Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Nisan Mayıs 2022
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 100.24.115.215
Şuan 31 kişi online
Bugün 281 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 174618
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ANTALYA TİCARET BORSASI EYLÜL AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Eylül ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerleri, 2021 Eylül ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti:       Eylül ayında miktar endeksleri, domateste 21, sebzede 31 ve meyvede 61 olarak, fiyat endeksleri ise domateste 303, sebzede 277 ve meyvede 394 olarak gerçekleşti. Eylül ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 6.52 ve sebzede % 11.30 arttı, meyvede ise % -3.97 azaldı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise domateste % -10.20 azalırken, sebzede % 2.88 ve meyvede ise % 15.29 artış gösterdi. Miktar endeksleri, geçen ayların aksine Eylül ayında genellikle artış kaydetti.           Fiyat endekslerinde ise domates, geçen yılın Eylül ayına göre (yıllık) % 135.57’lik artış gösterdi. Bu artış, 2018 yılından sonraki en yüksek Eylül ayı artışı oldu. Eylül ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 2.88’lik artışa rağmen fiyat endeksi %80.72’lik artış kaydetti. Bu artış son 6 yılda 2018 yılından sonraki en yüksek artış oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 15.29’luk artışa rağmen fiyat endeksi %20.50’lik artış gösterdi. Meyve fiyatlarındaki bu artış da son 6 yılda 2018 ve 2020 yıllarından sonraki en yüksek artış oldu. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Eylül ayında %6.52 artış gösterirken, işlem fiyatı endeksi ise bir önceki aya göre % 44.87 arttı. Son 3 yılın Eylül ayı miktar endeksleri birbirlerine yakın değişirken fiyat endekslerinde ise 2021 yılında rekor artış görüldü. Bir önceki aya göre sebze miktar ve fiyat endeksleri genellikle son 3 yıl itibariyle birbiriyle uyumlu aylık değişimler gösterdi. Son 3 yıldaki bu uyumlu Eylül ayı değişimleri içerisinde 2021 yılı Eylül ayı miktar ve fiyat değişimleri, diğer 2 yılda bir miktar yüksek oldu. Sebze işlem miktar endeksi Eylül ayında % 11.30 artarken fiyat endeksi de % 16.01 arttı.   Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Eylül ayında % -3.97 azalırken, işlem fiyat endeksi ise % -6.96’lık azalış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Eylül ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki iki yılın değişimleriyle uyumluluk gösterdi. Ancak miktarda küçük düzeyli artışa karşılık fiyatta da küçük düzeyli bir azalış yaşandı.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR ADANA DA
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Adana oldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Adana Ticaret Odası Başkanı Atila Menevşe, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Savaş Ülger, Çukurova Otelciler Birliği başkanı Tayyar Zaimoğlu katılarak Adana’nın yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerini anlattı.  ADANA YÖRESEL ÜRÜN ZENGİNİ Adana Ticaret Odası Başkanı Atila Menevşe, Adana’nın 6 bin yıllık geçmişse sahip, İpekyolu ve Baharat yolu üzerinde olması nedeniyle ticaretin merkezi haline gelmiş bir kent olduğunu söyledi. Bereketli toprağıyla, bolluğun, bereketin simgesi olduğunu kaydeden Menevşe, yöresel ürünler ve gastronomide önde gelen iller arasında yer aldığını söyledi. Adana’nın 16 coğrafi işaretli ürünü olduğunu, coğrafi işaret alabilecek birçok ürün için de girişimde bulunduklarını kaydetti. ADANA YÖRESEL ÜRÜNLERİYLE YÖREX’TE OLACAK Coğrafi işaretin yerel ürünlerin ekonomik değerini artırdığını, kadın istihdamını artırdığını belirten Atila Menevşe, “Bölgesel kalkınmayı sağlamak, kadın istihdamını yükseltmek, geçmişteki kültürü geleceğe taşımak için mutlaka yöresel ürünlere, coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkmamız, yöresel ürünlerin marka değerini yükseltmemiz lazım” diye konuştu. Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in yöresel ürünlerin farkındalığını artırdığını belirten Menevşe, “Ali Çandır Başkanım YÖREX projesini hayata geçirdikten sonra coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı ve gelişmesi ivme kazandı. Kendisine emekleri nedeniyle teşekkür ediyoruz. YÖREX’te bu yıl büyük bir stantta Adana’nın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleriyle yerimizi alacağız. YÖREX’e gelenleri Adana standına davet ediyoruz” diye konuştu. “YÖREX FARKINDALIK YARATTI” Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç,  Borsa olarak yerel ürünlerin kaybolmaması ve geleceğe taşınması için çalıştıklarını kaydetti. Çukurova pamuğunu Adana Ticaret Borsası olarak tescil ettirdiklerini anımsatan Bilgiç, “Beyaz altın pamuk bölgemiz için çok önemli” dedi. Coğrafi işarete eskiden fazla önem verilmediğini, insanların bu konudaki farkındalığının az olduğunu söyleyen Bilgiç, “Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı ve farkındalığı düzenlenen fuarlarla arttı. YÖREX ise bu konuya öncülük etti. Ben Ali Çandır kardeşime, TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’na ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu. YÖREX YEREL ÜRÜNLERİN KATILIMINA KATKI SAĞLIYOR Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Savaş Ülger, aians olarak yöresel ürünlere verdikleri destekleri anlattı. Coğrafi işaretin yerel ürünlere değer kattığını belirten Ülger, “Coğrafi işaret ve yöresel ürünlerin tanıtımına önem veriyoruz. Bu noktada YÖREX’i çok önemsiyoruz. YÖREX coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı ve farkındalık oluşturma noktasında önemli bir fuar. Geçmiş yıllarda da sağladığımız katılımla yerel ürünlerimizin tanıtımına destek sağladı. Bu yıl da Adana Ticaret Odamız ve Mersin Ticaret Sanayi Odamız birer stantla YÖREX’te bölgemizi temsil edecek. Ülger, Adana’nın coğrafi işaretli ürünlerine bakıldığında tarımsal ürünler ve yemeklerin ön plana çıktığını kaydetti.   “OTELLERDE YÖRESEL ÜRÜNLERİ KULLANIYORUZ” Çukurova Otelciler Birliği Başkanı Tayyar Zaimoğlu, coğrafi işaretli Adana Kebabının özellikleri ve yapılışını anlatırken, “Adana kebabımız kilo yapmaz” dedi. Yerel lezzetlerdin korunması gerektiğini kaydeden Zaimoğlu, “Biz otellerimizde yöresel ürünler ve coğrafi işaretli ürünleri kullanılıyoruz. Yöresel ürün coğrafi işaret aldıktan sonra otellerde daha fazla kullanılmaya başlıyor” dedi.

Detaylar...

VALİ YAZICI BORSA’NIN KONUĞU OLDU
Antalya Valisi Ersin Yazıcı, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ve Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci ev sahipliğinde düzenlenen Antalya Ticaret Borsası Birleştirilmiş Meslek Komiteleri Toplantısına konuk oldu. Toplantı, ATB Yönetim, Meclis, Komite, Disiplin, Yüksek İstişare Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleşti. NE ZAMAN DERDİMİZ OLSA RAHATLIKLA ARAYABİLİYORUZ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya Valisi Ersin Yazıcı’ya toplantıya katılımları nedeniyle teşekkür ederken, “Antalya`ya geldiğinden bu yana ne zaman derdimiz olsa rahatlıkla arayabildiğimiz Sayın Valimiz Ersin Yazıcı, derdimize deva olmak için çalışıyor. Kendisine çalışmaları ve destekleri nedeniyle teşekkür ederim” dedi. Antalya Valisi Ersin Yazıcı, davetleri nedeniyle Ali Çandır’a teşekkür ederken, “Sizlerle beni buluşturduğu için Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır Bey’e teşekkür ediyorum. Aslında bu buluşma pandemiden dolayı biraz gecikti. İnşallah bundan sonra daha çok bir araya gelerek şehirle ilgili çalışmalar yürüteceğiz” diye konuştu. SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ NOKTASINDA YÜZ YÜZE GÖRÜŞME DAHA ETKİLİ Bir yılı aşkın süredir Antalya’da görev yaptığını ve şehirde göreve başladığında pandemi sürecinin devam ettiğini söyleyen Vali Yazıcı, “Pandemi süreci devam ettiği için birçok görüşmeyi ertelemek veya yüz yüze yapamamak zorunda kaldık. Online sistemler üzerinden toplantılar gerçekleştirdik. Sorunların ve sıkıntıların çözümü noktasında bu tür toplantıların yüz yüze yapılmasının daha etkili olduğunu düşünüyorum. Pandemi koşullarında şehre adapte olma ve şehrin dinamiklerine temas noktasında biraz zorluklar yaşadık. Bundan sonra inşallah daha sık bir araya geleceğiz” diye konuştu. GÖRÜŞLERİNİZ BENİM İÇİN ÖNEMLİ Ekonomik kuruluşlar ve meslek odalarıyla bir araya gelmeyi sevdiğini kaydeden Vali Yazıcı, “Kendim de bir esnaf çocuğuyum. Bu yüzden şehrin sorunlarını en iyi sizlerden dinleyebileceğime inanıyorum. Bütün odalarla bir araya gelip sorunlarını dinlemeye, sorunlara birlikte çözüm aramaya çalışıyorum. Sizlerin çok geniş bir kitleniz var. Vatandaşların dertlerini ve sıkıntılarını en iyi bilen kesimlerden birisiniz. Vatandaşlara en çok temas eden meslek gruplarısınız. Bu yüzden sizin görüşleriniz ve düşünceleriniz benim için önemli. Sizlerle bir araya geldiğimde insanların neye ihtiyaçları olduğunu, ne gibi sıkıntılarının olduğunu daha iyi anlıyorum” diye konuştu. BİRİNCİ DOZ AŞIDA YÜZDE 90’I GEÇTİK Aşılama oranlarının artmasıyla pandemi sürecinin olumluya gideceğini belirten Vali Yazıcı, şehir olarak büyük oranda aşıyı tamamladıklarını ve birinci doz aşıda yüzde 90 seviyesini geçtiklerini söyleyerek aşı olmayan vatandaşlara da aşılarını olma çağrısında bulundu. Pandemiden aşı haricinde başka kurtuluşlarının olmadığını dile getiren Vali Yazcı; “Pandemiden aşı haricinde başka bir kurtuluşumuz yok. Aşımızı olalım. Bilime güvenelim. Pandemi süreci bizleri ekonomik olarak etkilediği gibi psikolojimizi de etkiledi. Bu zorlu süreçten hep birlikte kurtulacağız.” dedi. HAYIRSEVERİ ÇOK BİR MİLLETİZ Manavgat’ta Türkiye’nin en büyük yangın felaketini yaşadıklarını söyleyen Vali Yazıcı, “Bundan iki ay önce büyük bir yangın yaşadık. 10 gün devam eden ve yerleşim yerlerini tehdit eden Türkiye’deki en büyük yangın felaketiydi. Allah bir daha göstermesin. Çok zorlu bir süreçti. Yangında zarar gören vatandaşlarımızın yararlarının sarılması adına çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Devletimiz büyük ve güçlü. Halkımızda büyük destekler verdi. Hayırseveri çok bir milletiz.” dedi. YANGINDA ZARAR GÖREN EVLERLE İLGİLİ İHALE YAPILDI Yangın bölgesinde zarar gören evlerle ilgili ihalelerin yapıldığını aktaran Vali Yazıcı, toplamda 1300 konutun inşa edileceğini söyledi. Zarar gören evlerle ilgili en büyük problemin mülkiyet problemi olarak baş gösterdiğini aktaran Vali Yazıcı, “Arazi ile ev farklı kişilerin üzerine olunca yeni ev yapılabilmesi için bize yer göstermesi lazım. Şu an tek sorun bu. 1.300 konutun sadece 173’ünde bu tür sorunlar yok. Birçok yer hisseli tapu olmasından dolayı sorunlar yaşanıyor. İnşaat çalışmaları için tüm hazırlıklar yapıldı ancak bu tür sorunlardan dolayı şu an sadece 20 inşaata başlanılabildi. 14 Ekim’e kadar süreç devam ediyor. Tapuyu gösteren veya muvafakatname alan herkesin evlerine hızlı bir şekilde başlanıyor. Bu tarihe kadar muvafakatnamesini alamayanlara, problem yaşayanlara köyün yakınlarında tespit edilen hazine arazilerine evleri yapılacak. İnşallah bütün sorunlar çözülecek. Hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz” diye konuştu. KÖYLÜLERİMİZİN ÜRETİME DEVAM ETMESİNİ İSTİYORUZ Yangında zarar gören köylerdeki vatandaşların köylerinde kalıp üretime devam etmelerini istediklerini dile getiren Vali Yazıcı, bu konuda her türlü desteği ve çalışmayı yaptıklarını belirtti. Özellikle pandemiyle birlikte tarım ve hayvancılığın ne kadar önemli olduğunun bir kez daha hatırlandığını ifade eden Vali Yazıcı, tarımla ilgili çalışmaların devam ettiğini ve köylerdeki standartları yükselterek köylerimizi daha cazip hale getirmek istediklerini söyledi. KÖYE İLGİYİ ARTTIRMAYI HEDEFLİYORUZ Köylere ilgiyi arttırmayı hedeflediklerini söyleyen Vali Yazıcı, “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir.’ dese de bizler toplum olarak köyden çıkmayı sınıf atlamak olarak gördüğümüz için senelerdir sorun yaşadık. Şimdi gençlerimizin tarımda ve hayvancılıkta köylerine geri dönerek üretime katılmalarını istiyoruz. Yavaş yavaş toplumumuzda tarıma karşı bilinç artmaya başladı. Bizlerin de gençlerimizi ikna ederek bu sektöre daha çok yönlendirmemiz gerekiyor. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan gençlerimizin kazançlarının nasıl artacağı konusunda çalışmalar yürütmeliyiz. Devletimizin bu konuda çalışmaları var. İnşallah geçlerimizi tarım ve hayvancılıkta daha çok göreceğiz. Pandemi bütün düşüncelerimizi değiştirdi. Özellikle şehir hayatının bir üstünlük verdiği düşüncesinden çıkarak insanlarımız daha çok köylere ve kırsal alanlara ilgi duymaya başladı. İnşallah projelerle bu ilgiyi daha da arttıracağız” diye konuştu. Toplantının sonunda Antalya Ticaret Borsası Üyeleri, sektörleriyle ilgili sorun ve beklentilerini dile getirirken, Antalya tarımına gösterdiği ilgi ve destek nedeniyle Vali Yazıcı`ya teşekkür etti.  

Detaylar...

ATB EYLÜL MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası Eylül Ayı Meclisi çevrimiçi yapıldı. ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında toplanan Meclis’te yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyeler bilgilendirildi. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarıma, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Borsa’nın çalışmalarını anlattı. Koronavirüs salgının etkilerini 1.5 yıldır yaşadığımızı belirten Çandır, yüzde 50 ikinci aşılama oranıyla koruma sağlandığını ancak daha normal bir yaşam için ikinci doz aşılamanın yüzde 70’lere çıkarılıp maske, mesafe, hijyen kuralına dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti. Çandır, “Geleceğimizi kurtarmak adına bu iki konuda elimizden geleni yapmaya devam etmeliyiz” dedi. BÜYÜME UYARISI Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Nisan, Mayıs, Haziran aylarını kapsayan 2. çeyrek milli gelir (GSYH) büyümesini, geçen yılın aynı dönemine göre yıllık yüzde 21.7 olarak açıkladığını belirten Çandır, “Bu büyüme, geçmiş 24 yılın açık ara en yüksek büyümesi oldu. Geçmişte 2004 ve 2011 yıllarında aynı dönemde yüzde 11 civarında büyümüştük. Bu sıra dışı büyümeyi sadece biz mi başarmışız diye dünyaya baktığımızda görüyoruz ki başta gelişmiş ülkeler olmak üzere pek çok ülke çok uzun yıllardır görmedikleri büyümeleri yakalamışlar. Uzmanlar bunun en önemli nedenini geçen yıl aynı dönemdeki çift haneli küçülmelere dayandırmakta ve ‘baz etkisi’ demektedirler. Aslında böyle sıra dışı olaylar ve dönemler yaşandığında daha doğru bir değerlendirme yapabilmek için bir de önceki döneme göre ne kadar büyümüşüz? Sorusunu cevaplamalıyız” diye konuştu. Ocak, Şubat Mart dönemini kapsayan 1. Çeyrekte yüzde 15’lik bir küçülme ve 2. çeyrekte ise yüzde 7.7’lik bir büyümenin görüldüğünü belirten Çandır, “Bu dönemsel büyümeler, son 24 yılda en kötü beşinci 1. çeyrek ve en kötü dördüncü 2. çeyrek büyümeleri olmuştur. Yani ilk altı aydaki sıra dışı yüksek büyümemiz, ardışık dönemler hesabında tatmin edici düzeyde olmamıştır. Önümüzdeki dönemler için karar vericilerimiz bu konuyu dikkate alırlarsa hepimiz için daha iyi olacaktır. Çünkü giderek düşen bir büyüme hızıyla karşı karşıya kalacağız ve bu durum sürdürülebilir değildir” diye konuştu. Yıl sonu büyümesinin yüzde 8.4 olarak tahmin edildiğini kaydeden Çandır, “Bu büyümenin sürdürülebilirliği, nasıl bir paylaşımın olduğu ile yakından ilgilidir. Başta karar vericilerimiz olmak üzere hepimiz, büyümenin sürdürülebilirliği konusunda çok boyutlu ve çok taraflı değerlendirmeler yapmak durumundayız” dedi. İl ya da bölge ekonomik büyüme rakamlarının ülke büyüme rakamlarıyla eş zamanlı açıklanmasını isteyen Çandır, bu yapılırsa ülke büyümesinin yerel düzeydeki yansımalarını öğrenebileceğimizi kaydetti. Çandır, “Biz bunu ancak öncü ve yapısal göstergelerimizle tahmin etmeye çalışıyoruz. Birçok kez Antalya’mızın bu salgın döneminde, Türkiye ortalamasının en az 2 kat üzerinde bir zorlukla karşı karşıya kaldığını ekonomik ve ticari göstergelerimizle açıklamaya çalıştık. İlave desteğe ihtiyacımızın olduğunu yazılı ve sözlü olarak belirttik. Ancak ortalama tedbirlere tabi olduk” diye konuştu. TARIMDA BÜYÜME BEKLENTİSİ YÜZDE 1’İN ALTINDA Büyümenin önemli boyutlarından birinin tarım sektörü olduğunu kaydeden Çandır, tarımın hem ülke hem de Antalya için stratejik sektör olduğunu, tarımın öneminin son 2 yıldır daha anlaşıldığını bir kere daha vurguladı. Son açıklanan büyüme rakamlarında tarımdaki 2. Çeyrek büyümesinin yüzde 2.3 olarak ilan edildiğini belirten Çandır, tarımda yıl sonu büyümesini yüzde 1’in altında tahmin ettiklerini söyledi. Çandır şunları kaydetti: “Bu büyüme 24 yıllık geçmişin ortalamasının altında kalmış bir büyümedir. Aynı zamanda 1. çeyrekteki yüzde 8.7’lik büyüme de, 24 yılın ortalamasının üzerinde kalmıştır. Oysaki 2020 yılı kapanmasının ardından tarıma yönelik kalkınma ve ivmelenme destekleri verilerek geçmişe göre ortalama üstü ciddi bir büyüme sağlanmalıydı. Bizler zor zamanlarda ekonomiyi kurtarıcı konumunda olmanın yanı sıra büyüme ya da yükselme dönemlerinde de hatırlanmak isteriz. Geçmişte bu olmadı ama salgın dersleriyle sektörümüze olan tutumun değişmesini isterdik. Genel ekonomi için yaptığımız yüzde 8.4’lük tahmin modelimizin benzerini tarım için de yaptık buna göre tarım sektörünün yılsonu büyümesini yüzde 1’in altında tahmin etmekteyiz.” ANTALYA TARIMI GERİLEDİ Antalya’nın ekonomik yapısının temelini turizme dayalı hizmet, tarım ve ticaret sektörlerinin oluşturduğunu, turizmde 2021 yılı tahminlerinin yaklaşık yarısının gerçekleşmeye başlamasıyla kentin ekonomik zorluklarının ağırlaşarak devam ettiğini kaydeden Çandır, “Tarım sektörünün karşı karşıya olduğu zorluklara ilave olarak bir de fahiş fiyat kavramıyla baskı altında kalma zorluğu içerisindedir. Bu zorluğu geçmişte de maalesef hiç hak etmediğimiz halde yaşadık. Tarım sektörünün büyüme problemi, giderek kendisini daha ağır biçimde göstermektedir. Yıllık büyüme performansımız, genel ekonomik büyüme tarihi rekorlar kırmışken vasat altı kalmıştır. Önceki döneme göre büyüme rakamlarımız ise geçmiş dönem ortalamalarının ciddi ölçüde altında kalmıştır” diye konuştu. Antalya’nın tarımda en iyi yılı olan 2010 yılında Türkiye tarımsal ekonomisinin yüzde 6’sını oluştururken, son açıklanan verilerle bu rakamın yüzde 4’ün altına düştüğünü söyleyen Ali Çandır, turizm, hizmet ve ticaret hacmindeki kayıplara da dikkat çekti. Ticaretin önemli ödeme araçlarından birinin çek olduğunu, Antalya’nın bu konudaki işlem hacminin Türkiye ortalamasının ve kendi ortalamasının çok altında seyrettiğine dikkat çeken Çandır, “Bu durumun tek istisnası Temmuz ayı olmuştur. O ayda Türkiye ortalamasının üzerinde bir işlem hacmi artışı olmuştur. Ancak unutmayalım ki Temmuz ayı, hem turizm hem de hizmet sektörlerinin zirve yaptığı ay olmuştur. Ağustos ayında geçmiş dönemlerin oldukça altında bir turist hareketliliği yaşanmıştır. 2021 yılı için tahmin edilen 25 milyon turist ve 20 milyar dolar tahminlerinin yarısına bile ulaşabilmiş değiliz. Üstelik bu tahmin e göre turist başına harcamanın 800 dolar olası gerekiyor ki bunu yarısı düzeyinde bir harcamanın olduğunu okuyoruz” değerlendirmesinde bulundu. İHRACATTA BİRİM FİYAT ARTTI Konuşmasında ihracat rakamlarına da değinen Başkan Ali Çandır, hem genel olarak hem de yaş meyve sebze sektöründe ihracattaki tüm kısıtlamalara rağmen rekorlar kırıldığını söyledi. İhracat rakamlarının yanı sıra meyve, sebze ve domatesin birim fiyatındaki iyileşmenin de sevindirici olduğunu kaydeden Çandır, “Özellikle Mayıs ayından itibaren ihracatımızdaki birim fiyat düzeyleri, hak edilmiş fiyatların başlangıcı düzeyindedir. Bunun doğal sonucu olarak yılın ilk 8 ayında geçen yıla göre yüzde 45 - 50 düzeyinde miktar artışları yaşanmıştır. Birim fiyatlar artarken miktarların da artmış olmasını iyi bir performans olarak görüyoruz. Bunun sürdürülebilir olması da en büyük beklentimizdir” diye konuştu. HAL ENDEKSİ ÖNCÜ GÖSTERGE OLDU Bir yıl önce Antalya Büyükşehir Belediyesi ile protokol imzalayarak her ayın 2’sinde hal endeksini açıklamaya başladıklarını belirten Çandır, “Büyükşehir Belediye Başkanımıza araştırmalara olan duyarlılığından dolayı teşekkür ederiz. İlk aydan beri toplumun değişik kesimlerinden son derece etkileyici tepkiler aldık. Hepsine teşekkür ederiz. Geçen aydan itibaren de yine değişik kesimlerin talep ettiği geçmiş dönem endekslerini de paylaşmaya başladık. Bugüne kadar ilan ettiğimiz endeksler, farklı enflasyonlar için birer öncü gösterge oldu. Biz çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi. LOBİ FAALİYETLERİMİZ SONUÇ VERDİ Rusya Federasyonu tarafından pepino mozaik virüsü, domates lekeli solgunluk virüsü ve domates kahverengi rugose meyve virüsü tespit edildiği gerekçesiyle 11 Aralık 2020 tarihinde Antalya ve İzmir`den domates ve biber ithalatının yasaklandığını anımsatan Çandır, yasağın kalkması için yaptıkları girişimlerin sonuç verdiğini ve 10 aydır süren yasağın 9 Eylül 2021’de kaldırıldığını anımsattı. Çandır, “Kararın üreticilerimize ve üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum. Ancak yasaklamalarla ve kısıtlamalarla ticaretin gelişmeyeceğini her zaman belirtiyoruz. Hem bu konu hem de domates için uygulanmakta olan kotanın kaldırılması konusunda ilk günden itibaren gerek Antalya Ticaret Borsası gerek Antalya Tarım Konseyi olarak raporlar hazırladık ve çok sayıda lobi faaliyetinde bulunduk. Antalya ve İzmir`e uygulanan kısıtlamanın kaldırılmasına sevindik. Mevcut domates kotası uygulamasının da kalkmasıyla Rusya Federasyonu ile karşılıklı ticaretimiz çok daha sağlıklı olacak ve gelişecektir” diye konuştu. ZEYTİNDE VAR YILI ATB Başkanı Ali Çandır, tarımsal üretime ilişkin de konuştu. Zeytinde hasat döneminin başladığını kaydeden Çandır, zeytin üretiminin yüzde 2.5’ini Antalya’nın karşıladığını kaydetti. Zeytinde bu yıl iyi bir dönem olacağını kaydeden Çandır, “2021-2022 sezonu Antalya’da zeytin için genel anlamda var yılımız olacak. Kentimizde 15 bin tonu sofralık ve 50 bin tonu yağlık olarak değerlendirilmek üzere yaklaşık 65 bin ton zeytin rekoltesi ve ortalama 12 bin ton zeytinyağı rekoltesi beklemekteyiz. Manavgat’taki yangın felaketinde yaklaşık 500 bin zeytin ağacımızı kaybetmemiz nedeniyle rekoltemizde 15 bin ton zeytin ve 3 bin ton zeytinyağı kaybı yaşayacağız” diye konuştu. Çandır, ATB’nin düzenlediği zeytin ve zeytinyağı sektörel analiz toplantısında Manavgat’ta zeytin ve zeytinyağı üretiminde geçimini sağlayan üreticilerin 100 milyon TL civarında bir kayıp yaşanması sonrası üreticilere destekte bulunulması, zeytine verilen desteğin 0,15 TL/kg çok düşük olduğu ve en az 1,5 TL/kg düzeyinde olması gerektiği, zeytinyağı sıkımında kullanılan 3 fazlı üretimden 2 fazlı üretime geçilmesi için zeytinyağı üretim tesislerine modernizasyon desteğinin sağlanmasının gerekliliği gibi konuların gündeme geldiğini kaydetti. Çandır, “Sektörün envanter, karasu ve başta elektrik olmak üzere maliyet artışları nedeniyle ortaya çıkan sorunları ise devam etmektedir. Bu sorunlarımızı çözmediğimiz taktirde küresel ölçekte rakiplerimizle rekabet edebilmemiz mümkün görünmemektedir” dedi. NARDA REKOLTE DÜŞÜK Narda hasadın başlamak üzere olduğunu belirten Çandır, Türkiye’de 4 nardan birinin Antalya’da üretildiğini kaydetti. Narda meyve kalitesinin özellikle renk açısından şu an için dalgalı ve rekoltesinin düşük olduğunu kaydeden Çandır, “Umarız son bir yağmurla bu sorunu aşabiliriz” dedi. Kesme çiçek ve yaş meyve sebzede ise üretim aşamasındaki son hazırlıklar devam ettiğini belirten Çandır, “Her iki sektörümüzde de geçtiğimiz yıla oranla özellikle ihracat değerimiz bakımından artışlar yaşadığımız bir yıl oldu. Tüm üreticilere ve üyelerimize bereketli bir sezon geçirmelerini diliyorum” dedi. Çandır, ülkedeki her 5 armuttan 1’ini Antalya’nın ürettiğini belirtirken, Korkuteli Karyağdı Armudu ve Antalya Tavşan Yüreği gibi üstün özelliklere sahip çeşitlerin Borsa olarak coğrafi işaret tescili aldıklarını anımsattı. Çandır, “Bu konuda üreticilerimizin coğrafi işareti sahiplenmesi halinde elde edilen ürünlerin katma değeri daha fazla yükselecektir. Tavşan yüreği zeytinimiz deyim yerindeyse tam bir ilaç. Tüm üreticileri ve üyelerimizi bu fırsatla coğrafi işaret tescilini kullanmaları için Borsamızla iletişime geçmeye davet ediyorum” dedi. Borsa’nın düzenlediği tıbbi aromatik bitkiler sektörel analiz toplantısında Manavgat yangını sonrası yerleşim yerlerinin etrafında başta keçiboynuzu ve defne olmak üzere tıbbi ve aromatik bitkiler dikiminin yapılması, hasat ve hasat sonrası işlemlerde daha dikkatli olunması, kapama bahçe usulü yapılan yatırımlardaki üretimin doğru bir biçimde yayınlaştırılması konularının gündeme geldiğini, bu konuda hazırlanan raporun ilgili kurum ve kuruluşlara iletileceğini kaydetti. YEŞİL MUTABAKAT HAZIR OLMALIYIZ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve bakanlar kurulu toplantısı sonrasında Paris İklim Anlaşması’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin onayına sunulacağı ifade ettiğini anımsatan Ali Çandır, Borsa olarak da tarım sektörünü yakından ilgilendiren ‘Yeşil Mutabakat’ konusunda etkinlikler yaptıklarını anlattı. Çandır, ATB ve ATAK olarak ‘Yeşil Mutabakat Çerçevesinde Antalya’da Bitki Besleme Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı’ paneli düzenlediklerini, panelde “Yeşil Mutabakat” kapsamında aşırı gübre kullanımını yüzde 20 azaltılması öngörüsü başta olmak üzere toprak analizinin ve organik gübrelerin önemi konularının gündeme geldiğini kaydetti. Çandır, “Yeşil Mutabakat Yolunda Antalya’da Bitki Koruma Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı” başlıklı paneli de gerçekleştireceklerini belirterek, “Yanı başımızdaki 450 milyonun üzerindeki nüfusa sahip ve ihracatımız içerisinde yüzde 42’lik paya sahip AB başta olmak üzere tüm dünya ile özellikle tarımsal ticaretimizin sekteye uğramaması için bu konuda hazırlıklı olmalı ve ayak uydurmalıyız. ‘Yeşil Mutabakat’a kentimizin hazırlanması için bu tip panelleri düzenlemeye devam edeceğiz” diye konuştu. BORSA HİZMET KALİTESİNİ TESCİLLEDİ ATB’nin 2008 yılında aldığı akreditasyon sistem belgesinin yapılan denetim sonucunda tekrar yenilendiğini belirten Çandır, “Üyelere yönelik hizmet kalitesini her geçen gün artırmak için çalışan ve akreditasyon sistemini sahiplenerek gereklerini yerine getiren personelimiz ve yönetim üyelerimize arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi. YÖREX DAVETİ Salgın nedeniyle geçen yıl düzenlenemeyen YÖREX’i bu yıl 20–24 Ekim tarihlerinde 11.kez düzenleyeceklerini belirten Çandır, Fuar’da doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine yöresel ve coğrafi işaretli tüm zenginliklerin bir arada olacağını belirtti. YÖREX kapsamında düzenlenecek faaliyet ve etkinliklerle ilgili çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini anlatan Çandır, “Önümüzdeki günlerde bizlere her daim destek olan danışma kurulu üyelerimizle yapacağımız toplantının ardından basın mensuplarımızla bir araya gelecek ve kamuoyu ile paylaşacağız. Tüm hemşerilerimizi, Antalya sakinlerini ve misafirlerimizi 20–24 Ekim tarihlerinde 11.YÖREX’e davet ediyoruz” diye konuştu. Çandır, 1.Meslek Komite’sinin talebi üzerine ‘Antalya Koşullarında Buğday Yetiştiriciliği’ konulu bilgilendirme broşürü hazırladıklarını kaydederken, “Antalya Buğdayını arıyor projemiz sonrası üyelerimizin, kentimizde yetiştirilen buğday veriminin ve kalitesinin artırılması gibi hedeflerle hazırladığımız broşürümüze web sayfamızdan erişebilirsiniz. Sektörümüze faydalı olması dileklerimle emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. 7326 sayılı yapılandırma kanunu için başvuruların 30 Eylül’de sona ereceğini belirten Çandır, “Yararlanmak isteyen üyelerimiz e-devlet, interaktif vergi dairesi ve e-sigorta uygulamaları aracılıyla ya da vergi daireleri ile SGK müdürlüklerinden başvuruda bulunabilir” dedi. 2 Ekim Cumartesi günü kentimizin uluslararası alanda bir markası olan 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin başlayacağını anımsatan Çandır, “Pandemi koşullarına göre düzenlenecek festivalin başarılı geçmesini diliyorum” dedi. Meclis’te üyeler sektörleriyle ilgili değerlendirmede bulunurken, öneri ve beklentilerini dile getirdi.  

Detaylar...

TOPRAĞA YAPTIĞIMIZ BASKI ARTIYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde düzenlenen “Yeşil Mutabakat Sürecinde Antalya’da Bitki Besleme Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı Paneli” çevrimiçi yapıldı. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Akdeniz Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Topcuoğlu, Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhraçatçıları Derneği (GÜİD) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Güneş, GÜİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Uzunoğlu, GÜİD Üyesi Halil Kılıçarslan, ATSO Meclis Üyesi Hakan Pakalın ve Laben Tarımsal Araştırma Laboratuvarı Genel Müdürü Neşet Gürel katıldı. AVRUPA DAHA FAZLA GÜBRE KULLANIYOR Prof. Dr. Bülent Topcuoğlu, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında aşırı gübre kullanımını yüzde 20 azaltılmasını öngördüğünü belirterek, AB ülkeleri ile yoğun ticareti olan ülkemizde bu konuda acilen adım atılması gerektiğini kaydetti. Gübre kullanımının dünyada ortalama dekar başı 14 kilogram, AB’de 15 kilogram iken ülkemizde bu oranın dekarda 9 kilogram olduğunu kaydeden Topcuoğlu, “Avrupa bizden 1.5 kat fazla gübre kullanıyor” dedi. TOPRAK ANALİZİ ŞART Birim alandan daha fazla ürün almak için toprağa yapılan baskının giderek arttığını, bunun da toprakta bozulma ve verimsizleşmeye neden olduğunu söyleyen Topcuoğlu, “Toprağın kalitesini artırmalıyız. Sürdürülebilir üretim, temiz çevre ve insan sağlığı için toprağımızı sağlıklı kılmalıyız” diye konuştu. Topcuoğlu, bu noktada toprak analiz laboratuvarlarına çok iş düştüğünü, analize dayalı uygulamaların şart olduğunu söyledi. GÜBRE FİYATI DAHA DA ARTAR Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) Başkanı Metin Güneş, son zamanlarda gübre fiyatlarının çok konuşulmaya başlandığını belirterek, “Öyle ki aldığımız hammaddeyi artık yerine koyamıyoruz” dedi. Doğalgaz fiyatının artması, navlun fiyatları gibi nedenlerle 2021 yılının başından itibaren gübre fiyatlarında aşırı artışla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Güneş, hammaddeye erişimde de zorluk yaşadıklarını dile getirdi. Pandemide tarımın önemli hale geldiğini, birçok ülkenin gübre ve tarım ürünü ihracatı konusunda kısıtlamaya gittiğini, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin gübre talebinin de artmasıyla arz talep dengesinin bozulduğunu anlatan Güneş, bu nedenlerle gübrede yüzde 40 ile yüzde 150 arası fiyat artışının yaşandığını kaydetti. Önümüzdeki dönemde gübre konusunda tedarik ve fiyatla ilgili sorunların büyüyeceğini söyleyen Güneş, Çin’deki bazı firmaların bakıma girmesi, doğalgazdaki fiyat artışı nedeniyle bazı firmaların üretime ara vermesi gibi nedenlerle gübrede fiyat artışı öngördüklerini, tedarikte de sıkıntısı yaşanabileceği söyledi. 2016’de Türkiye’de 6.7 milyon ton gübre kullanılırken, 2018’de 5.6 milyon ton, 2019’da 6 milyon ton, 2020 yılında 7.1 milyon ton gübre kullanıldığını belirten Metin Güneş, bu yılki kullanımı öngöremediklerini kaydetti. Güneş, “Çiftçinin doğru gübreyi doğru miktarda uygulaması için elimizden gelen fedekarlığı yapmalıyız. Hem bakanlık desteği artırmalı hem de özel sektör elinden gelen desteği vermeli. Bitkisel üretimin en önemli girdisi gübre. Gübre yoksa verim istediğimiz seviyede olamaz” diye konuştu. “TRENİ TERS TARAFA GÖTÜRME ŞANSINIZ YOK” GÜİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Uzunoğlu, nüfusun artmasıyla birlikte bir yandan daha fazla gıda üretimi baskısının arttığını bir yandan da bitki beslemede kullanılan ürünlerin azaltılmasının istendiğini belirtti. İhracatının yüzde 40’ını AB’ye yapan Türkiye’nin Yeşil Mutabakat’ı görmezden gelemeyeceğini belirten Uzunoğlu, “Treni ters tarafa götürme şansınız yok” dedi. GÜİD Üyesi Halil Kılıçarslan, Avrupa’dan daha az gübre kullandığımızı belirtirken, ATSO Meclis Üyesi Hakan Pakalın, Yeşil Mutabakat’a uyumun parmak izi gibi olacağını kaydetti. Laben Tarımsal Araştırma Laboratuvarı Genel Müdürü Neşet Gürel, toprak analizinin önemine dikkat çekerken, üreticinin yüzde 30’unun toprak analizini önemsemediğini, yüzde 20’sinin analizi masraflı bulduğunu, yüzde 20’sinin ise analiz sonuçlarına güvenmediğini söyledi.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR ISPARTADA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde, yöresel ürünleri gündeme getirmek amacıyla düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Isparta oldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Isparta Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Adar, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Volkan Güler, Yalvaç Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yalçın Kurucu konuk olarak katıldı. Cİ’Lİ ÜRÜNLERİN TİCARETİ DAHA KOLAY OLUYOR Isparta Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Adar, Isparta’nın 9 coğrafi işaretli ürünü bulunduğunu belirtirken, bir çok ürünün de coğrafi işaret çalışmasının devam ettiğini söyledi. Müftüzade Gülcü İsmail Efendi tarafından 130 yıl önce Bulgaristan’dan bir bastonun içerisinde getirilen gülün kent ekonomisi için önemini vurgulayan Adar, dünya gül üretiminin yüzde 65’ini Isparta’nın ürettiğini kaydetti. Bölgenin yöresel ürünü haline gelen gülden elde edilen gülyağına borsa olarak coğrafi işaret tescili aldıklarını kaydeden Adar, “Ürünlerimize coğrafi işaret tescili aldıktan sonra ticaretini daha kolay yapar hale geldik” dedi. ISPARTA YÖREX’TE YERİNİ ALACAK Isparta olarak bu yıl yöresel ve coğrafi işaretli ürünleriyle 20-24 Ekim’de Antalya’da düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’te olacaklarını kaydeden Adar, “YÖREX marka haline geldi ve her geçen gün büyüyor. İnşallah bu yıl Isparta olarak YÖREX’e katılacağız. Bir çok oda ve borsamız YÖREX’e katılım, Antalya bizler için buluşma noktası oluyor. Emekleri nedeniyle Ali Çandır Başkanıma teşekkür ediyorum” diye konuştu. Yalvaç Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yalçın Kurucu, Oda olarak Yalvaç Hamursuzu’na coğrafi işaret aldıklarını kaydetti. Gelendost elmasının tescili için da çalışma yürüttüklerini söyleyen Kurucu, bölgenin klimasından kaynaklı meyve kalitesi ve lezzetinin farklı olduğunu kaydetti. Yalvaç olarak yöresel ürünleriyle YÖREX’te yer alacaklarını kaydeden Kurucu, “Tüm halkımızı YÖREX’te Yalvaç standında buluşmaya davet ediyorum” dedi. BAKA YÖRESEL ÜRÜNLERE DESTEK BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, Isparta’nın yöresel ürün zengini olduğunu söyledi. Ajans olarak kırsalın kalkınmasında önemli bir yere sahip yöresel ürünlere yönelik önemli çalışmalar yürüttüklerini anlatan Güler, bölgedeki yöresel ürünlerin turizmi canlandırdığına dikkat çekti. Güler, BAKA olarak kadın kooperatiflerini de desteklediklerini belirterek, yöresel ürünlerin işlenmesinde kadın girişimcilere destek olduklarını kaydetti. Güler, BAKA olarak YÖREX’te yer alacaklarını ve bölgenin yerel, yöresel değerlerini ziyaretçilerle buluşturacaklarını söyledi.  

Detaylar...

SGK İL MÜDÜRÜ`NDEN BAŞKAN ÇANDIR7A ZİYARET
Antalya Sosyal Güvenlik (SGK) İl Müdürü Nejat Deniz, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ı ziyaret etti. Ziyarette sosyal güvenlik sistemi üzerine görüş alış verinde bulunulurken, tarıma özel sosyal güvenlik ve sigorta borçlarının yapılandırılması konuları gündeme geldi. TARIMA ÖZEL SOSYAL GÜVENLİK Tarıma özel sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç olduğunu belirten Başkan Ali Çandır, tarıma özel sosyal güvenlik sisteminin kurulmasıyla tarıma yatırımın ve tarımsal üretimin artacağını kaydetti. Çandır, ziyareti nedeniyle Nejat Deniz’e teşekkür etti. SGK İl Müdürü Nejat Deniz, Borsa’nın çalışmalarını yakından takip ettiğini belirterek, Başkan Çandır ve ekibine başarılar diledi. Deniz, Çandır’a sigorta borçlarının yapılandırılması çağrısını içeren mektup takdim etti. 7326 sayılı yapılandırma kanunu ile SGK’ya Nisan 2021 ve öncesine ait borcu olan işveren ve sigortalılar için borçların yeniden yapılandırılması imkanı sağlandığını belirten Deniz, “Borcunu peşin ödeyenler için hesaplama sonrasında borç aslı dışında kalan tutarın yüzde 90’ı silinecektir” dedi. Deniz, borcun taksitlendirilmesi durumunda da 6,9,12 ve 18 eşit taksitle ödeme planı yapılabileceğini belirtti. SİGORTA YAPILANDIRMASI İÇİN SON GÜN 30 EYLÜL Sigorta borcu yapılandırması için son günün 30 Eylül olduğunu vurgulayan Nejat Deniz, yapılandırma için herhangi bir teminatın istenmeyeceğini kaydetti. Deniz, ilk taksitin ödenmesi durumunda “borcu yoktur” yazısının alınabileceğini, sigorta primi teşvik uygulamalarından yararlanılabileceğini söylerken, “Yapılandırmanın büyük avantajlarından herkesin yararlanmasını istiyoruz” dedi. BAŞVURU İNTERNETTEN DE YAPILABİLİYOR Sigortalıların ve işverenin yapılandırma kanunundan yararlanması süresinin uzatılmasıyla kaçırdığı fırsatı tekrar yakalama şansı bulduğunu söyleyen, yapılandırma için başvuranların sayısının yoğunluğuna dikkat çekti. Deniz, “İşverenlerimiz ve sigortalılarımız bu sürenin uzaması ile birlikte kaçırmış olduğu fırsatı tekrardan yakalamış oldu. Bu süreç içerisinde çok sayıda başvurunun yapıldığını gözlemliyoruz. İşverenlerimiz –e sigorta uygulaması üzerinden sigortalılarımız ise –e devlet üzerinden yapılandırma için başvuruda bulunabilir. İsterlerse posta yolu ile ya da doğrudan SGK müdürlüklerimize başvuruda da bulunabilirler” dedi.  

Detaylar...

TIBBİ AROMATİK BİTKİ SEKTÖRÜ DEĞERLENDİRİLDİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB), tarım sektörünün gelişimini sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. ATB, “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektörü” Sektörel Analiz Toplantısı düzenledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya, ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, ATB 7. Meslek Komitesi üyeleri, BAKA, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM, Orman Müdürlüğü, Ziraat Odası ve sektör temsilcileri katıldı. 200 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ Prof. Dr. Kenan Turgut, tıbbi aromatik bitkilere pandemiden sonra talebin arttığını belirterek, katmadeğeri yüksek ürünler üretilmesi gerektiğini söyledi. Dünyada 200 milyar dolarlık hacme sahip tıbbi aromatik bitki ticaretinden ülkemizin yeterince pay alamadığını kaydeden Turgut, “200 milyar dolarlık pastadan ülkemiz sadece 1 milyar dolarlık bir pay alabiliyor. Potansiyelimiz göz önüne alındığında bu rakamın üzerinde para kazanabiliriz” diye konuştu. Turgut, tıbbi aromatik bitkilerin tarladan işlenmesine kadar sürdürülebilir bir yaklaşımla değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. LAVANTA EKİMİ MODA OLDU ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, tıbbi aromatik bitkilerin kırsal ekonomide önemli bir yere sahip olduğunu vurgularken, kırsalın boşalmasıyla tıbbi aromatik bitkileri toplama konusunda sıkıntı yaşandığına dikkat çekti. Sektörde planlama sıkıntısını da belirten İnan, “Son dönemde lavanta ekimi moda oldu, her yere lavanta dikildi. Şimdi tüccarlara Ege’den Güneydoğu’ya kadar bir çok ilden lavanta teklifi geliyor. Üretim fazlalığı olunca da ürünün fiyatı ve değerlendirilmesi noktasında sıkıntılar başlıyor. Şu an lavanta yağına 400-500 TL’ye alıcı yok. Gelişi güzel destekler sektöre zarar veriyor. Karar vericilerin piyasa analizi yapıp, planlama yapması şart” diye konuştu. YANGIN YERİNE KEÇİBOYNUZU ATB 7. Meslek Komitesi Üyesi Ergin Civan, dünyanın en büyük kekik ihracatçısı olan Türkiye’de en büyük üretimin Denizli’de olduğunu belirtti. İhracatın sürdürülebilir olması için çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen Civan, kekikte rakip ülke sayısının arttığına dikkat çekti. AİLE İŞLETMESİ ÖNEMLİ Tıbbi aromatik bitkilerde doğru ekonomik modelin aile işletmesi olduğunu vurgulayan Ergin Civan, “Bu sektörde en büyük girdi işçilik maliyeti. Aile olarak tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğiyle ilgilenenler diğer ürünlere göre daha fazla para kazanıyor” dedi. Civan, Manavgat’ta yanan alanlara özellikle keçiboynuzu dikimini önerirken, “Zaten keçiboynuzu, defne, kekik bölgenin doğal bitki örtüsü. Keçiboynuzu fiyatı dünyada görülmediği kadar arttı. Mutlaka yanan sahalara dikimi yapılmalı” dedi. MANAVGAT’TA TIBBİ AROMATİK BİTKİ BANDI TALEBİ Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Manavgat’ın keçiboynuzu ve defne konusunda önemli bir yer olduğunu belirtirken, yangında tıbbi aromatik bitki varlığını kaybettiğini belirtti. Manavgat’ta yanan bölgedeki 7 köyde halkın geçiminin defneden sağladığını söyleyen Metin, bölgede köyle orman alanı arasına 500-600 metre bandında keçiboynuzu, defne, kekik ekimi ve dikimini önerdi. Metin, ücretsiz fidan desteği talebinde bulundu. ERKEN HASAT UYARISI Toplantıya katılanlar, tıbbi aromatik bitkilerde tarla üretimine geçilmesini önerirken, erken hasadın tıbbi aromatik bitkilerde kalite ve verim kaybına neden olduğuna dikkat çekti. Toplantıya katılan kurum temsilcileri de tıbbi aromatik bitkilerle ilgili yaptıkları çalışmaları anlatırken, Manavgat yangınından etkilerin alanların tekrar üretime kazandırılması konusundaki çalışmaları hakkında bilgi verdi.  

Detaylar...

TARIMDA GİRDİ FİYATLARI ARTIYOR
Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. TÜİK’in Temmuz ayı tarımsal girdi enflasyonunun aylık yüzde 1.98, yıllık yüzde 29.38 olarak ilan ettiğini belirten Çandır, 12 aylık ortalamalara göre yüzde 19.05’lik artış gerçekleştiğini kaydetti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 27.01, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 29.78 artış gerçekleştiğini belirten Çandır, yıllık en fazla artışın yüzde 62,43 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda olduğuna dikkat çekti. ÜRETİCİ ZARAR YAZIYOR Temmuz ayında Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin (Tarım-ÜFE) aylık yüzde 1.34, yıllık ise yüzde 22.80 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, “Tarım-ÜFE, tarımdaki üreticinin satış fiyatındaki enflasyondur. Olması gereken ve sürdürülebilir olan aylık ve yıllık Tarım-GFE rakamlarının Tarım-ÜFE’den düşük seyretmesidir. Ancak bu durumda tarım üreticisi, varlığını ve faaliyetlerini sürdürebilir. Temmuz ayı rakamları bize gösteriyor ki, tarım üreticisi aylık olarak yüzde 48 ve yıllık olarak ise yüzde 29 zarar yazmıştır. Yani satış fiyatlarındaki artıştan aylıkta yüzde 48, yıllıkta ise yüzde 29 daha fazla girdi maliyeti artışına maruz kalmıştır” değerlendirmesinde bulundu. SÜRDÜRÜLEMEZ Tarımda girdi maliyetleri artışının satış fiyatından yüksek seyrettiğini vurgulayan Başkan Ali Çandır, şunları kaydetti: “Temmuz aylarında Tarım-GFE’nin Tarım-ÜFE’den daha yüksek seyrettiği diğer yıllara baktığımızda sadece 2015 yılında üreticilerin lehine bir oran söz konusu iken diğer tüm yıllarda üreticilerin girdi maliyetlerindeki artışlar, satış fiyatlarındakinden yüksek seyretmiştir. Bu durum üreticiler açısından sürdürülemez bir durumdur. Ocak-Haziran dönemindeki aylarda da geçmiş 7 yılda benzer eğilimler gözlenmiştir. Yani üreticiler diğer aylarda da sistematik olarak daha yüksek girdi maliyetleri artış oranlarına maruz kalmıştır.” TÜKETİCİ ENFLASYONU UYARISI Tarımsal ürünlerle ilgisi olmayan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yi-ÜFE) Temmuz’da aylık yüzde 2.46, yıllık yüzde 44.92 ilan edildiğini, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi’nin ise (Yd-ÜFE) ise Temmuz’da aylık yüzde 0.34, yıllık ise yüzde 41.89 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, “Görüldüğü gibi ülkemizde tarımsal dünya ile ilgili enflasyonlardan ortalama olarak yüzde 72 daha yüksek seyreden tarım dışı üretici enflasyonu hakimdir. TÜFE ve çekirdek enflasyonlardaki sırayla aylık yüzde 1.80 ve yüzde 1.88, yıllık yüzde 18.95 ve yüzde 11.12’lik rakamlar, gelecek için tüketiciler üzerinde, ciddi bir üretici enflasyonu baskısının söz konusu olacağını göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu. TARIM KESİNTİSİZ VE BÜYÜYEREK DEVAM ETMELİ Son 15 yıla göre dünyada tarım ve gıda fiyatlarında artış yaşandığını, diğer emtia fiyatlarında da aşırı yükselme olduğuna dikkat çeken ATB Başkanı Ali Çandır, “Bir taraftan emtiada arz kısıtlamaları, lojistik darboğazları, ihracatı kısıtlayıcı politikalar hüküm sürerken, diğer taraftan da tüm zamanların rekorlarını açık ara kıran para bolluğu da azaltılmaya çalışılmaktadır. Yani küresel gelecek açısından kolay zamanlar bitmektedir. Bizler kolay zamanlarda yaptıklarımızın ya da yapmadıklarımızın bedelini ödemeye hazırlıklı olmalıyız. Bu çerçevede, tarımsal faaliyetlerimizin kesintisiz ve büyüyerek devam etmesini sağlayacak politikaları bir an önce gecikmeden uygulamalıyız” diye konuştu. Tarımsal faaliyetlerde bulunanların maliyet-gelir oranında son 11 yılda ciddi bir zayıflamayla karşı karşıya kaldığını kaydeden Çandır, yılbaşından bu yana açıklanan tarımsal enflasyon rakamlarının da bu zayıflık eğiliminin devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Tarımda gidişatı tersine çevirecek sürdürebilir politikalara ihtiyaç olduğunu söyleyen Çandır, kamunun piyasada etkili bir düzenleme, izleme, denetleme ve iyileştirme politikasını hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı.  

Detaylar...

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞINDA ÖNÜMÜZ AÇIK YETER Kİ DESTEK OLSUN
Antalya Ticaret Borsası (ATB) zeytin hasadı öncesi Zeytin ve Zeytinyağı Sektörel Analiz Toplantısı düzenledi. ATB AR-GE Sorumlusu Çetin Salman moderatörlüğünde düzenlenen toplantıya, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, Muratpaşa Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, ATB Meslek Komitesi Üyeleri, Tarım ve Orman Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, ASAT, BATEM, BAKA, ANTBİRLİK, ATAK, ATSO, BAGEV, ilçe ziraat odalarından temsilciler ile zeytin ve zeytinyağı üreticileri katıldı. EN FAZLA ZEYTİN AĞACI DİKEN ÜLKEYİZ Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, zeytin ağacı sayısını son 15 yılda yüzde 50 artıran Türkiye’nin dünya ölçeğinde en fazla zeytin ağacı diken ülke olduğunu söyledi. Tan, Türkiye’nin zeytin ağacı varlığının 188 milyon civarında olduğunu, zeytin üretiminin de 1 milyon 200 bin ton civarında olduğunu kaydetti. Son 15 yılda zeytinyağı üretiminin artarak 120 bin tondan 200 bin tona ulaştığını kaydeden Tan, “Anavatanı Anadolu olan zeytin misafir gittiği İtalya, İspanya gibi ülkelerde baş tacı edilmiş. Bizde ise kendi evinde misafir gibi. Zeytini tekrar ülkemizde liderlik koltuğuna oturtmak istiyoruz” diye konuştu. ZEYTİN DESTEK BEKLİYOR Zeytinde dünya ikinciliği hedefini anlatan Tan, “Eğer böyle bir hedefimiz varsa zeytinde desteklere devam etmek lazım. Dünyada desteksiz yürüyen zeytincilik yok. AB sadece üretim yardımları bakımından zeytinyağına 1.3 Avro yardım yapıyor. Bu bir kilogram zeytinyağına 10-12 TL destek demek. Bizde ise 11 Kuruş, bir lira bile değil. Bu rakamlarla nasıl rekabet edeceğiz” diye konuştu. Tan zeytin pirim desteğinin en az 5 lira olması gerektiğini söyledi. ANTALYA ZEYTİNDE PARLAYAN YILDIZ Konuşmasında Antalya’nın zeytincilikteki durumunu değerlendiren Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, “Antalya zeytincilikte parlayan bir yıldız” dedi. Türkiye’nin zeytin ağacı varlığının yaklaşık yüzde 3’ünün bulunduğu Antalya’da 5 milyonun üzerinde zeytin ağacı olduğunu, 55 bin ton zeytin üretimi yapıldığını, 9 bin ton da zeytinyağı üretildiğini kaydeden Tan, “Antalya’da ağaç sayısına oranla ülke geneline göre daha fazla zeytin üretiliyor. Genç ağaç sayısı ve verimlilik oranının yüksek olması avantajı” dedi. Antalya’nın coğrafi işaretli Tavşan Yüreği Zeytini’nden elde edilen Tavşan Yüreği Zeytinyağı’nın oleakantal seviyesinin çok yüksek olduğunu, belirten Dr. Mustafa Tan, “Zeytinyağı olarak da coğrafi işaret alabileceğiniz bir ürün” dedi. ZEYTİNYAĞI FİYATI DÜŞÜK Zeytinyağı fiyatlarını da değerlendiren Mustafa Tan, İspanya’da sızma zeytinyağının üretici fiyatının 3.34 Avro olduğunu belirtirken, bizde üreticiden 28-30 TL’ye alındığına dikkat çekti. Tan, diğer bitkisel yağlardaki fiyat artışına dikkat çekerken, zeytinyağının da hak ettiği fiyattan alıcı bulması gerektiğini ifade etti. ZEYTİNDE VAR YILINDAYIZ Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Safinaz Arslan, bölgedeki zeytin varlığıyla ilgili bilgi verirken, geçen yıl Mayıs ayında yaşanan aşırı sıcaklık nedeniyle bazı bölgelerde yüzde 30-50 arası rekolte kaybı yaşandığını belirtirken, “Geçen yıl zeytinde yok yılıydı. Verimimiz ağaç başı 12 kilograma kadar düşmüştü. Bu yıl ise zeytinde var yılı” dedi. Arslan. Manavgat yangınında bölgede 500 bin zeytin ağacının zarar gördüğünü belirtirken, “Toplam ağaç sayısına baktığımızda yüzde 10 kaybımız var” dedi. Arslan, zeytin ağacı başta olmak üzere defne keçiboynuzu gibi yanan ağaçların telafisi için yürüttükleri çalışmaları anlattı. MANAVGATLI ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Manavgat’ın zeytin üretimindeki önemini vurgularken yangında zeytin üreticisinin kaybını anlattı. Üreticinin bu yıl en az 100 milyon TL kaybı olduğu, bunun için ödeme beklediklerini anlattı. Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, zeytinde verilen desteğin yetersizliğine işaret ederken, girdi maliyetlerinin yüksekliğinden yakındı. Alp, Manavgat yangınından zarar gören zeytin üreticisinin gerek fide gerek nakdi yardımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. YEREL ÇEŞİTLER İÇİN DESTEK İSTENDİ Toplantıda katılımcılar, zeytinyağı sıkım ücreti, zeytin ve zeytinyağı fiyatı, zeytinde karasu sorunu, zeytine verilen teşviğin yetersizliğini konuşulurken, Antalya Tavşan Yüreği Zeytini, Beylik ve Antalya Karası zeytinin üretimi ve bilinirliğinin artması için Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nden destek istedi.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR SİVAS’TA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Sivas oldu. Yerel ürünlerinin tanıtıldığı, coğrafi işaret konusunda farkındalık yaratan programda Sivas’ın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri konuşuldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Eken, Sivas Ticaret Borsası Başkanı Abdulkadir Hastaoğlu, Sivas Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) Sivas Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Yunus Emre Şeker konuk olarak katıldı. PASTIRMASI, KANGAL KÖPEĞİ COĞRAFİ İŞARET YOLUNDA Sivas Ticaret Borsası Başkanı Abdulkadir Hastaoğlu, Sivas’ın 14 coğrafi işaretli ürünü olduğunu, 22 ürünün de tescil aşamasında olduğunu söyledi. Başkan Hastaoğlu, lezzetini bölge hayvanının etinden, kaya tuzundan, havasından ve çemeninden alan Sivas Pastırması için Türk Patent ve Marka Kurumu’na tescil başvurusunda bulunduklarını, tescil edilmesinin ardından tanıtımı için çalışacaklarını kaydetti. Dünyaca ünlü çok özel bir ırk olan Kangal Köpeği’nin coğrafi işaret başvurusunun daha önce başka bir kurum tarafından yapıldığını ancak takibi yapılmadığı için henüz coğrafi işaret tescili alamadığını kaydeden Hastaoğlu, “Borsa olarak bu işi takip ediyoruz. Kangal Köpeği’ne coğrafi işaret tescilini alacağız” dedi. SİVAS YÖREX’TE OLACAK Sivas’ın coğrafi işaret için başvuru sayısının son yıllarda arttığını kaydeden Hastaoğlu, coğrafi işarette farkındalığı artıran Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i hayata geçiren Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır’a teşekkür etti. Hastaoğlu, 20-24 Ekim’de YÖREX için Antalya’da olacaklarını söylerken, “Bıçakçı ustalarımız, gümüş ustalarımız, pastırma, sucuğumuz YÖREX’te olacak. 4 gün boyunca da YÖREX’te ziyaretçilere Sivas köftesi ikram edeceğiz. Sivas lezzetlerini ve ürünlerini özleyenleri YÖREX’e bekliyoruz” diye konuştu. COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLER -E TİCARETTE Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Eken, Sivas’ın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleriyle ilgili bilgi verirken, TSO olarak coğrafi işaret başvurusu yapmak isteyenlere bilgilendirme ve destek sağladıklarını söyledi. Coğrafi işaretli ürünleri -e ticaret yoluyla tüketiciye ulaştırmak için altyapı çalışmaları yaptıklarını kaydeden Eken, “Pastırma, katmer, köfte, sucuk gibi birçok ürünümüzü Türkiye’nin hatta dünyanın her yerine ulaştırabiliyoruz” dedi. Sivas’tan kalabalık bir heyetle YÖREX’te olacağını kaydeden Eken, “YÖREX’e Valimiz, Belediye Başkanımızı da davet ediyoruz. Büyük bir ekiple yerimizi alacağız, ürünlerimizi tanıtacağız” dedi. YEREL ÜRÜN KIRSALI KALKINDIRIYOR Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) Sivas Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Yunus Emre Şeker, geçmişten gelen medeniyetlerin bıraktığı izleri taşıyan Sivas’ın yöresel ürün zengini olduğunu kaydetti. Kalkınma Ajansı olarak coğrafi işaretli ürünlerin markalaşması ekonomiye kazandırılması ve yurt içi ve yurt dışı ticarete kazandırılması için destek sağladıklarını anlatan Şeker, yerel ürünlerin kırsalın kalkınmasında önemli olduğunu vurguladı. Sivas Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Sivas’ın meyve, sebze, şeker pancarı, hububat konusunda önemli bir üretim merkezi olduğunu söylerken, yöresel ürün zenginliğinin de tarımdaki potansiyelinden kaynaklandığını kaydetti.  

Detaylar...

TAVŞAN YÜREĞİ ZEYTİNYAĞI, EN YÜKSEK ANTİOKSİDAN ORANINA SAHİP
Antalya’ya özgü tavşan yüreği zeytininden elde edilen zeytinyağı, İspanya Cordoba Üniversitesi`nde tahlil ettirildi. Tahlil sonucunda tavşan yüreği zeytinyağındaki oleokantal (zeytinyağına acımsı tat veren antioksidan özellikteki bileşen) oranının, dünyadaki zeytinyağı türleri içinde en yüksek orana sahip olduğu belirlendi. Ankara Üniversitesi`nden Doç. Dr. Mücahit Taha Özkaya, "Tavşan yüreği zeytin çeşidinden üretilen kusursuz natürel sızma zeytinyağı ilaç gibi kullanılabilmektedir" dedi. Antalya`ya özgü iriliği ve et oranıyla dikkat çeken, yağ oranı düşük olduğu için de ağırlıklı sofralık olarak kullanılan tavşan yüreği zeytininden elde edilen zeytinyağının, içindeki sağlık bileşenleri olarak ifade edilen oleokantal oranıyla, dünyadaki diğer tüm zeytinyağı türleri arasında en yüksek orana sahip olduğu belirlendi. Tavşan yüreği zeytini Antalya`da yıllık yaklaşık 100 ton, bu zeytin türünün yağı ise yaklaşık 2 ton üretiliyor. İSPANYA`DA TEST EDİLDİ Antalya Ticaret Borsası`nın (ATB) 2018 yılında coğrafi işaret tescili aldığı tavşan yüreği zeytiniyle Antalya`nın diğer iki zeytin türü beylik ve kara zeytin türleri, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi iş birliğiyle, zeytinyağı analizleri açısından dünyanın en iyisi kabul edilen İspanya Cordoba Üniversitesi`nin laboratuvarına gönderildi. ATB Başkanı Ali Çandır ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mücahit Taha Özkaya, tahlil sonuçlarını açıkladı. OLEOKANTAL ORANI EN YÜKSEK TAVŞAN YÜREĞİNDE Antalya`ya özgü tavşan yüreği, beylik ve kara zeytinle ilgili coğrafi işarete temel oluşturacak çalışmalarını anlatan Ali Çandır, "Bu çalışma kapsamında Ankara Üniversitesi`nden Mücahit hocamızla birlikte iki yıldır hasat döneminde sıkımlar yaparak, bu zeytin türlerinin yağını İspanya Cordoba Üniversitesi`ne, sağlık bileşenlerinin testi için gönderdik. Buradan gelen test sonuçlarında tavşan yüreği zeytinyağımızın oleokantal oranının çok yüksek olması gerçekten çok önemli. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda uzmanların söylediği, rastlanan en yüksek oran. Kilogramda 191 mg. Bu oranda oleokantal bulunan başka bir yağ bulunmadığını söylediler" dedi. Sağlıkçıların bu sonuca göre, tavşan yüreği zeytinyağının bir anlamda ilaç gibi kullanabileceğini söylediğine işaret eden Çandır, “Bazı literatürlerde kansere karşı önleyici unsur oluşturduğunu ve kanser tedavisinde kullanılabileceğine dair çalışmalar olduğunu da gözlemledik. Biz tavşan yüreği zeytinyağımıza ATB olarak coğrafi işaret tescili alacağız ama bu gelişmeler doğrultusunda tavşan yüreği zeytinyağımızı sağlık açısından da daha iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağız" diye konuştu. 100 EURODAN AŞAĞI SATILMAZ Tavşan yüreğinin aslında sofralık bir tür olduğundan bahseden Çandır, “O nedenle yağı diğer yağlara göre yüzde 50 daha pahalı. Ancak bu test sonuçlarından sonra hocalarımız, litresinin 100 eurodan aşağı satılamayacağını söylüyor. Bu çerçevede üretim yapan insanlarımızın bu topraklara ait olan tavşan yüreği zeytinini daha çok ekerek daha da geliştiririz diye düşünüyorum. Ayrıca son dönemde pandemi nedeniyle de insanlar daha çok doğal ürünlere yönelmeye başladı ve bu anlamda zeytinyağına, hele tavşan yüreği zeytinyağına talepler de ciddi artış gösterdi" dedi. İLAÇ GİBİ ZEYTİNYAĞI Ankara Üniversitesi`nden Doç. Dr. Mücahit Taha Özkaya, `Antalya ilinde yetiştirilen tavşan yüreği zeytin çeşidi, beylik ve kara zeytin tiplerinin coğrafi işarete temel oluşturabilecek şekilde yöresel farklılıklarının tespit edilmesi` projesi kapsamında bir rapor hazırladı. Doç. Dr. Özkaya, İspanya`dan gelen yazı üzerine hazırladığı raporunda, şu ifadelere yer verdi: "Tavşan yüreği ve beylik zeytin çeşitleriyle kara zeytin tipinin kusursuz üretilmiş natürel sızma zeytinyağı önemli bazı minör bileşenler açısından 2 sezon ve farklı lokasyonlardan numuneler alınarak test edilmiştir. 2019-20 sezonunda her üç zeytinden numune alınıp zeytinyağı üretmek söz konusu olmuş olsa bile kara zeytin tipinin zeytinyağı kusurlu çıkınca analiz edilmemiştir. 2020-21 sezonunda ürün alınamayınca yine kara zeytinden zeytinyağı üretmek mümkün olamamıştır. Bu çalışmayla tavşan yüreği zeytin çeşidi için daha önce yürütmüş olduğumuz projede oleokantal seviyesi yüksek zeytin çeşidi olarak verilen bilgi doğrulamıştır. 191 mg/kg gibi çok yüksek bir oleokantal seviyesine sahip tavşan yüreği zeytin çeşidinden üretilen kusursuz natürel sızma zeytinyağı ilaç gibi kullanılabilmektedir. Antalya bu fırsatı değerlendirmelidir." Dünyada üretilen bitkisel yağ miktarının yaklaşık 200 milyon ton olduğunu, bunun yaklaşık 3 milyon tonunu zeytinyağının oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Özkaya, “Bu zeytinyağının da yaklaşık yüzde 70-75`i üretici ülkeler tarafından tüketilmektedir. Ülkemizin bitkisel yağ ihtiyacının yaklaşık 2 milyon ton olduğunu, bunun da 150-170 bin tonunun zeytinyağından karşılandığı düşünüldüğünde zeytinyağının hem dünya hem de ülkemiz için bitkisel yağ ihtiyacını tek başına karşılayabilecek kadar yeterli olmadığı görülebilir" dedi. Zeytinyağını diğer bitkisel yağlardan ayıran unsurlar bulunduğunu, 3 bin yıl yaşayabilen bir meyve ağacının meyve yağı olması nedeniyle rafinasyona ihtiyaç duymayan tek yağ olduğunu kaydeden Doç. Dr. Mücahit Özkaya, kendine özgü yapısı nedeniyle üretim maliyetinin diğer bitkisel yağlardan çok yüksek olduğuna işaret etti. LİTRESİ 100 EURODAN SATILIYOR Coğrafi işaretli tavşan yüreği zeytinin zeytinyağının da coğrafi işaret tescili alması gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Özkaya, “Tavşan yüreği potansiyeli yüksek bir çeşit. O nedenle bölgede yaygınlaştırılmalı ve mutlaka meyvesiyle, yağıyla ekonomiye kazandırılmalı" dedi. Sağlık için zeytinyağı üretimine girilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Özkaya, oleokantal seviyesi yüksek zeytinyağı çeşitlerinin litresinin 100 eurodan alıcı bulduğunu, tavşan yüreği zeytinyağının da litresinin 100 eurodan satılabileceğini söyledi. KAYNAK: DHA  

Detaylar...