllık tarımsal girdi enflasyonu, son 6 yılın rekorlarını kırmaya devam etti” dedi. GÜBREDE YÜZDE 90 ARTIŞ Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 4.46 ve yıllıkta ise yüzde 30.64’lük artış ilan edildiğini belirten Başkan Çandır, en yüksek artışın gübrede yaşandığına dikkat çekti. Ekim’de fiyat değişimlerinin aylık tohumda yüzde 5.5, enerjide yüzde 3.05, gübrede yüzde 14.97, ilaçta yüzde 4.58, veteriner hizmetlerinde yüzde 1.54, yemde yüzde 3.65, diğer kalemlerde ise yüzde 1.84 olarak açıklandığını kaydeden Çandır, yıllıkta ise tohumda yüzde 12.11, enerjide yüzde 26.89, gübrede yüzde 90.15, ilaçta yüzde 16.56, veteriner hizmetlerinde yüzde 16.11, yemde yüzde 29.08 ve diğer kalemlerde ise yüzde 19.91 artış olduğunu belirtti. Çandır, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 2.37 ve yıllık yüzde 23.17’lik artış ilan edildiğini kaydetti. ÜRETİCİ EKİM’DE DE ZARAR ETTİ Ekim ayında Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 1.68, yıllık ise yüzde 23.10 olarak ilan edildiğine dikkat çeken Çandır, tarımsal girdi fiyat endeksinin tarımsal üretici fiyat endeksinden düşük seyretmesi halinde tarımsal üretimin sağlıklı bir şekilde devam edebileceğini vurguladı. Çandır, “Eylül ayında olduğu gibi Ekim ayında da ilan edilen rakamlar gösteriyor ki, tarım üreticisi aylıkta da yıllıkta da zarar etmiştir. Bu zarar aylıkta yüzde 148, yıllıkta ise yüzde 9.5 düzeyinde seyretti” dedi. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonunun da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini söyleyen Başkan Ali Çandır, “Ekim ayında açıklanan aylık yüzde 5.24 ve yıllık yüzde 46.31 düzeyindeki yurtiçi üretici enflasyonu ile aylık yüzde 7.93 ve yıllık yüzde 32.96 düzeyindeki yurtdışı üretici enflasyonu, genel olarak sektörün geçmişten gelen maliyet yükünü gelecekte de artarak taşımaya devam edeceğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. TÜKETİCİ ENFLASYONUNU TETİKLER Tarımsal girdi fiyatlarındaki artışın tüketici enflasyonunu tetikleyeceğini ifade eden Başkan Çandır, tüketici enflasyonunun Ekim’de aylık yüzde 2.39 ve yıllık yüzde 19.89 ilan edildiğini anımsatarak üreticinin ürün fiyatlarına henüz maliyet artışını yansıtamadığını vurguladı. TARIMDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU Dünyada da tarım, gıda ve emtia fiyatlarının son 15 yıla göre ciddi artış gösterdiğini belirten Ali Çandır, küresel gelecek açısından kolay zamanların bittiğini ifade etti. Tarımsal faaliyetlerin kesintisiz ve büyüyerek devam etmesini sağlayıcı politikaların gecikmeden uygulamaya konulması gerektiğini kaydeden Çandır, “Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, son 11 yılda maliyet-gelir oranında ciddi zayıflamaya maruz kaldı. Özellikle yılbaşından bu yana açıklanan tarımsal enflasyon rakamları bu zayıflık eğiliminin devam ettiğini göstermektedir. Mutlaka bu gidişatı tersine çevirecek sürdürebilir politikaları uygulamaya koymak zorundayız” dedi.  

Detaylar...

FİYAT ARTIYOR, ERİŞİM ZORLAŞIYOR
Antalya Ticaret Borsası(ATB), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Antalya Tarım Konseyi (ATAK), Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen “Uluslararası Meyve ve Sebze Yılı Değerlendirme Toplantısı” çevrimiçi yapıldı. Toplantı, ATAK Genel Sekreteri Gonca Ertok’un moderatörlüğünde gerçekleşti. MEYVE SEBZENİN YARISI İSRAF EDİLİYOR ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Antalya’nın örtüaltı tarımın başkenti olduğunu söyledi. Meyve ve sebze tüketiminin pandemi döneminde arttığını belirten Çandır, üretilen meyve sebzenin ise yüzde 50’sinin ise israf edildiğine dikkat çekti. Geniş tarım toprakları, uygun iklimi, sebze ve meyve tarımında yetişmiş insan kaynağına sahip Türkiye’nin dünya sebze üretiminde 4. sırada, meyve üretiminde 5. sırada yer aldığını belirten Çandır,” Türkiye 2020 yılında 43.8 milyon dekar alanda sebze ve meyve üretimi yapmıştır. Bu alanlarda 31.2 milyon ton yaş sebze, 23.6 milyon ton yaş meyve üretmiştir. Bu ürünlerden de dünyaya 2.7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir” diye konuştu. KARBON AYAK İZİ DÜŞÜK ÜRETİM Antalya’nın sebze meyve üretiminde özel bir yere sahip olduğunu kaydeden Çandır, 2020 yılında 1.3 milyon dekar alanda sebze ve meyve üretimi yapılan Antalya’da 2 milyon ton meyve, 4.7 milyon ton sebze üretildiğini kaydetti. Çandır, Antalya’nın 2020 yılında yaş sebze meyve ihracatının 457 milyon dolar olduğunu anımsattı. Örtüaltı tarımın merkezi konumundaki Antalya’nın Türkiye örtüaltı varlığının yüzde 39’una sahip olduğunu belirten Çandır, örtüaltı üretimin yaklaşık yarısının ihraç edildiğini söyledi. Çandır, Türkiye’de örtüaltında üretilen domatesin yüzde 62’si, biberin yüzde 60’ı, hıyarın yüzde 42’si, patlıcanın yüzde 57’si, muzun ise yüzde 41’inin Antalyalı üreticiler tarafından üretildiğini kaydederken, yaş meyvede narenciye, avokado, çilek başta olmak üzere subtropikal çeşitlerde de önemli bir kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Çandır, iklim avantajları ve aşırı teknolojik olmayan, geleneksel ve doğal yapısı ağırlıklı olan üretim ve işleme metodlarıyla karbon ayak izi nispi olarak düşük olan Antalya’nın “Yeşil Mutabakat” koşullarına uyumlu üretim kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. Çandır, 2021 yılında sürdürülebilirliğe odaklandıklarını belirterek, toplantının tarım sektör için faydalı olmasını diledi. ÜRETİCİMİZİN YANINDAYIZ Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, pandemiyle birlikte tarıma olan ilginin arttığını belirtirken, Antalya’nın yaş meyve sebze başta olmak üzere tarım ürünlerinin üretiminde şanslı ve önemli bir il olduğunu kaydetti. Karaca, Antalya’nın başta yaş meyve sebze olmak üzere tarım ürünleri ihracatında da önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. İklim değişikliğine bağlı afetlerin arttığını, tarım sektörünün afetlerden yoğun şekilde etkilendiğini belirten Karaca, “Tarım sektörüyle uğraşanların işi çok zor. Üretimden, lojistiğe, ticarete kadar bir çok alanda sıkıntılar yaşanıyor. Bizler sektörün risklerini azaltmak için çalışıyoruz” diye konuştu. GIDA FİYATLARI ARTTI FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, pandemine gıda fiyatlarının hızla arttığını, açlık ve gıda güvensizliğinin ise derinleştiğini söyledi. Beslenme ve gıda güvenliğiyle ilgili farkındalık yaratmak gerektiğini kaydeden Selışık, FAO’nun bu konudaki çalışmalarını anlattı. Bir yandan gıda fiyatları artarken, diğer yandan meyve ve sebzeye erişimde sıkıntılar yaşandığına belirten Selışık, gıdada yaşanan israfa ise dikkat çekti. Selışık, “Meyve sebze kaybı azaldıkça sınırlı kaynaklarımızın israfı da azalacaktır” dedi. Yaş meyve sebze üretiminde aile çiftçiliğinin önemini vurgulayan Selışık, aile çiftçiliğinin sürdürülebilirliği için mevcut kaynakların ve tarımsal biyoçeşitliliğin korunması, çiftçilerin desteklenmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. SOFRALARA GÜVENLİ GIDA ULAŞTIRIYORUZ Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkan Yardımcısı Berdan Ber, 55 milyon tona yakın yaş meyve sebze üretimi olan Türkiye’nin üretiminin yüzde 49’unu dünya halkları ile paylaştığını söyledi. Zirai mücadelede 99.7 başarı sağlayan Türkiye’nin kimyasal kullanımında İspanya, İtalya ve Fransa’dan sonra 4. sırada olduğunu belirten Ber, “En güvenli yöntemlerle yaş meyve sebze üretiyor, kendi insanımıza ve dünya halklarına sunuyoruz. Bu konuda alkışlanması gereken bir başarı grafiğine sahibiz” dedi. Ber, BAİB olarak yeşil mutabakatı desteklediklerini belirtti. Toplantıya katılan FAO Avrupa Bölge Ofisi’nden Tarım Ekonomisti Pedro Marcelo Arias, FAO Tarım Uzmanı Piotr Wlodarczyk, FAO Takım Lideri Fen Beed, FAO Tarım Uzmanı Fazıl Düşünceli, FAO İletişim Uzmanı Kıvanç Özcan, Freshfel Avrupa Temsilcisi Philippe Binard, Uluslararası Meyve ve Sebze Yılı çerçevesinde yürüttükleri çalışmaları anlattı.  

Detaylar...

3.5 MİLYON TON ATIĞI OLAN ANTALYA KÖMÜR KULLANMAMALI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde “Yeşil Mutabakat Yolunda Antalya’da Tarımsal Atıkların Yönetimi” Paneli düzenlendi. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde çevrimiçi düzenlenen panele, Tarım Danışmanı Biyogaz, Kompost ve Atık Değerlendirme Uzmanı Prof. Dr. Osman Yaldız, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları ve Teknoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murad Çanakcı, RENESCO Enerji A.Ş. Genel Müdürü Kazım Sekmen, ITC Antalya Katı Atık Enerji Yönetimi Fermantasyon Şefi Jeoloji Yüksek Mühendisi Fırat Duygun, Enerji Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni ve Dünya Gazetesi Enerji Editörü Mehmet Kara konuşmacı olarak katıldı. Panelde, tarımsal atık potansiyeli yüksek olan Antalya’nın bunu iyi yöneterek kendi enerji ve gübre ihtiyacını karşılayabileceği vurgulandı. TARIMSAL ATIKLAR DEĞERLENDİRİLMELİ Tarım Danışmanı Biyogaz, Kompost ve Atık Değerlendirme Uzmanı Prof. Dr. Osman Yaldız, yeşil mutabakatın AB’nin 2050’ye kadar net sera gazı emisyonlarının sıfırlanması temel hedefini içeren yeni büyüme stratejisi olduğunu kaydederken, tarımsal atıkların değerlendirilmesinin önemini anlattı. Tarımsal atıkların çevre kirliliğinin ötesinde ticareti de etkiler hale geleceğini söyleyen Yaldız, tarımsal üretimde atıkların tekrar değerlendirilmesi için AR-GE çalışmaları yapılması gerektiğini kaydetti. 3.5 MİLYON TON YAŞ ATIK Prof. Dr. Osman Yaldız, Türkiye’de kömür kullanımı nedeniyle karbondioksit emisyonunun yıllık 30 milyon tonu geçtiğini belirtirken, Antalya’da bu rakamın 15 milyon ton olduğuna dikkat çekti. Antalya’da 3.5 milyon tona yakın yaş tarımsal atık bulunduğunu, şehrin atık potansiyelinin kullanılması halinde üretimde girdi maliyetinin azalacağını belirten Yaldız, “Bir önceki üretimden kalan atığı kullanabilirsek bir sonraki üretim maliyetini düşürebiliriz. 3.5 milyon ton atık çıkaran Antalya seralarını ısıtmak için niçin kömür kullanıyor? Elde bu kadar potansiyel varken niye fosil yakıt kullanıyoruz, bunu anlamakta zorlanıyorum” diye konuştu. Yaldız, Antalya’nın kendi atığını toplayıp elektriğe çevirse toplam elektrik tüketiminin yüzde 69’unu karşılayabileceğine dikkat çekerken, biyogaz tesisinin Antalya ekonomisine çok büyük katkı sağlayacağını söyledi. Yaldız, “Bir biyogaz tesisinin yerele katkısı yüzde 67’dir” dedi. Biyogaz ve biyokütle tesisi yatırım maliyetinin rüzgar ve hidroelektriğe göre yüksek maliyetli görünse de getirisinin yüksek olduğuna işaret eden Osman Yaldız, “Biyogaz ve biyokütle tesisi yatırıma göre getirisi yüksek olan yatırımlardır. Bunu gündemimize almalıyız” dedi. DESTEK VE TEŞVİK ŞART RENESCO Enerji A.Ş. Genel Müdürü Kazım Sekmen, tarımsal ve hayvansal atıkların kaynağında çok iyi yönetilmesi gerektiğini söyledi. Biyogaz yatırımında evrak hazırlığının uzun sürdüğünü, atıkların enerjiye dönüştürülmesi için teşvik ve desteğin gerektiğini vurgulayan Sekmen, “Ülkemizde 10 yılda 100 biyogaz tesisi kuruldu, Almanya’da bu rakam 10 bin. Tesislerin yaygınlaşması için teşvik gerekli. Destek olmadan yatırımların gündeme gelmesi ve yapılması mümkün görünmüyor” diye konuştu. 500 BİN TON KURU ATIK Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları ve Teknoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murad Çanakcı, Türkiye sera varlığının yüzde 60’ının bulunduğu Antalya’da 300 bin dekara yakın sera olduğunu belirtirken, bitkisel üretimde birinci sırada olan Antalya’nın atıklarının değerlendirilmesi için kalıcı ve sürdürülebilir çözümlere ihtiyaç olduğunu vurguladı. Sera, tarla ve bahçe atığı olarak Antalya’da yıllık ortalama 500 bin ton kuru bitkisel atık çıktığını kaydeden Çanakcı, bunun bertarafı için çözüm üretilemediğine dikkat çekti. Tarımsal atıkların ısıtmadan, organik gübreye, hayvan yemine kadar birçok alanda kullanılabileceğini ve bu konuda yerel yönetimlere büyük görevler düştüğünü söyleyen Çanakcı, “Ancak tek başına belediyelerin bu yükün altından kalkması mümkün değil” dedi. TOPRAKTAN ALDIĞIMIZI TOPRAĞA VERELİM ITC Antalya Katı Atık Enerji Yönetimi Fermantasyon Şefi Jeoloji Yüksek Mühendisi Fırat Duygun, biyogaz gübre tesisinin atıkların değerlendirilmesinde önemli olduğunu belirtirken, yatırımcıların desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Bitkisel atıklarının gübre olarak değerlendirilmesinin önemini vurgulayan Duygun, “Topraktan aldığımızı toprağa vermeliyiz” dedi. YEREL YÖNETİMLER ATIĞI GÜNDEMİNE ALMALI Enerji Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni ve Dünya Gazetesi Enerji Editörü Mehmet Kara, yerel yönetimlerin bitkisel atıkların bertarafı konusunda maliyet hesabını dikkate almadan çalışması gerektiğini söyledi. Belediyelerin biyogaz tesisi kurmak isteyen yatırımcıya ‘atık karşılığı bana ne vereceksiniz?’ yaklaşımını doğru olmadığını söyleyen Kara, “Bu yaklaşım tarımsal atıkların bertarafını zorlaştırıyor” dedi.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI KASIM AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Kasım ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerleri, 2021 Kasım ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Kasım ayında miktar endeksleri, domateste 72, sebzede 86 ve meyvede 80 olarak, fiyat endeksleri ise domateste 217, sebzede 313 ve meyvede 369 olarak gerçekleşti. Kasım ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 183.20, sebzede % 90.57 ve meyvede ise % 1.10 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise domateste % 38.22, sebzede % 43.46 ve meyvede ise % 36.17 artış kaydetti. Miktar endekslerindeki değişimler, geçen ayların aksine Kasım ayında artış gösterirken, bu artışlar fiyat endekslerine düşüş yönünde değişimler olarak yansıdı Fiyat endekslerinde ise domates, geçen yılın Kasım ayına göre (yıllık) % -26.25 azalırken, bu azalış son 6 yılın en düşük ikinci Kasım ayı değişimi oldu. Kasım ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 43.46’lık artışa karşılık fiyat endeksi % 3.10’luk artış gösterdi. Bu artış, son 6 yılın en düşük üçüncü Kasım ayı artışı oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 36.17’lik artışa karşılık fiyat endeksi % 3.69’luk artış gösterirken, meyve fiyatlarındaki bu artış da son 6 yılın en düşük ikinci artışı oldu. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Kasım ayında % 183.20 artarken, işlem fiyatı endeksi bir önceki aya göre % -42.52’lik azalış gösterdi. Son 3 yılın ve Kasım aylarının en yüksek miktar artışı ve en düşük fiyat düşüşü yaşandı. Bir önceki aya göre sebze miktar ve fiyat endeksleri değişimi, Kasım ayında 2019 ve 2020 yıllarının ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Miktar endeksindeki aylık % 90.57’lik artışa karşılık fiyatlar % -8.51 azaldı. Sebzedeki aylık değişimler, miktar itibariyle mevsimsel eğilimlere uyumlu rekor düzeyde yüksek seyrederken, aylık fiyat değişimlerinde ise son 3 yıldaki en düşük Kasım ayı düşüşünü gösterdi. Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Kasım ayında % 1.10 artış gösterirken işlem fiyat endeksi ise % -5.76 azaldı. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Kasım ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki 2 yılın değişimlerine göre rekor değişimler gösterdi. Miktardaki artış, Kasım aylarının rekoru oldu. Buna karşın fiyattaki aylık değişim de nispi düşüş yönünde oldu. Kasım ayında miktardaki rekor artış, aylık fiyat değişiminde de geçmiş yılların altında bir seyre neden oldu..

Detaylar...

ATB KASIM MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Kasım Ayı Meclisi, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında çevrimiçi yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve Borsa’nın çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. ENDİŞELİYİZ Konuşmasına döviz kurundaki yükselişle başlayan Başkan Çandır, döviz piyasasında tarihte görülmemiş yükselişler yaşandığını kaydetti. Bir yılda yüzde 50 artan döviz fiyatlarının üzerine 23 Kasım’da bir günde yüzde 20 artış yaşandığını belirten Çandır, “Dünyaya baktığımızda bizden sonra gelen Meksika Pezosu sadece binde 3 değer kaybetmiştir. Demek ki bu görülmemişlik bize ait bir durum. Döviz piyasası bir günde rekor üstüne rekor kırarken faizler yüzde 20’nin üstüne çıkmışken hiçbir yetkilinin bu yangının nasıl söndürüleceğine dair bir açıklama dahi yapmamış olması, bizleri fazlasıyla endişelendirmektedir” dedi. “Döviz ilelebet yükselemez” iddiasının çöktüğünü, mutlaka akılcı ve sürdürülebilir müdahalelerin yapılması beklentisi içerisinde olduklarını ifade eden Çandır, “Arkadaşlarıma da yeni kararlar vermelerinde daha sakin davranmalarını salık veririm. Umarım bu günleri yeni normal olarak algılamayız. Yetkililerimizden bir an önce ekonomik gerçeklere ve bilgiye dayalı önlemleri uygulamaya koymalarını beklemekteyiz” diye konuştu. DESTEKLEME ARTIŞI ENFLASYONUN ALTINDA Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 2022 bütçe görüşmelerini yakından takip ettiklerini ve alınan kararların özel sektörün gelecek planlaması için referans olduğunu kaydeden Çandır, bu yıl 22 milyar TL olan tarıma yönelik destekleme ödemelerinin 2022’de 25 milyar 834 milyon TL’ye yükseltilmesinin teklif edildiğini belirtti. Çandır, artışın cari olarak yüzde 17 civarında olduğunu kaydederken, “2021 yılında neredeyse hiç artış göstermeyen tarımsal destekleme miktarı, önümüzdeki yıl beklenen enflasyonun altında bir artış göstermiştir. Aslında son 20 yıl ortalamasına bakarsak tarımsal destekleme miktarının yaklaşık enflasyon kadar artırıldığını görürüz. Bu da yıllık ortalama yüzde 15 demektir” dedi. Çandır, tarıma desteğin Tarım Kanununun 21. Maddesi gereği gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olmaması gerektiğini ve tarım sektörünün beklentisinin bu yönde olduğunu vurguladı. UCUZ İHRACAT UYARISI Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de 2021 yılını geçen yılın salgın yükünü atlatmaya çalışarak geçirdiğini belirten Çandır, “Son 13 yılın ekonomik rahatlığı, sıfır enflasyon ve faiz kolaylığı ile bol para konforu, salgın şartlarıyla birlikte tüm dünyada sona ermiş görünüyor. Ülke olarak biz bu 13 yılı maalesef dünya ile paralel yaşamadık. Ne enflasyonumuz ve faizimiz ne de üretim kapasitemiz, bu zamanlardaki zorluklara hazırlıklı olmadı” diye konuştu. Dünyanın tersine faiz indirimleri yapıldığını ancak bunun kredi faizlerinde düşüşe ve döviz fiyatlarının istikrarına sebep olamadığını vurgulayan Çandır, “Bizleri felç eden sadece dövizin yükselişi değil aynı zamanda büyük dalgalanmalardır. Birçok sebeple ihracat miktarımız ve ciromuz artmaktadır. Ama ihraç ettiğimiz ürünlerin rekabet yapısı dolayısıyla birim başına ihracat değeri sürekli düşmektedir” dedi. İhracatta ucuz mal uyarısında bulunan Başkan Çandır, şunları söyledi: “Dövizdeki aşırı yükselişler, sahip olduğumuz varlıkların dünya fiyatını sürekli düşürmektedir. Sürekli ucuzlayan varlıklarımız, dünyadan alıcı beklerken daha da ucuzlayacak bekleyişiyle karşı karşıya kalmaktadır. Dünya ile entegre olalım ve yabancı sermaye yeniden ülkemize yatırım yapsın beklentisi, sudan ucuz varlık satışlarına mal olmamalıdır. Döviz fiyatlarını yükselterek ithalatı pahalı ve ihracatı ucuz hale getirmek bir süre cari açığı düşürebilir ama mevcut koşullarda bunun sürdürülebilirliği yoktur. Üretim kapasitemizi ve yerlilik oranımızı yeterince artırmadan dövizi yükselterek cari açığı düşürmek bir süre sonra büyümemizi de zora sokacaktır.” YÜKSEK ENFLASYONA ALIŞMAYALIM Tarımın ihtiyaç duyduğu gübre gibi nitelikli girdilerin hem fiyatı hem de bulunabilirliğinin herkesi zorladığını söyleyen Çandır, iş hayatının ve günlük hayatın dövize bağımlılığına dikkat çekti. Dövizdeki artışların çok kısa süre içerisinde ve ortalama yüzde 40 düzeyinde iç fiyatlara yansıdığını belirten Çandır, ciddi bir yüksek enflasyonla karşı karşıya kalındığını söyledi. Çandır, “Yüksek enflasyonun geniş halk kesimleri ile 2 milyondan fazla mikro ve KOBİ nitelikli işletmeler üzerinde reel fakirleşmeye yol açtığını da yaşayarak biliyoruz. Bu yüksek enflasyon belasına asla alışmamalıyız ve normalleştirmemeliyiz” diye konuştu. Uzun yıllar Türkiye ortalamasına eşdeğer tüketici enflasyonuna sahip Antalya’nın son 1 yıldır ülke ortalamasının üzerinde seyrettiğini, Haziran ayından itibaren de giderek arttığını vurgulayan Çandır, “Öyle ki ülkemiz ortalama enflasyonun yüzde 15 üzerinde bir enflasyon yaşamaktayız” dedi. Çandır, tarımın enflasyonun fakirleştirici etkilerini uzun süredir yaşadığını ve bunu her fırsatta dile getirdiklerini anımsattı. TÜİK’in açıkladığı eylül ayı tarımsal girdi enflasyonunun yüzde 28 düzeyinde olduğunu belirten Çandır, “Tarımsal üretici fiyatları ise aynı dönemde yüzde 23 artmıştır. Yani yaklaşık 1 yıldır yaşandığı gibi bu ay da tarım kesimi yıllık en az yüzde 18 fakirleşmiştir” diye konuştu. TARIM BÜYÜMELİ Çandır, son iki yıldır tarımın stratejik konumunun anlaşıldığını, tarımın yarattığı katma değerin hala istenen yönde büyüyemediğini kaydederken, “Aksine katma değer pastamız, dışa bağımlı girdi yapımız dolayısıyla giderek küçülmektedir. Sektörümüzün acilen büyüme ivmesinin artırılmasına ihtiyaç vardır. Çünkü önümüzdeki dönem, tüm dünyada tarımsal üretim ve ticari faaliyetlerin birincil stratejik alan olarak kabul edilip hareket edileceği bir dönem olacaktır. Bu gidişatta önemli bir yer alma zorunluluğumuz bulunmaktadır. Bu gidişata duyarsız ve çaresiz kalmamız düşünülmemelidir” değerlendirmesinde bulundu. BELİRSİZLİK GİDERİLSİN Meslek komitelerinde üyelerin, gübre, fide, tohum, enerji, zirai ilaç, yem, şeker, sera naylonu, nakliye ve ambalaj gibi girdi maliyetlerinde yaşanan artıştan şikayet ettiğini belirten Çandır, “Son bir ay içerisinde özellikle ithalata bağımlı üretimi olan girdilerde hem fiyat artıyor hem de ham madde bulunmuyor. Basında yer alan ilaç ve gübre satışlarının durdurulduğuna dair haberleri de kaygıyla izledik. Bu belirsizliğin bir an evvel giderilmesini bekliyoruz” dedi. RUSYA’NIN YASAĞINA ANLAM VEREMİYORUZ İhracat pazarlarında yaşanan sorunlara da değinen Başkan Çandır, Rusya’nın 17 Kasım 2021 itibarıyla Türkiye’den nar ve biber ithalatını resmi olarak yasakladığını anımsattı. Yasağın gerekçesi olarak ilaç kalıntısının gösterildiğini belirten Çandır, belirtilen şartlara uygun olarak analiz edilmeyen ürünlerin ülke çıkışına izin verilmediğini vurguladı. Çandır, “Yasak kararına anlam veremiyoruz. Zaten yasak kararı öncesi üzüm, biber, erik, nar ve kabak gibi ürünlere analiz zorunluluğu getirilmişti. Rusya ülkemizdeki analiz sonuçlarına rağmen kendisi de analiz yapmayı tercih edince binlerce TIR giriş için beklemek durumunda kaldı ve binlerce tonluk zarar oluştu” diye konuştu. Borsa’nın çalışmaları hakkında da üyeleri bilgilendiren ATB Başkanı Ali Çandır, Tarım Konseyi ile birlikte yeşil mutabakat başlıklı panellerin devam ettiğini önümüzdeki günlerde atık yönetimiyle ilgili bir panel daha düzenleyeceklerini söyledi. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ATAK ile 4 gün süren ve 10 farklı üniversitenin katkısıyla toplam 20 oturumda “İnteraktif E-Çilek Çalıştayı” düzenlediklerini belirten Çandır, çalıştayın sonuç raporunun ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşacaklarını kaydetti. Çandır, başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, geleceğin mimarlarını yetiştiren öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutladı. Meclis’te üyeler, sektörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, artan döviz kurları ve ticarette yaşanan belirsizliğin yarattığı kaygıyı dile getirdi.  

Detaylar...

ÇİLEKTE ÜRETİM VE VERİMİ ARTIRACAK ÇALIŞTAY
Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım Konseyi (ATAK) ve Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen ve 4 gün süren Çilek E-Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. 8 oturumda gerçekleşen 10 farklı üniversiteden öğretim üyelerinin katıldığı ve 24 bildirinin sunulduğu çalıştaya, Azerbaycan, Polonya, ABD, Katar, Rusya, İngiltere, İtalya, Güney Kore, Bosna Hersek, Kamerun’dan da katılımcılar yoğun ilgi gösterdi. Çilek E- Çalıştayı, youtube yayınlarıyla birlikte 4 bin kişiye ulaştı. ÇİLEK ÜRETİMİMİZ ARTIYOR Çileğin üretim miktarının dünyada ve Türkiye’de her geçen gün arttığı belirtilen raporda, dünyada 2019 yılında 396 bin 401 hektar alanda 8 milyon 885 bin ton çilek üretilirken, Türkiye’de 2020 yılında 179 bin 777 dekar alanda 546 bin 525 ton çilek üretildiği kaydedildi. Rapora göre, 2021 yılında üretimimizin 655 bin 830 tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Raporda, Türkiye çilek üretim miktarında dünyada 4’üncü sırada, üretim alanı bakımından 6’ncı sırada, dekar başı verim bakımından ise dünyada 18’inci sırada yer aldığına dikkat çekildi. Türkiye’de yıllık çilek tüketiminin 2019 itibariyle 4.7 kilogram olduğu, bu rakamın ABD’de 6.8, Almanya’da 2.8, Polonya’da 5.3 kilogram olduğu belirtildi. Raporda, çileğin besin değerlerinin yüksek olması, yüksek C vitamini ve kanseri önleyen ellajik asit içeriğinin yüksek olması nedeniyle tüketiminin artırılması gerektiği vurgulandı. Modern ıslah yöntemlerinin kullanılmasıyla yeni çeşitlerin elde edildiği kaydedilen raporda, 1000’den fazla yeni çeşit olduğu belirtildi. VERİMİMİZ ARTIRILABİLİR Çilek veriminin ülkemizde düşük olduğu vurgulanan çalıştayın sonuç raporunda, ekolojik koşullara, yetiştirme koşulları, çeşit, kültürel işlemlere göre üretimi değişen çileğin bilinçli yetiştiricilik, modernize imkanların artırılması ve topraksız tarım imkanları ile artırılabileceğine dikkat çekildi. Raporda, “Ülkemiz çilek yetiştirilen alanlarda sadece dekara 1 ton verim artışı, üretim miktarımızı yüzde 30 artıracaktır. Bu nedenle birim alan verimini artırıcı tedbirler ve uygulamalar üzerinde durulmalıdır” denildi. ÜRETİMİ VE İHRACATI ARTIRILABİLİRİZ Rapora göre, dünya çilek üretiminde 4’üncü sırada olan Türkiye, daha kaliteli ve verimli çilek yetiştirme ve ihraç etme potansiyeline sahip. Yerli çilek çeşit ıslahına destek verilmesi gerektiği kaydedilen raporda, ülkesel gen havuzu toplama amacıyla projeler ve çalışmalar desteklenmesi, ıslah çalışmalarında ise abiyotik stres koşullarına ve özellikle de tuzluluğa ve yüksek sıcaklığa dayanıklı çeşit ıslahı çalışmalarına ağırlık verilmesi önerildi. Raporda, “Tarım ve Orman Bakanlığı ile TÜBİTAK kurumlarının bu alanda özel çağrılara çıkıp destek sağlaması gerekmektedir” ifadesine yer verildi. İhracata yönelik yapılan üretim planlamalarında öncelikle dış pazar ve dış pazarın istediği çeşit araştırması yapılması gerektiği kaydeden raporda, çilek üreticilerinin teknik yönden desteklenmesi, yılda en az iki kez de çiftçi günleri yapılarak üreticilere bölge için en uygun çeşit seçimi tavsiyesi yapılması önerildi. Raporda, “Hastalık ve zararlılarla etkin mücadele amacıyla, tuzaklar kullanılmalı, entegre ve biyolojik mücadele yapılmalıdır” denildi. TOPRAKSIZ TARIM ÖNERİSİ Son dönemde çilekte topraksız tarımla ilgili tekniklerin geliştirildiği kaydedilen raporda, topraksız tarımla iklim koşulları uygun fakat toprak koşulları uygun olmayan alanlarda çilek yetiştirilebileceği belirtildi. Raporda, “Toplam çilek üretiminin yüzde 10’unun topraksız üretim alanı olarak planlamasıyla, ülkemiz üretim miktarımızın yüzde 30-40 arasında artacağı tahmin edilmektedir. Taşlık ve kayalık alanların topraksız tarıma geçilerek tarımsal üretime kazandırılması, ihracata yönelik kontrollü yetiştiriciliğe imkan sağlaması ile topraksız tarım, ülkemiz çilek tarımına önemli katkılar sağlayacaktır” denildi. ÇİLEKTE İŞSİZLİK YOK İŞÇİSİZLİK VAR Çilek yetiştiriciliğinin istihdama katkısına da dikkat çekilen raporda, “Sektörde, işsizlik yok, işçisizlik vardır. O nedenle kırsal kalkınmada çilek yetiştiriciliği, hem küçük aile işletmeciliğini teşvik ederken, hem kadın çiftçi örgütlenmesi, hem de kırsaldan göçü de engelleme potansiyeline sahiptir” denildi.  

Detaylar...

ÜRETİCİNİN YÜKÜ AĞIRLAŞIYOR
  Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. TUİK’in Eylül ayı tarımsal girdi endeksini aylık yüzde 1.56, yıllık yüzde 27.79 olarak açıkladığını belirten Çandır, “Bu rakamlar, aylıkta yükseliş ve yıllıkta ise düşüş göstermiştir. Yıllıktaki düşüş, geçen yılın Eylül ayındaki yüzde 2.31 gibi nispi yüksek artışın yerine yüzde 1.56’nın hesaba girmesi ile mümkün olmuştur. Yani baz etkisi bu düşüşü sağlamıştır. Bu düşüşe rağmen 1.56’lık rakam, son 7 yılın en yüksek üçüncü Eylül rakamı olmuştur. Yıllık yüzde 27.79’luk rakam ise son 6 yılın rekoru durumdadır. Mart ayından itibaren yıllık tarımsal girdi enflasyonu, son 6 yılın rekorlarını kırmaya devam etmektedir” değerlendirmesinde bulundu. GÜBRE FİYATI UÇTU Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 1.74 ve yıllıkta yüzde 28.55’lik artış ilan edildiğini belirten Çandır, bu artışların alt gruplara göre fiyat değişimleri aylık olarak tohumda yüzde 0.09, enerjide yüzde 3.31, gübrede yüzde 6.21, ilaçta yüzde 1.45, veteriner hizmetlerinde yüzde 0.37, yemde yüzde 0.98 ve diğer kalemlerde ise yüzde 0.90 olarak ilan edildiğini kaydetti. Çandır, Ağustos ayındaki yıllık değişimlerinin tohumda yüzde 10.20, enerjide yüzde 27.35, gübrede yüzde 71.47, ilaçta yüzde 12.33, veteriner hizmetlerinde yüzde 16.20, yemde yüzde 27.91 ve diğer kalemlerde ise yüzde 28.43 olarak ilan edildiğini, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde 0.42 ve yıllık yüzde 23.23’lük artış ilan edildiğini belirtti. ÜRETİCİ ZARARDA Tarımsal üreticinin satış fiyatındaki enflasyonu ifade eden Tarım-ÜFE’nin Eylül ayında aylık yüzde 1.46, yıllık ise yüzde 23.35 olarak ilan edildiğini kaydeden Ali Çandır, “Olması gereken ya da sürdürülebilir olan aylık ve yıllık Tarım-GFE rakamlarının Tarım-ÜFE’den düşük seyretmesidir. Ancak bu durumda tarımsal üreticiler, varlıklarını ve faaliyetlerini sürdürebilirler. Ağustos ayında olduğu gibi Eylül ayında da ilan edilen rakamlar gösteriyor ki, tarımsal üreticiler aylık ve yıllık olarak zarar etmeye devam etmişlerdir. Bu zarar aylıkta yüzde 16, yıllıkta ise yüzde 18 düzeyinde seyretmiştir” diye konuştu. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini belirten Çandır, “Eylül ayında açıklanan aylık yüzde 1.55 ve yıllık yüzde 43.96 düzeyindeki yurtiçi üretici enflasyonu ile aylık yüzde 1.55 ve yıllık yüzde 28.87 düzeyindeki yurtdışı üretici enflasyonu, genel olarak sektörün geçmişten gelen maliyet yükünü gelecekte de artarak taşımaya devam edeceğini göstermektedir. Tarımsal dünya ile ilgili enflasyonlardan ortalama olarak yüzde 70 daha yüksek seyreden tarım dışı üretici enflasyonu ülke genelinde hakimdir” dedi. İlan edilen rakamların tüketici enflasyonunun yükseleceği sinyalini verdiğini ifade eden Çandır, üreticinin maliyet artışlarını ürün fiyatlarına yansıtamadığına dikkat çekti. DÜNYAYI ZOR GÜNLER BEKLİYOR Son 15 yıla göre dünyada tarım ve gıda fiyatlarının hızla artarken, diğer emtia fiyatlarının da rekor kırdığını belirten Çandır, “Yani bir taraftan emtiada arz kısıtlamaları, lojistik darboğazları, ihracatı kısıtlayıcı politikalar hüküm sürerken diğer taraftan da tüm zamanların rekorlarını açık ara kıran küresel para bolluğu da azaltılmaya çalışılmaktadır. Yani küresel gelecek açısından kolay zamanlar bitmektedir” diye konuştu. Tarımsal faaliyetlerin kesintisiz ve büyüyerek devamını sağlayıcı politikaların gecikmeden uygulanması gerektiğini vurgulayan ATB Başkanı Çandır, “Mevcut durumda tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, özellikle son 11 yılda, maliyet-gelir oranında ciddi zayıflamaya maruz kalmıştır. Özellikle yılbaşından bu yana açıklanan tarımsal enflasyon rakamları, bu zayıflık eğiliminin devam ettiğini göstermektedir. Mutlaka bu gidişatı tersine çevirecek sürdürebilir politikaları uygulamaya koymak zorundayız” dedi.    

Detaylar...

HOLLANDALI YATIRIMCIYA ANTALYA DAVETİ
  Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ATB, Hollanda Büyükelçiliği Tarım Bölümü, Hollanda Baş Konsolosluğu İnovasyon Bölümü, Hollanda Dış Yatırım Ajansı, Growtech Fuarı Organizasyon firması işbirliğinde düzenlenen “Bahçecilik Sektöründe Hollanda İnovasyon Çözümleri ve ve Hollanda’da Yatırım Fırsatları Semineri’nin açılışında konuştu. Tarım sektöründe blok zincir çözümlerinin tanıtımı, bitki ıslahında uygulanan yeni teknolojiler gibi pek çok konunun konuşulduğu seminere Hollanda Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Maarten Wegen, Fuar Direktörü Engin Er’in yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.   Türkiye ile Hollanda arasında kültürel, toplumsal ve ekonomik ilişkilerin tarihi derinliğine işaret eden Başkan Ali Çandır, son yıllarda farklı girişimcilik deneyimleri yaşayan iki ülkenin bahçecilik sektöründe de işbirliği içerisinde olduğunu belirtti. Çandır, düzenlenen seminerin hem teknolojik hem de ürün gamı kapsamında yoğunlaşan işbirliğine olumlu yansıyacağına inandığını kaydetti.   Ali Çandır, geniş tarım toprakları, uygun iklimi, yetişmiş insan kaynağı, Avrupa-Asya-Afrika kıtalarının merkezinde olma konumuna sahip Türkiye ile ABD’den sonra en büyük tarımsal ürün ihracatçısı, güçlü teknolojik ve inovativ altyapıya sahip Hollanda’nın bahçecilik inovasyon çözümleri konusunda sürdürülebilir işbirliği gerçekleştirebileceğini söyledi.   REKABET İÇİN ANTALYA’YI SEÇİN Türkiye-Hollanda arasındaki süs bitkileri dış ticaretinin düşük olduğunu ancak 10 milyar Avro’ya yaklaşan Hollanda süs bitkileri ihracatı içindeki Türk ürünleri payını artırmak istediklerini kaydeden Çandır, bu yöndeki ilk adımın Hollanda’dan Antalya’ya bir eğitim ve teknoloji yatırımı ile atılabileceğini söyledi. Çandır, “Antalya’da Hollanda ile birlikte bir bahçecilik kümesi yaratmanın potansiyelini, teknolojik girişimlerle hayata geçirebileceğimizi ifade etmek istiyorum. Özellikle son dönemde ciddi boyutlarda artan enerji fiyatları ve diğer girdi maliyetleri, Hollandalı üretici dostlarımızı her geçen gün rekabetçi olmaktan uzaklaştırmaktadır. Üretim faaliyetlerini etkili ve rekabetçi şekilde artırmak isteyen Hollandalı arkadaşlarımız için ciddi fırsat alanı olarak Antalya’mızı ve bölgemizi öneriyoruz. Burada birlikte hareket ederek konum ve maliyet avantajlarını üretime dönüştürmeyi teklif ediyoruz. Çünkü kentimiz ve bölgemiz, son derece uygun iklim, toprak ve insan kaynaklarıyla rekabetçi üretim olanakları sunmaktadır” diye konuştu.   KESME ÇİÇEKTE YEŞİL MUTABAKATA HAZIRLIKLIYIZ Antalya’nın kesme çiçek sektörü ve örtü altında ülkelerin taleplerine yanıt verebildiğini, üretimin her aşamasında standartlara uyulduğu ve uzun vadeli fiyatların sunulabildiğini belirten Çandır, “İhraç ettiğimiz ürünlerin lojistiğindeaz sayıda fakat hacim bakımından ortanın üzerinde olan firmalar ile bir küme oluşturduk, lojistikte birlikte hareket ediyoruz uygun iklim koşulları dolayısıyla ağır sabit maliyet yükünü hafifletiyoruz, çevre illerimizdeki uygun iklim koşullarını kullanarak üretim süresini 12 aya yayıyoruz, uzun bir süredir özellikle AB ihracatı deneyimlerimizle hem üretim metodlarında hem de yetişmiş insan kaynaklarında ciddi avantajlara sahip bulunmaktayız, Yani yeşil mutabakat koşullarına hazırlıklıyız, Tarihsel ve coğrafi avantajlarımızla Avrupa, Ortadoğu ve Asya bölgelerine merkezi konumdayız” diye konuştu. Çandır, inovasyon alanında da Hollanda ile iş yapabilme istediğini dile getirdi. 

Detaylar...