Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Ağustos Eylül 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 3.235.175.15
Şuan 19 kişi online
Bugün 527 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 159394
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

“BORSA OLARAK BU ZOR DÖNEMDE HALKIMIZIN YANINDAYIZ”
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) katkılarıyla hazırladığı 1077 gıda paketini ihtiyaç sahiplerine ulaştırması için Antalya Valiliği’ne teslim etti. ATB Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, içerisinde kuru yiyecek ve yemeklik gıda bulunan 1077 paket hazırladıklarını bildirdi. TOBB’un katkılarıyla hazırlanan ramazan paketlerinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere Antalya Valiliği’ne teslim edildiğini kaydeden Bülbül, “İhtiyaç sahipleri için hazırladığımız ramazan paketlerini bu yıl da Koronavirüs nedeniyle yardımların tek elden dağıtılması amacıyla Antalya Valiliğimize teslim ettik” dedi. Ramazan ayında dayanışmanın önemini vurgulayan Bülbül, “Borsa olarak bu zor dönemde halkımızın yanındayız” dedi.  

Detaylar...

BAŞKAN ÇANDIR’DAN YATIRIMCILARA ANTALYA ÇAĞRISI
Katıldığı uluslararası toplantıda Antalya’nın tarımsal üretimde ciddi fırsat ve potansiyel barındırdığını ve tarımsal faaliyetler için uluslararası bir merkez olmaya hazır olduğunu söyleyen ATB Başkanı Ali Çandır, “Yatırımcıları Antalya’ya bekliyoruz” dedi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (EUROCHAMBRES) işbirliğinde yürütülen Türkiye AB İş Dünyası Diyaloğu Projesi kapsamında düzenlenen “Tarım ve Gıda Forumu”na katıldı. EUROCHAMBRES TEBD Takım Lideri ve Proje Direktörü Oya Ersöz`ün moderatörlüğünde gerçekleşen “Tarımsal Gıda Ekosisteminin İhtiyaçları ve Fırsatları” başlıklı oturumda konuşan Çandır, Antalya’nın tarımsal potansiyeli ve yatırım fırsatlarını anlatırken, Borsa’nın proje ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. TARIMDA YÜKSEK KAPASİTE Antalya’nın 1980’li yıllardan itibaren turizm ve tarım olmak üzere iki başarı hikayesi yazdığını belirten Çandır, Antalya’nın 8 milyon ton üretim ve 2 milyar Dolar’ı aşan değer ile bitkisel üretimde önemli bir kapasiteye sahip olduğunu kaydetti. Sahip olduğu tarımsal değerin yüzde 30’unu ihraç eden Antalya’nın ihracat kapasitesinin Türkiye ortalamasının 2 kat üzerinde olduğuna dikkat çeken Çandır, “Bitkisel üretimde ve ihracatta en önemli bölüm örtüaltı üretimden kaynaklanmaktadır” dedi. Türkiye örtüaltı kapasitesinin yüzde 40’ının Antalya’da bulunduğunu, örtüaltı üretiminin yaklaşık yarısının ihraç edildiğini belirten Çandır, “2020 yılı itibariyle Antalya tarımında tamamen yabancı ya da yabancı ortaklı 100’den fazla firma AB’ye ihracat yapmaktadır. Antalya’da bulunan 4 bin 279 adet yabancı sermayeli şirketin yüzde 10’undan fazlası da tarımsal niteliklidir” diye konuştu. Antalya’da tarımsal üretim ve ticari faaliyetlerin küçük ölçekli üreticiler ve şirketler tarafından yapıldığını belirten Çandır, “Buna karşılık örgütlenme yapısı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Antalya tarımında faaliyet gösteren 200 adet kooperatifin 14 adedi yaş meyve sebze ile ilgilidir. Yine 20 adet olan üretici birliğinin 4 adedi yaş meyve sebze ile çalışmaktadır” dedi. Çandır, başta domates olmak üzere yaş sebze ile başta narenciye, avokado, çilek olmak üzere subtropikal çeşitlerde ciddi kapasiteye sahip olan Antalya’nın son dönemde zeytin ve muz kapasitesiyle de öne çıktığını belirtti. Çandır, “Antalya Tavşan Yüreği Zeytinimiz coğrafi işarete sahiptir ve zeytinyağımız ABD, İspanya ve İtalya gibi ülkelerdeki yarışmalarda birincilikler kazanmıştır. Tavşan yüreği zeytinyağımızdaki içerik, farmakolojik düzeydedir” dedi. YEŞİL MUTABAKAT KOŞULLARINA UYUMLU ÜRETİM Başkan Çandır, Antalya’nın Avrupa ile yoğun ticari ilişkisini vurgularken, tarımsal üretim ve ticaretteki bütün standartların Avrupa Birliği standartlarıyla uyumlu olduğunu anlattı. Çandır, “Bölgemizde iklim avantajları tamamen kullanılarak sahil kesiminde ve yüksek kesimde üretim ile sürekli hasat kapasitesi yaratılmıştır. Aşırı teknolojik olmayan, geleneksel ve doğal yapısı ağırlıklı olan üretim ve işleme metotlarıyla karbon ayak izi nispi olarak düşük düzeydedir. Bu özelliği ile ‘Yeşil Mutabakat’ koşullarına uyumlu bir üretim kapasitemizin bulunduğunu rahatlıkla ifade edebilirim” diye konuştu. YATIRIMCILARA ÇAĞRI Antalya’nın tarımsal faaliyetler için uluslararası bir merkez olmaya hazır olduğunu ifade eden Çandır, “Antalya’nın tarımsal tedarik zinciri ve lojistik merkezi olma konusunda ciddi bir potansiyeli bulunmaktadır. Örtüaltı üretimin tüm değer zinciri için bir kümelenme uygulamasına doğusundan batısına tüm kentimiz hazır durumdadır” dedi. Çandır, örtüaltı tarım teknolojileri, subtropikal meyveler, sebze tohumculuğu, mantar üretimi, yöresel ve coğrafi işaretli ürünler gibi alanlarda ciddi fırsat ve potansiyel yatırım alanlarına sahip olduğunu vurgularken, “Yatırımcıları Antalya’ya bekliyoruz” dedi. BİR ASIRLIK TECRÜBEYLE ÜYELERİNİN YANINDA Antalya Ticaret Borsası hakkında da dinleyicilere bilgi veren Çandır, 101. yaşına giren Borsa’nın ülkenin en eski 3. Borsası olduğunu, 1200’den fazla üyesi bulunduğunu bildirdi. Yıllık 1.5 milyon ton miktar ve 4 milyar TL işlem hacmi gerçekleştiren Borsa’nın güvenli ticaretin sağlanması için çalışmalar yaptığını anlatan Çandır, yürüttüğü lobi faaliyetleriyle de üyelerin sorunlarını ilgili mercilere ilettiğini kaydetti. İlki 2010 yılından düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX hakkında bilgi veren Çandır, “YÖREX ile ülkemizin öz sermayesi olan yöresel ürünlerin farkındalığını artırdık” dedi. Çandır, Borsa olarak coğrafi işaret tescilini aldıkları Antalya Tavşan Yüreği Zeytini ve Korkuteli Karyağdı Armudu için özel çalışmalar yürüttüklerini de söyledi. Çandır, pandemide tarımsal eğitime ağırlık verdiklerini belirterek, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde tarım sektörüne yönelik ücretsiz eğitimler, çalıştaylar ve paneller düzenlediklerini kaydetti. Çandır, “Önümüzdeki dönemde bu alanda oluşan tecrübemiz bu eğitimlerimizi farklı dil seçenekleriyle dünya tarımının hizmetine sunacağız” dedi.  

Detaylar...

BAŞKAN ÇANDIR`DAN 23 NİSAN MESAJI: “BAĞIMSIZLIK RUHUYLA İZİNDEYİZ”
 Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 101’inci Kuruluş Yılı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle mesaj yayımladı. Çandır, mesajında şunları kaydetti: “Dünyaya örnek olan kurtuluş mücadelesi devam ederken Türk milletinin iradesini ortaya koyan Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurdu. Aldığı kararlarla kurtuluş mücadelesinin kaderini belirleyen Türkiye Büyük Millet Meclisi, bağımsızlığımıza giden yolda rehberimiz oldu. Ata’mız, Meclis’in açıldığı 23 Nisan’ı geleceğimiz olan çocuklara bayram olarak armağan ederken, çocuklara olan sevgisi ve güvenini ortaya koydu. Türk milleti olarak, Ata’mızın bize emanet ettiği Cumhuriyetin ilke ve devrimlerine sonsuza kadar sahip çıkacak, çağdaşlaşma yolunda ilerlemek için canla başla çalışacağız. Atam, bağımsızlık ruhuyla izindeyiz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, bizlere ülkemizi çağdaş değerlerle armağan eden Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, vatanımız için canını feda etmiş tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yurttaşlarımızı, pandemi nedeniyle bu yıl da evlerimizde karşılayacağımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutlamaya davet ediyorum.”

Detaylar...

ATB ESKİ BAŞKANI İLHAMİ GÖNEN YAŞAMINI YİTİRDİ
Antalya Ticaret Borsası eski başkanlarından İlhami Gönen (93) Koronavirüs tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 1928 yılında Antalya’da doğan İlhami Gönen, Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Antalya Barosu’na kayıtlı ilk avukatlardan olan Gönen, daha sonra avukatlık mesleğini bırakarak baba mesleği tüccarlığa başladı. İlhami Gönen, Antalya Ticaret Borsası’nda 1965-1966 yılları arasında Meclis Başkanlığı, 1981-1987 ile 1989-1999 yılları arasında da Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Koronavirüs tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitiren İlhami Gönen’in cenazesi Uncalı Aile Mezarlığı’nda toprağa verildi. ÇANDIR’DAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya’da pamuk üretimi ve ticaretinin gelişmesine öncülük eden İlhami Gönen’in Borsa’nın bugünlere gelmesinde emeği bulunduğunu kaydetti. Çandır, Gönen’in ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilerken, “İlhami Gönen Borsamızın kurumsallaşmasında önemli çalışmalar yapmış bir büyüğümüzdü. Antalya ticaretinde önemli bir isimdi. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun” dedi.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR İZMİR’DE
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” Programının bu haftaki konuğu İzmir oldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa katılan Bergama Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Ürper, Ödemiş Ticaret Odası Başkanı Rıfat Eriş, Tire Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nadir Delikanlı, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen, İzmir’in binlerce yıllık geçmişe sahip yöresel ürünlerini anlatırken, coğrafi işaret çalışmaları hakkında bilgi verdi. MÜJDEYİ PROGRAMDA VERDİ Ödemiş Ticaret Odası Başkanı Rıfat Eriş, İzmir’in 27 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğunu belirtti. Ödemiş’in de çok sayıda yöresel ürüne ev sahipliği yaptığını kaydeden Eriş, geçen yıl Türk Patent ve Marka Kurumu’na tescil için başvurdukları Ödemiş Köftesi’ne coğrafi işaret aldıklarını bildirdi. Eriş, “İlk olarak buradan müjde vermek istiyorum. Ödemiş Köftesi’ne coğrafi işaret aldık. İrmik ve dana etinden yapılan bol tereyağlı Ödemiş Köftemiz artık tescilli bir ürün” dedi. Eriş, coğrafi işaretli Ödemiş Patatesi, Ödemiş Çekişte Zeytinyağı’nın özellikleriyle ilgili bilgi verirken, Çavuşdağ Kuru Fasulyesi için de coğrafi işaret başvurusunda bulunduklarını kaydetti. Cİ’Lİ KOZAK ÇAM FISTIĞI’NIN YÜZDE 95’İ İHRAÇ EDİLİYOR Bergama Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Ürper, coğrafi işaret aldıkları Bergama Kozak Çam Fıstığı’nın yüzde 95’inin ihraç edildiğini bildirirken, “Türkiye’deki toplam çam fıstığının yüzde 80’i yöremizde yetişiyor” dedi. Bergama Tulum Peyniri için coğrafi işaret başvurusunda bulunduklarını kaydeden Ürper, tulumun en çok taklit edilen ürünlerin başında geldiğini söyledi. Ürper, “Değerlerimizi korumak için çalışıyoruz. 8 ürünümüzle ilgili coğrafi işaret başvurusunda bulunuldu. Coğrafi işareti kamuoyuna iyi anlattığımız sürece, bu ürünlere talep artacak ve bu ürünler diğer ürünlere göre daha yüksek fiyatta alıcı bulacaktır, üreticisine de daha fazla kazandıracaktır” dedi. 500 YILLIK TİRE BELEDİ DOKUMASI KURTARILDI Tire Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nadir Delikanlı, 500 yıllık geleneksel bir ürün olan Tire Beledi Dokuması’nın ölmek üzereyken, geçen yıl coğrafi işaretini alarak sahip çıktıklarını anlattı. Şal, kravat, masa ve sandık örtüsü olarak kullanılan Tire Beledi Dokuması’nın yaşaması için 12 kadına eğitim verdiklerini ve tezgah sağladıklarını kaydeden Delikanlı, “Tire Beledi Dokuması’nı bizden sonraki kuşaklara aktarmak için çalışıyoruz. 500 yıllık gelenek nesiller boyu sürsün istiyoruz” dedi. MÜDÜRLÜK OLARAK COĞRAFİ İŞARET ÇALIŞMALARI YAPIYORUZ İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen, İzmir’in tarım potansiyeli hakkında bilgi verirken, 1.7 milyon ton süt üretimi, 900 bine yakın büyükbaş hayvan varlığı ve 150’ye yakın bitkisel ürün çeşitliliği olana İzmir’in yöresel ürün zengini olduğunu kaydetti. Özen, “İzmir tarımının tanıtımı için büyük gayretler göstermemiz gerekiyor. Bu noktada coğrafi işaretli ürünler ön plana çıkıyor. Ama coğrafi işaret konusunda daha çok kat etmemiz gereken yolumuz var” dedi. Özen, il ve ilçe tarım müdürlükleri olarak coğrafi işaret başvurusunda bulundukları ürünler olduğunu kaydederken, Çeşme Damla Sakızı, Bademli Konuk Şerbeti, Bergama Zülbiye Tatlısı gibi 20 ürün için coğrafi işaret başvurusunda bulunduklarını bildirdi.  

Detaylar...

MUZ E -ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ AÇIKLANDI: “MUZ ÜRETİMİ 5 YILDA 3.5 KAT ARTTI, PLANLAMA ŞART”
Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Antalya Tarım Konseyi’nin işbirliğinde düzenlenen ve 6 gün devam eden Muz E-Çalıştayı sona erdi. 10 oturumda yapılan, 5 yabancı uzmanın bildirisinin yer aldığı, 48 bildirinin sunulduğu Çalıştay’ın sonunda değerlendirme raporuyla sonuç bildirgesi açıklandı. Bilinen en eski meyvelerden biri olan muzun dünyada 135 ülkede üretildiği belirtilen raporda, üretim miktarı olarak buğday, mısır ve pirincin ardından 4’üncü sırada olduğu, meyveler arasında ise birinci sırada olduğu kaydedildi. Rapora göre, muz dünya bitkisel ürünler ticaretinde ilk sıralarda yer alırken, birçok ülkenin temel ihraç ürünü. Dünya nüfusundaki artış, kişi başına gelir artışı, B6, C vitamini, potasyum ve proteince zengin olması gibi nedenlerle muz ticaretinin sürekli artış eğiliminde olduğu belirtilen raporda, dünya muz üretiminin 2019 yılında 116.8 milyon tona ulaştığı, FAO’ya göre muz üretiminin 2029 yılında 132.6 milyon tona ulaşacağının öngörüldüğü kaydedildi. Rapora göre, Hindistan muz üretiminde 2019 yılında 30.5 milyon ton üretimle dünya üretiminde yüzde 26 payla ilk sırada yer alıyor, muz ticaretinin ihracat değeri 13.5 milyar dolar, dünyada muz ithalatı yapan ülkelerin başında ABD, Çin, Belçika ve Hollanda geliyor. ÖRTÜALTINDA MUZ ÜRETİMİ 5 YILDA 3.5 KAT ARTTI Raporda Türkiye’de muz üretimi ve ticaretinin durumu da özetlendi. Türkiye’nin ekvatora en uzak muz üretilen ülke olduğu belirtilen raporda, Türkiye’de 111 bin 544 dekar alanda 728 bin ton muz üretildiği kaydedildi. Türkiye’de kişi başı muz tüketiminin 7 kilogram olduğu, kendine yeterlilik oranının ise yüzde 77 olduğu bildirildi. Rapora göre, muz üretim alanı son 5 yılda yaklaşık 2 kat artarken, verim 0.4 kat ve üretim miktarı ise 2.5 kat arttı. Örtü altı muz üretimi ise 3.5 kat artış gösterdi. Destekler ve krediler, bir yılda ürün alınabilmesi, yüksek verim, düşük işçilik muz üretimini teşvik eden unsurlar. Rapora göre, Hatay ile Manisa hattındaki tüm illerde muz üretimi yapılıyor. Mersin’de 2020 yılında 56 bin 500 dekar alanda 405 bin ton, Antalya’da ise 51 bin dekar alanda 297 bin ton muz üretildi. Örtü altı muz üretiminin yüzde 29’una sahip Antalya’da toplam tarım alanlarının yüzde 10’unda muz üretiliyor. Manavgat ise en yüksek muz yatırımının yapıldığı ilçe. KORUMA OLMAZSA REKABET EDEMEYİZ Muz E-Çalıştayı’nın sonuç bildirgesinde ise önemli saptamalara yer verildi. Bildirgede, Türkiye’de muz üretim maliyetinin diğer ülkelere kıyasla daha yüksek olduğu, muzun yüksek gümrük vergi oranları ile korunduğuna dikkat çekilirken, “Muzda koruma olmadığında muz üretimi ithal muz ile rekabet edemeyecektir” uyarısında bulunuldu. Muzdaki ithalatın yurtiçi üretimi olumsuz etkilediği kaydedilen bildirgede, muz üretiminde bilgi eksikliği, girdi fiyatları, kalite, pazarlama, etkinsiz üretici örgütlenmesi gibi sorunlar bulunduğu belirtildi. ÇORAKLAŞMA UYARISI Türkiye’de ticari muz yetiştiriciliğine uygun alanların belirlenmesi gerektiği kaydedilen Çalıştay sonuç bildirgesinde, “Muz üretiminde su tüketimi çok yüksektir. Yoğun muz üretilen bölgelerde çok sayıda kuyu vardır. Bölgede yeraltı su kaynaklarının azalması söz konusu olabilecektir. Kontrolsüz, plansız ve eksik bilgi ile yapılan muz üretimi birkaç yıl sonra ekili alanların çoraklaşmasına ve verimsiz alanlara dönüşmesine neden olacaktır. Örtü altı üretim iklim ve toprak açısından uygun değildir. Bölgedeki arazilerin doğal dengesinin bozulması olasıdır” ifadelerine yer verildi. Bildirgede, sermayenin muz yetiştiriciliğine ilgisinin arttığı ancak yatırımcının eksik bilgiye sahip olduğu vurgulandı. Açıkta muz yetiştiriciliğinin riskler barındırdığı belirtilen bildirgede, “Dolayısıyla örtü altı yetiştiriciliği ön plana çıkmaktadır. Ancak kontrolsüz örtü altı yetiştiriciliğinin büyümesi belirli bir süre sonra seraların terk edilmesine neden olabilecektir. Örtü altı üretim açıkta muz üretimine kıyasla daha fazla dikkat gerektirir” derildi. DOĞAL ÜRÜNLERİN ÜRETİMİNİ BALTALAR MI? Muzun bölgenin doğal ürünleri olan turunçgiller gibi ürünlerin üretimini baltalayabileceği uyarısında bulunulan bildirgede, “Bazı kesimler muz üretiminin korunmasına devam edilmesi gereğini belirtmekte, bazı kesimler doğal dengenin bozulacağını belirtmektedir. Bazı kesimler muz üretiminin bu hızla artırılmasını doğru bulmamaktadır” denildi. KOOPERATİFLEŞME ÖNEMLİ Bildirgede, muz yetiştiriciliğiyle ilgi bir veri tabanı hazırlanması, sektörde yer alan üretici ve üretici adaylarının bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanırken, muz üretimi yapan bölgelerde uygun muz türlerinin tespit edilmesi gerektiğine işaret edildi. Bildirgede, örgütlü bir muz üretimi için bölgesel kooperatifleşmenin önemine dikkat çekilirken, “Hollanda hem muz ithal ediyor hem de muz ihraç ediyor. Bunu kooperatifler mezat sistemlerinden yapıyorlar. İncelenmesi yarar sağlayacaktır” denildi. Türkiye’de muz üretiminde AR-GE faaliyetlerine öncelik verilmesi, doku kültürü ile yetiştiriciliğin sağlanması gerektiği kaydedilen bildirgede, “Nakliye koşullarına elverişli olmayan muz çeşitleri ticari anlamda farklı alanlarda değerlendirilmelidir. Bu alanlar muzlu içecekler, muz kolonyası, muz sabunu, muz cipsi, muz lifinden elde edilen ürünler olarak sayılabilir” denildi. MUZDA KADIN EMEGİ YOĞUN Muz üretiminde ciddi bir kadın emeğinin söz konusu olduğu, iş sağlığı ve güvenliği, işçi hakları, kadın istihdam ve refahının iyileştirilmesi gibi konularda küresel standartların sağlanması gerektiği kaydedildi. Bildirgede, muz işleme ve paketleme ile ilgili standart bir uygulamanın geliştirilmesi, Türkiye`de bulunan muz üreticilerin ülke iklim coğrafi yapısına uygun bir veri tabanı oluşturulması gerektiği belirtildi. ÇALIŞTAY YOL GÖSTERİCİ OLACAK Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, Muz E-Çalıştayı’nın muzun üretiminden, ticaretine kadar bir çok alanda yol gösterici nitelikte olduğunu belirtirken, çalıştaya katkı sağlayan herkese teşekkür etti. Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, yatırımcı ilgisi artan muzun geleceğiyle ilgili Çalıştay’da önemli tespit ve uyarılarda bulunulduğunu belirtirken, planlamada bunların önemle dikkate alınacağını kaydetti.  

Detaylar...

TAVŞAN YÜREĞİ ZEYTİNİ’Nİ COĞRAFİ İŞARET LOGOSUYLA SATACAKLAR
Antalya’ya has Tavşan Yüreği Zeytini üreten ve ticaretini yapan iki firma, ürün ambalajlarında Antalya Ticaret Borsası tarafından TÜRKPATENT’ten alınan Antalya Tavşan Yüreği Zeytini Coğrafi İşaret logosunu kullanacak. Antalya Ticaret Borsası tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan 2018 yılında tescili alınan Antalya Tavşan Yüreği Zeytini coğrafi işaretini, ürün ambalajlarında kullanacak firmalarla coğrafi işaret kullanımı protokolü imzaladı. Protokol, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Zeytinpark Genel Müdürü Vahdet Narin ve Büyükakça Zeytincilik ve Zeytinyağları sahibi Zafer Tan ve ATB Coğrafi İşaret Danışmanı Rana Demirer’in katılımıyla imzalandı. BORSA TAKİBİNİ YAPACAK Protokolle, Antalya Zeytinpark Tarım Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile Büyükakça Zeytincilik ve Zeytinyağları Limited Şirketi’nin coğrafi işaret logosu kullanım şartlarını yerine getirmeleri halinde ürünlerinde kullanmalarının önü açıldı. İki firma, tescilde belirtilen coğrafi sınırlar dahilinde üretilmiş ve coğrafi işaret tescil belgesinde belirtilen kalite özelliklerini taşıyan zeytinin “Antalya Tavşan Yüreği Zeytini” adı altında satışı için ATB’ye bildirimde bulunacak, ATB’den isim, logo ve amblemi kullanmayı talep edebilecek. Borsa ise Cİ işareti kullanılan ürünlerin denetimini gerçekleştirebilecek. HEDEF ÜRÜNÜ, ÜRETİCİYİ VE TÜKETİCİYİ KORUMAK Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, 2018 yılında coğrafi işaret tescilini aldıkları Tavşan Yüreği Zeytini’nin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken bölgeye has önemli bir zeytin çeşidi olduğunu belirtti. Coğrafi işaret belgesinin, ürünün kalitesinin korunması ve belirli özelliklerle üretiminin yapılması, ürünün izlenebilirliği ve sahte ürünlerin önüne geçmek için önemli bir belge olduğunu kaydeden Çandır, “Coğrafi işaret etiketi, bir ürünün sahteciliğe karşı korunmasını, pazarda ürün farklılaştırmasını ve rekabet avantajını sağlayan üreticiler için değerli bir araçtır. Biz hem üreticimizi korumak hem de tüketicinin yanıltılmasına engel olmak için bu belgeyi önemsiyoruz. Yaptığımız protokolle de bölgemizin en önemli çeşidi olan Tavşan Yüreği Zeytini ne değer katacağımıza inanıyoruz” diye konuştu.  

Detaylar...

MUZ ÜRETİMİNE TALEP ARTIYOR AMAN DİKKAT
Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Antalya Tarım Konseyi(ATAK) işbirliğinde düzenlenen Muz E-Çalıştayı’nda konuşan Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Büyüktaş, muz üreticilerine uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Kenan Büyüktaş, “Muz Seralarının Planlanması ve Maliyet Analizi” başlıklı sunum yaptı. Muzun her yaş grubundan insanın tükettiği, besin değeri yüksek olan bir bitki olduğunu belirten Büyüktaş, üretimi ve tüketiminin önemine değindi. İklim isteği nedeniyle açıkta yetiştirilen muz alanlarını artırmanın imkanı olmadığını belirten Büyüktaş, “Dolayısıyla ülkemizdeki muz üretimi ile tüketimi arasındaki açık ancak örtüaltı muz üretimiyle sağlanacaktır” dedi. ALMANYA’DAN GELİP MUZ YETİŞTİRİYORLAR Büyüktaş, yıllık muz üretimimizin 750 bin tona yaklaştığını söylerken, üretim alanının da 110 bin dekara ulaştığına dikkat çekti. Bankalar ve tarım kredi kooperatifleri tarafından verilen düşük faizli yatırım kredileri ile örtüaltı muz yetiştiriciliğinin teşvik edildiğini belirten Prof. Dr. Kenan Büyüktaş, düşük faizli ve uzun vadeli kredilerden yararlanan üreticilerin muz bitkisi hakkında çok fazla bilgisi olmasa da örtüaltında muz yetiştirmeye başladıklarına dikkat çekti. Büyüktaş, Aydın’dan Denizli’ye, Afyon’dan Ordu’ya, Elazığ’dan Muğla’ya, Adıyaman’dan Konya’ya ülkenin çeşitli yerlerinde muz yetiştiriciliğinin başladığına işaret etti. Almanya’dan gelip muz yetiştirmeye başlayanların da olduğunu söyleyen Büyüktaş, “Sırf devlet desteği nedeniyle yetiştiricilik bilgisi olmayan farklı sektörlerdeki insanların da örtüaltı muz yetiştiriciliğine yönelmesi ileride sorunlara neden olabilir” uyarısında bulundu. BİLGİSİ OLMAYAN GİRMESİN Tropik iklim bitkisi muzun yıllık yağış miktarı 1000-2000 milimetre arasında olduğu, yıllık ortalama sıcaklığın 26-27 derece, yıllık sıcaklık farkının ise 4-5 dereceyi geçmeyen mikro klima özelliği gösteren yerlerde yetiştiğini kaydeden Büyüktaş, bu kriterlerin sağlanamamasıyla muz veriminin düşeceğini belirtti. Büyüktaş, “Bu nedenle, bütün bu koşulları bilerek ve bitkinin bu isteklerini karşılayan yerlerde veya bu koşulları sağlayan kontrollü ortamlarda yetiştiricilik yapılmalıdır. Her iki durumda da hem yetiştiricilik bilgisine hem de yetiştirme ortamı tasarım uygulama bilgisine sahip olmak ve tarım kuruluşlarının kontrolünde yapılması gerekir” dedi. MUZDA DÜŞÜK FİYAT UYARISI Muz üretiminde planlama yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kenan Büyüktaş, “Kontrolsüz, plansız ve bilgisiz yapılan tarımsal üretim, birkaç yıl sonra ya ürünün düşük fiyatla satılmasına neden olur” dedi. Büyüktaş, plansızlığın ekili alanların çoraklaşmasına neden olabileceğini de belirtirken, “Tarımsal üretimde süreklilik sağlanamazsa, üreticiler kısa vadede planlanan amaca ulaşılamayacak, uzun vadede ise zarar etmeye başlayacaktır” dedi. Muz üretiminden ticaretine, sera kurulumundan maliyetlere, desteklerden çeşitlere bir çok konunun gündeme geldiği Muz E- Çalıştay’ı 10 Nisan’a kadar devam edecek.  

Detaylar...

RAMAZAN’DA ZİRAAT VAKTİ BAŞLIYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yürütülen tarımsal eğitim programları aralıksız sürüyor. 13 Nisan’da başlayacak Ziraat Vakti Tarım Söyleşileri, Ramazan ayı boyunca devam edecek. İftardan sonra saat 22.00’de başlayacak programda kahveden kooperatifleşmeye, pideden tezhip ve ebru sanatına bir çok konuda söyleşiler gerçekleştirilecek. KAHVEDEN EBRU SANATINA HERŞEY BU EĞİTİMDE Ziraat Vakti’nde, Orta Asya’dan Anadolu’ya Türk Mutfağı, Böceklerin Gizemli Dünyası, Mevlana ve İnsan Tabiatı, tezhip ve Ebru Kültürünün Doğa ile İlişkisi, Çekirdekten Çikolataya Yolculuk, Ramazan Pidesi ve Güllacın Tarihsel Gelişimi, 40 Yıllık Hatırın Sembolü Kahve, Kur’an-ı Kerim’de Zikredilen Bitkiler ve Bunların İnsan Sağlığına Etkileri, Suyun Dili, Türkiye’nin Soğanlı Bitkileri, Kırsaldan Kadının Gücü ve Kooperatifleşme, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Tarım, Hobi Amaçlı Uygulamalar İçinde Seçkin Bir Örnek:Bonsai gibi bir çok konu anlatılacak. Online düzenlenecek eğitim, ücretsiz ve belgeli olacak. HEDEF TARIMA İLGİYİ ARTIRMAK Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yürüttükleri eğitim programlarının aralıksız devam ettiğini belirtirken, eğitime katılanlardan olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi. Ziraat Vakti’nde de alanında başarılı akademisyen ve uzmanların Ramazan ayı boyunca söyleşiler gerçekleştireceğini belirten Çandır, “Bu programla tarıma olan ilgiliyi ve farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz. Tarımsal eğitimin geliştirilmesi için başlattığımız seferberlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. YURTDIŞINDAN DA İLGİ VAR Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, Ziraat Vakti’nin Ramazan boyunca 15 oturum olarak gerçekleşeceğini kaydetti. Pandemi tedbirleri kapsamında evlerinde kalan vatandaşları tarım ve gıdayla ilgili konularda bilgilendirmek amacıyla söyleyişiler gerçekleştireceklerini kaydeden Karaca, programa uluslararası katılım sağlanacağını belirtti. Karaca, Türkiye dışında KKTC, Azerbaycan, Kazakistan, İtalya, Fransa, Ürdün ve Almanya`dan da kayıt yaptırıldığını bildirdi.  

Detaylar...

TARIM DÜNYASI AKADEMİNİN BİRİKİMİNE TALİP
Antalya Tarım Konseyi’nin (ATAK) düzenlediği “Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile Tarım Sektörü İşbirliği Toplantısı”, Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, Ziraat Fakültesi’ndeki 9 bölümün başkanı ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla online yapıldı. ATAK’ın amacı ve yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren Çandır, “Konseyin temel amacı, tarımın bütün kesimlerini birlikte hareket etmeye ve ortaklaşa çözümler üretmeye yoğunlaştırmaktadır” dedi. İŞBİRLİĞİNE TARIMDAN BAŞLAYALIM Üniversite ile iş dünyasının işbirliğinin zayıflığına dikkat çeken Çandır, “Memleketimizin en önemli yapısal sorunlarında biri üniversite ile iş dünyası işbirliğinin hiçbir dönemde ve alanda bir iş yapma kültürü ya da geleneği haline getirilememiş olmasıdır. Bu konuda geçmişten günümüze hem yerel düzeyde hem de teknoloji geliştirme bölgeleri gibi merkezi düzeyde birçok girişimde bulunulmuş olmasına rağmen iş yapma kültürü yaratılamamıştır. Bu başarısızlığa rağmen, üniversite ile iş dünyası işbirliğinin ülkemize ve toplumumuza ciddi katkılar sağlayacağından emin olanlar asla yeni girişimlerde bulunmaktan kaçınmamalıdır” diye konuştu. Pandemi döneminde tarımın stratejik sektör olduğunun tüm kesimlerce kabul gördüğünü kaydeden Çandır, “Eğer üniversite ile iş dünyası işbirliğine öncelikle bir yerden başlayacaksak bu alan muhakkak ki tarım olmalıdır. Bu işbirliği girişimini de sürdürülebilir nitelikte yapmalıyız” dedi. Çandır, katılımcılara teşekkür etti. AKADEMİK ÇALIŞMALAR TOZLU RAFLARDA KALMASIN Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, Fakülte’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Akıllı tarım, iyi tarım uygulamaları ve sürdürülebilir tarım, küresel ısınma ve iklim değişikliğine bağlı tür ve bitkisel hayvansal genotiplerin geliştirilmesi, bitki ve hayvan ıslah çalışmaları gibi konulara öncelik verdiklerini kaydeden Erkan, “Özel sektörle kamu olarak ileriye yönelik iyi projeler üretebiliriz. Antalya tarımına ciddi katkılar sağlayabiliriz” dedi. Akademik alanda birçok tez çalışması yürütüldüğünü belirten Erkan, “Çalışmaların tozlu raflarda kalmaması için önümüzdeki günlerde tez sunum günleri düzenlemeyi planlıyoruz” dedi. BÖLÜM BAŞKANLARI İŞBİRLİĞİ İSTİYOR Toplantıda Ziraat Fakültesi’ndeki 9 bölümün başkanı, bölüm olarak çalışma alanları ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bölüm başkanları, iş dünyasına bilimsel çalışmalarla destek olmak, sorunların çözüm ortağı olmak, Antalya ve ülke tarımını geliştirmek için her türlü işbirliğine hazır olduklarını ifade etti. Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hamide Gübbük, tropik meyvelerden bağcılığa sektörle birlikte çalışıp üretime yön vermeye çalıştıklarını anlattı. Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Basım, bitki hastalıklarıyla ilgili sektöre çözüm ortağı olarak hizmet verdiklerini kaydetti. Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cengiz Sayın, rekabet analizleri, hayvancılık tarım konusunda ekonomik analizler, tarımsal krediler üzerinde çalışmalar var, kooperatifler üzerinde tarım ekonomisi alanında ulusal ve uluslararası alanda yürüttükleri projeler hakkında bilgi verdi. Tarım Makinaları ve Teknolojileri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Topakcı, akıllı tarım teknolojisi konusunda yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarımsal Biyoteknoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kemal Karabağ, hayvansal biyoteknolojiden yerli hayvan ıslahına, tarımda kimyasal gübre kullanmayı azaltmaya yönelik çalışmalar gibi pek çok konuda çalışmalar yürüttüklerini özel sektörle işbirliğine hazır olduklarını söyledi. Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, küresel iklim değişikliğinin tarım arazileri ve üretime etkisi, tuzlu ve atık suların sulamada kullanımıyla ilgili çalıştıklarını belirtirken, özel sektörle çok fazla çalışmak istediklerini kaydetti. Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Orman, gübre, su ve tohumun tarımın olmazsa olmazı olduğunu bu konuda yapılacak çalışmaların Türk tarım sektörüne önemli faydalar sağladığını belirtirken, özel sektöre her türlü desteği verdiklerini anlattı. Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Taner Akar, mısır ve buğday ıslahı konusunda özel sektöre önemli danışmanlık yaptıklarını bildirirken, şeker otu, sorgum, susam ve siyez ile ilgili çalışmaları örnek olarak gösterdi. Zootekni Bölüm Başkanı Prof. Dr. Soner Balcıoğlu, hayvan beslemeden hayvan ıslahına, biyometri ve genetiğe birçok alanda çalışma yürüttüklerini söyledi. YENİ FİKİRLERİ DESTEKLEMEYE HAZIRIZ Toplantıya katılan özel sektör temsilcileri, tüm bölüm başkanlarının özel sektörle işbirliği yapma isteğinin kendilerine son derece memnun ettiğini söyledi. Sektörel birliktelikleri artırıp işbirliğini sağlamak istediklerini dile getiren özel sektör temsilcileri, toplantının bunun için iyi bir başlangıç olacağını kaydetti. İş dünyası temsilcileri, akademinin bilgisine tarım sektörünün ihtiyacı olduğunu vurgularken, yeni fikirleri desteklemeye hazır olduklarını ifade etti. Toplantıda odak toplantılar yapılması konusunda görüş birliğine varıldı.  

Detaylar...

MUZUN GELECEĞİNE YÖN VERECEK ÇALIŞTAY BAŞLADI
Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Antalya Tarım Konseyi(ATAK) işbirliğinde düzenlenen Muz E-Çalıştayı başladı. 10 Nisan tarihlerine kadar 12 oturumda devam edecek Çalıştay, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü (BÜGEM) Dr. Mehmet Hasdemir, ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır ve Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca’nın açılış konuşmasıyla başladı. Hindistan, Ekvador, Kosta Rika, Fas ve Fransa’dan uzmanların deneyimlerini paylaştığı Çalıştayda, 38’i doğrudan muzla ilgili akademik çalışma yapan bilim insanı olmak üzere 18 kurumdan 47 konuşmacı yer alacak. MUZ ÜRETİMİNDE STRATEJİMİZİ DOĞRU BELİRLEYELİM BÜGEM Genel Müdürü Dr. Mehmet Hasdemir, pandemide tarım ve gıda ürünleri üretiminde Türkiye’nin iyi bir sınav verdiğini söylerken, “Tarımda üretici ülke olma özelliğimiz devam ediyor. Tarımsal üretimimiz pandemide yüzde 4.8 büyüyerek son 3 yılın en büyük rakamına ulaştı. Avrupa’da birinci, dünyada ilk 10 tarım ülkesinden biriyiz” diye konuştu. Anadolu’nun bitki türleriyle, endemik bitkilerle, insanlığa önemli fırsatlar sunduğunu belirten Hasdemir, “2 gen merkezini barındıran konumu ve 12 bin bitki çeşidiyle Anadolu büyük zenginliğe sahip bunun 3649’u endemik tür” dedi. Son yıllarda muz üretimine olan ilgiye dikkat çeken Hasdemir, 20 yılda muz üretiminin 7 kat artarak yaklaşık 730 bin tona ulaştığını söyledi. 600 bin muz üreticisi olduğunu, muzun yüzde 70’inden fazlasının örtüaltında gerçekleştiğini belirten Hasdemir, “Türkiye muzda kendi ihtiyacını karşılayan ülkelerden biri. Son dönemde muz tarımına başka sektörlerden sermaye aktarımı olduğunu görüyoruz. Muz üretiminde stratejimizi doğru belirleyip kaynaklarımızı doğru kullanmalıyız. Muz yatırımlarımızı doğru bir şekilde planlayalım istiyoruz. Bu çalıştayın sonucu, bizlerin bundan sonraki dönemde muzla ilgili planlamamızın en önemli kaynağı olacak” diye konuştu. MUZA İLGİ SON 5 YILDA ARTTI Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, son 5 yılda yatırım iştahı en çok artan muz üretiminin Türkiye ve Antalya için özel bir öneme sahip olduğunu belirtirken, “Özellikle örtüaltı muz üretiminde 2007-2013 dönemi için düşük hızda seyreden büyüme, 2014 yılından itibaren yerini hızlı ve istikrarlı bir büyümeye bırakmıştır. 2020 itibariyle ise 112 bin dekar alanda 730 bin ton muz üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu üretimin yüzde 75’i son dönemde artan yatırımlarla birlikte örtü altında yapılmaktadır” dedi. Son dönemle yapılan yatırımlarla Antalya’nın muz üretiminde merkez olduğunu kaydeden Çandır, “Antalya toplam muz üretiminin yüzde 41’ini, örtü altı muz üretiminin ise yüzde 29’unu karşılıyor. Son birkaç yıldır yapılan yatırımlarla bu oranların kısa sürede artacağını gözlemliyoruz” dedi. PLANLAMAMIZI YAPMALIYIZ Muzdaki gelişmeyi memnuniyetle izlemekle birlikte bazı kaygılarını dile getiren Çandır, “Muzdaki stratejimiz yurtiçi tüketimi karşılayacak bir yerli üretimse arz kapasitemizi buna göre belirlemeli ve yeni yatırımlarımızı da buna göre planlamalıyız. Eğer stratejimiz küresel rekabete uyumlu yani ihracat potansiyeline sahip bir üretimse o takdirde arz kapasitemizi bu projeksiyona göre belirlemeli ve yeni yatırımlarımızı buna göre planlamalıyız” diye konuştu. Çalıştayda, dünya ile rekabetçi ticaret için neler yapılmalı, muzun kalite ve raf ömrü uzunluğu açısından dış pazara uygunluğu, taban suyu problemi, hastalık ve zararlılarla olan mücadele, hasat ve hasat sonrası işlemler ve markalaşma konularının gündeme geleceğini belirten Çandır, çalıştaya katkı sağlayan herkese teşekkür etti. MUZ ÜLKEMİZDE 90 YILLIK GEÇMİŞE SAHİP Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, ülkemiz için muzun yeni bir bitki türü olduğunu, 90 yıllık geçmişe sahip olduğunu belirtirken, son 5 yılda Mersin’den Hatay’a, Antalya’dan Muğla’ya kadarki koridorda muz üretiminin yapıldığını kaydetti. Muza tarım sektörü dışından da yatırımcıların ilgi göstermeye başladığını belirten Karaca, özellikle Manavgat ilçesinde önemli yatırımlar yapıldığını kaydetti. Karaca, 1960 yılında 5 bin ton olan muz üretiminin 140 kat artarak 2020 yılında 700 bin tonun üzerinde gerçekleştiğini bildirirken, 1982 yılında 30 bin ton olan muz tüketiminin 2020 yılında 888 bin tona çıktığına dikkat çekti. Ülke olarak uyguladığımız gümrük vergileriyle birlikte muz yatırımlarının şimdilik çok karlı olduğunu kaydeden Karaca, “Bizim son dönemde en çok karşılaştığımız soruların başında ‘muza yatırım yapalım mı’ oluyor. Vergiler olmazsa muz üretilir mi? Bu ve buna benzer soruların cevabını Çalıştayda bulacağız” dedi. MUZ YATIRIMLARINDA DAHA DİKKATLİ OLMALIYIZ İlk oturumun moderatörü Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hamide Gübbük, 150’ye yakın ülkede yetiştirilen muzun, dünyada 158 milyon 361 bin ton üretildiğini belirtti. Hindistan’ın üretimde lider olduğunu, Ekvador’un ise ihracatta ilk sırada geldiğini kaydeden Gübbük, “Ülkemiz muz üretiminde 728 bin tonun üzerine çıktık. Yapılan yeni yatırımlarla bu yıl muz üretiminin daha fazla olacağını tahmin ediyoruz” dedi. Ülkemiz muz yetiştiriciliğinin avantajlarını anlatan Gübbük, verimin dünya ortalamasının üstünde olması, işçilik masraflarının düşük olması, üretim maliyetlerini kısa sürede amorti etmesi, örtüaltında yıl boyu üretimin yapılabilmesi ve hastalık yönünden tropik koşullara göre daha az risk altında olmamızı muzdaki avantajlar olarak sıraladı. Gübbük, üretim maliyetinin yüksek olması, muz ticareti yapan diğer ülkelerle ihracatta yarışamamamız, örtüaltı yetiştiriciliği yapılan bazı lokasyonların iklim ve toprak şartları yönünden ticari yetiştiriciliğe uygun olmaması, ithalatta ödenen gümrük vergisi ve ton başına ödenen toplu konut fonu desteğinin kaldırılma durumunun muzdaki dezavantajlarımız olduğunu söyledi. Üretimdeki artışla geçen yıl muzda yüzde 76.6 oranında yeterlilik seviyesine ulaştığımıza dikkat çeken Hamide Gübbük, “Yakın gelecekte, küresel iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuzluklara karşı çevre ve doğal kaynaklarımızı korumak için örtüaltı muz yetiştiriciliğine yapacağımız yatırımları daha dikkatli düşünmeliyiz” dedi. YABANCI UZMANLAR DENEYİMLERİNİ PAYLAŞTI Çalıştayın ilk gününde, Fransız Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Merkezi’nden Dr. Frederic Bakry, Hindistan Ulusal Muz Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Mrs.S.Uma, Kosta Rika Ulusal Muz Konseyi Bilimsel Araştırmalar Koordinatörü Dr.Jorge Sandoval Fernandez, Ekvador Muz Araştırma ve Geliştirme Kurumu Başkanı Dr.Victor Hugo Quimi Arce, Fas Ziraat Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Ait muzla ilgili bilgi ve deneyimlerini paylaştı.  

Detaylar...

DADAŞLAR DİYARI ERZURUM’UN YÖRESEL ÜRÜNLERİ KONUŞULDU
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde, yöresel ürünleri gündeme getirmek amacıyla düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Erzurum oldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, Oltu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Baki Karaca, Pasinler Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Aydın Taşbaşı, Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Oktay Güven katılarak, Erzurum’un yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerini anlattı. ERZURUM COĞRAFİ İŞARETTE ATAĞA GEÇTİ Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, Erzurum’un 350’ye yakın lezzetiyle gerçek anlamda bir gastronomi kenti olduğunu söylerken, yöresel ürünlerin tescili için yoğun olarak çalıştıklarını kaydetti. Erzurum Civil Peyniri, Erzurum Küflü Civil Peyniri, Erzurum Kadayıf Dolması, Erzurum Su Böreği, Erzurum Pekmezli Baklavası’na coğrafi işaret alarak bu lezzetlerin korunması için önemli bir adım attıklarını kaydeden Oral, “Doğu Anadolu Bölgesindeki kamu kurum ve kuruluşları arasında yöresel ürünlere en çok tescil belgesi alan kurumuz. Borsası olarak 50’den fazla ürüne coğrafi işaret belgesi alarak Erzurum’un markalaşması ve tanıtımı yolunda önemli bir adım atıyoruz. Şu an coğrafi işaret belgesine sahip 13 ürünümüz var. Başvurusunu yaptığımız ve Türk Marka ve Patent Kurumu’ndan onay beklediğimiz 16 ürünümüz var” diye konuştu. Oral, Erzurum Su Böreğinin AB’de coğrafi işaret alabilmek için başvuruda bulunduklarını bildirdi. Oral, “Yöresel ürünlerin tescili konusunda bizlere vizyon kazandıran TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’na ve Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i düzenleyen ATB Başkanı Ali Çandır’a çabaları nedeniyle teşekkür ederim” dedi. RUS TAŞI, OLTU TAŞI DİYE SATILIYOR Oltu TSO Başkanı Baki Karaca, Oltu ilçesinin yöresel ürünleriyle ilgili bilgi verdi. Kökü 17. Yüzyıla dayanan ve 1930’lu yıllarda ticarete konu olan Cağ Kebabı’nın en önemli özelliğinin bölgenin geniş meralarında otlayan hayvanların etinden yapılmış olması olduğunu vurgulayan Karaca, “Cağ kebabını bir çok yerde yapıyorlar ama bizim bölgenin lezzetini, aromasını asla tutmuyor” dedi. Rus taşının oltu taşı diye piyasada satıldığına dikkat çeken Karaca, coğrafi işaretin yöresel ürünleri koruması gerektiğini ancak bu konuda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Karaca, “Sahte ürün konusunda sıkıntılarımız var, engel olamıyoruz” dedi. ERZURUM BU YIL Cİ’DE LİDER OLACAK Pasinler TSO Başkanı Aydın Taşbaşı, Pasinler’in yöresel ürünlerini anlatırken, istihdama katkı sağlayan yöresel ürünleri korumak için çalıştıklarını kaydetti. Taşbaşı, “2021 yılı Erzurum’un, Dadaşların yılı olacak, bu yıl coğrafi işarette lider Erzurum olma hedefindeyiz” dedi. Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Oktay Güven, bölgenin kendi potansiyelini kullanarak bölgesel kalkınmaya ağırlık verdiklerini belirtirken, “Yöresel ürünler bu noktada büyük önem arz ediyor” dedi. Unutulmaya yüz tutmuş ürünlerin ekonomiye kazandırılması için destek programları yürüttüklerini anlatan Güven, Cİ ve aday ürünlerin üretimden pazarlamasına, ihtiyaç duyulan altyapının oluşturulmasına kadar destek ve teşvik verdiklerini kaydetti. Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar, 9.9 milyar TL tarımsal hasılaya sahip Erzurum’un en fazla tarımsal hasılaya sahip 14’üncü il olduğunu bildirdi. Akar, meralarıyla hayvancılığa en elverişli illerin başında gelen Erzurum’un yöresel ürün zenginliğinin en önemli nedeninin bu meralar olduğuna işaret etti.  

Detaylar...